Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Site Lokali Edebiyat, Müzik, Spor, Sinema, Bilgisayar.. Site üyelerimizin hukukla ilgisiz konularda sohbetleri için. [Siyaset ve din bu sitede konu dışıdır!]

"Kendin Olabilmek" Hakkında

Yanıt
Old 15-02-2007, 15:09   #1
Procurement Law

 
Soru "Kendin Olabilmek" Hakkında

Mevlana'nın şu ünlü sözünü hepimiz biliriz:
"Ya olduğun gibi görün; ya göründüğün gibi ol."
Bu sözün çok anlamlı ve güzel olduğunu öne sürenler olduğu gibi, "Söylediğin, ancak karşındakinin anlayabileceği kadardır". sözünden hareketle Mevlana'nın bu sözünün gerçekleştirilmesi imkansız iki tavsiyeyi bünyesinde barındırdığını düşünenler de yok değildir. Bu ikinci görüşe göre, önemli olan, senin nasıl göründüğünden ziyade nasıl algılandığındır. Kişisel ve kültürel birçok farklılık dikkate alındığında, herkes için aynı şekilde algılanman mümkün olmadığından, ne olduğun gibi görünmen mümkündür, ne de göründüğün gibi olman. Çünkü görünüşün A'ya göre farklıdır, B'ye göre farklıdır, C'ye göre çok daha farklıdır... Dolayısıyla hangisinin göründüğünü düşündüğü şekilde olman gerektiği sorunsalı, seni çözümü imkansız bir düşünce kaosuna sürükler...

Belki biraz derin ve felsefi bir konu ama, bu konuda hukukçu meslektaşların ne düşündüğünü merak ettim...
Old 16-02-2007, 13:05   #2
ISIL YILMAZ

 
Varsayılan

Sn.Procurement Law,

Güzel bir paradoksun altını çizmişsiniz.

Ben konuyu daha basit olarak düşündüğümü ifade etmek isterim. Başkalarının algısından önce kendi algıma ve değerlerime bakarım. Değerlerimle çelişmeden davranabiliyorsam ve bu davranışlarım, kendimi algılayışımda beni rahatsız etmiyorsa, olduğum gibiyimdir.

Kendimi herkese "doğru" biçimde anlatamayabilirim, ama kendimi kendime anlatmam bu kadar zor olmamalı. Kaldı ki, benim davranış ve/veya sözlerimi 100 kişi yanlış anlayacaksa, 100 kişinin de doğru anlayacağına güvenmem gerekir. Aksini düşünmek biraz kibirlice davranmak bile sayılabilir. Yani, öyle birisiyim ki, beni benden başkası anlamayacak demek, içinde latan bir büyüklenme de taşır. Karşımdakiler de en az benim kadar zekidir, herhalde.

Hepimiz anlaşılmak ihtiyacındayız, sanırım. Ben, kişisel olarak "karşımdakinin anladığı kadar" birisi olduğumu düşünme eğiliminde değilimdir. Daha fazlası veya azı olabilirim. Beni anlayan da çıkar anlamayan da anlamak istemeyen de. Duruma göre, karşımdakini değiştirebilirsem , yani onu karşımdan yollayabilirsem, ne ala.

Kısaca, benim için öncelikli olan öz-farkındalığımdır. Bunu geliştirmeye, kendimi anlamaya çalışırım. ( kendimi yanlış anlamışsam da vay halime Bir gülünçlük unsuru olarak yaşayanlar arasında dolaşıp dururum herhalde.)

Saygılar.
Old 12-07-2007, 19:03   #3
yağmurdamlası

 
Varsayılan :)

Kendimiz olabilmek çok zor ve herkesin başarabilmesini bekleyemediğim bir durum ne yazık ki...Herkes kendine aslında bir perde almış kara bir perde bazen aralarına delikler açıyorlar kendilerini göstermeseler bile az da olsa imalar da ya da bulunmaya izlerini takip ettirmeye çalışıyorlar.Ama gizliyorlar bu insanların çoğu aslında kendilerinden kaçıyorlar ve itiraf etmek kolay değil ama kimse kendini beğenmiyor.Beğenmiyor ki başkasının rolünü oynuyor ve bu rolü oynamaktan bıkmıyor.
Old 18-07-2007, 16:22   #4
medenikal

 
Varsayılan

''Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol''

''İçi dışı bir olmak ''deyimi ile anlatılabilir.

Neysen osun; içsel duygu,düşünce,tavır,düşünüş, tüm hal ve hareketlerde ,

Var olan tutum,düşünce ve kanaatin oluşturduğu içsel yapısı ile ,bunların dışta görünümünün de aynı olması gerektiği;yada farklı görülemeyecek özdeşlikte olması

'İçerde A olmak,dışarda A olduğu halde B görünmek''tutarsızlığı;

İnsan sevgisi ile doluyum deyip, dışta 3. kişilere veya bir topluluğa ,

Buna rağmen gürültü yapıyorlar diye çocukları hınçla kovalayan bir insan davranışı sergileme;

Tavır ve davranışın ,iç dünyasının ne olduğunu göstermesi;

Yetim,fakir ,fukara,garip guraba haklarından bahseden kişinin, parası olduğu halde kaçak elektrik kullanması;

''SÖZDE VE ÖZDE OLMAK''

Davranışlarının ne ise sen osun; söz eylemle örtüşmezse ,sen ikircikli bir yapı arzetmektesin.

İşine geldiği gibi kişiliklere bürünmektesin;

Bir gün çıkarların gereği , bir görüntü vermektesin;diğer gün ise o görüntüyle tam tezat oluşturan bir davranış sergilemektesin;

Göründüğün gibi ol derken;

Özün neyse sözün ve davranışında bu olsun anlamı vardır.

Sen bu tavırlarınla ,kimi kandırıyorsun.Dün öyle söyledin ve davrandın bu gün ise 180 derece döndün.

Kişinin dışsal alemden görünüşü , görüntü ve davranış ne ise ona göre anlaşılır.Fakirlere yardım eden bir kişi görüldüğünde ;

AAA ne iyi insan , yardım ettiğine göre insan sevgisi ile dolu,diye akla gelebilir.

Oysaki bu yardımın altında , bilincinde muhtarlığa adaylık yattığını bilmez.

Sonradan öğrenirler ki aday olmuş; meğersem oy içinmiş bu yardımlar,

Dışsal olarak algılanan ilk izlenim hatalı değerlendirme doğurmuş,sonradan ise kişinin tutarsız bir kişilik taşıdığı anlaşılmış;

Aslında kişi olmadığı bir yapı içine bürünerek bundan fayda ummaya çalışmış;

Görünen yapı ,iç ile uyumsuz;

Mevlana hazretlerinin bu sözü;

İnsanın taşıdığı ve kişiliğinde topladığı değer kümesini; dış alanda , 3.kişilere yönelik olarak , irade oluşumunu ,yani kanaat oluşumunu olumlu kılmak ,bundan fayda ummak amacıyla , karşı tarafın iradesini etki altına almasıdır.

"Söylediğin, ancak karşındakinin anlayabileceği kadardır".
sözü ise ;

Beyinsel,yetenek ,tecrübe ile ilintilidir.

Bilgisi olmayana,söylenecek söz bildiği kadar , anlayacağı kadar ve şekilde verilir anlamındadır.

Beyin haznesinde, uzmanlığı ve algısını çekebilecek , beyin kıvrımlarında bilgi özdeşleşmesi oluşturabilecek ,bilgi anlaşılır.Özümsenir ve hatta yoruma konu olabilir.

Yoksa alma için, aldığı bilgiye eş değer bilgi ve yorumlayacak hazne de gerekir.

Tıp uzmanlığını gerektiren, bir kavramın ,bir hukukçuda belirginleşmesi ile ,tıpla benzer bir meslekte,veya ona yakın bir uzmanlıkta olan kişide algılama farklılıkları da çok farklı olacaktır.
Old 18-07-2007, 21:13   #5
ecesaka

 
Varsayılan

İnsanların bizden ne beklediği, bizim hayattan ne istediğimiz ve insanlara kendimizi nasıl gösterdiğimizle alakalı karışık bir durum aslında... Kendi yaşamımda "olduğum gibi görünmek" ya da "göründüğüm gibi olmak" gibi bir kaygı taşımamakla beraber, insanlara onlarla paylaşabileceğim ölçüde kendimden bir şeyler göstermeye çalışıyorum diyebilirim sanırım... İnsanlar tek yönlü yaratıklar olmadığından, pek çok durum-konu-fikir-vs. hakkında farklı duruş sergilerler. Eh haliyle benim sürekli olaylar karşısında kendi duruşumu belli etmem önemli midir? Ya da bu zaman kaybı değil midir? Bu nedenle siyah ya da beyaz olmak yerine gri konumda kalmayı tercih edenlerdenim sanırım. Herkesin benim her yönümü bilmesine gerek olmadığını düşünüyorum...
Old 18-07-2007, 23:01   #6
cemaydın

 
Varsayılan

Bence önemli olan başkalarının bizi nasıl algıladığı yada algılayacağı değil önemli olan bizim ne istediğimiz ve bu istekler doğrultusunda hareket edip etmememiz. Diğer türlü aslında orada olmadığımız, içinde olmadığımız bir hayatı yaşayacağız kısaca bir "yalanı".

Önemli olan doğru davranmak değil önemli olan nasıl davranmak istediğin dolayısı ile diğer kişiler beni nasıl algılarsa algılasın mühim değil.

"Ya olduğun gibi görün; ya göründüğün gibi ol." sözü ile "Söylediğin, ancak karşındakinin anlayabileceği kadardır" sözü arasında bu bağlamda bir çelişki yok bence.
Old 30-07-2007, 20:32   #7
OLCAYK

 
Varsayılan

Bazen insan sevdikleri için olmasını istediklerinin dışına çıkabiliyor ama bu elbette insanın kendisine zarar veriyor ve tecrübeyle sabittir ki bunu bir daha asla yapmayacağım!
Old 31-07-2007, 13:34   #8
ParanoidAndroid

 
Varsayılan

Kendin olabilmek için kendini bilmek gerek. Kendini olduğundan farklı bilen insan da kendince kendi oluyordur. Ya da aslında kendi olan birine, kendin ol derken, zaten kendi olduğu halde, tanıyamamış olduğumuz için böyle bir çağrıda bulunduğumuz oluyordur. Peki her zaman kendin olmak mı gerek? Ya da doğru olan bu mudur? Sıkıcı olmaz mı böylesi? Arada kendini bile şaşırtan yollara girmeli. Keşfetmek, tazelenmek, yeni bir kendin olabilmek için; ya da en azından yakıcı güneşin altında kavrulmuş tene damlayan iki küçük su tanesinin verdiği ferahlığın etkisini yaşamak için; soluklanmak için; "varlığı" hissedebilmek için.. Uyuşmuş bedenler, uyuşmuş ruhlar olarak aslında hepimiz (?) YOKUZ.. Birbirine sürttüğümüz iki taşın çıkardığı kıvılcım kadar varız; vücuda saplanan iğnenin çapı kadar; an'lar kadar.. Öyleyse?
Old 08-08-2007, 09:49   #9
calikusu_kamuran

 
Acil

Alıntı:
Yazan cemaydın
Bence önemli olan başkalarının bizi nasıl algıladığı yada algılayacağı değil önemli olan bizim ne istediğimiz ve bu istekler doğrultusunda hareket edip etmememiz. Diğer türlü aslında orada olmadığımız, içinde olmadığımız bir hayatı yaşayacağız kısaca bir "yalanı".

Önemli olan doğru davranmak değil önemli olan nasıl davranmak istediğin dolayısı ile diğer kişiler beni nasıl algılarsa algılasın mühim değil.

"Ya olduğun gibi görün; ya göründüğün gibi ol." sözü ile "Söylediğin, ancak karşındakinin anlayabileceği kadardır" sözü arasında bu bağlamda bir çelişki yok bence.

Bir gün bir ormanda kurt sesleri uluması altında, ve diğer yırtıcıların farklı duyurumları altında ilerleyiniz, kimbilir belki böyle bir durum yaşamışsınızdır, o ortamdan giderken ey canlılar ben sizleri yemeyeceğim-size karşı tüm niyetlerim iyi içimde size karşı duygularım ne ise dışa gösterdiğim de odur, deyiniz. Bunu dış alemdeki bu varlıklara anlatabilecek misiniz ve onların Siz" i algılamasını o anda ne kadar isterdiniz bir bilseniz. Bir kavga esnasında bile insanlar içlerinde o durumu hiç istemedikleri halde dışa bu isteklerini yansıtamadıkları ve hatta yansıtsalar bile anlaşılmadıkları için ne derece vahim sonuçlar doğduğunu herkes bilir. Şimdi soruyorum, dış dünyanın bizi algılamaması bu kadar önemsiz midir Siz" ce?

Beni çok iyi tanıyan ve asla ona karşı kötü niyetli olmayacağımı görmüş bir insana çıksam iyi bir küfür etsem bile inanın hayır calikusu_kamuran bu cümlenin ortak karşılığı ile hitap etmiyor bana diye düşünecektir ve ilk aklına gelen asla kötü karşılık olmayacaktır, yani burada dış dünya tarafından ne olarak algılandığınız çok önemlidir, önemsiz olduğunu zannetmiyorum. Geçmişte ve bugün barışık davranışlar sergiliyor isek inanın bunların her biri yarınki günlere yatırımlardır ve birgün abes davranır isek, bu asla beklenilmez bir davraşıtır X ten deyip acaba ne derdi var da böyle davanıyor diyebilmemizi sağlayan durumlardır bunlar. Kısaca her insanın bir İSTİKRARI vardır, o istikrarın dışına çıkıldığı anda olumsuz/ters giden bir şeyler var dedirtir artık bu durum bize.

Esas konuya gelince, insan olgunlaştıkça dış dünyaya göre şekillendirmektedir kendini, örneğin bir toplum üyelerinden yardım görmek istiyor iseniz, ne şekilde davranmalıyım ki bu insanlardan şu sonucu elde edeyim diye düşünürsünüz, çocuk bile öyledir, ağlayınca istediği sonucu elde etmişse artık hep ağlar... Bu anlamda insan hayatı boyunca savunma/korunma olarak algılanan en iyi davranışı yine içinde bulunduğu ortamın kendisinden öğrenmektedir. Bize nasıl davranmamız gerektiğini dış alem öğretir ama eğer biz ondan üstün/güçlü isek biz ona öğretiriz. İnsan her daim yargılar, bir sonucu hangi davranışla elde ettiğini ve her seferinde herkese veya aynı kişiye karşı aynı sonucu aynı davranış ile alabilir miyim diye daima yargılar. Hepimiz biliriz, eğer makam sahibi bir kişi sinirli ise en iyisi ben kafası iyi bir zamanda geleyim de şu belgemi imzalatayım demişizdir, işte burda bile dış aleme göre şekillenmişizdir. Yok eğer makam güç sahibi Siz olsanız burda ise dış alem Size göre şekillenmiş oluyor, çünkü insan DETERMİNANTLARI arayış içindedir sürekli.

SAYGILARIMLA
Old 08-08-2007, 12:17   #10
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Alıntı:
Hepimiz biliriz, eğer makam sahibi bir kişi sinirli ise en iyisi ben kafası iyi bir zamanda geleyim de şu belgemi imzalatayım demişizdir, işte burda bile dış aleme göre şekillenmişizdir. Yok eğer makam güç sahibi Siz olsanız burda ise dış alem Size göre şekillenmiş oluyor, çünkü insan DETERMİNANTLARI arayış içindedir sürekli.

Yani güç-kudret ve makam sahibi biz isek, ya da imza atacak makamdan daha üstte isek; o kişi sinirli de olsa belgemizi kazasız belasız imzalatabilir miyiz?


Başka bir ifade ile sinir hikayedir, aslolan korku mudur ?
Old 09-08-2007, 22:19   #11
cemaydın

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan calikusu_kamuran
Bir gün bir ormanda kurt sesleri uluması altında, ve diğer yırtıcıların farklı duyurumları altında ilerleyiniz, kimbilir belki böyle bir durum yaşamışsınızdır, o ortamdan giderken ey canlılar ben sizleri yemeyeceğim-size karşı tüm niyetlerim iyi içimde size karşı duygularım ne ise dışa gösterdiğim de odur, deyiniz. Bunu dış alemdeki bu varlıklara anlatabilecek misiniz ve onların Siz" i algılamasını o anda ne kadar isterdiniz bir bilseniz. Bir kavga esnasında bile insanlar içlerinde o durumu hiç istemedikleri halde dışa bu isteklerini yansıtamadıkları ve hatta yansıtsalar bile anlaşılmadıkları için ne derece vahim sonuçlar doğduğunu herkes bilir. Şimdi soruyorum, dış dünyanın bizi algılamaması bu kadar önemsiz midir Siz" ce?

Yazıyı biraz geç farkettim o yüzden cevap veremedim . "Dış dünyanın bizi nasıl algıladığı bu kadar önemsizmidir sizce" buna cevap veremem çünkü "biz'in" içinde benden başkalarıda var. Ama Dış dünyanın beni nasıl algıladığı "yani diğerlerinin" inanın umrumda değil.
Old 11-08-2007, 20:39   #12
calikusu_kamuran

 
Acil

Alıntı:
Yazan cemaydın
Yazıyı biraz geç farkettim o yüzden cevap veremedim . "Dış dünyanın bizi nasıl algıladığı bu kadar önemsizmidir sizce" buna cevap veremem çünkü "biz'in" içinde benden başkalarıda var. Ama Dış dünyanın beni nasıl algıladığı "yani diğerlerinin" inanın umrumda değil.

Bir avukat olarak, toplum içindeki itibarınızı hiç düşünmüyor musunuz? Bize staj dönemimizde avukatın özel hayatı bile önemli denmişti, topluma yansıyan olumsuz özel hayatımız karşısında Baro neler yapabilir? Baroyu toplum adına hareket eden bir kurum olarak düşününüz.

SAYGILARIMLA...(Ben hala diyorum ki toplum toprağımızdır biz onu işleyen çiftçileriyiz.)
Old 13-08-2007, 19:41   #13
cemaydın

 
Varsayılan

Toplumun benim hakkımda ne düşündüğü benim için önemli değil. Bunu daha önce defalarca yazdım, Sayın Calikusu Kamuran.

Toplum içindeki itibarımı düşünmüyorum ( bu demek değil ki, canımın istediğine küfür eder saldırır veya istediğimi yaparım, temel prensibim başkalarına zarar verme ve rahatsız etme) toplumun bana biçeceği değere önem vermiyorum. Olabildiğince kendim olmaya çalışıyorum. Dolayısı ile beni nasıl algıladıkları bana birşey ifade etmiyor çünkü "O veya Onlar" beni nasıl agılarsa algılasın "Ben" üzerinde bir etkisi olmayacak.

Avukatın özel hayatı bile önemli demişşiniz . Şimdi ben geceleri bir orda bir burda kolumda karşı cins ile çılgın atıp magazine kapak olan biri değilim , sabıkalı da değilim . Bugüne kadar kimseye zarar vermişde değilim. Kisaca "Avukatlık mesleğinin onuruna !!!" zarar verdiğimi düşünmüyorum. Böyle biri olmamdaki etken toplumdaki "itibarımı" düşünmem değil veya "çoğunluğun" gözünde dört dörtlük adam ! payesini kazanmakda değil. Böyle davranmamın nedeni böyle biri olmam.

Benim için ne düşündükleri önemli değil, önemli olan ben ne yapmak istiyorum derken, neden illa olumsuz birşeyler yapıyormuşum gibi bir izlenime kapıldınız onu anlayamadım ? Yani siz sadece "Toplum !!!" içindeki itibarınızı düşündüğünüz için mi ? veya avukatlık meslek kurallarında yazdığı için mi? Belli bazı davranışlarda bulunuyor veya bazı davranışlardan kaçınıyorsunuz ?

Toplum içindeki itibarı belirleyen faktörler Turkiyede bölgeden bölgeye değişir ve yapmanız gereken her bölgeye has sizden beklenen davranış kurallarına uymanız. Resmen komedi, bunları yap veya yapma (samimi olman hiç önemli değil) biz sana itibar veririz. Böyle bir itibarı ne yapayım ben.

Toplum sizin toprağınız olsun ve sizde onu işleyen çiftciler olmaya devam edin ben sizi seyretmekle yetinmeye çalışacağım.
Old 13-08-2007, 20:13   #14
yağmurdamlası

 
Varsayılan :)

Her adımımızda var bir kural...
Her kelimemizin altında yatıyor aslında sırlar dünyası...
Her bakışımız sevgi mi itiraf ediyor...
Tebessümümüzün arkasında vardır belki bir kin kuyusu...
İtiraf ediyorum ne meleğiz ne şeytan...
Ama gizleriz bunu bizim gibi insanoğlu olan bizim gibi canlıdan...
O bilmez mi san ki?Bil mez mi gerçeği...Kendini görmek bazen korkutur aynaya bakmak bazen zordur ama baksan bile eksikler gizli bir kordur...
Old 04-09-2007, 19:46   #15
üye8180

 
Varsayılan

Ne olduğumuz, kişilik özelliklerimiz, biraz da yaşadıklarımızla, dış ortamdan aldığımız etkilerle şekillenmiyor mu? yani birgün bir şeye canınız sıkılıyor. belki suratımız asılıyor, gözlerimizin ışığı sönüyor. O anda ilk kez bizi gören biri ' asık suratlı, ya da ciddi, mesafeli ' diye yorum yapabiliyor hakkımızda. Birgün de bu kez sevinçli birşey oluyor hayatımızda. Yüzümüzde güller açıyor. Bir enerji bir pozitiflik sormayın. O gün bizi ilk kez gören biri ' ne kadın be. Harika' diye düşünebilir. Bugünlerde bir söz okudum hayata dair ve çok hoşuma gitti. Diyor ki. ' Ya hep ya hiççi olmak bir tür kişilik bozukluğudur. Yani ya hep ya hiç demek zorunda değilsiniz. Ne siyahtır hayat ne de beyaz. Aslolan gridir gri ' yani olabildiğimiz kadar neşeli olalım. Hüznü kederi de abartmayalım. ne bir azize olalım ne bir şeytan. Ne çok paragöz olalım, ne çok har vurup harman savuran gamsız biri. Ne çok mutaassıp olalım ne çok modern. Ne çok önemseyelim başkalarını, ne çok boşverelim insanları. Herşey dozunda güzel.
Old 11-09-2007, 21:55   #16
mehmet emin sezen

 
Varsayılan

Yaşadımız yerin kuralı diye paris'te gösteri izlerken ayakkabı'larımızı çıkarıp sandalyenin tepesine çıkıp oturalım.Sayın Cemaydın size aynen katılyorum.
Old 28-01-2010, 15:58   #17
nostaljielif

 
Varsayılan

kendin olabilmek,bir başkası için değişmek insanın kendine vereceği en büyük zarar.bir süreden sonra o kimlikte olmak yaşamı çekilmez hale getirebilir.göründüğün gibi ol yada olduğun gibi görün çok anlamlı ve duğru olmasına rağmen çok da zordur.fakat bir hakikat varki olduğu gibi görünen insanlar bir liman gibidir.onların hayatımızdan çıkmasını hiç istemeyiz.kendimizi en kötü hissettiğimiz anlarda onların limanına sığınmak isteriz tüm kötü şeylere rağmen onların değişmediğini görmek bizi mutlu eder çünki onlar bizi değiştirmeyi hiç istemezler.bizi herşeye rağmen biz olarak kabul ederler.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Savcının görevi "suç isnat etmek" mi, yoksa "suç ispat etmek" mi olmalı? sibelniko Hukuk Sohbetleri 21 30-09-2013 08:43
Stj. Av. ne "ofisboy"dur, ne de adliyedeki caycinin "ciragi..." metin karadag Hukuk Stajı ve Meslek Seçimi 26 28-07-2007 20:47
FSEK anlamında"eser"; "Mezdeke"oryantal grup adı ve oluşturdukları karakter eser mi? Aslı Hukuk Soruları Arşivi 6 27-12-2006 00:32
Gelin, Şu "ilk Adımı" Atalım Artık;"stajyer Avukatların Sosyal Güvenlik Sorunları&quo metin karadag Hukuk Stajı ve Meslek Seçimi 0 05-03-2003 14:18


THS Sunucusu bu sayfayı 0,04958606 saniyede 15 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.