Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

türkiyede yargılanmanın koşulu türkiyede ikamet etmek midir?

Yanıt
Old 25-03-2010, 21:03   #1
akarsu

 
Varsayılan türkiyede yargılanmanın koşulu türkiyede ikamet etmek midir?

Bir Türk vatandaşı sanık, yabancı ülkede bir yabancı aleyhine yağma suçu işliyor.TCK 12. maddeye göre bu Türk vatandaşı sanığın Türkiyede yargılanması için Türkiyede bulunması gerekiyor.Dosyamıza göre sanık yurt dışında ikamet ediyor, yurda 2-3 yılda bir gelip gidiyor, soruşturma aşamasında Türkiyede beyanı alınıyor, kovuşturma aşamasında ise savunması yurt dışında alınıyor.Burada yargılama şartı olan sanığın Türkiyede bulunması koşulu gerçekleş midir?
Yani bulunma koşulundan kasıt nedir, ikamet midir yoksa kısa bir zamanda olsa yurtta bulunmak mıdır veya yargılama boyunca ülkede bulunması gerekirmi?

Fikir beyan edecek meslektaşlara teşekkür ederim.
Old 26-03-2010, 14:00   #2
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Sayın akarsu

Olayınızdaki sanık yurt dışında bulunmaktadır.

Türkiyede bulunmak koşulunu "arada sırada bulunmak" olarak anlamamak gerekir kanısındayım. Aşağıdaki hükümlere göre sanığın duruşmalarda da "bulunmak" zorunluluğu bulunmaktadır:

CMK
Sanığın duruşmada hazır bulunmaması
MADDE 193.- (1) Kanunun ayrık tuttuğu haller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.
(2) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkumiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.
Sanığın mahkemeden uzaklaşması
MADDE 194.- (1) Mahkemeye gelen sanığın duruşmanın devamı süresince hazır bulunması sağlanır ve savuşmasının önüne geçmek için mahkeme gereken tedbirleri alır.
(2) Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.
Sanığın yokluğunda duruşma
MADDE 195.- (1) Suç, yalnız veya birlikte adli para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hallerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır

Alıntı:
Yazan akarsu
kovuşturma aşamasında ise savunması yurt dışında alınıyor.
Sanığın ifadesinin istinabe yolu ile alınması aşağıdaki nedenlerle usule aykırıdır:
1- Yağma suçunun cezasının alt sınırı 6 yıldır. Bakınız: CMK 196/2- "Sanık, alt sınırı beş yıl ve daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar hariç olmak üzere, istinabe suretiyle sorguya çekilebilir."
2- "Türkiyede bulunması" kovuşturma koşulu olduğundan sanığın istinabeyle dinlenmesi yurt dışında olduğundan mümkün olmaz. Bakınız: CMK 196/6 - "Yurt dışında bulunan sanığın, belirlenen duruşma tarihinde hazır bulunmasının zorluğu halinde, bu tarihten önce duruşma açılarak veya istinabe suretiyle sorgusu yapılabilir."
Old 26-03-2010, 20:19   #3
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan akarsu
Bir Türk vatandaşı sanık, yabancı ülkede bir yabancı aleyhine yağma suçu işliyor.TCK 12. maddeye göre bu Türk vatandaşı sanığın Türkiyede yargılanması için Türkiyede bulunması gerekiyor.Dosyamıza göre sanık yurt dışında ikamet ediyor, yurda 2-3 yılda bir gelip gidiyor, soruşturma aşamasında Türkiyede beyanı alınıyor, kovuşturma aşamasında ise savunması yurt dışında alınıyor.Burada yargılama şartı olan sanığın Türkiyede bulunması koşulu gerçekleş midir?
Yani bulunma koşulundan kasıt nedir, ikamet midir yoksa kısa bir zamanda olsa yurtta bulunmak mıdır veya yargılama boyunca ülkede bulunması gerekirmi?

Fikir beyan edecek meslektaşlara teşekkür ederim.

TCK 12 inci madde yabancıların işlediği suçlarla ilgilidir, diye düşünüyorum. Türk vatandaşlarının, yabancı ülkede işledikleri suçlarla ilgili Türk kanunlarının uygulanmasını ise, 13 üncü madde düzenlemiştir. Maddede tahdidi olarak sıralanmış suçlar arasında ise "yağma" suçu bulunmamaktadır. Bu nedenle Türk kanunlarının bu vatandaşa uygulanamayacağını dülşünmekteyim.
Old 26-03-2010, 21:44   #4
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
TCK 12 inci madde yabancıların işlediği suçlarla ilgilidir, diye düşünüyorum. Türk vatandaşlarının, yabancı ülkede işledikleri suçlarla ilgili Türk kanunlarının uygulanmasını ise, 13 üncü madde düzenlemiştir. Maddede tahdidi olarak sıralanmış suçlar arasında ise "yağma" suçu bulunmamaktadır. Bu nedenle Türk kanunlarının bu vatandaşa uygulanamayacağını dülşünmekteyim.
Sayın Av.Suat Ergin'e katılıyorum: Sayın akarsu'nun soru mesajındaki madde numarasında maddi hata var.

Ancak, konuyla ilgili olan madde 12.madde değildir; 13.madde de değildir: 11.maddedir.

Yağma suçu, 11.madde kapsamında, Türk kanunlarına göre yargılanır.

TCK 11.maddesine göre ''Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye'de kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına göre cezalandırılır.
Old 27-03-2010, 15:51   #5
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Yol gösterecek karar 1

T.C.
YARGITAY
2. CEZA DAİRESİ
E. 2001/12396
K. 2001/14491
T. 13.7.2001
• TEDBİRSİZLİK VE DİKKATSİZLİK SONUCU ÖLÜME SEBEBİYET VERMEK ( Suçun Asker Kişi Tarafından Asker Kişiye Karşı ve Askeri Bir Mahalde İşlenmesi )
• YABANCI ÜLKEDE İŞLENEN SUÇLAR ( Sanık Askerin Türkiyede Olması Nedeniyle Görevli Mahkemenin Türkiye Olması )
• ASKER KİŞİNİN TERHİS OLMASI ( Eylemin Asker Olmayan Kişilerin Askeri Mahkemede Yargılanmaları Halini Düzenleyen Yasada Kalmaması Nedeniyle Adli Yargının Görevli Olması )
• ASKERİ MAHKEMENİN GÖREVİ ( Suçun Asker Kişi Tarafından Asker Kişiye Karşı ve Askeri Bir Mahalde İşlenmesi Nedeniyle Görevli Mahkemenin Askeri Mahkeme Olması )
• GÖREVSİZLİK KARARI ( Asker Sanığın Terhis Olması ve Suçun Türk Ceza Kanununda Düzenlenmiş Olması Nedeniyle Askeri Mahkemenin Görevinin Ortadan Kalkması )
765/m.455/1, 5, 10
1412/m.9, 10, 263, 1, 7, 6, 10
353/m.9, 17, 11
ÖZET :Taksirle ölüme neden olmak suçunun uzman doktor asker kişi tarafından, asker kişiye karşı ve askeri bir mahalde işlenmesi nedeniyle 353 sayılı Kanun uyarınca askeri mahkeme görevliyse de; sanığın sıfatının terhisle ortadan kalkmasına, eylemin asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmaları halini düzenleyen 353. sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında kalmamasına ve askerlik sıfatı son bulan sanığa atılı suçun Türk Ceza Kanununda düzenlenmesi nedeniyle askeri suç niteliğinde olmamasına ve askeri bir suça da bağlı bulunmamasına göre 353 sayılı Kanun uyarınca askeri mahkemenin görevi sona ermektedir. Bu nedenlerle olayda askeri yargı görevli olmayıp, TCK'nun 5. maddesine ve sanığın Türkiye'de bulunduğu ve son ikametgahının Adapazarı olduğunun anlaşılması dolayısıyla Askeri Mahkemenin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi yasaya aykırıdır.

DAVA : Tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesi ölüme sebebiyet vermekten sanık Gürhan E.'ın yapılan yargılaması sonunda: yargılama görevinin Genel Kurmay Başkanlığı Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesinin görevine ait bulunduğundan Mahkemenin görevsizliğine dair ( ADAPAZARI ) 2.Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 09.11.2000 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık vekili tarafından süresinde dilekçeyle istenmek ve dava evrakı C.Başsavcılığının 19.04.2001 tarihli tebliğnamesiyle daireye gönderilmekle okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği düşünüldü:

KARAR : Girne 200 Yataklı Askeri Hastanesinde Kulak Burun Boğaz Uzmanı olan sanık tabip asteğmen Gürhan E'ın, 3.10.1994 tarihinde boğaz ağrısı ve halsizlik şikayeti nedeniyle başvuran piyade er Ahmet A'a kriptik tonsilit teşhisi koyup, yatan hasta olarak tedavisine başladığı ve yapılan konsültasyon akabinde 12.10.1994 tarihinde gerçekleştirilen sanığın da katıldığı ameliyat sırasında hasta olan erin ölmesi nedeniyle, Yüksek sağlık Şurasından alınan görüşte, "...zamanında genel cerrahi ve dahiliye konsültasyonu istemeden hastayı dokuz gün yatırması akabinde oluşan ölüm olayında ... sanığın 4/8 oranında kusurlu olduğunun..." belirtilmesi üzerine, Genelkurmay Başkanlığı Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Mahkemesine 13.6.1997 tarihli iddianame ile sanık hakkında TCK'nun 455/1. maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan davada, anılan mahkemece 21.9.1998 tarih 90/276 sayılı kararla "...sanığın 31.7.1995 tarihinde terhis olduğundan bahisle... " Adapazarı Asliye Ceza mahkemesinin görevli olup askeri mahkemenin görevsiz olduğu belirtilmek suretiyle görevsizlik kararı verilmiş ve kesinleşen bu karar üzerine CMUK'nun 9. ve 10. maddeleri uyarınca sanığın en son sakin olduğu yer mahkemesi olan Adapazarı İkinci Asliye Ceza Mahkemesince de "...eylemin askeri şahıs tarafından askeri şahsa karşı, askeri bir bölgede gerçekleştirilmesi nedeniyle terhis işleminin sonuca etkili olmayıp askeri mahkemenin görevli olduğundan bahisle... " verilen 09.11.2000 tarihli görevsizlik kararına karşı sanık vekilince temyiz yoluna başvurulmuş olup, adli yargı dışında bir merciin görevli olduğuna ilişkin olarak CMUK'nun 263. maddesi uyarınca verilen görevsizlik kararlarının temyiz kabiliyetinin bulunması karşısında, yapılan incelemede;

353 sayılı Askeri Mahkemelerin Kuruluş ve Yargılama Usulü Kanununun 9. maddesinde askeri mahkemelerin görevleri; "...asker kişilerin askeri olan suçları ile bunların asker kişiler aleyhine veya askeri mahallerde yahut askerlik hizmet ve görevleri ile ilgili olarak işledikleri suçlara bakmak..." olarak sayılmış olup; askeri suç ise, öğreti ve uygulamada yerleşmiş tanımına göre;

a ) Unsurları ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanununda yazılı olan, bir diğer ifadeyle Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza kanunu ile cezalandırılmayan suçlar,

b ) Öğeleri, kısmen Askeri Ceza kanununda, kısmen diğer ceza kanunlarında gösterilen suçlar,

c ) Türk Ceza Kanununa yapılan atıf suretiyle, askeri suç haline getirilen suçlar, olmak üzere üç grupta mütalaa edilebilir. Bu suçlardan bir kısmına, yalnız askerler tarafından işlenebilir olması ve suçun tüm unsurlarının ve cezalarının Askeri Ceza Kanununda yer almış bulunması nedeniyle, "sırf askeri suç" adı verilmektedir.

353 sayılı kanunun 17. maddesi "Askeri mahkemelerde yargılanmayı gerektiren ilginin kesilmesi, daha önce işlenmiş suçlara ait davalara bu mahkemelerin bakmak görevini değiştirmez. Ancak işlenen askeri bir suç değilse veya askeri bir suça bağlı bulunmuyorsa, soruşturmaya başlanmış olsa dahi askeri mahkemenin görevi sona erer" hükmünü haiz iken 13.10.1996 tarih ve 22786 sayılı resmi gazetede yayımlanan 4191 sayılı kanunun 3. maddesi ile anılan bu maddenin ikinci cümlesi "Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer" şeklinde değiştirilmiş; bu değişiklik üzerine açılan davada Anayasa Mahkemesi 11.3.2000 tarih ve 23990 sayılı resmi gazetede yayımlanan 1996/74 Esas, 01.07.1998 tarih ve 45 sayılı kararıyla "...ve sanık hakkında kamu davası açılmamış olması..." sözcüklerinin anayasaya aykırı olduğundan bahisle iptaline karar vermiş olup, bu durumda bahse konu 17. maddenin ikinci cümlesi "Ancak suçun; askeri bir suç olmaması, askeri bir suça bağlı bulunmaması halinde askeri mahkemenin görevi sona erer" şeklini almıştır. CMUK'nun 1. ve 7. maddesi uyarınca mahkemelerin görevlerine ilişkin olarak yargısal kararlar sonucu oluşan yada kanunlarla yapılan düzenleme veya değişikliklerin, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle derhal uygulanırlığı ve mahkemelerce de resen dikkate alınma zorunluluğu söz konusudur.

Dava konusu olaya gelince, sanığa atılı TCK'nun 455/1. maddesi kapsamındaki taksirle ölüme neden olmak suçunun asker kişi tarafından, asker kişiye karşı ve askeri bir mahalde işlenmesi nedeniyle 353 sayılı kanunun 9. maddesi ve CMUK'nun 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca askeri mahkeme görevli ise de; sanığın anılan kanunun 10. maddesinde tanımlanan asker kişi sıfatının terhisle ortadan kalkmasına, eylemin asker olmayan kişilerin askeri mahkemelerde yargılanmaları halini düzenleyen 353. sayılı kanunun 11. maddesi kapsamında kalmamasına ve askerlik sıfatı son bulan sanığa atılı taksirle ölüme neden olmak suçunun Türk Ceza Kanununda düzenlenmesi nedeniyle 353 sayılı kanunun 9. maddesinde belirtilen askeri suç niteliğinde olmamasına ve askeri bir suça da bağlı bulunmamasına göre 353 sayılı kanunun 17. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca askeri mahkemenin görevi sona ermektedir.

SONUÇ : Bu nedenlerle CMUK'nun 6. maddesinin son fıkrası ve 353 sayılı kanunun 17. maddesi gereğince olayda askeri yargı görevli olmayıp, TCK'nun 5. maddesinin "Bir Türk ... Türk kanunlarına göre aşağı haddi üç seneden eksik olmayan şahsi hürriyeti bağlayıcı cezayı müstelzim cürmü yabancı memlekette işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde Türk Kanunlarına göre cezalandırılır. Eğer cürmün aşağı haddi üç seneden az şahsi hürriyeti bağlayıcı bir cezayı müstelzim ise, takibat icrası zarar gören şahsın veya yabancı hükümetin şikayetine bağlıdır..." hükmünü içermesine, sanığın Türkiye'de bulunduğu ve son ikametgahının Adapazarı olduğunun dosya içeriğinden anlaşılmasına göre, CMUK'nun 9. ve 10. maddeleri gereğince yargılamaya devamla TCK'nun 10/a maddesi de göz önünde tutularak bir hüküm kurulması icap ederken, askeri mahkemenin görevli olduğundan bahisle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi yasaya aykırı olup sanık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenden dolayı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.07.2001 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 27-03-2010, 15:54   #6
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan Yol gösterecek karar 2

T.C.
YARGITAY
4. CEZA DAİRESİ
E. 2006/3966
K. 2007/8565
T. 31.10.2007
• YALAN TANIKLIK SUÇU ( Anlatımın Yabancı Ülke Polisi Tarafından Alınması - Sanğın Oturduğu Ülke Araştırılarak Suça Nerede Azmettildikleri Araştırılarak Yargılamanın Türkiyede Yapılıp Yapılamayacağı Tartışılarak Hüküm Kurulması Gereği )
• TÜRK VATANDAŞININ YABANCI ÜLKEDE SUÇ İŞLEMESİ ( Yalan Tanıklak Suçu - Suçun İşleniş Biçimi ve Yeri ile Sanıkların İkametgahları İtibariyle Türkeyede Yargılanıp Yarıgılanmayacağı Arştırılmadan Hüküm Kurulmasının Yasaya Aykırı Olduğu )
765/m. 5, 286
ÖZET : Sanığın 286/1. maddede öngörülen suçtan yargılamasının Türkiye'de yapılabilip yapılamayacağı tartışılmadan hüküm kurulması yasaya aykırıdır.

DAVA : Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:

KARAR : Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanık Songül Doğan'ın yalan tanıklık yaptığı iddia olunan anlatımının Fransız Adli Polisi tarafından alınması nedeniyle, sanığın oturduğu ülke araştırılarak ve sanıklar Hayriye Doğan ile Mustafa Doğan'ın suça nerede azmettirdikleri de belirlendikten sonra 765 sayılı TCY.nın 5. maddesindeki işlendiği belirtilen suça ilişkin cezanın sınırları da gözetilerek, aynı madde ( TCY. 5 ) uyarınca 286/1. maddede öngörülen suçtan yargılamasının Türkiye'de yapılabilip yapılamayacağı tartışılmadan hüküm kurulması,

SONUÇ : Yasaya aykırı ve katılan Olcay Doğan vekilinin temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 31.10.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Old 27-03-2010, 16:01   #7
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan akarsu
Bir Türk vatandaşı sanık, yabancı ülkede bir yabancı aleyhine yağma suçu işliyor.TCK 12. maddeye göre bu Türk vatandaşı sanığın Türkiyede yargılanması için Türkiyede bulunması gerekiyor.Dosyamıza göre sanık yurt dışında ikamet ediyor, yurda 2-3 yılda bir gelip gidiyor, soruşturma aşamasında Türkiyede beyanı alınıyor, kovuşturma aşamasında ise savunması yurt dışında alınıyor.Burada yargılama şartı olan sanığın Türkiyede bulunması koşulu gerçekleş midir?
Yani bulunma koşulundan kasıt nedir, ikamet midir yoksa kısa bir zamanda olsa yurtta bulunmak mıdır veya yargılama boyunca ülkede bulunması gerekirmi?

Fikir beyan edecek meslektaşlara teşekkür ederim.

Sayın akarsu,

Sunduğum kararlara göre sanki "ikametgah" aranmalı gibi...Ancak programda maddeye ilişkin 10-15 karar bulunmasına rağmen sadece sunduğum kararlarda bu şekilde geçmektedir.Yani bu kararlara rağmen ben tatmin olmadım. Başka karar sunan olursa iyi olur.
Old 29-03-2010, 08:19   #8
Av.Armağan Konyalı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yani bulunma koşulundan kasıt nedir, ikamet midir yoksa kısa bir zamanda olsa yurtta bulunmak mıdır veya yargılama boyunca ülkede bulunması gerekir mi?
Kanun sadece "bulunma" koşulunu yazmıştır; "bulunma nedeni" hakkında bir hüküm koymamıştır.

Sanığın Türkiye'de bulunması yargılanması için yeterlidir; "bulunma" nedeninin önemi bulunmamaktadır. Bu nedenle "ikamet" aranmayacağı kanısındayım.
Old 09-08-2011, 10:15   #9
NSC

 
Varsayılan Cift Ikamet

Arkadaslar,ben Ist.da soyasi degisikligi davasi actim,kabul edildi ama savci ikametim yurt disi diye temyize gömdermis.Benim türkiyede resmi ikametim de var.Bunu nüfusa bildirecegim de ayrica olmasaydi bile ben türk vatandasiyim ,türkiyede resmi ikametim olmasa bile dava acabilir dim degilmi bana mevzuatla alakali bilgi verirmisiniz ne yazayim cevap olarak.Avukat arkadasiniz
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
yurtdisindayim türkiyede bosanmak istiyorum Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 5 02-02-2010 01:08
türkiyede dava aça bilirmiyim Konuk Kadınlara Hukuki Destek Merkezi (KAHDEM) 2 31-08-2008 02:33
Türkiyede Kadın Hakları Mevzuatı Av.Ünzile Küçüköner Aile Hukuku Çalışma Grubu 1 06-04-2007 18:04
Türkiyede tıp hukukunun yeri nedir? bülent Hukuk Soruları Arşivi 2 11-02-2002 01:12


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04334688 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.