Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Meslektaşların Soruları Hukukçu meslektaşların hukuki nitelikte sorularını birbirlerine yöneltecekleri mesleki yardımlaşma forumu. SADECE hukuk fakültesi mezunları ile hukuk profesyonellerinin (bilirkişi, icra müdürü vb.) yazışmasına açıktır. [Yeni Soru Sorun]

Kısmi Dava/Tespit Davası/Belirsiz Alacak davası ve HMK 106-107-109

Yanıt
Old 12-01-2012, 14:45   #421
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av. Hulusi Metin
1.Manevi tazminatın “belge/bilgi” ile belirlenebileceğini kabul etmek!

2.Davacı avukatın, yargıcın “%10 - %20 arasındaki takdir hakkını” önceden bilemeyeceğini dikkate almamak!

Tespitler:

1.Talep (İddia) = En fazla %20 olabilecek.

2.“avukatın emeği” hem bir “ispat” hem de bir “takdir” konusudur.

3.%100 ispat, takdirin %20 olmasını gerektirir (mi?)

4.%100 ispat; yargıcın “emeği takdir” yetkisini ortadan kaldırabilir mi?

5.Davacı avukat, yargıcın “%10 - %20 arasındaki takdir hakkını” önceden bilemez… Bilmesi de beklenemez!

İrdeleme:

1.Alacak iddiası “tam ve kesin” olarak hesaplanabilir…

2. “tam ve kesin” olarak hesaplanabilen… Alacak iddiası, yine de belirli değildir.

3. Belirsizlik yargıca tanınan takdir hakkından doğmaktadır.

4. Belirsizlik daha davanın başlangıcında belli değil mi?

5.Davacı avukatı %20 üzerinden dava açmaya mecbur etmek!

Üstadım tüm yazdıklarınıza ilaveten; azlin haklı olup olmadığına kim karar verecek?
Old 12-01-2012, 14:53   #422
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Keşke kanun maddeleri daha bir açık olsaydı…

Örneğin, her dava belirsiz alacak davası kabul edilseydi hatta belirsiz alacak davaları için bir değer göstermek de gerekmeseydi. Hatta hatta harç ödemeden de dava açılabilseydi. Ne güzel olurdu hayat, ne güzel olurdu.
Old 12-01-2012, 15:14   #423
janveljan

 
Dikkat

Alıntı:
Yazan Av.Suat Ergin
Üstadım tüm yazdıklarınıza ilaveten; azlin haklı olup olmadığına kim karar verecek?


Değerli üstat,

Azlin haklı olup olmaması, davanın (ücret alacağı) kazanılıp kazanılmamasına etkilidir.

Belirsiz alacak davasında belirsizlik davanın kazanılıp kazanılmayacağı noktasında değil alacağın miktarındadır.

Dolayısıyla davacı alacağının belirliyebiliyorsa, davasını belirlediği bu alacak üzerinden eda davası olarak açmalıdır.

saygılarımla,
Old 12-01-2012, 15:23   #424
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Keşke kanun maddeleri daha bir açık olsaydı…

Örneğin, her dava belirsiz alacak davası kabul edilseydi hatta belirsiz alacak davaları için bir değer göstermek de gerekmeseydi. Hatta hatta harç ödemeden de dava açılabilseydi. Ne güzel olurdu hayat, ne güzel olurdu.

Biz yazmalıydık bu yasayı, biz yazmalıydık!..
Old 12-01-2012, 15:26   #425
janveljan

 
Dikkat

Alıntı:
Yazan Av.Ömer Güntay
Biz yazmalıydık bu yasayı, biz yazmalıydık!..


Bizden kasıt kim sayın üstat,

Retçi muhalif cephe mi ?

Yoksa karşı cephe mi ?
Old 12-01-2012, 15:27   #426
Av.Evran KIRMIZI

 
Varsayılan

Ben de sizinle aynı fikirdeydim. Bu yasayı biz yazmalıydık diye düşünüyordum. Fakat manevi tazminatın belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı ve çek iptalinde yetkili mahkeme konusundaki fikir ayrılıklarını görünce; biz de yazsak pek bir şey değişmeyecekti sanırım. Keşke Eski HUMK'u n dilini sadeleştirip bir iki madde ekleseydik. Belki daha iyi olurdu
Old 12-01-2012, 15:42   #427
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Aslında, "biz" den kasıt, 238 no.lu mesajım çerçevesinde Sayın Dikici Üstadım'a yaptığım bir atıfla sınırlıydı.

Alıntı:
Yazan Güntay-238 no.lu mesaj
Son mesajınızı okudum, haklısınız Sayın Dikici.
Bu kitapların alelacele piyasaya sürülmesi, yeni yasa değişikliğinden mütevellit çok satacağının aşikar olacağı beklentisinden kaynaklanmış olabilir. Oysa böyle bir saik akademik değil ticari bir saiktir. Geri planda tutulması gerekir. E, böyle bir hızın özenle ve isabetle birleşmesi mümkün değil...

Sayın Dikici, böyle olmayacak, kimseyi beğenmiyoruz. Biz bir usul kitabı yazalım yavaş yavaş ne dersiniz? Söz, sizin isminiz de benimkinin önünde ve daha büyük puntolu olacak.

Yalnız bir önşartım var : Kitabın hakemi Sayın Metin olacak!

Hiçbir cepheyi kasdetmedim yani. Ancak, Sayın Evran Kırmızı'nın;
Alıntı:
Ben de sizinle aynı fikirdeydim. Bu yasayı biz yazmalıydık diye düşünüyordum.

mesajı bağlamında, gerçekten (görüşü bana muhalif veya muvafık olsun ayırmaksızın söylüyorum bunu.) azımsanmayacak nitelikte görüş üreten THS hukukçuları bir usul yasası önerebileceği gibi, katkı da sunabilir. Buna eminim.

Aramızdaki anlaşmazlık noktalarına gelince; bunlar şu anda önümüzde bizi bağlayan bir yasa olmasından kaynaklanıyor. Meseleyi temelden ele alınca vazıh düzenlemeler yapacağımızdan o iki konuyu anında aşarız!

Saygılarımla.
Old 12-01-2012, 15:47   #428
Av.Evran KIRMIZI

 
Varsayılan

Bakmayın siz öyle yazdığıma. O kadar ümitsiz değilim. Onlar da yasayı yazmadan çok uzun süre tartışmışlardır. Biz yazsak mutlaka daha iyisini yazardık.
Old 13-01-2012, 09:22   #429
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan janveljan
Bu forumun çerçevesi genel olarak belisiz alacak davaları ve kısmi davalar olduğundan yeni bir başlık açmak yerine burada değerli meslektaşlarımın görüşlerini almak istedim.

Avukatlık Kanunun 164/4 dayanan bir ücret alacağı açmam söz konusu. Bilindiği üzere 164/4. madde özetle iş sahibi ile avukat arasında ücret sözleşmesinin olmadığı, tartışmalı, belirsiz yada geçersiz olduğu durumlarda mahkemenin müddeabihin değerinin % 10 ile % 20 si arasında bir miktarı avukatlık ücreti olarak belirleyeceği hükmünü taşıyor.

Benim görüşüm bu alacak çeşidi için avantajları düşünüldüğünde HMK 107. Madde gereği davayı belirsiz alacak davası olarak açmak. Sizce bu davanın şartları bu alacak için geçerlimidir?

Değerli meslektaşlarımın bu konudaki görüşlerini merak ediyorum, şimdiden teşekkür ederim.

Kısmi dava
MADDE 109. (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(2) Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz. (*)

(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.

1136 S.K. m.164/4: "...Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde(*); değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir..."


Pişmiş aşa su katmak gibi olmasın ama..

Bu durumda,kısmi dava da açılabilir diye düşünmeden edemiyorum..

Üzüntüyle..

SON NOT : Dava türlerine ilişkin düzenlemeleri iptal edelim gitsin..))) Önceden daha iyiydi vallahi eda açabileceğin yerde tespit açamazsın bitti!...
Old 13-01-2012, 10:12   #430
janveljan

 
Dikkat

Alıntı:
Yazan av-ufuk
Kısmi dava
MADDE 109. (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.
(2) Talep konusunun miktarı, taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz. (*)

(3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.

1136 S.K. m.164/4: "...Avukatlık ücretinin kararlaştırılmamış olduğu veya taraflar arasında yazılı ücret sözleşmesinin bulunmadığı yahut ücret sözleşmesinin belirgin olmadığı veya tartışmalı olduğu veya ücret sözleşmesinin ücrete ilişkin hükmünün geçersiz sayıldığı hallerde(*); değeri para ile ölçülebilen dava ve işlerde asgari ücret tarifelerinin altında olmamak koşuluyla ücret itirazlarını incelemeye yetkili merci tarafından davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabihin değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasındaki bir miktar avukatlık ücreti olarak belirlenir..."


Pişmiş aşa su katmak gibi olmasın ama..

Bu durumda,kısmi dava da açılabilir diye düşünmeden edemiyorum..

Üzüntüyle..

SON NOT : Dava türlerine ilişkin düzenlemeleri iptal edelim gitsin..))) Önceden daha iyiydi vallahi eda açabileceğin yerde tespit açamazsın bitti!...

Değerli meslektaşım,

Sorduğum 164/4 deki ücret alacağı ile ilgili soruya kısmi dava açısından yaklaşarak yeni bir boyut kattığınız için teşekkür ederim.

HMK 109/2 de Kısmi dava için iki şart aranıyor.

1- tartışmalı olma
2- açıkça belirli olmama

Bu iki şartı birlikte taşımayan davalar ,talep bölünebilir olsa bile kısmi dava açılamıyor. (Eski kısmi dava sisteminde bu anlamda geriye gidilmiş.Eller aya biz yaya )

164/4 bu şartlardan sizin de altını çizdiğiniz "tartışmalı olma" şartını karşılıyor.

Ancak diğer şart yani "açıkça belirli olmama" açısından durum nedir ?

164/4 deki ücret alacağı hesabında, görülen davanın değeri belli,buna kanunda yazılı % 10 ile % 20 arasında oran uygulanacak ve avukatın hak ettiği ücret hesaplanacak. Bu anlamda belirli olmama şartı gerçekleşmiştir diyebilir miyiz ?

Hesaplama değerleri belli ancak Bu belirli olmama hakimin % 10 ile % 20 arasında değişen takdir hakkından mı kaynaklanıyor ?

(Belirsiz alacak davası diye çıktığım yolda, kısmi dava dahi benim şahsi hak arama özgürlüğüm açısından önemli )
Old 13-01-2012, 10:28   #431
Av.Ufuk Bozoğlu

 
Varsayılan

Üstad,

Kısmi davada taraflar arasındaki sözleşme ve miktarının netliği önemli..diye anlıyorum madde metninden.

Sizin örneğinizde vekalet ilişkisinde karşı taraf avukatlık ücretinden bihaber Ve kanun netlik çizse de karşı yan tarafından tartışmasız, yazılı biçimde belirli bir bedel yok.

Ayrıca bence eğer kısmi dava biçiminde ikame edilecekse; davanın kazanılan bölümünün davanın kesinleştiği tarihteki %10'unun harcını yatırarak dava etmek ve fazlaya ilişkin hakkı saklı tutmak olabilir..(Davada bunu belirleyebiliyorsunuz değil mi? Tapu iptal tescil davasında ise şüpheli belki?..)

Dava hukuki yarar yokluğundan reddedilirse, yenisini açacaksınız. Yok dava süresince hiçbir açıklama olmadan devam eder ve hüküm tam dava gibi verilirse de %10'luk kaybınız olur.

Fonda; yakardım allahıma duysun diye beni çalmaktadır..

Sonradan eklenen not: Ya da %20'den fazlaya ilşikin hak saklı tuturak açılır fazlası varsa dava edilir veya ıslah edilir. Ama burada belirsiz alacak davası yoktur. Düşüncesindeyim.

Saygılarımla,
Old 13-01-2012, 15:27   #432
janveljan

 
Dikkat

Alıntı:
Yazan av-ufuk
Üstad,

Kısmi davada taraflar arasındaki sözleşme ve miktarının netliği önemli..diye anlıyorum madde metninden.

Sizin örneğinizde vekalet ilişkisinde karşı taraf avukatlık ücretinden bihaber Ve kanun netlik çizse de karşı yan tarafından tartışmasız, yazılı biçimde belirli bir bedel yok.

Ayrıca bence eğer kısmi dava biçiminde ikame edilecekse; davanın kazanılan bölümünün davanın kesinleştiği tarihteki %10'unun harcını yatırarak dava etmek ve fazlaya ilişkin hakkı saklı tutmak olabilir..(Davada bunu belirleyebiliyorsunuz değil mi? Tapu iptal tescil davasında ise şüpheli belki?..)

Dava hukuki yarar yokluğundan reddedilirse, yenisini açacaksınız. Yok dava süresince hiçbir açıklama olmadan devam eder ve hüküm tam dava gibi verilirse de %10'luk kaybınız olur.

Fonda; yakardım allahıma duysun diye beni çalmaktadır..

Sonradan eklenen not: Ya da %20'den fazlaya ilşikin hak saklı tuturak açılır fazlası varsa dava edilir veya ıslah edilir. Ama burada belirsiz alacak davası yoktur. Düşüncesindeyim.

Saygılarımla,

Yön verici cevabınız için teşekkür ederim. Oldukça yararlı oldu.

Ücret alacağı davamı kısmi dava olarak açacağım. Tavsiyeniz üzerine en az % 10 luk oran üzerinden.

Açacağım bu kısmi davanın (belirli alacak davası açılmalıydı gerekçesiyle) hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi açıkçası, ne mantığıma, ne usul ekonomisine, nede hak arama özgürlüğü, etkin hukuki koruma ilkelerine (Hani şu HMK yazılırken dikkate alınan evrensel ilkeler )sığmıyor.

Ben böyle bir durumda genel anlamdaki hukuki yarar yokluğu değil, Kısmi davanın kanunla getirilen özel şartına (109/2) uymama durumu olduğunu düşünüyorum.
Bu düşüncemi dillendiren bir meslektaşımın görüşünü aşağıya alıntıladım;

Alıntı:
Porsuk
Alıntı:
HMK 114, 115ve 119 birlikte değerlendirilmelidir.Kaldı ki HMK 114/h deki dava açmakta hukuki yararın bulunması şartını, kısmi dava açmakta aranan hukuki yarardan ayırmak gerekir. Dava şartı olan hukuki yarar, davacının talep sonucuna ulaşabilmek için dava açmaktan başka yolunun olmaması gerektiğini ifade etmektedir.Olayda dava açmakta hukuki yararınız olduğu açıktır. Ancak kısmi dava açmakta hukuki yararınız yoktur Usul ekonomisi ve HMK 119 / 1-ğ, HMK 119 / 2 birlikte değerlendirildiğinde Mahkeme 1 haftalık kesin süre vererek talebinizi belirlemenizi isteyecektir diye düşünüyorum. saygılar.

Böyle bir durumda hakim, bu dava kısmi dava olarak açılmış ise de Usul Kanun'u gereği belirli alacak davası olarak görülmesi gereken bir davadır şeklinde tespitte bulunup, bunun giderilebilir bir eksiklik olduğu da dikkate alınarak, hak kayıplarına mahal vermeyecek şekilde dava dilekçemi belirli alacak davası şekline getirmem için süre verse, sonucuna göre gerekirse usulden reddetse, usul ekonomisine, adaletin gecikmemesine, hak arama özgürlüğüne daha uygun bir yaklaşım olmaz mı ?

Tabi daha fenası kısmi dava olarak açılan bir davanın, ksımi davanını şartını (109/2) taşımadığı gerekçesiyle dava dilekçemde yazılı az miktar üzerinden belirli alacak davası(tam dava- eda davası) olarak yürütülüp görülmesi, sonucunda kesin hüküm gereği ,hüküm altına alınmayan ksım için hak kaybına uğranılması ihtimali;

Alıntı:
Yok dava süresince hiçbir açıklama olmadan devam eder ve hüküm tam dava gibi verilirse de %10'luk kaybınız olur.

Böyle yargılama örnekleriyle karşılaşma ihtimalimiz hiç te az değil !

Somut olayda sizin % 10’luk kaybınız olur ifadenizin matematiksel hesabı ücretin % 50 sidir.(Dava değeri üzerinden % 20 yerine % 10 ücrete hükmedilmesi, 2.000.TL yerine 1.000.TL avukatlık ücretine hükmedilmesi.)


Saygılar,
Old 13-01-2012, 23:55   #433
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Manevi tazminat - Satırbaşı

Manevi tazminat:

1.“… bölünemez. … manevi tazminat isteğine ilişkin irade açıklaması bağlayıcıdır. Artık bundan sonra bu irade genişletilemez ve değiştirilemez”(HGK.E. 2009/21-484,K. 2009/572,T. 25.11.2009).

2. Bölünebilir, çünkü artık HMK.m.107 var..!

3.Maddi hukuka ait bir konuyu, Usul hukuku düzenlemiş olamaz!

4. “Hukukta ifrata kaçmak en büyük haksızlıktır.”( summum jus summa injuria )

Saygılarımla
Old 14-01-2012, 00:06   #434
Av. Hulusi Metin

 
Varsayılan Anlamak için - Av.K.164/4

Sayın janveljan,

1.Alacak iddianızın dayanağı ?

2.Müvekkilinize bu konuda ihtarname çekip çekmediğiniz?

3.Müvekkil kaybından doğan zararınız, somut alacak talebinizden daha büyük olabilir ( hatta büyüktür!).

4."Dava,açılırken kazanılır, veya kaybedilir"...

5."En kötü sulh, en iyi davadan daha iyidir".

6."Kazan, kazan" diyebilmek; "kaybet, kaybet" diyebilmeyi göze almaktır.

Saygılarımla
Old 14-01-2012, 10:37   #435
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan Notlar...

1. Belirsiz alacak davası (BAD), davaların maddi hukuktaki adlarından (manevi tazminat, alacak, tapu iptal tescil, boşanma v.b.) biri değildir; (doktriner sınıflandırmada) mahkemeden hukuki himayeyeyi isteme şekline dair sınıflandırma içinde yer alan usul hukukuna ait bir dava çeşididir.

Hatırlayalım: "Usul Kanunumuzda tespit davalarının düzenlenmemiş olması nedeni ile Türk Hukuk tatbikatında uzun yıllar bu davaların dinlenemeyeceği fikri hakim olmuştur... Temyiz Mahkemesi bu çeşit davaların istimaını başlangıçta ... engellemiştir... Uygulamadaki bu tereddütler 5.2.1962 tarihli ve 18.11.1964 tarihli ve yine 7.7.1965 tarihli içtihadı birleştirme kararları ile giderildi... (Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ, Medeni Yargılama Hukukunun Esasları, İstanbul-2000)"

Hesaplayalım: 1086 S.K.=1927; Kazanım=1965...

2. Malumumuzdur ki "feragat ve kabul" (HUMK m.91 vd; HMK m.307-308 ) de maddi hukuka ait konulardır.

3. BAD, mahkemeden talep edilen hukuki korumaya göre sınıflandırma içinde değerlendirilirken kısmi dava, talep sonucunun "niceliğine" göre sınıflandırmaya dahil edilmiştir. Çünkü davacı, kısmi davayı ikame ederken alacağını böler, "şimdilik" bu böldüğü belli bir kısmı dava eder. BAD'nda ise "şimdilik" yoktur, bölünme yoktur. İspatlayalım: BAD ikamesi ile tüm alacak için zamanaşımı kesilir; ıslaha (istisnası dışında) gerek yoktur, çünkü ileri sürülen hakkın tamamı olmakla iddianın genişletilmesi veya değiştirilmesinden bahsedilemez. Başka bir deyişle genişletilen veya değiştirilen birşey yoktur.

4. İsviçre Federal Usul Kanunu m.85: "Dava açan tarafın alacağını davanın başında göstermesi imkansız veya kendisinden beklenemeyecek durumda ise, belirsiz alacak davası açılabilir. Bununla birlikte davacı, dava konusu olarak geçici bir en az miktarı dilekçesinde göstermek zorundadır.
Dava açan taraf ispat aşamasının sona ermesi ya da karşı tarafın bilgi açıklaması üzerine alacağını belirlemelidir. Bundan sonra talep sonucunun miktarı mahkemenin görevini aşsa bile, dava açılan mahkeme görevli olmakta devam eder."
BAD, Alman Medeni Usul Kanunu'nda düzenlenmemiştir. Yargıda maddi ve manevi tazminat davalarında uygulanmaktadır.

5. HUMK döneminde olmayan birşeye dair değerlendirme yapıp karar vermesini beklemediğim Yargıtaydan; kanuni düzenlemeyle var olan birşeye karşı eski kararlarını kullanıp atıf yapmaması (tarafımca ) beklenendir (TMK m.1) .

Devam ederiz...

Saygılar...
Old 24-01-2012, 10:36   #437
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Katkı olabilir diye yazıyorum:

Daha önce şu linkte yazmıştım: http://www.turkhukuksitesi.com/showp...4&postcount=13

1 Ekim 2011 tarihinden önce açtığım kısmi davanın ilk duruşması 1 Ekim 2011 tarihinden sonra yapılmış ve mahkeme ilk duruşmada HMK. nın hemen uygulanacağı ve HMK.109/2'ye göre dava tutarı taraflar arasında belirli ve tartışmasız ise kısmi dava açılamayacağı nedeniyle 2 hafta kesin süre içinde beyanda bulunup, harcı tamamlamamızı karara bağlamıştı. Süre içinde mahkemeye başvurarak karardan dönülmesini talep etmiştik.

Bugün yapılan ön İnceleme duruşmasında mahkeme ilk duruşmadaki arakararından rücu edilmesine karar verdi ve ön inceleme duruşması tamamlanarak, tahkikata geçildi…

Mahkeme, aynen:

"Davacı tarafından açılan davanın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davanın dava tarihinin 15.08.2011 olduğu ve 6100 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önceki tarih olduğu, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen Prof.Dr. Hakan Pekcanıtez'e ait belirsiz alacak davalarına ilişkin açıklamada belirsiz alacak davalarının ancak 1 Ekim 2011 tarihinden sonra açılan davalar bakımından uygulanacağının düzenlendiği, bu açıklama ışığında kısmi dava açılamayacağı kuralının da 01.10.2011 tarihinden sonra açılan davalar için uygulanması gerektiği kanaatine varıldığından, 02.11.2011 tarihli oturumun 11 nolu ara kararından rücu edilmesine,"

Şeklinde karar verdi.
Old 24-01-2012, 15:57   #438
Adalet Bakanı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Katkı olabilir diye yazıyorum:

Daha önce şu linkte yazmıştım: http://www.turkhukuksitesi.com/showp...4&postcount=13

1 Ekim 2011 tarihinden önce açtığım kısmi davanın ilk duruşması 1 Ekim 2011 tarihinden sonra yapılmış ve mahkeme ilk duruşmada HMK. nın hemen uygulanacağı ve HMK.109/2'ye göre dava tutarı taraflar arasında belirli ve tartışmasız ise kısmi dava açılamayacağı nedeniyle 2 hafta kesin süre içinde beyanda bulunup, harcı tamamlamamızı karara bağlamıştı. Süre içinde mahkemeye başvurarak karardan dönülmesini talep etmiştik.

Bugün yapılan ön İnceleme duruşmasında mahkeme ilk duruşmadaki arakararından rücu edilmesine karar verdi ve ön inceleme duruşması tamamlanarak, tahkikata geçildi…

Mahkeme, aynen:

"Davacı tarafından açılan davanın eser sözleşmesinden kaynaklandığı, davanın dava tarihinin 15.08.2011 olduğu ve 6100 sayılı yasanın yürürlüğe girmesinden önceki tarih olduğu, davalı tarafından dosyaya ibraz edilen Prof.Dr. Hakan Pekcanıtez'e ait belirsiz alacak davalarına ilişkin açıklamada belirsiz alacak davalarının ancak 1 Ekim 2011 tarihinden sonra açılan davalar bakımından uygulanacağının düzenlendiği, bu açıklama ışığında kısmi dava açılamayacağı kuralının da 01.10.2011 tarihinden sonra açılan davalar için uygulanması gerektiği kanaatine varıldığından, 02.11.2011 tarihli oturumun 11 nolu ara kararından rücu edilmesine,"

Şeklinde karar verdi.

Kanunun nasıl uygulanacağına yorum yoluyla karar veriyorsak yandık...
Old 15-02-2012, 10:20   #439
onur86

 
Varsayılan

arkadaşlar kolay gelsin benim de sorum şu olucak;

Müvekkilim 12 sene önce yapılmış olan binanın bir apartmanın bir dairesini bundan 5 6 ay önce satın almış ve oturmaya başlamıştır.. Akabinde dairede gözle görülen ciddi çatlaklar oluşmaya başlamış, evi zemin katta olan müvekkilimin dairesinin tabanı çökmeye başlamıştır.

Şimdi tazminat davası açacağım fakat burdaki sıkıntım şu;

yeni hmk dan önce olsaydı bu davayı önce tespit davası şeklinde açar ordan gelecek rapora ve ilama göre de akabinde tazminat davasını pilot dava olarak açardım.. Eda davasında verilecek bilirkişi raporu da tespit dekini kesin dikkate alacağı için dava mı ıslah eder işi sonlandırırdım.

Şimdi ise yeni hmk ya göre acaba önce tespit davası açınca ordan alınacak ilam, tazminat davasında kesin olarak kabul edilip pilot dava açmam engelleniyo mu yani ordan çıkacak karara kesinlik arz ediyor mu ? Ordan çıkacak rakama göre mi eda davasını açmalıyım ? ya da mesela 1000 liralık açamıyor muyum eda davası ile, tespit edilen bir rakam olmasına rağmen ?

Yoksa direkt tazminat davası açıp, orda da nasılsa bir tespit yapılacağından o yolda gidip daha sonra mı ıslah etmeliyim hiç tespit davası açmadan..

Bu yeni hmk mahvetti bizi )

Şimdiden teşekkürler..
Old 15-03-2012, 18:24   #440
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2012 t.li 2012/1757 E. 2012/5742 K. sayılı ilamı iş davalarında kısmi dava-belirsiz alacak davası hususunda tartışma içeren bir ilam; bugün elime geçti. Acaba site içerisinde bu karar mevcut mu? Mevcut değil ise meslektaşlara faydalı olabileceği düşüncesi ile oturup metni yazıya dökeceğim yalnız 4-5 sayfalık bir karar olduğundan meşakkatli bir iş. Varsa boşuna yazmayayım. Beni bilgilendirir misiniz?
Old 15-03-2012, 18:39   #441
Av. İbrahim YİĞİT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Duygu Işık
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2012 t.li 2012/1757 E. 2012/5742 K. sayılı ilamı iş davalarında kısmi dava-belirsiz alacak davası hususunda tartışma içeren bir ilam; bugün elime geçti. Acaba site içerisinde bu karar mevcut mu? Mevcut değil ise meslektaşlara faydalı olabileceği düşüncesi ile oturup metni yazıya dökeceğim yalnız 4-5 sayfalık bir karar olduğundan meşakkatli bir iş. Varsa boşuna yazmayayım. Beni bilgilendirir misiniz?

Karar tarihinde bir hata var sanırım Duygu hanım. Sitede karara rastlamadım ve bu yönde bir kararın varlığından da haberdar değildim. Yazarak zaman kaybetmeyin. Bana mail atın, ben sayfa olarak siteye yükleyeyim. Saygılar.

avukatibrahimyigit@gmail.com
Old 15-03-2012, 19:09   #442
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Duygu Işık
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2012 t.li 2012/1757 E. 2012/5742 K. sayılı ilamı iş davalarında kısmi dava-belirsiz alacak davası hususunda tartışma içeren bir ilam; bugün elime geçti. Acaba site içerisinde bu karar mevcut mu? Mevcut değil ise meslektaşlara faydalı olabileceği düşüncesi ile oturup metni yazıya dökeceğim yalnız 4-5 sayfalık bir karar olduğundan meşakkatli bir iş. Varsa boşuna yazmayayım. Beni bilgilendirir misiniz?

Uygar'ın gönderdiği karar ise karar tarihi: 29.11.2011 olmalı.
Old 16-03-2012, 09:05   #443
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Bozma kararının tarihi 27.12.2012 olarak yazıyor. Hatalı yazmışlar, ben de fark etmeden aynen yazmışım. Yerel Mahkeme karar tarihi: 29.11.2011.
Yalnız Uygar bana bir karar göndermedi. THS de mi var? Varsa uğraşmayalım.
Old 16-03-2012, 09:39   #444
Av.Nur Hayat BURAN

 
Varsayılan

Yoksa scan edip yolla yarısını da biz yazalım.
Old 16-03-2012, 11:29   #445
Av.Suat Ergin

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Duygu Işık
Bozma kararının tarihi 27.12.2012 olarak yazıyor. Hatalı yazmışlar, ben de fark etmeden aynen yazmışım. Yerel Mahkeme karar tarihi: 29.11.2011.
Yalnız Uygar bana bir karar göndermedi. THS de mi var? Varsa uğraşmayalım.

Uygar e-posta ile yollamış. Ama word belgesi yapılamıyor veya ben yapamıyorum. Karar muhalefet şerhiyle birlikte 5 sayfa, elle yazılacak gibi değil. Teknik destek verecek olan varsa e-posta ile yönlendirebilirim.
Old 16-03-2012, 11:50   #446
Av.Duygu Işık Behrem

 
Varsayılan

Çok teşekkürler, karar bende de var. İbrahim Bey fotoğraf olarak ekleyebileceğini söyledi, kararı O'na gönderdim. Yazmakla uğraşmayalım.
Old 16-03-2012, 12:13   #447
Av.Ömer Güntay

 
Varsayılan

Bekleyen derviş, muradına erecek mi? Cevabı merakla beklenen soru bu.
Old 16-03-2012, 13:05   #448
Av.Nevra Öksüz

 
Varsayılan

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Esas: 2012/1757, Karar: 2012/5742: "Davacı vekili, davacı işçinin iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile ödenmeyen son ay ücret ve fazla mesai ücret alacağının davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece davacının hukuki yararı olmadığından usulden davanın reddine karar verilmiştir.

Hüküm, süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi B____ K____ tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının, davalıya ait işyerinde 22.01.2009 tarihinden 28.08.2011 tarihine kadar haftanın 6 günü 08.00-20.00 saatleri arası satış elemanı olarak haftalık 45 saati aşan çalışması olmasına rağmen fazla mesai ücretlerinin ödenmediğini, iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini, son ay ücreti bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak kaydı ile 1.000,00 TL kıdem tazminatının, 500,00 TL ihbar tazminatının, 1.000,00 TL ücret ve 500,00 TL fazla çalışma ücretinin davalı işverenden tahsili amacı ile kısmi dava açmıştır.

B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 30.10.2009 tarihinde işe başladığını, asgari ücretle çalıştığını, hizmet tespiti için dava açtığını 22.11.2011 tarihinde işe geç geldiğini, nedeni sorulduğunda işyerinden ayrıldığını, işe davet edilmesine rağmen gelmediğini, devamsızlık yaptığını, iş sözleşmesinin devamsızlık nedeni ile 30.09.2011 tarihinde 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II.g maddesi uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, davacının yeni bir iş bulduğunu, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, fazla mesai ücret alacağının da bulunmadığını, fazla mesai ücretinin imzalı bordro ile ödendiğini, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece ön inceleme aşamasında davacının çalıştığı süreyi ve ücretini bildiği, kullandırılmayan fazla çalışma süresini de bildiği, bu bilgiler doğrultusunda alacağının tamamını bildiği halde, HMK 109/1 maddesi anlamında kısmi dava açtığı, aynı madde 2. fıkrasına göre alacak açıkça belli olduğundan kısmi dava açmasının mümkün olmadığı HMK 114/1-h maddesine göre hukuki yararın dava şartı olduğu, bunun yanında davacının talep sonucunu dava dilekçesinde HMK'nın 119/1-ğ maddesine göre açıkça bildirmek, başka ifade ile taleplerini somutlaştırmak zorunda olduğu, bu zorunluluğu yerine getirmeyen davacının dava açmakta hukuki yararının varlığından söz edilemeyeceği gerekçesi ile HMK. 109/2 maddesine aykırı davanın usulden reddine karar verilmiştir.

D) Temyiz:
Karar davacı vekili tarafından tazminata ve alacağa esas ücretin belirlenmesi gerektiği, ayrıca fazla mesaide hakkaniyet indirimi yapıldığı, hak arama özgürlüğünün kısıtlandığı, kısmi davanın belirsiz alacak davasına göre daha geniş kapsamlı olduğu, kararın hatalı olduğu gerekçesi ile temyiz edilmiştir.

E)Gerekçe:

Uyuşmazlık davanın niteliği üzerinde toplanmaktadır.

Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünü değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir.

Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden (örneğin iş sözleşmesinden) doğmuş olması ve bu alacağın şimdilik bir kesiminin dava edilmesi gerekir (Kuru/Arslan/Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 22. Bası, Ankara, 2011, s.286)
Kısmi dava, 6100 sayılı HMK.un 109. maddesinde tanımlanmıştır. Maddenin 1. fıkrasına göre "Talep konusunun niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.". İkinci fıkrasına göre ise "Talep konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamaz"

Belirtilen düzenleme karşısında kısmi dava açılabilmesi için;
1) Talep konusunun niteliği itibarı ile bölünebilir olması,
2) Talep konusunun miktarının, taraflar arasında tartışmalı veya açıkça belirli olmaması gerekir.
Talep konusu taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirlenebilir ise kısmi dava açılamayacaktır (Pekcanıtez/Atalay/Özekes, Medeni Usul Hukuku, 10. Bası, Ankara, 2011, s.313)

Dava konusu edilen alacak, yargılama sırasında hesap raporu alınmasını gerektiriyor (Kuru/Budak, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Getirdiği Başlıca Yenilikler, İstanbul Barosu Dergisi, Cilt 85, Sayı 2011/5, s.13) veya miktar veya değerinin belirlenmesi yargılama sırasında başka bir olgunun tespit edilmesini gerektiriyor ise talep konusu alacağın tartışmalı veya açıkça belirlenemeyeceği kabul edilmeli ve kısmi dava olarak görülmelidir.

Keza alacak miktarı veya değerinin hakimin takdiri veya yasal nedenlerle indirim yapılarak belirlendiği durumlarda da alacak belirsizdir. Fazla mesai ve tatil çalışmalarının kayda dayanmadığı durumlarda Dairemiz istikrarlı olarak "hastalık, izin gibi nedenlerle çalışılamayacak günler olduğu düşünülerek" bu tür alacaklarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini kabul etmektedir.
Diğer taraftan, işçilik tazminat ve alacakların belirlenmesinde ispat yükü dışında ilgili yasalarda hesabın unsurları olarak bazı kriterlere yer verilmiştir.

İşçilikte bu hesabın unsurlarında hizmet süresi ile işçinin aldığı gerçek ücret önemli kriterlerdir. Kıdem ve ihbar tazminatı giydirilmiş ücretten hesaplanırken, diğer tazminat ve alacaklar çıplak ücretten hesaplanmaktadır. Giydirilmiş ücrette, işçinin asıl ücretine ek olarak sağlanan para veya para ile ölçülebilen menfaatler de dahil edilmektedir. Keza yıllık izin ücreti dışında çalışma olgusuna bağlı diğer işçilik alacakları muaccel oldukları tarihteki ücret üzerinden hesaplanmaktadır.

Ayrıca belirtmek gerekir ki tazminat ve alacakların belirlenmesine ilişkin kayıtlar ise genelde işveren tarafından tutulmaktadır. Dava konusu edilen alacağın (talep sonucunun) miktar olarak belirlenmesi, karşı tarafın vereceği (elindeki belgelerle) bilgi sonucu mümkün ise alacağın tartışmalı ve belirli olmadığı sonucuna varılmalıdır (Kılıçoğlu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu El Şerhi, Legal Yayınevi, İstanbul, 2012, s.582).

4857 sayılı İş Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca "günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile dinlenme saatleri işyerlerinde işçilere duyurulur." Aynı Kanun'un 8/3 maddesine göre ise "Yazılı sözleşme yapılmayan hallerde işveren işçiye en geç iki ay içinde genel ve özel çalışma koşullarını, günlük ya da haftalık çalışma süresini, temel ücreti ve varsa ücret eklerini, ücret ödeme dönemini, süresi belirli ise sözleşmenin süresini, fesih halinde tarafların uymak zorunda oldukları hükümleri gösteren yazılı bir belge vermekle yükümlüdür." Özellikle fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarının belirlenmesi için işverenin bu yükümlülüğünü yerine getirmesi şarttır.

HMK.un 107/son maddesine göre ise "kısmi eda davasının açılabildiği hallerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." Davacının kısmi dava açabilmesi için hukuki yararının olması şarttır. Buradan hareketle bir davanın kısmi dava olarak görülebilmesi için dava şartı olan davacının hukuki yararının bulunması gerekir.

Hukuki yarar, Kanun'un 114/h maddesi uyarınca dava şartı olarak kabul edilmiştir. Takip eden 115/2 maddedeki kurala göre ise "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." Düzenleme gereğince, eksik olan bir dava şartı, belirli bir süre verilerek giderilebilecek ise, hakim tarafından eksikliğin giderilebilmesi için kesin süre verilmesi gerekir. Bu süre içinde dava şartı eksikliği tamamlanmaz ise dava, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmelidir.

Diğer taraftan Kanun'un 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken hususlar sayılmış ve açık bir şekilde talep sonucunun da bulunacağı belirtilmiş ve maddenin ikinci fıkrasında ise talep sonucunun açık olmaması halinde hakimin davacıya talebini açıkça belirlemesi için süre vermesi gerektiği belirtilmiştir. Gerek 115 ve gerekse 119. maddelerde verilen kesin sürenin bir haftalık süre olacağı da belirtilmiştir.

Dosya içeriğine göre, davacı vekili, davacı işçinin aldığı ücreti ve çalışma süresini belirterek, iş sözleşmesinin, davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek, kıdem ve ihbar tazminatı ile ödenmeyen son ay ücret ve fazla mesai ücret alacağının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ve her bir talebine ilişkin miktar belirterek kısmi dava olarak davalı işverenden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı işveren vekili ise öncelikle davacının aldığı ücretin ve çalıştığı sürenin dava dilekçesinde belirtilen süre ve ücret olmadığını savunmuştur.

Davacının, istenen alacağın türü ve hukuki niteliği belli olmasına rağmen, miktarını dava açarken tam olarak saptaması, belirlemesi olanaklı olmayabilir. Hesap raporu alınmasını, yargılama yapılmasını gerektiren bu durumda davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kısmi dava yoluna başvurabilir. Kısmi dava olarak açılan bu davada yargılama sırasında belirlenen bakiye alacağı için davalının muvafakat etmemesi halinde, ek dava yolu ile ayrı bir davada isteyebileceği gibi, aynı davada ıslah sureti ile dava ettiği miktarları arttırarak talepte bulunabilir.

Kısmi dava olarak açıldığı uyuşmazlık dışı olan davada yukarıda belirtilen somut maddi ve hukuki olgulara göre;

1. Somut uyuşmazlıkta dava konusu edilen tazminat ve alacaklara esas hizmet süresi ve ücret taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. Diğer taraftan fazla mesai ücretinin belirlenmesine esas kayıtlar sunulmadığı gibi, davalı işveren, İş Kanunu'nun 8 ve 67. maddesindeki yükümlülüklerini de yerine getirdiğini savunmamıştır.

Tazminat ve alacaklara hak kazanma ve hesap yönlerinden hizmet süresi pek çok etkene bağlı olarak değişkenlik göstermektedir. En başta işçinin, işe giriş ve fesih tarihlerinin taraflar arasında uyuşmazlık konusu olması halinde tazminata ve alacağa esas süre daima tartışmalı olacaktır. Bu durumdaki belirsizlik, yargılama ile giderilir.

İş davalarına yansıyan yönüyle işçi ve işveren arasında en temel uyuşmazlık temel ücretin belirlenmesi noktasında ortaya çıkmaktadır.

Yargıtay uygulamasına göre işçinin iddia ettiği temel ücret miktarı işverence kabul edilmediğinde meslek kuruluşlarından olası (adet-emsal olan) ücret yönünden araştırmaya gidilmekte ve çoğunlukla meslek odasının bildirdiği ücret hesaplamaya esas alınmaktadır. Bu ihtimalde işçi, iddia ettiği ücreti kanıtlayamamış olmaktadır. Zira ücretle ilgili tüm deliller işveren uhdesindedir ve işçinin çoğu kez bu delillere ulaşmasına imkan tanınmamaktadır. Bu yönüyle temel ücretin tespitindeki ve ispatındaki ülkemize has güçlükler sebebiyle kısmi davanın açılmasında işçinin hukuki menfaatinin olduğu kabul edilmelidir. Ayrıca kıdem tazminatı giydirilmiş ücretten, fazla mesai alacağı da muaccel olduğu tarihteki ücret üzerinden hesaplanacak, fazla mesai alacağı kayda dayanmadığı takdirde indirime tabi tutulacaktır.

Tazminat ve alacaklar tartışmalı ve açıkça belirli değildir. Yargılama sırasında hesap raporu alınmasını, tazminat ve alacaklara esas hizmet süresi ile ücretin tespit edilmesini gerektirmektedir. Kısmi dava açılmasında yasanın aradığı unsurlar ve hukuki yarar şartı gerçekleştiğinden davanın görülmesi gerekir. Aksi gerekçe ile davanın usulden reddi isabetsizdir.

2. Kabule göre ise;
a) Dava dilekçesinde talep sonucu açıkça belli olduğundan, mahkemenin "davacının, talep sonucunu dava dilekçesinde HMK.un 119/1-ğ maddesine göre açıkça bildirmek, başka ifade ile taleplerini somutlaştırmak zorunda olduğu, bu zorunluluğu yerine getirmeyen davacının dava açmakta hukuki yararının varlığından söz edilemeyeceği" gerekçesi yerinde değildir. Kaldı ki talep sonucunun açık olmadığı kabul edilse dahi 119/2 maddesi uyarınca dava dilekçesindeki bu eksikliğin tamamlanması için süre verilmesi gerekirken bu kurala da uyulmamıştır.

b) Diğer taraftan mahkemece dava konusu alacağın belli olduğu, kısmi dava açılmasında davacının hukuki yararının olmadığı kabul edilmiştir.

Dava şartı olan hukuki yarar şartı tamamlanması gereken şartlardandır. Bu kabule göre ise yine davacı vekiline davasını tam dava olarak devam etmesi ve dava şartı olan hukuki yarar şartında eksikliği gidermesi için HMK.un 115/2 maddesi uyarınca bir haftalık kesin süre verilmesi gerekirken Mahkemece kesin süre verilmeden yazılı şekilde davanın usulden reddi de isabetsizdir.

F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.02.2012 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi."

KARŞI OY:

"Davada, iş aktinin haksız feshi nedeniyle fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak, kıdem ve ihbar tazminatı ile ödenmeyen aylık ücret ve fazla mesai ücretlerinin kısmen tahsili istenmiş; mahkemece davacının kısmi dava açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Yerel Mahkemece karar gerekçesinde de açıkça belirtildiği üzere; işçi, çalıştığı süreyi ve ücretini (subjektif olarak) en doğru şekilde bilen kişidir. Böyle olunca yasal bağlamda, ne kadar ücret, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai alacağı olduğunu açıkça belirleyebilecek konumdadır. Dolayısı ile davanın konusu olan işçilik alacakları açıkça belirli bulunmakla, kısmi dava ya da belirsiz alacak davasına değil, aksine belirli bir alacak davasına konu edilebilir. Zira 6100 sayılı yasanın 107/1. maddesine göre; davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde belirsiz alacak davası açılabileceği kabul edilmiştir. Aynı şekilde HMK'nun 109/2. maddesinde de; dava konusunun miktarı taraflar arasında tartışmasız veya açıkça belirli ise kısmi dava açılamayacağı benimsenmiştir.

Böylece dava açılmadan önce alacağının varlığını ve miktarını açıkça bilen ya da bilebilecek durumda bulunan davacı işçi yönünden belirli bulunan dava konusunun dava açılmakla (doğal olarak) çekişmeli ve tartışmalı hale gelmesi ya da ispat sorunu ile karşılaşılması da işbu davanın belirsiz ya da kısmi dava olarak açılmasına haklı gerekçe yapılamaz. Çünkü kural olarak tüm davalarda mahkemeye müracaatla taraflar arasında bir çekişme, tartışma, belirsizlik ve ispat sorunu bulunmaktadır.

Bu nedenle sayın çoğunluğun davacının taleplerinin kısmi davaya konu edilebileceğine ilişkin bozma düşüncesine katılmamaktayım."

P.S: Kararı, mail yoluyla bana ulaştıran Sayın Av.Mehmet Saim Dikici'ye teşekkür ederim

Saygılar...
Old 16-03-2012, 13:43   #449
janveljan

 
Dikkat

Alıntı:
Yazan Av.Mehmet Saim Dikici
Kesinlikle...

Sanki, sınıfta gürültü patırtı yapan öğrencilere müdürün gelip, "Dağılın!" demesi gibi, kısa bir süre sonra Yargıtay bir karar vererek "dağılın" diyecek...

Değerli meslektaşım Av. Mehmet Saim Dikici'nin bu kısmi ve belirsiz alacak davalarını hararetli bir biçimde tartıştığımız günlerde ifade ettiği o vakit geldi, Yargıtay kararını verdi.

Yargıtay'ın Hak arama özgürlüğünü genişletici yöndeki bu kararından sonra ben gönül rahatlığıyla dağılıyorum.

Darısı belirsiz alacak davalarına..
Old 16-03-2012, 14:02   #450
Adli Tip

 
Varsayılan

Acele etmeyin!

Bu 9. Dairenin kararı.Az önce seminerde söylendi, 22. Dairenin görüşü aksi yöndeymiş.
Genel kurul kararını bekliycez.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
Menfi tespit davası ile alacak (eda) davası birlikte açılabilir mi? av.s_ulusinan Meslektaşların Soruları 6 22-05-2014 11:24
menfi tespit ve alacak davası av.senemyuksel Meslektaşların Soruları 5 09-04-2012 13:10
Kiralanın kötü kullanımı nedeniyle tespit ve akabinde alacak davası Av. Can Özbalık Meslektaşların Soruları 1 20-08-2010 23:26
likit alacak - kısmi dava namutenahi Meslektaşların Soruları 24 17-09-2009 21:36
hizmet tespit ve alacak davası parézer Meslektaşların Soruları 2 05-10-2007 14:28


THS Sunucusu bu sayfayı 0,08673811 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.