Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

Hukuk Soruları Hukukçu olmayan üyelerimizin hukukla ilgili sorularına ayrılmış iletişim alanı. Lütfen Dikkat : THS bir hukuki danışmanlık sitesi değildir ve bu foruma da "hukuki danışma" niteliği taşıyan sorular yöneltilemez. Alanda soru sormadan önce lütfen Hukuk Soruları Alanı Kural ve İlkelerimizi okuyunuz.

Hırsızlık suçunun yağmaya dönüşmesi(Ceza Hukuku Sınav Sorusu)

Yanıt
Old 02-07-2008, 19:48   #1
s. gülün yılmaz

 
Karar Hırsızlık suçunun yağmaya dönüşmesi(Ceza Hukuku Sınav Sorusu)

Değerli hukukçularımızın bu konuda bizleri aydınlatacağı düşüncesi ile Ceza Hukuku sınavımdaki bir soruyu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Olay: Bir beyaz eşya bayiine giden Ali ile Ahmet, televizyon almak istediklerini söyleyerek pazarlığa başlamışlardır. Bu sırada dükkanda dolaşan Ali, hoşuna giden bir cep telefonunu gizlice cebine koymuştur. Bayide çalışan Cemil, olayı görüp patronu Halil' e bildirmiştir. Halil de Ali'den cep telefonunu vermesini istemiş, ancak Ali inkar etmiştir. Üzerini aramak isteyen Halil'i "iten" Ali, Ahmet'in Cemil'i tutmasından yararlanarak kaçmıştır. Ahmet ise Halil ve Cemil tarafından yakalanarak dövülmüştür.


Burada Ali ve Ahmet'in işledikleri suç için, çoğu arkadaşım sadece hırsızlık suçu oluşmuştur derken, bense hırsızlık suçunun icrası aşamasında bir itme hareketi de olduğu için, yağma suçu oluşmuştur düşüncesindeyim. Ve aynı bu olay gibi bir olay ile karşılaştığımda da Yargıtayın yağma suçu oluştuğuna dair kararını görmüştüm. Sonuçta failler dükkandan henüz çıkmayıp,suçun icrası tamamlanmamıştır, mağdura itme hareketini gösterdikleri, yani cebir kullanıldığı için hırsızlık suçu yağmaya dönüşmüştür düşüncesindeyim. Çünkü hırsızlık suçunun tamamlanması için zilyedin mal üzerindeki tasarruf hakkı ortadan kaldırılmalıdır. Bu konuda hukukçularımızın görüşlerine şimdiden teşekkür ediyorum.
Old 02-07-2008, 22:11   #2
Av.Barış

 
Varsayılan

Yargıtayın 2006 yılında verdiği karar uyarınca 5237 sayılı yasada "yağmaya dönüşen suçun tanımlanmadığı ve böyle durumlarda suçun tamamlanma anının hareketin tamamlandığı an olduğu(hırsızlık) harekerin tamamlandıktan sonra yeni bir suç işlenmesi durumunda yeni işlenen suçun ayrı bir suç oluştuğu(tehdit) ve böylece sanığa ayrı ayrı hem olayın oluşuna göre 141 ya da 142 ve 106'ya göre cezanın verilmesi gerektiği" şeklinde kararı mevcuttur.

Benim kendi düşüncem ise suç hareketin tamamlandığı anda meydana gelmektedir.Ayrıca kişinin kastınında bu konuda önemli olduğunu düşünüyorum.
İlk olayda kişinin amacı "Hırsızlık" kapsamına girmektedir.Yani hareket tamamlanmıştır.
Suç tamamlandıktan sonra bunun önüne geçmek için kişinin işleyeceği suç bence yeni bir suç oluşturur(kasten yaralama)
Yasaya göre düşünecek olursak cezanın ayrı ayrı verilmesi gerekir.
Benim buna benzer bir dosyam var fakat ağır ceza mahkemesi yağmadan hüküm kurdu.Şimdi yargıtayın yeni kararını bekliyorum
Old 03-07-2008, 11:07   #3
lawstudent

 
Varsayılan

öncelikle yağmanın mürekkep suç olmasından yola çıkarak.hırsızlığın cebir veya tehditle işlenmesi gerektiğini söylemek istiyorum;
ve kanundaki tanım uyarınca:
5237 sayılı TCK-42
"Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz." hükmünü getirmiştir.

Halbuki olayda işlenen fiilin hırsızlık fiilini kolaylaştırmak için değil, failin suçunu örtbas etmek için işlendiği görülmektedir.Yani bu eylem hırsızlık suçundan sonra ayrı bir eylemdir.İlk suç hırsızlık suçu ikinci suç da müessir fill olmak üzere iki ayrı suçun iki ayrı hareketle işlendiği kanısındayım.
iki ayrı suç olduğu için de fikri içtima hükümleri uygulanmaz. Fail "hırsızlık" ve "kasten yaralama" hükümlerinden ayrı ayrı cezalandırılmalıdır.
Old 03-07-2008, 18:34   #4
MiMi

 
Varsayılan

Fikrimce yukarıda arkadaşların bahsettikleri doğrudur, olayda Ali'nin cep telefonunu cebine attığı anın neticesinde hırsızlık suçu tamamlanmıştır, akabinde yakalanma endişesiyle Halil'i itmesi ise ayrı bir suç olarak değerlendirilmelidir ve tabidir ki bu kasten yaralama suçudur. Faile iki ayrı suçtan ceza verilmelidir, ancak Yargıtay kararlarının incelenmesinde de fayda vardır.
Old 04-07-2008, 11:00   #5
mutlakadalet

 
Varsayılan

Hırsızlık suçunun tamamlanması anıyla ilgili olarak şu hususu belirtmek gerekir ki; hırsızlık, mal üzerinde yeni bir egemenliğin ihdas edildiği anda tamamlanmış sayılır. Peki, mal üzerinde ne zaman yeni bir egemenlik ihdas edilmiş olur?

Bu noktada öncelikle şunu belirtmek gerekir ki; mağdurun zilyetliğinin sona erdirilmesi, mutlaka o anda failin zilyetliğinin başladığı anlamına gelmez. Yeni zilyedin mal üzerindeki egemenliği, eşyayı herhangi bir engel ile karşılaşmadan kullanıp kullanamamasına göre belirlenir.

Yeni bir egemenliğin ihdas edilip edilmediğini belirlemedeki ölçütümüz şu olmalıdır: "Asıl malikin, 'şu mal benimdir' diyebileceği alan, egemenliğin henüz ihdas edilemediği alandır."

Yukarıdaki açıklamalar çerçevesinde olayımızda hırsızlık suçunun ne zaman tamamlandığını incelersek: "Eğer ki; olayda cep telefonunun satıldığı yer, ikinci el telefon satan bir yer olsaydı, Cemil'in ihbarı üzerine Ali ile karşı karşıya gelen Halil, 'bu telefon benimdir' diyemeyecekti. Buna karşılık olayda cep telefonunun satıldığı yer, bir beyaz eşya bayisidir. Hayatın olağan akışı çerçevesinde bir beyaz eşya bayiinde ikinci el telefon satılması düşünülemez. Şu halde, söz konusu bayide Cemil'in ihbarı üzerine Ali ile karşı karşıya gelen Halil, mezkur yerde 'bu telefon benimdir' diyebilecektir. Zira henüz beyaz eşya bayiinde bulunulmakta ve telefonun satın alındığına dair hiçbir belge bulunmamaktadır. Söz konusu durumda Ali'nin Halil'den ayrı olarak yeni bir egemenlik ihdas ettiğini söyleyemeyiz."

Tüm bu söylenenler çerçevesinde Ahmet ve Ali'nin uyguladığı cebrin, hırsızlık suçunun tamamlanması anından önce gerçekleştiğini ve bu bakımdan olayda yağma suçunun vücuda geldiğini söylemek gerekir.

Saygılarımla.
Old 06-07-2008, 13:56   #6
av.sgenc

 
Varsayılan

Alinin telefonu aldığını Cemil görmüştür. Ali henüz mağazadan çıkmadan Cemil ve Halil olaya müdahale etmek istemiştir. Ali halen bu aşamada telefonun mutlak hakimi olamamıştır. Hırsızlık teşebbüs aşamasında kalmıştır.Bu sebeple Ali'nin bir itme hareketi yaparak kaçması halinde hırsızlık değil yağma suçunun işlenmiş olacağı düşüncesindeyim.
Saygılarımla
Old 07-07-2008, 14:33   #7
Hasan Bahadır Büyükavcı

 
Varsayılan

Alıntı:
Yeni bir egemenliğin ihdas edilip edilmediğini belirlemedeki ölçütümüz şu olmalıdır: "Asıl malikin, 'şu mal benimdir' diyebileceği alan, egemenliğin henüz ihdas edilemediği alandır."

Sayın mutlakadalet,
Yukarıdaki ölçütü ele aldığımızda hırsızlık suçunun tamamlanması için kanunun aradığı şartlardan daha ağır bir şart kabul etmek durumunda kalıyoruz. Çünkü kanun zilyedin rızası olmaksızın taşınır malın bulunduğu yerden alınmasını yeterli görmüştür. Eğer yukarıdaki ölçütü kabul edersek örneğin bir araba hırsızlığı olayında kişi arabasını nerede görse "şu mal benimdir" diyebilecektir ve biz hırsızlık suçunun tamamlanmadığını kabul etmek zorunda kalacağız.
Old 07-07-2008, 16:13   #8
mutlakadalet

 
Varsayılan

Sayın Büyükavcı, ölçüt olarak göstermiş olduğum: "Asıl malikin 'şu mal benimdir' diyebileceği alandan kastım; lafzi olarak asıl malikin 'şu mal benimdir' diyebilmesi değildir." Aksi takdirde sizin de belirttiğiniz üzere hiçbir zaman hırsızlık suçu tamamlanmış sayılamaz. Yine bu ölçütü lafzi olarak ele alırsak, herkes her mal için 'bu mal benimdir' diyebilecektir.

Asıl malikin "şu mal benimdir" şeklinde iddiada bulunduğu alan, bu iddianın herkes tarafından kabul edilebileceği alan olmalıdır. Bu cümleden hareketle; vermiş olduğunuz örnekte, arabası çalınan kişinin arabasını gördüğü yerde, 'bu mal benimdir' demesi duygularının dışarıya yansıması dışında hüküm ifade etmez. Zira o anda asıl malik dışında kimse, 'arabanın o kişiye ait olduğunu' iddia edemeyecektir. Olayı daha açık ortaya koyabilmek için yine araba hırsızlığıyla ilgili şu örneği verirsem:

"Kişi, villasındaki araba garajında yer alan son model arabasının şoför koltuğunda yabancı birisini görse ve arabanın kendisine ait olduğunu iddia etse, buna rağmen şoför koltuğundaki yabancı kişi, elindeki silahla asıl maliki tehdit edip olay mahallinden uzaklaşsa, yağma suçu işlenmiş olur; çünkü söz konusu örnekte, sizin verdiğiniz örneğin aksine asıl malikten bağımsız olarak yeni bir egemenlik ihdas edilememiştir. Hırsız, araba üzerindeki egemenliğini herhangi bir engel ile karşılaşmadan kullanabilecek konuma gelememiştir."

Buna karşılık hırsız, hiç kimseyle karşılaşmadan garajdan çıkıp, villayı terkettiği anda araba üzerinde yeni bir egemenlik ihdas edilmiş olur. Artık hırsız, bu araba üzerinde hiçbir engel ile karşılaşmadan egemenliğini kullanabilecektir. Dilediği yere araba ile seyahat edebilecektir. Hırsızın bu seyahatı sırasında asıl malikle karşılaşması ve asıl malikin 'bu mal benimdir' demesi ise hırsızlık suçunun tamamlanmasına engel olmayacaktır.

Saygılarımla.
Old 08-07-2008, 21:34   #9
DeryaK

 
Karar

Sayın Yılmaz.

Sanıkların eylemi, mülga 765 sayılı TCK.nun 497/1.maddesinde düzenlenen "dolaylı yağma" suçunu oluşturur.Ancak 5237 sayılı TCK. dolaylı yağma suçunu düzenlemediğinden,Yargıtay 6. Ceza Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre Sayın Av.Barış'ın yanıtı genel olarak doğrudur.

Bu olayda sanıklar işyerinden hırsızlık+işyeri dokunulmazlığını bozma+basit yaralama suçlarını işlemişlerdir.

Başarılar dilerim.
Old 08-07-2008, 22:02   #10
s. gülün yılmaz

 
Varsayılan

Sayın Konak, yardımcı olduğunuz için teşekkür ederim. Görüşlerini paylaşan herkese de teşekkür ediyorum.
Saygılarımla.
Old 09-07-2008, 12:25   #11
tayfun

 
Varsayılan

burada ilk başta hırsızlık suçu henüz oluşmamıştır.çünkü mal henüz kişinin tam ve bağımsız bir şekilde mülkiyetine geçmeden farkedilmiştir.ikinci durumda yağma suçu oluşmaktadır.Burada hem hırsızlıktan hem yaralamadan ceza verilmez çünkü yağma suçu bu ikisinide içine alan bir suç şeklidir.aksi takdirde zorlama yada yaralama olmadan yağma olmaz.burada fikri içtima hükümleri uygulanır.Bir suç işlerken zorunluolarak işlenen suçlardan dolayı ceza verilmez.
Old 11-01-2012, 14:45   #12
aykutyigit

 
Varsayılan

Yağma suçunda cebir ve ya tehditin belirli bir boyuta ulaşması gerekir. olmamıştır.Bu sebeple yağma suçu oluşmaz.Staj yaptığım mahkemede mağdura sadece seni öldürürüm demesi sebebiyle yağma suçunun oluşamayacağını söylemişti savcı.Bu olayda da mağdurun direncini kıracak nitelikte bir hareket olmadığından yağma oluşmaz.Hırsızlık suçu oluşur.Benim olayda tahliye kararı vermiişlerdi.
Old 11-01-2012, 14:57   #13
Av. Ali YILMAZKARA

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan s. gülün yılmaz
Üzerini aramak isteyen Halil'i "iten" Ali


Bu olayda ki itme yağma suçunu gerektirmez.
5237 S.lı Türk Ceza Kanunu MADDE 148 Yağma
(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Olayda saldırı ve ya zarar yoktur bunun tehdidi dahi yoktur. Bunlar olmadığı gibi benim anlayışım dahilinde kasıt da yoktur.

***Başlık tarihine bakmamıştım. Konuyu hortlatmış olduk hayırlı olsun
Old 10-11-2012, 02:27   #14
Emre Can

 
Varsayılan

Telefonu cebine atmasıyla hırsızlık suçu tamamlanmuş olmaz.Zilyedin emtia üzerindeki hakimiyetin sonlandırılması gerekir.Henüz tamamlanmamış hırsızlık suçuna cebiri de eklersek..
Old 19-11-2012, 19:32   #15
Mozkul

 
Varsayılan

• Yağma suçunun oluşabilmesi için mağdur sanık tarafından kendisine yöneltilen cebir veya tehdit nedeniyle suça konu malı teslim etmeli veya suça konu malın kendisinden alınmasına karşı koyamamalıdır. Sanık tarafından mağdura yöneltilen tehdit ve cebir mağdurda malı teslim etmeye veya alınmasına karşı koymamaya yeter derecede olmalıdır. Savet sanık tarafından kullanılan cebir ve tehdit malı teslime veya alınmasına engel olmamaya veter derecede mağdur da korku ve kaygı uyandırmamış ise vağma sucu oluşmayacaktır.

Yağma suçuna teşebbüs mümkündür. Yağma suçunun tamamlanma anı malın zilyedin tasarrufundan çıktığı an olduğundan bu ana kadar cebir şiddet ve tehdit varsa fakat mal fail tarafından alınmak istenmesine rağmen herhangi bir nedenle alınamamışa fiil teşebbüs aşamasında kalmış demektir. (TCK. m.35)

Yargıtay 6. CD 2005/14968E. 2006/3431 İçtihat
“Yağma suçundan sanık ve tutuklu X hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetine ilişkin (Trabzon Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 12.07.2005 tarihli hükmün Yargıtay'ca incelenmesi sanık savunmanı tarafından istenilmiş olduğundan, dava evrakı C.Başsavcılığından onama isteyen 20.10.2005 tarihli tebliğname ile 07.11.2005 tarihinde Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde tartışılan elverişli ve hukuka uygun kanıtlara, Hâkimler Kurulunun takdirine göre, suç tarihi itibariyle lehe yasanın belirlenmesinde ve Özellikle olay tarihinde elinde bir bıçak olduğu halde yakmanın evine giren ve onunla yüz yüze gelen sanığın bıçağı doğrultup yakınana hitaben "bana 10 milyon lira para vereceksin" diyerek tehdit etmesi ve yakınanın da çantasından 20 milyon lira çıkarıp vermesi ve bu parayı alan sanığın başkaca bir istekte bulunmadan ve başka bir eşyaya da dokunmadan evden ayrılıp gitmesi ve "kastını sadece 10 milyon lira paraya özgülemiş olması" karşısında 5237 sayılı TCK.nun 149/1-a-d-son madde ve fıkralarıyla belirlenen cezasından aynı Yasanın 150/2. maddesiyle indirim yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiş olmakla, sanık x savunmanının temyiz itirazları yerinde bulunmadığından reddiyle, hakkındaki usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğname gibi (ONANMASINA), 06.04.2006 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Old 19-11-2012, 21:01   #16
Cumhur Okyay

 
Varsayılan

765 Sayılı Türk Ceza Kanunu'nun uygulandığı zamanda hırsızlık kastı/ saiki ile girilen yerde, sanığın eylemlerine göre, hırsızlık fiilinin "yağma" ya çevrilmesi kabul ediliyordu.

En baştaki sorudan hareketle; Ali ile Ahmet, hırsızlık suçunu işlemek kastı ile bir işyerine girmişlerdir; hâl böyle olunca, sanıkların yukarıda belirtilen eylemlerinin, yağmaya dönüşmesi, esasen, 5237 Sayılı TCK' nunda kabul edilmiş midir, acaba? Bence hayır.
Eğer, doğru cevap "hayır" ise, sınav sorusu dikkat çekicidir. Bir hukuk öğrencisi, her iki Kanunun mukayesesini yapacak durumda değildir. Kolay gelsin...
Old 23-11-2012, 14:49   #17
Av. Bihter ÇELİK

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan DeryaK
Sayın Yılmaz.

Sanıkların eylemi, mülga 765 sayılı TCK.nun 497/1.maddesinde düzenlenen "dolaylı yağma" suçunu oluşturur.Ancak 5237 sayılı TCK. dolaylı yağma suçunu düzenlemediğinden,Yargıtay 6. Ceza Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre Sayın Av.Barış'ın yanıtı genel olarak doğrudur.

Bu olayda sanıklar işyerinden hırsızlık+işyeri dokunulmazlığını bozma+basit yaralama suçlarını işlemişlerdir.

Başarılar dilerim.

Deryak Hanım,

Hırsızlık ve basit yaralama suçu tanımlamanıza katılıyorum ancak işyeri dokunulmazlığı bozma suçunun işlenmesini kanıtlar bir işyeri düzen ihlalinin olmadığı kanaatindeyim.

Saygılarımla,
Old 03-07-2013, 14:35   #18
avsonerengin

 
Varsayılan

hırsızlık ve yaralama suçu oluşur.Yağma suçu oluşabilmesi için cebir ve tehditin mal sahibikarşı malı alırken olması gerekir.hırsızlık suçunda icrai işlemler bitmiş ama mal sahibin hakimiyet alanından çıkmamıştır.Ancak suçun tamamlandığı yönünde görüşlerde mevcuttur.
Yanıt


Şu anda Bu Konuyu Okuyan Ziyaretçiler : 1 (0 Site Üyesi ve 1 konuk)
 
Konu Araçları Konu İçinde Arama
Konu İçinde Arama:

Detaylı Arama
Konuyu Değerlendirin
Konuyu Değerlendirin:

 
Forum Listesi

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Yanıt Son Mesaj
sırlı bir şirketler hukuku final sınav sorusu iustinianus Ticaret Hukuku Çalışma Grubu 6 28-06-2007 13:40
Gasp Mı? Hırsızlık Mı? ( Bir Ceza Hukuku Sınav Sorusu) Girneli Hukuk Soruları Arşivi 37 27-02-2007 12:15
ceza hukuku Sınav Soruları uğur ayrancı Hukuk Soruları Arşivi 12 04-02-2007 20:50
ceza hukuku sorusu : bu olayda cezai sorumlulukları tartışınız ilhan13 Hukuk Soruları Arşivi 5 29-01-2007 10:38
Bir Ceza Hukuku Pratik Çalışma Sorusu Av.Oğuzhan Dayar Hukuk Soruları Arşivi 3 05-01-2007 00:53


THS Sunucusu bu sayfayı 0,05289412 saniyede 14 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.