Mesajı Okuyun
Old 25-11-2002, 22:35   #2
aytenagirdemir

 
Varsayılan

Değerli grup üyeleri, selamlar, saygılar,

Bütün kadınları olumsuz yönde etkileyen, ikinci sınıf insan yerine koyan, binlerce yıllık kadın mücadelesini hiçe sayarak, cins ayırımcılığını tescilleyen, Mahkeme kararlarının altına erkek hukukçularca atılan imzaları anlamakta zorluk çekmiyorum. Onlar ki, “MEVZİLERİNİ KORUDUKLARINDAN, BİN YILLARIN MİRASINI LİGHT’LIK YAPMADAN OĞULLARINA AKTARDIKLARINDAN VE GEÇMİŞLERİNE İHANET ETMEDİKLERİNDEN DOLAYI TARİH SAYFALARINA KARA HARFLERLE YAZILMAYACAKLARDIR.”

Ya kadın hukukçular? Bu konuda söylenecek hem çok şey var hem hiçbir şey yok!

Şimdi sadete gelmek gerekirse...

Bir bayan avukat, kendi soyadını kullanmak istemiyle zannedersem 1997 yılında yalnızca bekarlık soyadını kullanmak istemiyle, mevcut yasanın da Anayasa’ya aykırılığı iddiası ile dava açmıştı. Anayasa Mahkemesi 1998 yılındaki “kısa kararında” bu talebi reddetmişti. Aradan tam 4 yıl geçti ve Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararını yazdı ve açıkladı.

Ben de kendi soyadımı kullanmaktan bahisle, yeni MK’nın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki bir dönemde yani 2002 yılında aynı istemle Anayasaya aykırılık itirazımla birlikte bekarlık soyadımın tescili istemiyle dava açtım.Yasanın “kadın kocasının soyadını alır” amir hükmünün Ay. 10, 12/1, 17, 20, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 2, İHAS madde 14, İHAS 7. protokol, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın önlenmesi Söz. 2, 16, MK 8 maddelerine aykırı olduğunu ayrıntılı bir şekilde açıkladım. Bu davadaki talebin yasaya aykırı olduğundan bahisle davam reddedildi ve Anayasa aykırılık itirazım “ciddi bulunmadı”. Yaklaşık 2 ay önce temyize gönderdim. Bu arada Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı yayımlandı.

Sorularım :

1- Anayasa Mahkemesi gerekçeli kararını 4 yıl sonra açıklayabilir mi? Bu süre makul sürenin sınırlarını aşmıyor mu?
2- Anayasa Mahkemesi’nin gerekçeli kararı yayımlandıktan sonra 10 yıl içinde benzer konuda dava açılamayacağı hepinizce malum. Anayasa Mahkemesi eski MK 153’e göre inceleme yaptı. 2002 yılında yeni yasa yürürlüğe girdi ve ben bu yasa gereğince başvurdum. Yeniden inceleme yapılacak mı?
3- Mahkeme kararları gerekçeli olmalı. Anayasa Mahk. Kararına baktığımızda :
İtiraz konusu kural kimi sosyal gerçeklerin doğurduğu zorunluluklardan ve
yasa koyucunun yıllar boyu kökleşmiş bir geleneği kurumsallaştırmasından
kaynaklanmaktadır. Ale isminin kuşaktan kuşağa doğumla geçmesiyle aile
birliği devam etmiş olacaktır. Kamu yararı, kamu düzeni ve kimi
zorunluluklar soyadının kocadan geçmesinin tercih nedeni olduğunu
göstermektedir. Kaldı ki itiraz konusu kuralda aile isminin sadece erkeğin
soyadına bağlanacağı öngörülmeyip, kadın başvurduğunda kocanın soyadıyla
birlikte kızlık soyadını da kullanma olanağı vardır.
Kadının evlenmekle kocasının soyadını almasının cinsiyet ayrımına dayanan
bir farklılaşma yarattığı savı da yersizdir. Anayasa'nın 10'uncu
maddesindeki eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı olacağı
anlamına gelmez. Durum ve konumlarındaki özellikler kimi kişiler için
değişik kural ve uygulamaları gerekli kılabilir. Yasa koyucunun aile soyadı
olarak kocanın soyadına öncelik vermesi, bu haklı nedenler karşısında
eşitliğe aykırılık oluşturmaz."

Gerekçeye baktığımızda :

a- Kararda bahsi geçen sosyal gerçekler nelerdir?
b- Mahkemeler kökleşmiş geleneklerin bekçileri midir, yoksa değişen dünyada yasalardaki gerici, antidemokratik, cinsiyetçi vs. maddeleri ayıklamakla/yorumlamakla mı yükümlüdür?
c- Hangi kamu yararı ve hangi kamu düzenidir. Bu kamu yararı ve düzeni kadının soyadını kullanmasıyla nasıl bozulacaktır bu konuda gerekçede hiçbir açıklama yoktur. Soyut bir kamu düzeni, kamu yararı ibaresi o kararın gerekçesi olamaz. Neden kadının soyadını kullandığı ülkelerde Kamu yararı ve kamu düzeni bozulmamaktadır da bizim ülkemizde bozulmaktadır? (Hollanda, Frn, USA, Yunanistan, Portekiz, İspanya, Almanya ilk akla gelenler)

Siz ne düşünüyorsunuz?

Av. Ayten