Mesajı Okuyun
Old 06-04-2012, 11:09   #32
Av. Kübra İSLAMOĞLU BAYER

 
Varsayılan

http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=12090 te yer alan karar:

Yargıtay 17.HD 2010/5106E, 2011/2395K İçtihat
Üçüncü kişi durumundaki şahsın davalının akrabası olması nedeniyle tasarrufun iptaline karar verilmelidir.
(Karar Tarihi : 17.03.2011)
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı M. V. tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

Davacı vekili davalılardan F. B.'in müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacı ile kendisine ait aracı diğer davalı M. V.'a sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.

Davalı1ar davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece davalıların akraba olmaları nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı M. V. tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, üçüncü kişi konumundaki M. V.'ın borçlu davalı F. B.'in akrabası olması nedeniyle alacaklıları ızrar kastını bilebilecek durumda olmasına ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre, davalı M. V.'ın temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 596,05 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı M. V.'dan alınmasına, 17.03.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : İcra ve İflas Kanunu MADDE 277 Değişik madde: 03/07/1940 - 3890/1 md.)

İptal davasından maksat 278, 279 ve 280 inci maddelerde yazılı tasarrufların butlanına hükmettirmektir. Bu davayı aşağıdaki şahıslar açabilirler:

1 - Elinde muvakkat yahut kati aciz vesikası bulunan her alacaklı,

2 - İflas idaresi yahut 245 inci maddede ve 255 inci maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hallerde alacaklıların kendileri.

http://www.turkhukuksitesi.com/serh.php?did=3201 te yer alan bir diğer karar:

Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2008/1702 E. 2008/4470 K. İçtihat
Üyemizin Özeti
Dava, İİK'nın 272. maddesine dayalı tasarrufun iptali talebine ilişkindir. Dosya kapsamından borçlunun, taşınmazlarını anılan yasanın 278. maddesinde belirtilen akrabalarına sattığı anlaşılmaktadır. Yasada belirtilen akrabalar arasındaki satışlar; bağış niteliğinde sayılmaktadır. Tasarrufun iptali davası yönünden bağış sayılan tasarruflar batıdır. Bu durum karşısında, davanın diğer koşulları araştırılarak sonuca göre karar verilmelidir.
(Karar Tarihi : 7.10.2008)
DAVA : Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, davalılardan İsmet aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını, bu nedenle borçlunun sahibi olduğu taşınmazlarını damadı ve eniştesi olan diğer davalılara satışına ilişkin tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere göre davalılar arasında yapılan satışların mal kaçırma amacına dayalı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı 'vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, İİK. 277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun taşınmazlarını İİY'nın 278/1. maddesinde belirtilen derecede yakın olan akrabalarına sattığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Anılan maddede belirtilen akrabalar arasında gerçekleşen satışlar, bağış niteliğinde sayılmıştır. İİK'nun aynı maddesinde, bağış sayılan tasarruflar batıl sayılmıştır. Hal böyle olunca mahkemece davanın diğer şartları araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
KARAR : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 07.10.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
İlgili Mevzuat Hükmü : İcra ve İflas Kanunu MADDE 280 Değişik madde: 18/02/1965 - 538/115 md.)

(Değişik fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./66. md.) Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.

(Mülga fıkra: 17/07/2003 - 4949 S.K./103. md.)

(Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/55 md.) Üçüncü şahıs, borçlunun karı veya kocası, usul veya füruu ile üçüncü dereceye kadar (bu derece dahil) kan ve sıhri hısımları, evlat edineni veya evlatlığı ise borçlunun birinci fıkrada beyan olunan durumunu bildiği farz olunur. Bunun hilafını üçüncü şahıs, ancak 279 uncu maddenin son fıkrasına göre isbat edebilir.

Ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunur. Bu karine, ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir.