Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

THS Mesleki Hukuk Rehberi / (Elimizin Altında Olması Gereken Faydalı Hukuk Bilgileri)

Yanıt
Old 21-06-2016, 16:36   #121
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Özet:


Davacı vekili 20.05.2014 tarihinde yapılan duruşmada görev yapan müstemir yetkili hakiminin izinli olması nedeniyle duruşmanın öğleden sonraya ertelenmesi nedeniyle icra dairesindeki işi olduğundan duruşmaya katılamayacağını bildirir mazeret dilekçesi sunmuştur. Mahkemece, davacı vekilinin nazeretinin kabulüne ve duruşma gününün Uyap ortamından öğrenilmesine karar verilmiştir. Davacı bir sonraki celse 30.09.2014 tarihinde yapılan duruşmaya katılmamış ve dosyanın işlemden kaldırılmasına ve 31.12.2014 tarihinde ise dosyanın üç aylık yasal süresi içerisinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesi'nce 20.05.2014 tarihinde davacının mazeret dilekçesi kabul edildikten sonra duruşma gününün gider avansından karşılanarak davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekirken duruşma gününün bildirilmemesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali olup, duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenme külfetinin, bu yönde bir istemi olmayan, davacıya yüklenmesi hatalıdır. Bu nedenle mahkemece usulüne uygun olarak dosya işlemden kaldırılmadığından bu karara dayanarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.



Fıkra:Tümü


T.C.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No:2015/30929
Karar No:2015/36225


Esas No:2015/30929
Karar No:2015/36225

Davacı, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.



Yerel mahkemece, davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.



Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:



A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, iş sözleşmesinin işverence neden bildirilmeksizin haksız feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, hafta tatili, genel tatil, fazla çalışma alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.



B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarının ödendiğini ve kendisini ibra ettiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.



C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacının dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren üç ay süre içerisinde davacı tarafından dosya yenilenmediği gerekçesiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.



D) Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.



E) Gerekçe:
Duruşmalı olarak incelenen işlerde taraflara çıkartılan davetiyelerde, duruşmada hazır bulunmadıkları takdirde tahkikatın yokluklarında yapılarak karar verileceği hususu ile başvuran tarafa çıkartılacak davetiyede, ayrıca, yapılacak tahkikatla ilgili olarak bölge adliye mahkemesince belirlenen gideri duruşma gününe kadar avans olarak yatırması gerektiği açıkça belirtilir.
Başvuran, kabul edilebilir bir mazerete dayanarak duruşmaya gelemediğini bildirdiği takdirde, yeni bir duruşma günü tayin edilerek taraflara bildirilir.



Başvuran mazeretsiz olarak duruşmalara katılmadığı veya tahkikatla ilgili giderler süresi içinde yatırılmadığı takdirde, dosyanın mevcut durumuna göre karar verilir. Şu kadar ki, öngörülen tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmayan hâllerde başvuru reddedilir.



Davacı vekili 20.05.2014 tarihinde yapılan duruşmada görev yapan müstemir yetkili hakiminin izinli olması nedeniyle duruşmanın öğleden sonraya ertelenmesi nedeniyle icra dairesindeki işi olduğundan duruşmaya katılamayacağını bildirir mazeret dilekçesi sunmuştur. Mahkemece, davacı vekilinin nazeretinin kabulüne ve duruşma gününün Uyap ortamından öğrenilmesine karar verilmiştir. Davacı bir sonraki celse 30.09.2014 tarihinde yapılan duruşmaya katılmamış ve dosyanın işlemden kaldırılmasına ve 31.12.2014 tarihinde ise dosyanın üç aylık yasal süresi içerisinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesi'nce 20.05.2014 tarihinde davacının mazeret dilekçesi kabul edildikten sonra duruşma gününün gider avansından karşılanarak davacı vekiline usulüne uygun tebliğ edilmesi gerekirken duruşma gününün bildirilmemesi hukuki dinlenilme hakkının ihlali olup, duruşma gününün UYAP üzerinden öğrenme külfetinin, bu yönde bir istemi olmayan, davacıya yüklenmesi hatalıdır. Bu nedenle mahkemece usulüne uygun olarak dosya işlemden kaldırılmadığından bu karara dayanarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.



F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 22.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Old 01-07-2016, 13:26   #122
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

��Çok önemli HGK Kararı��
Dilekçelerin teatisi AŞAMASINDA herhangi bir delil bildirmeyen DAVACI ya da DAVALIYA delillerini bildirmesi için ÖN İNCELEME duruşmasında YENİ SÜRE verilemez !!!!!
(HGK, 20.4.2016, E. 2014/13-856, K. 2016/523)
GEREKÇESİ:
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; 6100 sayılı HMK’nın sistematiği içinde; tahkikat aşamasına geçilmezden evvel tarafların uyuşmazlıkların çözümü için ileri sürdükleri delillerin daha işin başında belirlenerek tahkikatın etkin bir şekilde yapılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Yargılamanın etkin ve makul bir süre içinde bitirilmesi için delil gösterilmesi dilekçelerin teatisi (dava, cevap, cevaba cevap ve ikinci cevap) aşamasına hasredilmiştir. Buna göre, dilekçelerin teatisi aşamasında herhangi bir delil bildirmeyen davacı veya davalıya ön inceleme duruşmasında delillerini bildirmesi için yeni bir süre verilmesine imkân bulunmamaktadır.

Kaynak: Yargıtay 2 HD Başkanı Ömer Uğur Gençcan
Old 16-11-2016, 18:18   #123
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Ömer Uğur Gençcan
2 saat ·

BUGÜN (16.11.2016) ÇIKAN
ÇOK ÖNEMLİ HGK KARARI !!!
"DAVA DİLEKÇESİNDE" dayandığı vakıalara ilişkin "DELİL BİLDİRMEYEN" DAVACI bu vakıalara ilişkin delil bildirme hakkını da "KAYBETMİŞ SAYILIR". Kendisine bu vakıalara ilişkin delil ibrazı için ayrıca mehil verilemez.
Not:
1- Gerekçeli karar yazıldığında tarafımdan paylaşılacaktır.
2- HGK kararında yer almadım. Ancak bu düşünceye Daire olarak aynen katılıyoruz.
----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Ömer Uğur Gençcan HGK bu kararıyla cevap dilekçesiyle delil bildirmeyen DAVALIYA uyguladığı yaptırımın benzerini dava dilekçesiyle delil bildirmeyen DAVACIYA da uygulayarak "silahların eşitliği ilkesine" uygun davranmış oldu ����

Ömer Uğur Gençcan
Ömer Uğur Gençcan Gerek dava gerekse cevap dilekçesinde DELİL GÖSTERMEYE örnek verebilirim;
1- Fiziksel şiddet vakıası şu sayılı CEZA DOSYASI
2- Hakaret vakıası TANIK ile ispat edilecektir
Denilmesi yeterlidir .
TANIK LİSTESi mahkeme tarafından ÖN İNCELEMEDE istenecektir (HMK m. 137 f. 1 emredici hükmü)
Old 03-01-2017, 14:37   #124
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 2017 Yayınlandı, İşte tam metni




2 Ocak 2017 PAZARTESİ
Resmî Gazete
Sayı : 29936

TEBLİĞ

Türkiye Barolar Birliği Başkanlığından:
AVUKATLIK ASGARİ ÜCRET TARİFESİ
GENEL HÜKÜMLER

Amaç ve kapsam
MADDE 1 – (1) Mahkemelerde, tüm hukuki yardımlarda, taraflar arasındaki uyuşmazlığı sonlandıran her türlü merci kararlarında ve ayrıca kanun gereği mahkemelerce karşı tarafa yükletilmesi gereken avukatlık ücretinin tayin ve takdirinde, 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve işbu Tarife hükümleri uygulanır.
(2) Taraflar arasında akdi avukatlık ücreti kararlaştırılmamış veya kararlaştırılan akdi avukatlık ücretinin geçersiz sayılması halinde; mahkemelerce, dava konusu edilen tutar üzerinden bu Tarife gereğince hesaplanacak avukatlık ücretinin altında bir ücrete hükmedilemez. Bu Tarife 1136 sayılı Kanunun 164 üncü maddesinin dördüncü fıkrası doğrultusunda gerçekleştirilecek olan akdi avukatlık ücreti belirlenmesinde sadece asgari değerin hesaplanmasında dikkate alınır. Diğer hususlar 1136 sayılı Kanundaki hükümlere tabidir.
(3) Bu Tarife hükümleri altında kararlaştırılan akdi avukatlık ücretleri, Tarife hükümleri üzerinden yapılmış olarak kabul edilir.
Avukatlık ücretinin kapsadığı işler
MADDE 2 – (1) Bu Tarifede yazılı avukatlık ücreti kesin hüküm elde edilinceye kadar olan dava, iş ve işlemler ücreti karşılığıdır. Avukat tarafından takip edilen dava veya işle ilgili olarak düzenlenen dilekçe ve yapılan diğer işlemler ayrı ücreti gerektirmez. Hükümlerin tavzihine ilişkin istemlerin ret veya kabulü halinde de avukatlık ücretine hükmedilemez.
(2) Buna karşılık, icra takipleriyle, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Sayıştayda temyizen ve bölge idare ve bölge adliye mahkemelerinde istinaf başvurusu üzerine görülen işlerin duruşmaları ayrı ücreti gerektirir.
Avukatlık ücretinin aidiyeti, sınırları ve ortak veya değişik sebeple davanın reddinde davalıların avukatlık ücreti
MADDE 3 – (1) Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek avukatlık ücreti, ekli Tarifede yazılı miktardan az ve üç katından çok olamaz. Bu ücretin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi, niteliği ve davanın süresi göz önünde tutulur.
(2) Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.
Birden çok avukat ile temsil
MADDE 4 – (1) Aynı hukuki yardımın birden çok avukat tarafından yapılması durumunda, karşı tarafa bir avukatlık ücretinden fazlası yükletilemez.
Ücretin tümünü hak etme
MADDE 5 – (1) Hangi aşamada olursa olsun, dava ve icra takibini kabul eden avukat, Tarife hükümleri ile belirlenen ücretin tamamına hak kazanır.
(2) Gerek kısmi dava gerekse belirsiz alacak ve tespit davasında mahkemece dava değerinin belirlenmesinden sonra davacı davasını belirlenmiş değere göre takip etmese dahi, yasal avukatlık ücreti, belirlenmiş dava değerine göre hesaplanır.
Davanın konusuz kalması, feragat, kabul ve sulhte ücret
MADDE 6 – (1) Anlaşmazlık, davanın konusuz kalması, feragat, kabul, sulh veya herhangi bir nedenle; ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar giderilirse, Tarife hükümleriyle belirlenen ücretlerin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra giderilirse tamamına hükmolunur. Bu madde yargı mercileri tarafından hesaplanan akdi avukatlık ücreti sözleşmelerinde uygulanmaz.
Görevsizlik, yetkisizlik, dava ön şartlarının yokluğu veya husumet nedeniyle davanın reddinde, davanın nakli ve açılmamış sayılmasında ücret
MADDE 7 – (1) Görevsizlik veya yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine, davanın nakline veya davanın açılmamış sayılmasına ön inceleme tutanağı imzalanıncaya kadar karar verilmesi durumunda Tarifede yazılı ücretin yarısına, ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra karar verilmesi durumunda tamamına hükmolunur. Şu kadar ki, davanın görüldüğü mahkemeye göre hükmolunacak avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçemez.
(2) Davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması ve husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde, davanın görüldüğü mahkemeye göre Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı avukatlık ücretine hükmolunur.
(3) Kanunlar gereği gönderme, yeni mahkemeler kurulması, iş bölümü itirazı nedeniyle verilen tüm gönderme kararları nedeniyle görevsizlik, gönderme veya yetkisizlik kararı verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmedilmez.
Karşılık davada, davaların birleştirilmesinde ve ayrılmasında ücret
MADDE 8 – (1) Bir davanın takibi sırasında karşılık dava açılması, başka bir davanın bu davayla birleştirilmesi veya davaların ayrılması durumunda, her dava için ayrı ücrete hükmolunur.
Nafaka, kira tespiti ve tahliye davalarında ücret
MADDE 9 – (1) Tahliye davalarında bir yıllık kira bedeli tutarı, kira tespiti ve nafaka davalarında tespit olunan kira bedeli farkının veya hükmolunan nafakanın bir yıllık tutarı üzerinden Tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamı, avukatlık ücreti olarak hükmolunur. Bu miktarlar, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre belirlenmiş bulunan ücretten az olamaz.
(2) Nafaka davalarında reddedilen kısım için avukatlık ücretine hükmedilemez.
Manevi tazminat davalarında ücret
MADDE 10 – (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
(4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.
İcra ve iflas müdürlükleri ile icra mahkemelerinde ücret
MADDE 11 – (1) İcra ve İflas Müdürlüklerindeki hukuki yardımlara ilişkin avukatlık ücreti, takip sonuçlanıncaya kadar yapılan bütün işlemlerin karşılığıdır. Konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Şu kadar ki takip miktarı 2.750,00 TL’ye kadar olan icra takiplerinde avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde, icra dairelerindeki takipler için öngörülen maktu ücrettir. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
(2) Aciz belgesi alınması, takibi sonuçlandıran işlemlerden sayılır. Bu durumda avukata tam ücret ödenir.
(3) İcra mahkemelerinde duruşma yapılırsa Tarife gereğince ayrıca avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki bu ücret, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün iki ve üç sıra numaralarında gösterilen iş ve davalarla ilgili hukuki yardımlara ilişkin olup, Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenecek avukatlık ücreti bu sıra numaralarında yazılı miktarları geçemez. Ancak icra mahkemelerinde açılan istihkak davalarında, üçüncü kısım gereğince hesaplanacak avukatlık ücretine hükmolunur.
(4) Borçlu ödeme süresi içerisinde borcunu öderse Tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçü takdir edilir. Maktu ücreti gerektiren işlerde de bu hüküm uygulanır.
(5) Tahliyeye ilişkin icra takiplerinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirtilen maktu ücrete hükmedilir. Borçlu ödeme süresi içerisinde borcunu öderse Tarifeye göre belirlenecek ücretin dörtte üçü takdir edilir.
(6) Çocukla şahsi münasebetlerin düzenlenmesine dair ilamın icra müdürlüğü aracılığıyla yerine getirilmesi halinde alacaklı lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün birinci sırasındaki maktu avukatlık ücretine hükmolunur. Borçlunun şahsi münasebetin icra müdürlüğü aracılığıyla tesisine bir yıl içinde birden fazla sebebiyet vermesi halinde, ikinci ve takip eden diğer şahsi münasebet tesisinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünün birinci sırasındaki maktu ücretin yarısına hükmolunur.
(7) İcra dairelerinde borçlu vekili olarak takip edilen işlerde taraflar arasında akdi avukatlık ücreti kararlaştırılmamış veya kararlaştırılan akdi avukatlık ücretinin geçersiz sayıldığı hallerde; çıkabilecek uyuşmazlıkların 1136 sayılı Kanunun 164 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca çözülmesinde avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısım ikinci bölümünde icra dairelerinde yapılan takipler için belirlenen maktu ücrettir. Ancak belirlenen ücret asıl alacağı geçemez.
Tüketici hakem heyetlerinde ücret
MADDE 12 – (1) Tüketici hakem heyetlerinde avukat aracılığı ile takip edilen işlerde, avukat ile müvekkili arasında çıkabilecek uyuşmazlıklarda işbu Tarifenin birinci kısım ikinci bölümünün tüketici hakem heyetlerine ilişkin kuralı uygulanır.
Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret
MADDE 13 – (1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
Ceza davalarında ücret
MADDE 14 – (1) Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.
(2) Ceza hükmü taşıyan özel kanun, tüzük ve kararnamelere göre yalnız para cezasına hükmolunan davalarda Tarifeye göre belirlenecek avukatlık ücreti hükmolunan para cezası tutarını geçemez.
(3) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 141 ve devamı maddelerine göre tazminat için Ağır Ceza Mahkemelerine yapılan başvurularda, Tarifenin üçüncü kısmı gereğince avukatlık ücretine hükmedilir. Şu kadar ki, hükmedilecek bu ücret ikinci kısmın ikinci bölümünün onikinci sıra numarasındaki ücretten az olamaz.
(4) Beraat eden ve kendisini vekil ile temsil ettiren sanık yararına Hazine aleyhine maktu avukatlık ücretine hükmedilir.
(5) Ceza mahkemelerinde görülen tekzip, internet yayın içeriğinden çıkarma, idari para cezalarına itiraz gibi başvuruların kabulü veya ilk derece mahkemesinin kararına yapılan itiraz üzerine, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması halinde işin duruşmasız veya duruşmalı oluşuna göre ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörüldüğü şekilde avukatlık ücretine hükmedilir. Ancak başvuruya konu idari para cezasının miktarı Tarifenin ikinci kısım birinci bölüm 1. sıradaki iş için öngörülen maktu ücretin altında ise idari para cezası kadar avukatlık ücretine hükmedilir.
Danıştayda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen dava ve işlerde ücret
MADDE 15 – (1) Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri genel kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat ya da kabul nedenleriyle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda Tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedilir.
(2) Şu kadar ki, dilekçelerin görevli mercie gönderilmesine veya dilekçenin reddine karar verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmolunmaz.
(3) Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülen dava ve işlerde de yukarıdaki fıkralarda belirtilen hükümler uygulanır.
Arabuluculuk, uzlaşma ve her türlü sulh anlaşmasında ücret
MADDE 16 – (1) 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesinde sözü edilen uzlaşma tutanağının hazırlanmasında, bu Tarifenin ilgili kısımlarında belirlenen ücret uygulanır.
(2) Arabuluculuk, uzlaşma ve her türlü sulh anlaşmalarından doğacak avukatlık ücreti uyuşmazlıklarında işbu Tarifede yer alan hükümler uyarınca saptanacak miktarlar, akdi avukatlık ücretinin asgari değerlerini oluşturur.
Tahkimde ve Sigorta Tahkim Komisyonunda ücret
MADDE 17 – (1) Hakem önünde yapılan her türlü hukuki yardımlarda bu Tarife hükümleri uygulanır.
(2) Sigorta Tahkim Komisyonları, Komisyona başvuranların taleplerinin kısmen veya tamamen kabulü halinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak üzere, Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Sigorta Tahkim Komisyonları, Komisyona başvuranların taleplerinin kısmen veya tamamen reddi halinde, reddedilen kısım yönünden karşı taraf lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde asliye mahkemeleri için öngörülen ücretin altında kalmamak üzere ve 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunundaki beşte birlik orana uyulmak kaydıyla, Tarifenin üçüncü kısmına göre avukatlık ücretine hükmeder. Asliye mahkemeleri için öngörülen maktu ücretin esas alınması gereken durumlarda da beşte birlik indirim yapılır. Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.
(3) 28/1/2012 tarihli ve 28187 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu Yönetmeliğinin 14 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, Tahkim Kurulu, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için öngörülen avukatlık ücretine hükmeder.
İş takibinde ücret
MADDE 18 – (1) Bu Tarifeye göre iş takibi; yargı yetkisinin kullanılması ile ilgisi bulunmayan iş ve işlemlerin yapılabilmesi için, iş sahibi veya temsilci tarafından yerine getirilmesi kanunlara göre zorunlu olan iş ve işlemlerdir.
(2) Tarifede yazılı iş takibi ücreti bir veya birden çok resmi daire, kurum veya kuruluşça yapılan çeşitli işlemleri içine alsa bile, o işin sonuçlanmasına kadar yapılan bütün hukuki yardımların karşılığıdır.
Dava vekili ve dava takipçileri eliyle takip olunan işlerde ücret
MADDE 19 – (1) Dava vekilleri tarafından takip olunan dava ve işlerde de bu Tarife uygulanır.
(2) Dava takipçileri tarafından takip olunan dava ve işlerde bu Tarifede belirtilen ücretin 1/4’ü uygulanır.
Tarifede yazılı olmayan işlerde ücret
MADDE 20 – (1) Tarifede yazılı olmayan hukuki yardımlar için, işin niteliği göz önünde tutularak, Tarifedeki benzeri işlere göre ücret belirlenir.
Uygulanacak tarife
MADDE 21 – (1) Avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan Tarife esas alınır.
Seri davalarda ücret
MADDE 22 – (1) İhtiyari dava arkadaşlığının bir türü olan seri davalar ister ayrı dava konusu yapılsın ister bir davada birleştirilsin toplamda yirmi dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam avukatlık ücretine, toplamda altmışbeş dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %70’i oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzdoksan dosyaya kadar açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %60’ı oranında avukatlık ücretine, toplamda yüzdoksandan fazla açılan seri davalarda her bir dosya için ayrı ayrı tam ücretin %40’ı oranında avukatlık ücretine hükmedilir. Duruşmalı işlerde bu şekilde avukatlık ücretine hükmedilmesi için dosyaya ilişkin tüm duruşmaların aynı gün aynı mahkemede yapılması gerekir.
Kötü niyetli veya haksız dava açılmasında ücret
MADDE 23 – (1) Kötü niyetli davalı veya hiçbir hakkı olmadığı hâlde dava açan taraf, yargılama giderlerinden başka, diğer tarafın vekiliyle aralarında kararlaştırılan vekâlet ücretinin tamamı veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebilir. Vekâlet ücretinin miktarı hakkında uyuşmazlık çıkması veya mahkemece miktarının fahiş bulunması hâlinde, bu miktar doğrudan mahkemece 1136 sayılı Kanun ve bu Tarife esas alınarak takdir olunur.
Yürürlük
MADDE 24 – (1) Bu Tarife yayımı tarihinde yürürlüğe girer.


AVUKATLIK ÜCRET TARİFESİ
BİRİNCİ KISIM

BİRİNCİ BÖLÜM

Dava ve Takiplerin Dışındaki Hukuki Yardımlarda Ödenecek Ücret

1.

Büroda sözlü danışma (ilk bir saate kadar)

275,00 TL


Takip eden her saat için

160,00 TL

2.

Çağrı üzerine gidilen yerde sözlü danışma (ilk bir saate kadar)

550,00 TL


Takip eden her saat için

270,00 TL

3.

Yazılı danışma için (ilk bir saate kadar)

550,00 TL


Takip eden her saat için

260,00 TL

4.

Her türlü dilekçe yazılması, ihbarname, ihtarname, protesto düzenlenmesinde

400,00 TL

5.

Sözleşmeler ve benzeri belgelerin hazırlanması



a) Kira sözleşmesi ve benzeri

530,00 TL


b) Tüzük, yönetmelik, miras sözleşmesi, vasiyetname, vakıf senedi ve benzeri belgelerin hazırlanması

1.590,00 TL


c) Şirket ana sözleşmesi, şirketlerin devir ve birleşmesi vb. ticari işlerle ilgili sözleşmeler

800,00 TL

İKİNCİ BÖLÜM

İş Takibi Konusundaki Hukuki Yardımlarda Ödenecek Ücret

1.

Bir durumun belgelendirilmesi, ödeme aşamasındaki paranın tahsili veya bir belgenin örneğinin çıkarılması gibi işlerin takibi için

400,00 TL

2.

a)Bir hakkın doğumu, tespiti, tescili, nakli, değiştirilmesi, sona erdirilmesi veya korunması gibi amaçlarla yapılan işler için

660,00 TL


b) İpotek tesisi ve fekki gibi işlemler de dahil olmak üzere bir hakkın doğumu ve sona erdirilmesi olarak nitelenen işlemler nedeni ile sürekli sözleşme ile çalışılan bankalar, fınans kuruluşları ve benzerlerine verilen her bir hukuki yardım için

160,00 TL

3.

Tüzel kişi tacirlerin ana sözleşmelerinin onanması, bu tacirlerin çalışma konuları ile ilgili ruhsat ve imtiyazların alınması, devri ve Türk vatandaşlığına kabul edilme gibi işlerin takibi için

2.950,00 TL

4.

Vergi uzlaşma komisyonlarında takip edilen işler için

1.320,00 TL

5.

Uluslararası yargı yerlerinde takip edilen işlerde



a) Duruşmasız ise

5.750,00 TL


b) Duruşmalı ise

9.900,00 TL


c) Konusu para olan işlerde ise ücret Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir


6.

İl ve ilçe tüketici hakem heyetleri, sebze ve meyve hal hakem heyetleri ve benzeri heyetler ya da kurullar nezdinde sunulacak hizmetlerde, hizmete konu işin değerinin % 12’sinden aşağı olmamak üzere. Ancak hizmete konu işin değeri maktu ücretin altında ise hizmete konu işin değeri kadar

360,00 TL




ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Avukatlık Kanununun 35 inci Maddesi Gereğince Bulundurulması Zorunlu Sözleşmeli Avukatlara Aylık Ödenecek Ücret

1.

Yapı kooperatiflerinde

1.100,00 TL

2.

Anonim şirketlerde

1.650,00 TL


Takip edilen dava, takip ve işlerde tarifeye göre hesaplanacak avukatlık ücreti yıllık avukatlık ücretinin üzerinde olduğu takdirde aradaki eksik miktar avukata ayrıca ödenir.


DÖRDÜNCÜBÖLÜM

1.

Kamu Kurum ve Kuruluşlarıyla Özel Kişi ve Tüzel Kişilerin Sözleşmeli Avukatlarına Ödeyecekleri Aylık Avukatlık Ücreti

1.650,00 TL


Takip edilen dava, takip ve işlerde tarifeye göre hesaplanacak avukatlık ücreti yıllık avukatlık ücretinin üzerinde olduğu takdirde aradaki eksik miktar avukata ayrıca ödenir.


İKİNCİ KISIM

BİRİNCİ BÖLÜM

Yargı Yerlerinde, İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olsa veya Para ile Değerlendirilebilse Bile Maktu Ücrete Bağlı Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret

1.

Görülmekte olan bir dava içinde olmamak koşulu ile ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, delillerin tespiti, icranın geri bırakılması, ödeme ve tevdi yeri belirlenmesi işleri için:



a) Duruşmasız ise

440,00 TL


b) Duruşmalı ise

550,00 TL

2.

Ortaklığın giderilmesi için satış memurluğunda yapılacak işlerin takibi için

730,00 TL

3.

Ortaklığın giderilmesi ve taksim davaları için

1.650,00 TL

4.

Vergi Mahkemelerinde takip edilen dava ve işler için



a) Duruşmasız ise

1.100,00 TL


b) Duruşmalı ise

1.430,00 TL

5.

Tüketici Mahkemelerinde görülen kredi taksitlerinin veya faizinin uyarlanması davaları için

990,00 TL

İKİNCİ BÖLÜM

Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olmayan veya Para ile Değerlendirilemeyen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret

1.

İcra Dairelerinde yapılan takipler için

330,00 TL

2.

İcra Mahkemelerinde takip edilen işler için

400,00 TL

3.

İcra Mahkemelerinde takip edilen dava ve duruşmalı işler için

660,00 TL

4.

Tahliyeye ilişkin icra takipleri için

660,00 TL


5,

İcra Mahkemelerinde takip edilen ceza işleri için

600,00 TL

6,

Ceza soruşturma evresinde takip edilen işler için

600,00 TL

7.

Sulh Hukuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için

990,00 TL

8.

Sulh Ceza Hakimlikleri ve İnfaz Hakimliklerinde takip edilen davalar için

770,00 TL

9.

Asliye Mahkemelerinde takip edilen davalar için

1.980,00 TL

10.

Tüketici Mahkemelerinde takip edilen davalar için

990,00 TL

11.

Fikri ve Sınai Haklar Mahkemelerinde takip edilen davalar için

2.860,00 TL

12.

Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için

3.960,00 TL

13.

Çocuk Mahkemelerinde takip edilen davalar için

1.980,00 TL

14.

Çocuk Ağır Ceza Mahkemelerinde takip edilen davalar için

3.960,00 TL

15.

Askeri Mahkemelerde takip edilen davalar için

1.980,00 TL

16.

Disiplin Mahkemelerinde takip edilen davalar için,

1.100,00 TL

17.

İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar için



a) Duruşmasız ise

990,00 TL


b) Duruşmalı ise

1.510,00 TL

18.

Bölge Adliye Mahkemeleri ile Bölge İdare Mahkemelerinde takip edilen istinaf yolu ile görülen işlerin takipleri için



a) Bir duruşması olan işler için

990,00 TL


b) Birden fazla duruşması veya keşif gibi avukatın da bulunması gereken sair işlemleri olan işler için

1.980,00 TL

19.

Sayıştay’da görülen hesap yargılamaları için



a) Duruşmasız ise

1.800,00 TL


b) Duruşmalı ise

3.000,00 TL

20.

Yargıtay’da ilk derecede görülen davalar için

3.000,00 TL

21.

Danıştay ve Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde ilk derecede görülen davalar için



a) Duruşmasız ise

1.800,00 TL


b) Duruşmalı ise

3.000,00 TL

22.

Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay ve Sayıştay’da temyiz yolu ile görülen işlerin duruşması için

1.480,00 TL

23.

Uyuşmazlık Mahkemesindeki davalar için

1.800,00 TL

24.

Anayasa Mahkemesinde görülen dava ve işler için



a) Yüce Divan sıfatı ile bakılan davalar

6.600,00 TL



b) Bireysel başvuru



Duruşmalı işlerde

3.000,00 TL


Duruşmasız işlerde

1.800,00 TL


c) Diğer dava ve işler

3.600,00 TL

ÜÇÜNCÜ KISIM

Yargı Yerleri ile İcra ve İflas Dairelerinde Yapılan ve Konusu Para Olan veya Para ile Değerlendirilebilen Hukuki Yardımlara Ödenecek Ücret

1.

İlk 35.000,00 TL için

% 12,00

2.

Sonra gelen 45.000,00 TL için

% 11,00

3.

Sonra gelen 80.000,00 TL için

% 8,00

4.

Sonra gelen 240.000,00 TL için

% 6,00

5.

Sonra gelen 600.000,00 TL için

% 4,00

6.

Sonra gelen 750.000,00 TL için

% 3,00

7.

Sonra gelen 1.250.000,00 TL için

% 1,50

8.

3.000.000,00 TL’dan yukarısı için

% 1,00




Vekalet ücretine ilişkin bilinmesi gereken içtihatlar Koleksiyonu İçin Lütfen Tıklayınız

2017 avukatlık asgari ücret tarifesindeki en büyük değişiklikler artış miktarları

2017 yılında elinizden düşürmemeniz gereken kararlar Koleksiyonu

2017 yılı Yargı Harçları

İstinafa ve temyize başvuruda parasal sınır? HMK,nın İİK'nun parasal sınırları 2017

İstinaf için dikkat etmeniz gerekenler. Başvuru süresi? Cevap yoluyla istinafa başvuru? İcraya etkisi?...
Old 03-01-2017, 15:00   #125
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Ömer Uğur Gençcan
Dün, 13:38 ·
Bir Avukatın "ÖLÜMÜ HALİNDE" BARO BAŞKANININ Görevi
KURAL:
1- Baro başkanı, işleri geçici olarak takip etmek ve yürütmek için ilgililerin yazılı istemi veya iş sahiplerinin yazılı muvafakati VARSA bir avukatı GÖREVLENDİRİR ve dosyaları kendisine DEVİR VE TESLİM eder.
2- Baro başkanı, bu durumu MAHKEMELERE ve GEREKLİ GÖRECEĞİ YERLERE bildirir.
3- Baro başkanı, AVUKATLIK ORTAKLIĞI hakkında da aynı uygulamayı yapar.
EMSAL KARARIMIZ:
"Dosyanın incelenmesinde; temyiz eden davalı kadın VEKİLİNİN karar tarihinden sonra 10.03.2016 tarihinde VEFAT ETTİĞİ, bu nedenle S........ Baro Başkanlığının 28.03.2016 tarihli yazısı ile Avukat P.A'nın Avukatlık Kanunu'nun 42. maddesi gereği davalı vekili olarak GÖREVLENDİRİLDİĞİ belirtilmiş ve temyize konu karar baro tarafından görevlendirilen Avukat P.A tarafından temyiz edilmiş ise de; Avukatlık Kanunu'nun 42. maddesi gereğince ölen vekil yerine geçici vekil atanması hususunda İLGİLİLERİN YAZILI İSTEMİ veya İŞ SAHİBİNİN YAZILI MUVAKAATİNİN olup olmadığı dosya içerisinden anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle görevlendirmeye dair davalı Z.S tarafından verilen muvafakatname veya talep yazısı var ise dosyaya eklenmesi, ilgililerin istemi veya muvafakat ALINMAKSIZIN GEÇİCİ VEKİL GÖREVLENDİRMESİNİN YAPILDIĞI ANLAŞILDIĞI takdirde gerekçeli kararın, DAVALI ASİLE TEBLİĞİ sağlanıp, yasal temyiz süresi beklenildikten sonra gönderilmek üzere dosyanın mahalli mahkemesine İADESİNE oybirliğiyle karar verildi."
(Dairemizin 15. Aralık. 2016 günlü emsal kararı)
(Yargı yetkisi, Türk Milleti adına BAĞIMSIZ MAHKEMELERCE kullanılır. Kuşkusuz ki TÜRK MAHKEMELERİ farklı uygulama yapmakta BAĞIMSIZDIRLAR.)
Old 09-02-2017, 09:30   #126
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

Ömer Uğur Gençcan
16 saat ·
TANIK Deliline DAYANMA: Ancak dilekçelerin karşılıklı verilmesi AŞAMASINDA mümkündür.
TANIK listesini SUNMA : Dilekçelerin karşılıklı verilmesi sırasında TANIK deliline dayanılmışsa TANIK LİSTESİ ön incelemede sunulur
TANIK delilini toplama (=DİNLEME) ; Tahkikat AŞAMASINDA gerçekleştirilir.
Old 27-02-2017, 12:49   #127
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

ıslahla delil bildirilebilir...

T.C.
Yargıtay
11. Hukuk Dairesi

Esas No:2015/11858
Karar No:2016/9302
K. Tarihi:

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada .... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/07/2015 tarih ve 2014/288-2015/630 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; müvekkilinin banyo aksesuarları üzerine tasarımları olduğunu, müvekkiline ait tescilsiz tasarımların davalı şirket tarafından ... Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenen fuarda sergilendiğinin ve satışının yapıldığının .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/323 D.İş. sayılı dosyası ile tespit edildiğini, davalı şirketin üretip satışını yaptığı ürünlerin müvekkiline ait ürünler ile iltibas yaratacak derecede aynı ve benzer olduğunu, bu durumun haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitini, men'i ve sonuçların ortadan kaldırılmasını, ürünlerin toplanmasını, el konulmasını, imhasını, haksız tecavüzün önlenmesini ve giderilmesini ve şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; davacının da müvekkili gibi dava konusu ürünleri...'den ithalat ettiğini, bu ürünlere ait tasarımların yurtdışında yapıldığını ve Türkiye'ye özgü tasarımlar olmadığını, ithal olunan ürünlerin hiç birisinin tasarımının davacıya ait olmadığını, bu ürünlerin harcı alem ürünler olduğunu, ayrıca yenilik ve ayırt edicilik vasfının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; dava konusu ürünlerin tasarımı açısından davacının haklı olduğunu gösterilebilecek teknik resim, onaylı üretim resmi, kalıp resmi, kalıp ve benzeri aşamalara ait deliller sunulmadığı, ayrıca davacının dava konusu tescilsiz tasarımları uzun yıllar önce piyasaya sunarak tanınmış hale getirdiğini ve bu tasarımlara sağladığını iddia ettiği emek ve piyasanın varlığının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir

1- Dava, haksız rekabetin tespiti, men’i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, 20.07.2015 tarihli dilekçesi ile yeni delil sunmak için ıslah talebinde bulunmuştur. Mahkemece, yeni delil sunmanın ıslaha konu olamayacağından bahisle ıslah talebi reddedilerek, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, 6100 sayılı HMK’nın 176. ve 177/1. maddelerinde, davanın her iki tarafının da, yargılama usulüyle ilgili bir işlemini bir defaya mahsus olmak üzere kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve ıslahın tahkikata tabi olan davalarda tahkikatın bitimine kadar yapılabileceği belirtilmiştir. Taraflarca delil listesinin sunulması işlemi de yargılama usulüyle ilgili bir işlem olup, ıslah ile değiştirilmesi mümkündür.

Diğer bir söyleyişle ıslah, iyiniyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir kurumdur. (YİBK, 04.02.1948 gün ve E:1944/10, K:1948/3) Bu durumda, mahkemece, ıslah talebi kabul edilerek sunulan deliller değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
www.hukukmedeniyeti.org
Old 22-03-2017, 11:27   #128
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

YEMİN DELİLİNİN AÇIKÇA DİLEKÇEDE YER ALMASI GEREKTİĞİYLE İLGİLİ 3 MART 2017 TARİHLİ YİBK ...
Yargıtay noktayı koydu : Sair deliller ibaresi yemin delilini kapsamaz!
Yargıtayın değişik dDelil listesinde yer alan "sair deliller" ibaresinin taraf bakımından davada yemin deliline dayanılmış sayılıp sayılmayacağı konusu Yargıtayın değişik daireleri arasında farklı uygulamalara neden olmaktaydı.
Yargıtay hukuk daireleri ve Hukuk Genel kurulunun bu konuda farklı yönde kararları bulunmakta iken içtihat farklılıklarının ortadan kaldırılması için toplanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kurulu 3 Mart 2017 tarihinde henüz gerekçesi açıklanmayan kararı ile yemin konusundaki içtihat farklıklarını giderecek ve bağlayıcı nitelikteki kararı aldı.
Karara göre
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda;
- Sair deliller,
- Her türlü delil,
- Vs. Deliller
ibarelerinin kullanılması halinde tarafların YEMİN DELİLİNE de dayandığı KABUL EDİLEMEZ !!!"
Sonuç:
Bir davada yemin deliline dayanmak isteyen tarafın "AÇIKÇA" yemin deliline dayanmış olması zorunludur.
Yargıtay 2.Hukuk dairesi başkanı Ömer Uğur Gençcan'ın konuyla ilgili duyurusu :
Bugün aldığımız karar;
Bugün 3 Mart 2017) çıkardığımız Çok Önemli YİBK
"6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden sonra açılmış olan davalarda;
- Sair deliller,
- Her türlü delil,
- Vs. Deliller
ibarelerinin kullanılması halinde tarafların YEMİN DELİLİNE de dayandığı KABUL EDİLEMEZ !!!"
Sonuç:
Bir davada yemin deliline dayanmak isteyen tarafın "AÇIKÇA" yemin deliline dayanmış olması zorunludur.
Bugün aldığımız karar;
İlk derece mahkemelerini,
Bölge adliye mahkemelerini
Ve Yargıtay'ı BAĞLAR.
Old 23-07-2017, 17:02   #129
Av. Can DOĞANEL

 
Varsayılan

http://www.turkhukuksitesi.com/hukuk...mk_parasal.htm
Bir hayli gecikme ile parasal sınırlar sayfası güncellendi. Çok fazla değişiklik olduğundan uyarı, eleştiri ve önerilerinize (her zaman olduğu gibi) açıktır.
Old 02-05-2018, 15:30   #130
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

AYM’den özel hayata saygı hakkına ilişkin bir karar: Kişinin cinsel tercihinin öğretmen olup olmamasına ve ayrımcılığa etkisine dair
0
BY HUKUK VİZYON ON MART 6, 2018ANAYASA MAHKEMESİ, GÜNCEL, KARARLAR

aym hukukvizyon
Bir ilköğretim okulunda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği yapmakta iken okul hademesine eş cinsel ilişki teklif ettiği, bazı kişilerle bu şekilde ilişkide bulunduğu yönündeki iddiaya istinaden başvurucu hakkında tarihinde soruşturma başlatılmıştır.
İddia konuları ile ilgili inceleme ve soruşturma yapmak üzere muhakkik olarak görevlendirilen ilköğretim müfettişi tarafından başvurucunun savunması alınmış ve tanık ifadelerine başvurulmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu başvurucunun görevine son vermiştir.
Başvurucu, devlet memurluğundan çıkarılmanın ardından yürürlüğe giren bir af kanunu kapsamında yapılan yeniden atanma talebinin özel yaşama ilişkin hususlara dayanılarak reddi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddiaları ile anayasa mahkemesine başvurmuştur.
ANAYASA MAHKEMESİ
BAŞVURU NUMARASI: 2013/2928 KARAR TARİHİ: 18/10/2017
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, devlet memurluğundan çıkarılmanın ardından yürürlüğe giren bir af kanunu kapsamında yapılan yeniden atanma talebinin özel yaşama ilişkin hususlara dayanılarak reddi nedeniyle özel hayata saygı hakkı ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/5/2013 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.
8. Birinci Bölüm tarafından 20/4/2016 tarihinde yapılan toplantıda, niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 28. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula şevkine karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Niğde’nin Bor ilçesi Çukurkuyu kasabasında bir ilköğretim okulunda din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği yapmakta iken okul hademesine eş cinsel ilişki teklif ettiği, bazı kişilerle bu şekilde ilişkide bulunduğu yönündeki iddiaya istinaden başvurucu hakkında 28/4/1998 tarihinde soruşturma başlatılmıştır.
10. İddia konuları ile ilgili inceleme ve soruşturma yapmak üzere muhakkik olarak görevlendirilen ilköğretim müfettişi tarafından başvurucunun savunması alınmış ve tanık ifadelerine başvurulmuştur.
11. Muhakkik tarafından hazırlanan 3/6/1998 tarihli rapor ekinde yer alan tanık beyanlarına göre okul hademesi, başvurucunun kendisine okulda eş cinsel ilişki teklifi yaptığını, kendisinin bunu kabul etmeyerek durumu okul müdürüne bildirdiğini söylemiştir. Kasaba halkından iki kişi, başvurucunun kendilerine eş cinsel ilişki teklifinde bulunduğunu belirtmiştir. Bunlardan biri başvurucuyla ilişkiye girdiğini ifade etmiştir. Başvurucuyla aynı okulda görev yapan bir öğretmen, başvurucunun kasaba halkından kişilerle eş cinsel ilişkisinin olduğunu öğrencilerden ve öğrenci velilerinden duyduğunu beyan etmiştir. Başvurucu, ifadesinde kasaba halkından kişilerle eş cinsel ilişkilerde bulunduğunun doğru olduğunu beyan etmiştir.
12. Raporda; başvurucunun kendi ifadesinden ve tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere başvurucunun görev yaptığı okul ve çevresinde huzursuzluk yarattığı, 10/6/1930 tarihli ve 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun’un 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca öğretmenlik mesleğiyle bağdaşmayan iffetsizliğinin sabit bulunduğu belirtilmiş ve meslekten çıkarılması teklif edilmiştir.
13. Millî Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 3/12/1998 tarihli işlemi ile başvurucunun görevine son verilmiştir.
14. Başvurucu, meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu işleme karşı Zonguldak İdare Mahkemesinin 1999/12 esasına kayıtlı dosyasında iptal davası açmıştır.
15. Zonguldak İdare Mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesine hitaben gönderilen 29/2/2016 tarihli ve 2016/107 Muh. sayılı yazıda, Mahkemenin E. 1999/12, K. 1994/504 sayılı dosyasının Kurum arşivinde bulunmaması nedeniyle gönderilemediği bildirilmiş; dava sonucunda verilen karar, yazı ekinde sunulmuştur.
16. Başvurucunun meslekten çıkarılmasına ilişkin işleme karşı açtığı dava, Zonguldak İdare Mahkemesinin 29/6/1999 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Mahkemenin kararında, öğrencilerle birebir iletişim hâlinde bulunan öğretmenlerin çocukların gelecekteki toplumsal rollerini tammlayabilmeleri bakımından etkin ve belirleyici bir yere sahip olduğu vurgulanmıştır. Kararda, başvurucunun öğretmenlik mesleği ile bağdaşmayacak nitelikteki tutum ve davranışlarından bahisle meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemde mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Söz konusu karar, kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı karar düzeltme yoluna başvurduğu sırada 28/8/1999 tarihli ve 4455 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun hükümlerinden yararlandırılması talebinde bulunmuş; Danıştay 12. Dairesinin 30/10/2000 tarihli kararında, başvurucunun disiplin cezasının anılan Kanun kapsamında olmadığı gerekçesiyle bu talebi reddedilmiştir.
17. Daha sonra başvurucu 22/6/2006 tarihli ve 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkındaki Kanun’un yürürlüğe girmesini takiben Millî Eğitim Bakanlığına başvurmuş ve mesleğine iade edilmesini talep etmiştir.
18. Başvurucunun talebi, idarenin 26/9/2006 tarihli yazısı ile reddedilmiş olup yazı içeriği şöyledir:
“… İlköğretim Okulu Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni iken görevinize son verilmesinden dolayı ilgi Kanun gereğince yeniden göreve dönme talebinize ait 21/8/2006 tarihli dilekçeniz ve ekleri incelenmiştir.
Öğretmenlik göreviniz esnasında yaptığınız fiilden dolayı yeniden öğretmenliğe atanmanız uygun bulunmamıştır.”
19. Başvurucu tarafından 16/11/2006 tarihinde idarenin 26/9/2006 tarihli işleminin iptali ile açıktan atama talebinin kabul edilmesine karar verilmesi istemiyle Ankara 16. İdare Mahkemesinde iptal davası açılmıştır.
20. Başvurucu dava dilekçesinde; mesnetsiz iddialara istinaden meslekten çıkarma cezası aldığını, ceza yasaları kapsamına giren bir suç işlemiş olanların dahi topluma kazandırılmasına karşın kendisinin tesis edilen işlem nedeniyle herhangi bir resmî veya özel kurumda görev almasının ve görmüş olduğu eğitim sonucunda kazanmış olduğu becerilerle yaşamını sürdürmesinin imkânsız hâle geldiğini ileri sürmüştür.
21. Davalı idare savunmasında 5525 sayılı Kanun uyarınca kamu görevlilerinin 23/4/1999 tarihinden 14/2/2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş bazı disiplin cezalarının bütün sonuçlarıyla affedilmesinin öngörüldüğü, başvurucunun disiplin fiilinin 23/4/1999 tarihinden önce işlenmiş olması nedeniyle 5525 sayılı Kanun kapsamında olmadığı belirtilmiştir. Ayrıca söz konusu Kanun kapsamında olan personelin dahi müracaatları hâlinde yeniden göreve alınmalarının -durumlarına uygun boş kadro ve pozisyon olması, hizmetlerine ihtiyaç duyulması ve bu kadro pozisyonlara ait nitelikleri taşımaları kaydıyla- ilgili mevzuat ve açıktan atama prosedürü çerçevesinde kamu kurum ve kuruluşlarının takdirinde bulunduğu ifade edilmiştir. Başvurucunun müracaatının açıktan atama çerçevesinde değerlendirildiği ve daha önce kendisine meslekten çıkarma cezası verildiği anlaşıldığından açıktan atamanın uygun görülmediği belirtilmiştir. Ayrıca savunmada, öğretmenlik mesleğinin niteliklerine vurgu yapılarak öğretmenlerin görevlerini yaparken veya görevleri dışında gerek öğrencilerine karşı gerekse dışarıdaki tutum ve davranışları bakımından örnek olmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
22. Ankara 16. İdare Mahkemesi 19/2/2008 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Kararda; bir kamu görevine açıktan veya yeniden atama yapmak konusunda idarelere takdir yetkisi tanındığı, idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı belirtilmiştir. Aynca başvurucunun meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin fiilinin niteliği dikkate alınarak göreve iade isteminin reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ifade edilmiştir.
23. Karar, Danıştay Onikinci Dairesinin 21/9/2010 tarihli kararı ile onanmıştır. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 26/2/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Ret karan, başvurucuya 11/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
24. Başvurucu 7/5/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
25. Anayasa Mahkemesince Millî Eğitim Bakanlığına hitaben yazılan 22/2/2016 tarihli yazı ile 5525 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesini takiben yapılan atama talepleri kapsamında talep sahiplerinin daha önceki görev ve unvanları gözetilerek mi atama yapıldığı yoksa farklı bir hizmet sınıfı itibanyla atama yapılması imkânı ve bu kapsamda başvurucunun öğretmenlik dışında bir hizmet kadrosuna atanma olanağı bulunup bulunmadığı sorulmuştur.
26. Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine gönderilen cevap yazısında; Millî Eğitim Bakanlığının öncelikli görevinin eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yürütülmesi olduğu, Bütçe Kanunu ile kullanım izni verilen kadroların kullanımının eğitim kuramlarının öğretmen ihtiyacının karşılanması için planlandığı ve eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı dışındaki hizmet sınıfına atanmak isteyenlerin taleplerine olumsuz yanıt verildiği ifade edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
27. 1702 sayılı Kanun’un 27. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Meslekten çıkarılmak aşağıdaki hallerde tatbik olunur.
1) Gerek talebeye karşı ve gerek hariçte muallimlik sıfatile telif edilmeyen iffetsizliği sabit olan,”
28. 5525 sayılı Kanun’un “Disiplin affının kapsamı” kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
“Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçlan sebebiyle görevleriyle sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezaları ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 68. maddesinin 2. Fıkrasının (e) ve (f) bentlerine göre verilmiş yer değiştirme cezaları ve 69. maddesine göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları ile emniyet hizmetleri sınıfına dahil personel ile çarşı ve mahalle bekçileri hakkında verilen meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında 23/4/1999 tarihinden 14/2/2005 tarihine kadar işlenmiş fiillerden dolayı verilmiş disiplin cezalarının bütün sonuçları ile affedilmiştir.
23/4/1999 tarihinden 14/2/2005 tarihine kadar af kapsamına giren disiplin cezalarının verilmesini gerektiren fiillerden dolayı, ilgililer hakkında disiplin, soruşturma ve kovuşturması yapılamaz; devam etmekte olan disiplin soruşturma ve kovuşturmaları işlemden kaldırılır; kesinleşmiş olan disiplin cezaları uygulanmaz.
Disiplin cezalan affedilenlerin sicil dosyalarındaki bu disiplin cezalarına dair kayıtlar, ilgililerin müracaatı aranmaksızın hükümsüz kalır ve dosyalarından çıkarılır.”
29. 5525 sayılı Kanun’un ek 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“28/2/1997 tarihinden sonra verilen disiplin cezaları nedeniyle memuriyetten çıkarılanlardan 28/8/1999 tarihli ve 4455 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Ajfı Hakkında Kanun veya bu Kanun hükümlerinden yararlanmış olanların;
a) Memuriyete giriş şartlarını kaybetmemiş olmaları,
b) Durumlarına uygun boş kadro veya pozisyon bulunması,
c) Bu kadro ve pozisyonlara ait nitelikleri taşımaları,
ç) Üç ay içinde müracaat etmeleri,
kaydıyla yeniden göreve alınmalarında 20/12/2012 tarihli ve 6363 sayılı 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nun eki (1) Cetvelinde yer alan atama sayısı sınırlaması uygulanmaz.”
B. Uluslararası Hukuk
30. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) kamu görevlerine girme hakkım garanti etmediğini pek çok kararında belirtmiştir (Sidabras ve Dziautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 46; Glasenapp/Almanya, B. No: 9228/80, 28/08/1986, § 49; KosiekJAlmanya, B. No: 359704/82, 28/08/1986, § 35; Thlimmenos/Yunanistan [BD], B. No: 34369/97 6/4/2000, §41). ‘
31. Bununla birlikte AİHM, kişilerin hem kamu sektöründe hem de özel sektörde oldukça geniş alanda iş bulmalarının engellenmesinin özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir (Sidabras ve Dziautas/Litvanya, §§ 48-50). Ayrıca AİHM yakın tarihli kararlarında, belirli bir mesleğe erişimin kamu makamlarınca engellenmesinin özel hayata saygı hakkına müdahale oluşturacağını kabul etmektedir (Bigaeva/Yunanistan, B. No: 26713/05, 28/05/2009, § 25; Şahin Kuş/Türkiye, B. No: 33160/04, 7/6/2016, § 34; Mateescu/Romanya, B. No: 1944/10, 14/01/2014, § 20).
32. AİHM, kişinin özel yaşamına ilişkin unsurlar nedeniyle görevine son verilmesi durumunda mesleki alanda dış dünyayla ilişki kurma hakkına müdahale edilmesi nedeniyle Sözleşme’nin 8. maddesinin devreye gireceğine istikrarlı şekilde karar vermektedir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29; Burghartz/İsviçre, B. No: 16213/90, 22/2/1994, § 24; Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 29; Oleksandr Volkov/Ukrayna, B. No: 21722/11, 9/1/2013, §§ 165, 166).
33. AİHM, bu tür uyuşmazlıklarda görevine son verilen kişinin çıkarlarıyla toplumun veya diğer bireylerin menfaatleri arasında adil bir denge kurulması gereğine dikkat çekmektedir. Mahkeme; öğretmenlik mesleğinin söz konusu olduğu durumlarda henüz yeterli olgunlukta olmayan, yaşı küçük öğrencilerin öğretmenlerin tutum ve davranışlarından etkilenebileceği hususuna özellikle önem atfetmektedir (Fernandez Martinez/İspanya [BD], B. No: 56030/07 12/06/2014, § 142; Dahlab/îsviçre (k.k.), B. No: 42393/98, 15/02/2001).
34. AİHM; Fernandez Martinez/İspanya kararında, devlete ait bir ortaokulda Katolik din ve ahlak dersi öğretmeni olarak sözleşmeli şekilde çalışan başvurucunun evli olması ve kilisenin zorunlu bekârlık kuralını eleştiren hareket içinde yer alması nedeniyle öğretmenlik görevine son verilmesi konusunu Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamında incelemiştir. AİHM, Katolik inancını öğretmenin sadece teknik anlamda öğretmenlikten ibaret olmadığını, Kilise kurallarına bağlı olmayı da gerektirdiğini vurgulamıştır (Fernandez Martinez/İspanya, §§ 111, 138). Ayrıca başvurucunun Katolik Kilisesi doktrininin bir parçası olan bilgi ile kişisel görüşüne karşılık gelen bilgiyi birbirinden ayırmak için henüz yeterli olgunlukta olmayan öğrencileri eğittiğine dikkat çekmiştir {Fernandez Martinez/İspanya, § 142).
35. Öte yandan AİHM’e göre, bir başvurunun Sözleşme’nin 8. maddesi bakımından incelenmesi sırasında devletin takdir yetkisinin sınırları tespit edilirken bazı ihtimaller dikkate alınmalıdır. Olayda bireyin varlığının veya kimliğinin esaslı bir yönü söz konusu ise normal olarak devletin takdir alanı dardır. Fakat olay özellikle hassas, ahlaki veya etik meselelerin ortaya çıktığı bir olay ise ve Avrupa Konseyine üye devletler arasında çatışan menfaatlerin önemi ya da menfaatleri en iyi koruyan aracın seçimi konusunda bir konsensüs bulunmuyorsa devletin takdir alanı daha geniştir. Ayrıca AİHM’e göre devletin bireyin menfaatleri ile kamunun menfaatleri arasında dengeleme yapmak zorunda olduğu durumda takdir yetkisinin geniş olduğu kabul edilmelidir (Evans/Birleşik Krallık [BD], B. No: 6339/05, 10/04/2007, § 77).
36. Ayrımcılık iddialarına ilişkin olarak AİHM kararlarında, farklı muamelenin cinsiyet veya cinsel yönelim gibi kişinin özel yaşamının mahrem ve savunmasız alanını ilgilendirmesi durumunda devletin takdir alanının oldukça dar olduğu ve farklı muamelenin Sözleşme’ye uygun olduğunun kabul edilebilmesi için çok geçerli nedenlerin sunulmasının gerektiği kabul edilmektedir. Bu tarz durumlarda orantılılık ilkesi gereğince, seçilen tedbirin güdülen amaca genel olarak uygun olmasının yanı sıra bu tedbirin koşullar bakımından gerekli olduğunun da ispatlanması gerekmektedir. Şayet farklı muameleye gerekçe olarak ileri sürülen argümanlar sadece başvuranın cinsel yönelimi üzerine bina edilmişse Sözleşme açısından ayrımcılık söz konusudur (Alekseyev/Rusya, B. No: 4916/07, 25924/08…, 21/10/2010, § 108; X/Türkiye, B. No: 24626/09,9/10/2012, § 57).
37. Mahremiyet hakkı bakımından AİHM, özel yaşamın bireyin kendisi tarafından kamunun bilgisine açılması hâlinde mahremiyet beklentisinin otomatik olarak azalacağını belirtmektedir (Bruggemann ve Scheuten/Almanya, B. No: 6959/75, 12/7/1977, §§ 55, 56; Peck/Birleşik Krallık, B. No: 44647/98, 28/01/2003, § 58; P.G. ve J.HJBirleşik Krallık, B. No: 44787/98,25/09/2001, § 57).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
38. Mahkemenin 18/10/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım Talebi Yönünden
39. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Özel Hayata Saygı Hakkı ile Bağlantılı Olarak Değerlendirilen Eşitlik İlkesinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
40. Başvurucu; öğretmenliğe açıktan atanma talebinin eş cinsel olması nedeniyle reddedildiğini, daha önce aldığı disiplin cezasının sicil dosyasında muhafaza edilmeye devam edildiğini, ağır suçlar nedeniyle mahkûmiyeti bulunan şahısların dahi belirli süreler geçtikten sonra memuriyete alınabilmeleri mümkünken kendisinin söz konusu disiplin cezası nedeniyle ömür boyu bu haktan mahrum bırakıldığını belirtmiştir. Başvurucu, bu nedenlerle eşitlik ilkesi ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; öğretmenliğe alınırken adaylara eş cinsel olup olmadıklarının sorulmadığını, eş cinselliğin öğretmen olmaya engel bir durum da olmadığını, cinsel yönelimi nedeniyle meslekten çıkarılmasında idarenin haklı olduğu farz edilse bile genel idare hizmetleri sınıfında bir görevde çalıştırılmasının ve bu suretle tamamen işsiz kalmasının önlenmesinin mümkün olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu; ihlalin tespiti ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, ayrıca meslekten çıkarıldığı tarihten bu yana oluşan maddi zararının belirlenerek tazminat ödenmesini talep etmiştir. Başvurucu ayrıca kamuya açık belgelerde kimliğinin gizli tutulması talebinde bulunmuştur.
41. Bakanlık görüşünde idarenin başvurucu hakkında 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun atamaya ilişkin hükümleri uyarınca işlem tesis ettiği, bu kapsamda idareye takdir yetkisi tanınmış olduğu belirtilmiştir.
42. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında cinsel yönelimi nedeniyle mesleğe iade edilmemesinin ayrımcılık teşkil ettiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
43. Anayasa’nın “Özel hayatın gizliliği” kenar başlıklı 20. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
44. Anayasa’nın “Kanun önünde eşitlik” kenar başlıklı 10. maddesinin birinci ve beşinci fıkraları şöyledir:
“Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.
Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.”
45. Anayasa’nın “Hizmete girme ” kenar başlıklı 70. maddesi şöyledir:
“Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.
Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.”
46. Başvurucu, öğretmenlik mesleğine yeniden atanması yönündeki talebinin cinsel yönelimi temelinde ayrımcılık yapılarak reddedildiğini iddia etmektedir. Başvurucu; bu iddiasına dayanak olarak idarenin atama talebinin reddine yönelik işleminde meslekte iken işlediği disiplin suçunu sebep gösterdiğini, bunun da eş cinsel ilişkilerde bulunması olduğunu ileri sürmektedir.
47. Anayasa Mahkemesi eldeki başvurunun birçok hassas konuyla temas ettiğinin farkındadır. Başvurucunun yeniden öğretmenlik mesleğine kabul edilmemesinde söz konusu disiplin suçunun etkili olduğu konusunda bir tartışma bulunmamaktadır. Başvurucunun eş cinsel olması ve disiplin soruşturmasının da cinsel hayatına ilişkin bir konu içermesi nedeniyle başvurucu yönünden ayrımcılık iddiasının makul nedenlere dayandığı kabul edilebilir.
48. Başvurucunun, Anayasa’nın 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi ve Sözleşme’nin 14. maddesinde düzenlenen ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine yönelik iddialarının -bahsi geçen maddelerdeki ifadeler dikkate alındığında- soyut olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp mutlaka Anayasa ve Sözleşme kapsamında yer alan diğer temel hak ve özgürlüklerle bağlantılı olarak ele alınması gerekir. Bir başka ifadeyle ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediğinin tartışılabilmesi için ihlal iddiasının, kişinin hangi temel hak ve özgürlüğü konusunda ayrımcılığa maruz kaldığı sorularına cevap verebilmesi gerekmektedir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 33). Bu nedenle başvurucunun cinsel yönelimi temelinde ayrımcılığa uğradığı yönündeki ihlal iddiasının Anayasa’da güvence altına alman özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa’nın 10. maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
49. Ayrıca başvurucunun atanma talebinin reddi işleminde memuriyetine son verilmesine neden olan disiplin cezasının esas alındığı görüldüğünden (bkz. § 19) yalnızca başvurunun somut koşulları çerçevesinde olmak üzere sınırlı şekilde belirtilen disiplin sürecinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Zira başvurucunun memuriyetine son verilmesi işlemi ve buna dair yargısal süreç Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin dışında kalmaktadır.
50. Konunun diğer bir boyutu ise başvurucunun din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliğine atanmak istemesidir. Ancak bu unsur başvurunun merkezinde yer almamaktadır. Zira idare, başvurucunun disiplin eyleminin genel olarak öğretmenlik mesleğiyle bağdaşmadığını kabul etmiş; din kültürü ve ahlak bilgisi branşına yönelik hiçbir değerlendirmede bulunmamıştır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından bu konu hakkında ayrıca değerlendirme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
51. Öte yandan başvurucu, meslekten çıkarılmasında idarenin haklı olduğu farz edilse bile genel idare hizmetleri sınıfında bir görevde çalıştırılmasının ve bu suretle tamamen işsiz kalmasının önlenmesinin mümkün olduğunu ileri sürmüştür. Ancak başvurucunun idareye bu yönde bir talepte bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla idari aşamada ve derece mahkemelerindeki yargılama sırasında dile getirilmediği ve ilk kez bireysel başvuru formunda yer verildiği anlaşılan bu talebin ikincillik ilkesi gereği değerlendirilmesine imkân bulunmamaktadır.
52. Açıklanan nedenlerle başvuru, öğretmenlik mesleğine açıktan atama sırasında başvurucuya farklı bir muamelede bulunulup bulunulmadığının araştırılması çerçevesinde Anayasa’nın 20. maddesi ile bağlantılı olarak 10. maddesi kapsamında incelenecektir. Özel hayata saygı hakkı bakımından da ayrıca inceleme yapılacaktır.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
53. Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında kişilerin mesleki hayatları ile özel hayatlarının sıkı bir irtibat içinde olduğunu vurgulamış ve özel hayata dair hususlar, kişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmışsa özel hayata saygı hakkının devreye gireceğine istikrarlı şekilde karar vermiştir (Serap Tortuk, B. No: 2013/9660, 21/1/2015,§ 37; Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 62 ; G.G. [GK], B. No: 2014/16701, 13/10/2016, § 41).
54. Ancak söz konusu kararlar, hâlihazırda kamu görevlisi olan başvurucuların özel hayata ilişkin unsurlar gerekçe gösterilerek görevlerine son verilmesi nedeniyle özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
55. Kamu hizmetine girme hakkı, Anayasa’nın 70. maddesinde güvence altına alınmış olmakla birlikte Sözleşme ve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamında korunan bir hak değildir (bkz. § 32). Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular, bireysel başvurunun konusu dışında kalmaktadır (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18). Bu nedenle Anayasa Mahkemesi de pek çok kararında kamu hizmetine girme ya da dilediği kamu görevinde çalışma hakkının Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan haklardan olduğunu belirtmiş ve böyle bir hak ihlali iddiasını içeren başvurulan konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez bulmuştur (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013, § 24; Özgür Sevgi Göral Birinci, B. No: 2014/12112, 4/10/2017, § 26; Selma Altundağ, B. No: 2014/14474, 5/7/2017, § 20; Bilal Güler ve diğerleri, B. No: 2014/12926, 26/10/2017, § 48).
56. Bununla birlikte kamu hizmetine girme talebi bağlamında olsa dahi kamu makamlarının bireylerin Anayasa’da korunan ve bireysel başvurunun konusunu oluşturan temel hak ve özgürlüklerini esaslı şekilde ilgilendiren müdahale veya diğer tasarruflarının Anayasa Mahkemesince incelenmesi gerekeceği açıktır. Bu şekildeki inceleme, başlı başına “kamu hizmetine girme hakkı” kapsamında değil bireysel başvurunun konusunu oluşturan bir temel hakkın ihlal edilip edilmediği yönünden yapılacaktır. Zaten Anayasa Mahkemesinin bu doğrultuda verdiği kararları da bulunmaktadır (İfade özgürlüğü bağlamı için bkz. Özgür Sevgi Göral Birinci, §29).
57. Bu kapsamda özellikle ciddi temellere dayalı ayrımcılık şikâyetinin ileri sürüldüğü bir başvurunun sırf kamu hizmetine girme meselesiyle ilgili olduğundan bahisle kabul edilemez bulunması bireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz.
58. Başvurucu, öğretmenlik mesleğine yeniden atanması yönündeki talebinin cinsel yönelimi temelinde ayrımcılık yapılarak reddedildiğini iddia etmektedir. Başvurucu; bu iddiasına dayanak olarak idarenin atama talebinin reddine yönelik işleminde meslekte iken işlediği disiplin suçunu sebep gösterdiğini, bunun da eş cinsel ilişkilerde bulunması olduğunu ileri sürmüştür. Buna göre başvurucu yönünden ayrımcılık iddiasının ciddi temellere dayandığı kabul edilmelidir.
59. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel hayata saygı hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
60. Ayrımcılık, nesnel ve makul bir gerekçe olmaksızın konuyla ilgili olarak benzer durumda olan kişilere farklı muamelede bulunulmasıdır. Aynı durumdaki kişilere farklı muamele, meşru bir amaca dayalı olmadığında ve izlenilen yol ile varılmaya çalışılan hedef arasında makul bir orantıhlık ilişkisi kurulmadığında ayrımcılık teşkil etmektedir (Tuğba Arslan [GK], B. No: 2014/256, 25/6/2014, §§ 120, 121; T.A.A., B. No: 2014/19081, 1/2/2017, § 72).
61. Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen “dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep” şeklindeki ayrımcılık temelleri örnek olarak belirtilmiştir ve bu temeller madde metninde sayılanlarla sınırlı değildir (Hüseyin Kesici, B. No: 2013/3440, 20/4/2016, § 56; AYM, E. 1986/11, K. 1986/26,4/11/1986).
62. Bu kapsamda kamu makamlarının bireylere sırf cinsel tercihleri nedeniyle farklı muamelede bulunmaları ayrımcılık yasağının ihlali olarak kabul edilmektedir (Cemal Duğan, B. No: 2014/19308, 15/2/2017, § 42).
63. Ancak ayrımcılık iddiasının ciddiye alınabilmesi için başvurucuların kendileriyle aynı durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendilerine yapılan muamele arasında bir farklılığın bulunduğunu ifade etmeleri yeterli olmayıp ayrıca bu farklılığın meşru bir temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. bir ayrımcılık temeline dayandığını makul delillerle ortaya koymaları gerekir. Bir başka deyişle başvurucuların kendilerine diğerlerinden esaslı şekilde farklı davranıldığmı, bu farklı davranışın kendilerinin şahsi bir özelliğinden kaynaklandığını kuvvetli emare ve karine oluşturacak olgularla ortaya koymaları gerekmektedir. Bunun ispatlanması durumunda farklı muamelenin var olmadığını veya haklı sebeplere dayandığını ispat yükü farklı muameleyi gerçekleştiren kamu makamlarına geçecektir (Mesude Yaşar, B. No: 2013/2738, 16/7/2014, § 48; Ayla (Şenses) Kara, B. No: 2013/7063, 5/11/2015, § 46; Cemal Duğan, § 44).
64. Özel hayata saygı hakkı, Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınmıştır. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir kavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özel hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde “bireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi” kavramı temel alınmaktadır. Özellikle mahremiyet alanında cereyan eden cinsel içerikli eylem ve davranışların bu alana dâhil olduğuna kuşku yoktur (Serap Tortuk, B.No: 2013/9660, 21/1/2015, § 35).
65. Bireyin mahremiyet hakkı mekânla ilgili bir alanı da işaret etmekte olup bu alan da bireyin konutudur. Bu açıdan Anayasa’nın 20. maddesinin güvence kapsamında bulunan mahremiyet hakkı kural olarak kamusal alana kadar uzanmamaktadır. Birey bir kez kamusal alana çıkınca yani görünür olunca özel hayata saygı hakkı alt kategorisinde korunan mahremiyet hakkı kural olarak ileri sürülemez. Mahremiyet hakkının uygulanabilirlik alanı kural olarak bireyin özel yaşam alanı olmakla birlikte bireylerin diğer insanlarla etkileşim içinde olduğu bazı kamusal alanlar ya da bağlamlar da özel hayata saygı hakkının kapsamında yer alabilir. Bunun yanı sıra özel hayata saygı hakkı bireye, içinde özgürce hareket edebileceği ve kişiliğini geliştirip gerçekleştirebileceği bir kişisel alan sağlamaktadır. Dolayısıyla bireyin özel yaşamını kendi eliyle kamuya açması, özel yaşama saygı hakkı talebini otomatik olarak belli ölçüde azaltmaktadır (Serap Tortuk, § 56).
66. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda, kamu makamlarının faaliyetin niteliği ve sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması doğaldır. Bu kapsamda kamu görevlilerinin mesleki yaşamlarıyla da bütünleşen bazı özel hayat unsurları açısından sınırlamalara tabi tutulabilecekleri açıktır {Serap Tortuk, § 52).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
67. Başvurucunun öğretmenlik mesleğine yeniden atanması talebinin Millî Eğitim Bakanlığı işlemi ve İdare Mahkemesi kararında açıktan atama olarak nitelendirildiği anlaşılmaktadır. Buna göre somut başvuru açısından öncelikle bir kamu görevine açıktan atama sırasında başvurucuya farklı bir muamelede bulunulup bulunulmadığının tespiti gerekmektedir.
68. Kamu hizmetlerinin özellikleri olduğu ve bu hizmetleri gören personelin özel statülere bağlı bulunduğu bilinen bir gerçektir. Kamu hizmetine alınacak kişilerde kanunlar tarafından aranan nitelikler ve onlar hakkında yasalarda öngörülen kısıtlamalar, kamu hizmetinin etkin ve esenlikli bir biçimde yürütülmesi amacına yöneliktir.
69. Ayrıca başvurucunun atanmak istediği mesleğin ilköğretim çağındaki çocukların eğitilmesini içeren öğretmenlik mesleği olduğu da dikkate alınmalıdır. Öğretmenlik mesleği, niteliği gereği çocukların sağlıklı yetiştirilmeleri ve haklarının korunması ile yakından bağlantılıdır. Bu bağlamda öğretmenlik mesleğinin muhatap kitlesinin çocuklar olması nedeniyle gözetilmesi gereken menfaatlerden birinin çocuklann sağlıklı yetiştirilmeleri ve haklarının korunması olduğu dikkate alındığında öğretmenlik mesleğinin daha özellikli bir konumu olduğu açıktır. Bu nedenle küçük çocukların eğitilmesinde öğretmen olarak çalışmak isteyenlerin diğer kişilerin tabi olmadığı bazı sınırlamalara tabi olmaları doğaldır.
70. Bu bakımdan olayda yarışan menfaatlerden birinin de çocuklann sağlıklı şekilde yetiştirilmeleri ve eğitilmeleri konusunda kamu yaran olduğu gözetilmelidir. Kamusal makamların bireyin menfaati ile kamu yararı arasında dengeleme yaparken gözönünde bulundurulması gereken menfaatlerden birinin çocuklann üstün yararı olması durumunda takdir yetkisinin daha geniş olacağı açıktır.
71. Somut başvuruda; başvurucunun öğretmenlik mesleğine atanma talebinin idarece reddedildiği ve ret gerekçesi olarak “Öğretmenlik göreviniz esnasında yaptığınız fiilden dolayı yeniden öğretmenliğe atanmanız uygun bulunmamıştır.” ifadesine yer verildiği, bu suretle başvurucunun meslekte iken işlediği disiplin fiiline atıf yapıldığı görülmüştür. Yukanda belirtildiği üzere başvurucunun atanma talebinin reddi işleminde memuriyetine son verilmesine neden olan disiplin cezasının esas alındığı görüldüğünden yalnızca başvurunun somut koşullan çerçevesinde olmak üzere sınırlı şekilde belirtilen disiplin sürecinin de gözönünde bulundurulması gerekmektedir (bkz. § 50).
72. Söz konusu disiplin süreci incelendiğinde başvurucunun görev yaptığı Niğde’nin Bor ilçesi Çukurkuyu kasabasındaki ilköğretim okulunda okul hademesine eş cinsel ilişki teklifinde bulunduğu, bu kişinin başvurucuyu şikâyet ettiği, ayrıca başvurucunun kasaba halkından kişilerle eş cinsel ilişkide bulunduğunun öğrencileri ve öğrenci velileri arasında konuşulduğu olgularının başvurucunun kendi ifadesi ve tanık beyanlanyla ortaya konulduğu görülmektedir. İdare tarafından başvurucunun söz konusu davranışlarının 1702 sayılı Kanun’un 27. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde yer verilen “gerek talebeye karşı ve gerek hariçte muallimlik sıfatile telif edilmeyen iffetsizliği sabit görülme” fiili kapsamında değerlendirilerek meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu işleme karşı açılan davanın reddedildiği ve kararın Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı olan 23/9/2012 tarihinden önce kanun yollarından geçerek kesinleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.
73. Başvurucunun atanma talebinin reddine ilişkin işlem ile söz konusu disiplin süreci birlikte ele alındığında yeniden öğretmenlik mesleğine atanma talebini değerlendiren idare tarafından başvurucunun cinsel yönelimine değil görev yaptığı okula yansıttığı davranışlarına odaklanılmış olduğu görülmektedir. Mahrem kalması gereken cinsel hayatına dair unsurların başvurucunun özenli sayılamayacak davranışları sonucu kendisi tarafından kamunun bilgisine açılmış olmasına, dolayısıyla küçük bir kasabada okul çalışanları, öğrenciler ve veliler tarafından bilinir olmasına önem atfedildiği, idare tarafından bu durumun öğretmenlik sıfatıyla bağdaşmayan iffetsizlik oluşturduğunun kabul edildiği anlaşılmaktadır.
74. Bu itibarla somut olayda cinsel yönelimi dikkate alınarak başvurucu hakkında işlem tesis edildiğini söylemek mümkün görünmemektedir. Diğer bir ifadeyle bireysel başvuruya konu idari işlemde başvurucunun yeniden öğretmenliğe atanma talebinin cinsel yönelimi nedeniyle değil soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle başvurucuya farklı bir muamelede bulunulmadığı sonucuna varılmıştır.
75. Bu durumda atamaya yetkili makamın öğretmenlik mesleğine atanma talebini reddederken başvurucunun daha önceki disiplin cezasına konu eylemini, sadece söz konusu kadronun gerektirdiği kişisel niteliklerden birine sahip olup olmadığına kanaat getirmek için dikkate aldığı sonucuna ulaşılmıştır. Çocukların sağlıklı şekilde yetiştirilmeleri ve eğitilmeleri hususundaki toplumsal menfaat nazara alındığında kamusal makamların almış olduğu tedbirin makul olduğu ve bu husustaki takdir yetkisinin sınırlarının aşıldığı söylenemez.
76. Açıklanan gerekçelerle başvuru konusu olayda özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı olarak incelenen eşitlik ilkesinin ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
Engin YILDIRIM ve Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.
C. Özel Hayata Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
77. Somut olayda başvurucunun öğretmenlik mesleğine yeniden atanma talebinin öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği niteliklerden birine sahip olmadığı sebebiyle reddedildiği anlaşılmaktadır. İdarenin bu karara ulaşmasında dikkate aldığı unsurun başvurucunun daha önce öğretmenlik görevini yürüttüğü sırada işlediği disiplin suçu olduğu görülmektedir. Bu disiplin suçu ise görev yaptığı ilköğretim okulu çevresinde cinsel hayatına ait davranışlarını kendi eliyle alenileştirmiş olmasını konu edinmektedir. Tüm bu hususlar ışığında başvurucunun cinsel hayatına ait daha önce işlediği eylemlerinin öğretmenlik mesleğine yeniden atanmasına engel görüldüğü, bu bakımdan cinsel davranışları nedeniyle belirli bir mesleğe erişiminin kamu makamlarınca engellenmesinin başvurucunun özel hayata saygı hakkına bir müdahale oluşturduğu söylenebilir.
78. Başvurucunun atanmak istediği mesleğin ilköğretim çağındaki çocukların eğitilmesini içeren öğretmenlik mesleği olduğu, muhatap kitlesinin çocuklar olması nedeniyle gözetilmesi gereken menfaatlerden birinin çocukların sağlıklı yetiştirilmeleri ve haklarının korunması olduğu dikkate alındığında küçük çocukların eğitilmesinde öğretmen olarak çalışmak isteyenlerin diğer kişilerin tabi olmadığı bazı sınırlamalara tabi olmalarının gerekeceği açıktır.
79. Bu kapsamda başvurucunun öğretmenlik mesleğine atanma talebinin reddedilmesinin çocukların sağlıklı yetiştirilmeleri ve haklarının korunması ile bununla bağlantılı olarak söz konusu kamu hizmetinin düzenli ve verimli olarak yürütülmesi şeklindeki meşru amaca dayandığı anlaşılmaktadır.
80. Yukarıda ayrımcılık yasağının incelenmesi sırasında ulaşılan tespitler ışığında atamaya yetkili makamın öğretmenlik mesleğine atanma talebini reddederken başvurucunun daha önceki disiplin cezasına konu eylemini, sadece söz konusu kadronun gerektirdiği kişisel niteliklerden birine sahip olup olmadığına kanaat getirmek için dikkate aldığı sonucuna ulaşılmıştır (bkz. § 76). Çocukların sağlıklı şekilde yetiştirilmeleri ve eğitilmeleri hususundaki toplumsal menfaat nazara alındığında kamusal makamların almış olduğu tedbirin makul olduğu görülmektedir.
81. Bunun yanı sıra başvurucunun kamu makamlarından öğretmenlik mesleği dışında bir başka görevde çalıştırılması yönünde bir talebinin olmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucu ilk defa bireysel başvuru formunda genel idare hizmetleri sınıfında bir görevde çalıştırılması gerektiğini ifade etmiştir. Ancak başvurucunun idareye bu yönde bir talepte bulunmadığı anlaşılmıştır. Başvurucunun öğretmenlik mesleğine kabul edilmemiş olması, kamuda veya özel sektörde başka bir görevde çalıştırılmayacağı anlamına gelmemektedir.
82. Bu durumda ilköğretim okulu öğretmenliğine atanma talebinin öğretmenlik mesleğinin gerektirdiği niteliklerden birine sahip olmadığı sebebiyle reddedildiği ve başvurucunun kamuda ya da özel sektörde başka görevlerde çalışmasının engellenmediği dikkate alındığında söz konusu müdahalenin ölçülü olmadığı söylenemez.
83. Açıklanan gerekçelerle başvuru konusu olayda özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
Engin YILDIRIM ve Muammer TOPAL bu görüşe katılmamışlardır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Kamuya açık belgelerde başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebinin KABULÜNE,
C. 1. Özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı olarak incelenen eşitlik ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
2. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
D. 1. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alman özel hayata saygı hakkı ile bağlantılı olarak incelenen Anayasa’nın 10. maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE Engin YILDIRIM ve Muammer TOPAL’m karşıoyu ve OY ÇOKLUĞUYLA,
2. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alman özel hayata saygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE Engin YILDIRIM ve Muammer TOPAL’ın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
F. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/10/2017 tarihinde karar verildi.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Hukuk eğitimi sırasında yapılan sınavların test şeklinde olması ne kadar faydalı? Özge Özbakır Hukuk Lisans Eğitimi 35 14-04-2012 11:31
Elimizin Altında Olması Gereken Faydalı Hukuk Bilgileri Admin Site Hakkında Yazışmalar 111 10-10-2007 20:06
olan ve olması gereken açısından hukuk Av.Denizhan Erbek Hukuk ve Felsefe 44 29-07-2007 21:14
Bazı Faydalı Hukuk Programları symbazz Hukuk ve Bilgisayar Yazılımları 1 22-03-2007 06:14
Hukuk Ayaklar Altında Av.Suat Ergin Hukuk Haberleri 2 06-11-2006 23:04


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05593204 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.