Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Alacak davası - Yargıtay bozma kararından önce ve sonra ayrı takiplerin yapılması - Tahsilde Tekerrür Sorunu

Yanıt
Old 18-05-2012, 19:27   #1
sibel19

 
Varsayılan Alacak davası - Yargıtay bozma kararından önce ve sonra ayrı takiplerin yapılması - Tahsilde Tekerrür Sorunu

Sayın meslektaşlarım,

İşçi alacakları nedeniyle ikame edilen dava sonucu dava kabul ediliyor ve kabul kararı icraya konuluyor.

Davalı işveren tehir-i icra talepli temyiz ederek, dosyaya mehil vesikası sunuyor.

Yargıtay kararı bozuyor. Bu defa fazla mesai ücretleri ile ilgili cüzi bir indirimden sonra tekrar karar veriliyor.

Bu karar, mehil vesikası getirilen icra dosyasına ibraz edilmiyor ve yeni bir takip dosyası ile icra ediliyor.

Davalı işveren mükerrerlik iddiası ile itiraz ediyor.

Bu konuda icra mahkemesinin nasıl bir karar vereceği hakkında görüşlerinizi öğrenmek isterim.

Teşekkür ederim.
Old 18-05-2012, 20:42   #2
özfn_34

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan sibel19
Sayın meslektaşlarım,

İşçi alacakları nedeniyle ikame edilen dava sonucu dava kabul ediliyor ve kabul kararı icraya konuluyor.

Davalı işveren tehir-i icra talepli temyiz ederek, dosyaya mehil vesikası sunuyor.

Yargıtay kararı bozuyor. Bu defa fazla mesai ücretleri ile ilgili cüzi bir indirimden sonra tekrar karar veriliyor.

Bu karar, mehil vesikası getirilen icra dosyasına ibraz edilmiyor ve yeni bir takip dosyası ile icra ediliyor.

Davalı işveren mükerrerlik iddiası ile itiraz ediyor.

Bu konuda icra mahkemesinin nasıl bir karar vereceği hakkında görüşlerinizi öğrenmek isterim.

Teşekkür ederim.

Bence bu itiraz haklı ve yerinde bir itirazdır. Derdest bir icra takibi varken ve bu takip dosyasına yeni kararı sunmak mümkünken yeni bir takip yapılmasında alacaklının hukuki yararı yoktur ve hukuki yarar dava şartıdır. Davanın reddedileceğini düşünüyorum.

Yargıtay 11. HD'nin 11/05/2010 tarihli ve E.2010/5399, K.2010/5228 sayılı kararında:

"Davacı vekili, davalının müvekkili kooperatifin ortağı olduğunu, aidat alacağı için başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini ileri sürerek, itirazın iptaline karar verilmesini talep ve DAVA ETMİŞTİR.

...

Oysa, Dairemizin bozma ilamında açıkça belirtildiği üzere davacı tarafından başlatılan her iki icra takibinde istenilen aidat borçlarından bir kısmı aynı aylara ait ise de, ikinci icra takibinde ilk takipten sonra ödenmeyen aylara ilişkin aidatlar DA İSTENİLMİŞTİR. Mahkemece bozma öncesi, derdest bir icra takibi varken aynı alacağın yeni bir icra takibiyle istenilmesinde hukuki yararın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine KARAR VERİLMİŞTİR. Gerçekten de davacı tarafından yukarıda yazıldığı gibi 2001 yılı Ocak ayından 2003 yılı Ekim ayına kadar ödenmeyen aidatlar her iki icra takibinde de istenilmiş olup, bu aidatlar için mahkemenin verdiği red kararı yerinde ise de, ikinci icra takibinde ilk takipten sonraki 2003 yılı Kasım ayından 2004 yılı Temmuz ayına kadar ödenmeyen aidatlar da istenildiğinden, bozma ilamına uygun olarak bu döneme ilişkin davalının borcunun BELİRLENMESİ GEREKMEKTEDİR.
Old 18-05-2012, 21:14   #3
sibel19

 
Varsayılan

Ayrıca aşağıdaki kararlar da mevcut.

Ancak amacım, yerel mahkemelerin şikayeti reddeden kararlarını onayan yargıtay kararları bulmaktır.
(Pek mümkün gözükmese de! )

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2005/8446
K. 2005/12983
T. 16.6.2005
• MÜKERRER TAKİP ( Bir İlamın Bozulması İcra Muamelelerini Olduğu Yerde Durduracağından İkinci Kez Yapılan Takibin Mükerrer Olduğu - İkinci Takibin İptali Gereği )
• TAKİBİN DURMASI ( Bir İlamın Bozulması İcra Muamelelerini Olduğu Yerde Durduracağından İkinci Kez Yapılan Takibin Mükerrer Olduğu - İkinci Takibin İptali Gereği )
• MÜKERRERLİK İDDİASI ( Davacı Bulunduğundan Mahkemece İlk Takibin Hayatiyetini Koruduğu ve Ayakta Olduğu Nazara Alınarak Mükerrer Olan İkinci Takibin İptaline Karar Vermek Gerektiği )
2004/m.40
ÖZET : Bir ilamın bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durduracağından, ikinci kez yapılan takip mükerrerdir.
Nitekim borçlu tarafça İcra Mahkemesi nezdinde; yapılan başvuruda mükerrerlik iddiasında bulunulduğundan Mahkemece ilk takibin hayatiyetini koruduğu ve ayakta olduğu nazara alınarak mükerrer olan ikinci takibin iptaline karar vermek gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki taraf vekilleri tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Alacaklının 10.08.2000 tarihinde Bartın 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/240 – 2000/219 karar sayılı ilamını, ilamların icrası yolu ile takibe konu ettiği görülmektedir. Bu dosyada bir takım tahsilatların yapıldığı ve takip dayanağı ilam temyiz aşamasında bozulmasından sonra 2002/544-2003/613 karar, 26.12.2003 tarihli ilamla yeniden maddi manevi tazminat yönünden hüküm kurulduğu anlaşılmıştır. Alacaklının ilk takip dosyasından feragat etmeksizin bozmadan sonra oluşacak ilama dayanarak 25.02.2004 tarihinde yeniden takip yapması İİK.nun 40.maddesi gereğince mümkün bulunmamaktadır. Anılan madde gereğince bir ilamın bozulması icra muamelelerini olduğu yerde durduracağından, ikinci kez yapılan takip mükerrerdir.

Nitekim borçlu tarafça İcra Mahkemesi nezdinde; yapılan başvuruda mükerrerlik iddiasında bulunulduğundan Mahkemece ilk takibin hayatiyetini koruduğu ve ayakta olduğu nazara alınarak mükerrer olan ikinci takibin iptaline karar vermek gerekirken yazılı şekilde sonuca gidilmesi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.366. ve HUMK.428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre bu aşamada alacaklılar vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 16.06.2005 gününde oybirliğiyle karar verildi.

T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2006/23960
K. 2007/1369
T. 30.1.2007
• HÜKMÜN BOZULMASI ( Takibin Durduğu - İlk Takipten Feragat Edilmeden Ayrı Alacak İçin Bozmadan Sonraki İlama Dayalı Yeni Takip Yapılamayacağı )
• İLK TAKİPTEN FERAGAT ( Edilmeden Ayrı Alacak İçin Bozmadan Sonraki İlama Dayalı Yeni Takip Yapılamayacağı )
• İLAMA DAYALI TAKİP ( İlk Takipten Feragat Edilmeden Ayrı Alacak İçin Bozmadan Sonraki İlama Dayalı Yeni Takip Yapılamayacağı )
2004/m.33, 40
ÖZET : Hükmün bozulması ile takip durur. Bozmaya uyularak verilen kararla takibe devam edilebilir. İlk takipten feragat edilmeden aynı alacak için bozmadan sonraki ilama dayalı yeni bir takip yapılamaz.
DAVA : Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : İİK' nun m. 40 gereğince bir ilamın nakzı İcra muamelelerini olduğu yerde durduracağından alacaklının takibine dayanak yaptığı ilamın Yargıtay 9-HD'ce bozulması üzerine icra muameleleri olduğu yerde durur. Bozma kararından sonra mahkemece bozmaya uyularak verilen 16.11.2005 tarih 2004/737 - 2005/901 karar sayılı ilamla alacaklının duran takibine devam etmesi mümkündür. İlk takipten feragat edilmeksizin aynı alacak için bozmadan sonraki ilama dayanılarak yeni bir takip yapılması halinde ikinci takip mükerrer olacağından mahkemece şikayetin kabulü ile mükerrer takibin iptaline karar vermek gerekirken yazılı şekilde şikayetin reddi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK. 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca ( BOZULMASINA ( , 30.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Old 26-05-2012, 20:36   #4
sibel19

 
Varsayılan

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
E. 2009/12-452
K. 2009/466
T. 4.11.2009


• FAİZ ORAN VE MİKTARINA İTİRAZ ( Bozmayla Ortadan Kalkan İlamın İcrası Yönünden Davacı/Borçlunun İtiraz Nedenlerinin İncelenmesinde Bir Hukuki Yararı Bulunmadığından İstemin Reddi Gereği )

• İLAMLI İCRA TAKİBİNDE TALEP EDİLEN FAİZ ORAN VE MİKTARINA İTİRAZ ( Bozmadan Sonra Yapılacak Yargılamada Faiz Başlangıç Tarihleri Değişeceğinden Alacaklı Derdest İcra Takibi Dosyasında Bu Yeni İlamın İcrasını İsteyebileceği - Borçlunun Yeni İcra Emrindeki Faize Yeniden İtiraz Hakkı Bulunduğu )

• İCRA EMRİNDEKİ FAİZ ORAN VE MİKTARINA İTİRAZ ( Bozmadan Sonra Yapılacak Yargılamada Faiz Başlangıç Tarihleri Değişeceğinden Alacaklı Derdest İcra Takibi Dosyasında Bu Yeni İlamın İcrasını İsteyebileceği - Borçlunun Yeni İcra Emrindeki Faize Yeniden İtiraz Hakkı Bulunduğu )

• BOZMAYLA ORTADAN KALKAN İLAMIN İCRASI ( Yönünden Davacı/Borçlunun İtiraz Nedenlerinin İncelenmesinde Bir Hukuki Yararı Bulunmadığından İstemin Reddi Gereği - İlamlı İcra Takibinde Talep Edilen Faiz Oran Ve Miktarına İtiraz )

506/m.19, 92, 109

1086/m.443

2004/m.40

ÖZET : Dava, ilamlı icra takibinde talep edilen faiz oran ve miktarına itirazdan ibarettir. Bozmadan sonra yapılacak yargılama sonucunda verilecek olan hükümde alacaklının iş göremezlik derecesi, iş göremezlik gelirinin başlangıcı ile faiz başlangıç tarihleri değişeceğinden, alacaklı derdest icra takibi dosyasında bu yeni ilamın icrasını isteyebilecektir. Borçlunun, yeni icra emrinin tebliği üzerine faiz oran ve miktarına yeniden itiraz hakkı bulunmakla, faize ilişkin itirazının o aşamada çözümlenebileceği açıktır. Hal böyle olunca; bozmayla ortadan kalkan ilamın icrası yönünden davacı/borçlunun itiraz nedenlerinin incelenmesinde, bu aşamada bir hukuki yararı bulunmadığından; Mahkemece davanın reddine dair verilen kararda direnilmiş olması sonucu itibariyle doğrudur.

DAVA : Taraflar arasındaki “faize itiraz” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Zonguldak İcra Mahkemesi’nce davanın reddine dair verilen 16.4.2008 gün ve 2006/388-2008/182 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 6.10.2008 gün ve 13734-16514 sayılı ilamı ile;

( ... İİK.'nun 40. maddesi gereğince bir ilamın Yargıtay incelenmesi sonunda bozulması icra işlemlerini olduğu yerde durdurur.

Takibin, itiraz edilmeksizin kesinleşmesi veya itiraz nedenlerinin yerinde görülerek örneğin, talep edilen faiz oranlarının yasaya uygun hale getirilmesinden sonra, yeniden bir karar verilmesi halinde, takip itiraz üzerine inceleme yapan icra mahkemesi kararında yer alan kurallara göre devam edecektir.

Somut olayda, borçlu vekili tarafından talep edilen faiz oranlarına karşı çıkıldığı görülmektedir. Bu itirazın sonuçlandırılmaması halinde faiz oranları kesinleşecek ve bozmadan sonra hükmedilecek miktara kesinleşen faiz oranlarının uygulanması gerekecektir.

O halde, takip İİK'nun 40. maddesi gereğince durmuş olsa bile, itiraz nedenlerinin incelenmesinde borçlunun hukuki yararı vardır.

Mahkemece, işin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir... ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava, ilamlı icra takibinde talep edilen faiz oran ve miktarına itirazdan ibarettir.

Davalı/alacaklı tarafından davacı/borçlu aleyhine Mengen Asliye Hukuk ( İş ) Mahkemesi'nin 13.07.2006 gün ve 2006/42 Esas 2006/64 Karar sayılı ilamına dayanılarak 08.11.2006 tarihinde ilamlı icra takibine girişilmiş; davacı/borçlu tarafından eldeki dava ile “icra emrinde talep edilen faiz oranının ve miktarının fazla hesaplandığı” ileri sürülerek, 21.11.2006 tarihinde faize itiraz edilmiştir.

Takip dayanağı ilamın yargılama sırasında bozulması üzerine Yerel Mahkemece, “takip dayanağı ilamın bozulmuş olması nedeniyle, İcra ve İflas Kanunu'nun 40. maddesi uyarınca icra işlemlerinin olduğu yerde duracağı” gerekçesiyle “davanın reddine” dair verdiği karar, Özel Daire'ce yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; Mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Takibe konu olan ilam, Mengen Asliye Hukuk ( İş ) Mahkemesi’nce verilmiş olan, iş kazası nedeniyle sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti ile iş kazasının meydana geldiği tarihten itibaren ödenmeyen sürekli iş göremezlik gelirinin tahsiline ilişkindir. Belirtilen Mahkemenin 13.07.2006 gün ve 2006/42 Esas 2006/64 Karar sayılı ilamı ile “Davacının geçirdiği iş kazası sonucu 16.9.1996 tarihi itibariyle %32 oranında malul kaldığının tespitine; Hak kazandığı maluliyet aylıklarından 37,08 YTL. sinin 21.12.1996 tarihinden 257,28 YTL. sinin 31.12.1997 tarihinden 489,96 YTL. sinin 31.12.1998 tarihinden, 998,24 YTL. sinin 31.12.1999 tarihinden 1202,70 YTL. sinin 31.12.2000 tarihinden, 1.888,76 YTL. sinin 31.12.2001 tarihinden, 2.739,70 YTL. sinin 31.12.2002 tarihinden, 3.466,82 YTL. sinin 31.12.2003 tarihinden, 4.124,76 YTL. sinin 31.12.2004 tarihinden, 4.896 YTL sinin 31.12.2005 tarihinden, 864,92 YTL. sinin 28.02.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, Toplam 317,99 YTL sosyal yardım zammının hak ediş tarihlerinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine; 26.02.2006 tarihinden itibaren tespit edilen % 32 maluliyet üzerinden davalı idarece genelge ve katsayı artışları nazara alınmak suretiyle daimi iş kazası maluliyet aylığı bağlanmasına” karar verilmiştir.

Anılan hükmün alacaklı tarafça takibe konulmasından sonra, borçlu tarafından eldeki dava ile faiz oran ve miktarına itiraz edilmiş; yargılama sırasında takip dayanağı ilam, 10. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi sonunda, davacının sürekli iş göremezlik gelirinin belirlenmesinde uygulanacak prosedüre ilişkin olarak 506 sayılı Yasanın 109. maddesi uyarınca inceleme yapılması ve raporlar alınması, bundan sonra 506 sayılı Yasanın 19. maddesi gözetilerek sürekli iş göremezlik gelirinin başlangıç tarihini belirlenmesi, davacıya 01.07.1999-01.06.2003 tarihleri arasındaki dönemde malullük aylığı ödendiği ve söz konusu aylıkların yapılan kontrol ve muayene sonucuna istinaden kesildiği gözetilerek sigortalıya bağlanacak sürekli iş göremezlik geliri belirlenirken de anılan dönemdeki aylık ödemeleri dikkate alınarak 506 sayılı Yasanın 92. maddesi gözetilmesi suretiyle hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle, esasa ilişkin nedenlerle ve araştırmaya dayalı olarak bozulmuştur.

Açıklanan maddi olgu, bozma ve direnme kararlarının kapsamları itibariyle uyuşmazlık görülmekte olan davada davacı/borçlunun itiraz nedenlerinin incelenmesinde hukuki yararının bulunup bulunmadığı, bu bağlamda Mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki, kural olarak; alacaklının, elindeki ilama dayanarak ilamlı İcra takibi yapabilmesi için hükmün kesinleşmiş olması şart değildir. Hüküm kesinleşmeden de alacaklı ilamlı takip yoluna başvurabilir.

Yine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 443/1 maddesi gereğince kural olarak, temyiz edilmiş olması da ilamın icrasını durdurmaz.

Bu halde, bir taraftan Yargıtay'da temyiz incelemesi yapılırken, diğer taraftan icra dairesi, ilamın icrasına devam eder. İlamın icrası devam ederken Yargıtay'ca hükmün bozulması halinde ne olacağı sorusunun cevabı ise, İcra ve İflas Kanunu'nun 40. maddesinde düzenlenmiştir.

İcra işlemleri devam ederken ( ilam hükmü tamamen icra edilmeden önce ) ilamın bozulması halinde icra işlemleri olduğu yerde durur ( İİK. m. 40/1 ). Bu hükme göre, ilamın bozulması ile, ilamın icrası sadece olduğu yerde durur; yoksa, ilamlı icra takibi iptal edilmez.

Hükmün kısmen bozulması ve kısmen onanması halinde, bozulan kısmı için icra istemleri olduğu yerde durur, hükmün onanan kısmı için ise icra işlemlerine devam edilir.

Bir başka yönüyle, mahkeme bozma kararına uyarak yeni bir karar verirse, alacaklı bu yeni ilamın da kesinleşmeden icrasını isteyebilir. Alacaklı, bu yeni ilamın icrasını derdest icra takibi dosyasında isteyebileceği gibi, yeni bir ilamlı icra takibi yapmasına da engel yoktur.

Mahkemece bozma kararına karşı direnme kararı verilmesi halinde ise, bununla bozma kararı hükümsüz kalır ve bu nedenle bozma ile icranın durması sonucu da ortadan kalkar. Alacaklı, direnme kararına dayanarak, bozma ile durmuş bulunan ilamlı icra takibine aynı dosyada devam edilmesini isteyebilir.

Bozma kararına uyan mahkeme, nitelik ve miktar itibariyle bozulan karara uygun yeni bir karar verirse, alacaklının bu yeni ilamın icrasını derdest icra takibi dosyasında istemesi halinde, borçluya yeniden icra emri gönderilmesine gerek yoktur.

Aksi halde, bozma ilamına uyan mahkemece bozmadan sonra verilen yeni ilamda müddeabih ve eklentilerinin değiştirilmesi durumunda, derdest icra takibi dosyasında borçluya ilk icra emri kapsamı dışında yeni bir icra emri gönderilmesi zorunludur.


Bu noktada, borçluya ilk icra emri kapsamı dışında yeni bir icra emri gönderileceğinden, yeni icra emrinin tebliği üzerine borçlunun yeniden itiraz hakkı bulunduğu kuşkusuzdur. Şu halde borçlunun, icra emrinde talep edilen faiz oran ve miktarına yeni icra emrinin tebliği üzerine itiraz edebileceği de her türlü duraksamadan uzaktır.


Somut olayda; takibe dayanak ilamın icrası devam ederken hüküm esasa ilişkin nedenlerle araştırmaya yönelik olarak bozulmuş olup, İcra ve İflas Kanunu'nun 40. maddesinin 1. fıkrası uyarınca takip kendiliğinden durmuştur. İlk hükmün bozulmuş olması nedeniyle ortada tespit edilmiş bir alacak ve faiz başlangıç tarihinin bulunmadığı belirgindir.

Yukarıda açıklanan bozma ilamının kapsamına göre, bozmadan sonra yapılacak yargılama sonucunda verilecek olan hükümde alacaklının iş göremezlik derecesi, iş göremezlik gelirinin başlangıcı ile faiz başlangıç tarihleri değişeceğinden, alacaklı derdest icra takibi dosyasında bu yeni ilamın icrasını isteyebilecektir. Borçlunun, yeni icra emrinin tebliği üzerine faiz oran ve miktarına yeniden itiraz hakkı bulunmakla, faize ilişkin itirazının o aşamada çözümlenebileceği açıktır.

Hal böyle olunca; bozmayla ortadan kalkan ilamın icrası yönünden davacı/borçlunun itiraz nedenlerinin incelenmesinde, bu aşamada bir hukuki yararı bulunmadığından; Mahkemece davanın reddine dair verilen kararda direnilmiş olması yukarıda açıklanan gerekçelerle sonucu itibariyle doğrudur.

O halde, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararının onanması gerekir.

SONUÇ : Davacı/borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, 04.11.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.

Karar kazancıdan alınmıştır.

Bu karara göre bozmadan sonra yapılan yargılama sonucu verilen kararı yeni bir takip ile icraya koymakta bir sakınca ve hukuka aykırılık yoktur.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Bozma Kararından Sonra Vekalet Ücreti Metel Meslektaşların Soruları 7 25-04-2017 15:48
Bozma Kararından Sonra HAGB Tatbiki Mümkünmü ? Av.Sefa Çıkan Meslektaşların Soruları 5 19-03-2012 19:45
menfi tespit davası,yetkili mahkeme,tahsilde tekerrür kaydı olmaması av.aybeg Meslektaşların Soruları 2 11-12-2009 09:11
Bozma Kararından Sonra Taraf Teşkili yok İse Ne Yapılmalıdır nanu Meslektaşların Soruları 0 13-05-2009 13:16
bozma kararından sonra neler yapılabilir? çınar Meslektaşların Soruları 6 11-04-2007 17:24


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04200912 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.