Mesajı Okuyun
Old 27-01-2004, 20:23   #11
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Av. Ayten Ünal Tekeli "kızlık" soyadı için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne çıktı

"Soyadımı istiyorum"

Kızlık soyadının kullandırılmamasının "özel yaşama saldırı" ve "ayrımcılık" olduğunu
bildiren Ünal, Strasbourg'daki duruşmada AKP Hükümeti'nin savunmasını çürüttü

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), kızlık soyadının evlilik sonrasında kullanılmasına izin verilmeyen İzmirli avukat Ayten Ünal Tekeli'nin yaptığı başvuruyu 13 Ocak'ta ki duruşmada ele aldı. Mahkeme esas hakkındaki kararını en geç altı ay içinde açıklayacak.
Başvurusunda avukat Ünal, sadece kendi kızlık soyadını taşımasına izin verilmemesinin "özel yaşama aykırı" ve "ayrımcılık" olduğunu söyledi.
Mesleki gerekçelerle sadece kızlık soyadını kullanmak isteyen ve 1995'de açtığı davadan sonuç alamayan, tüm iç hukuk yollarını tükettikten sonra 20.12.1995 tarihinde 8 vekille, AİHM'ne bireysel başvuruda bulunan Ayten Tekeli Ünal'ın başvuru dilekçesi 22.01.1996'da Komisyon'da kabul edildi. Ünal 28.08.1998'de, Medeni Yasa'nın 153. maddesindeki "evli kadın isterse kendi soyadını kocasının soyadının önünde kullanabilir" şeklinde yapılan değişiklik cinsiyet ayrımcılığı esasına dayalı yasal düzenlemenin ruhuna değil, şekline yönelik olduğu için talebini geri çekmeyeceğini komisyona bildirdi.

MAHKEMEDE NELER SÖYLEDİ
Strasbourg'da AİHM'deki duruşmaya avukat, başvuru temsilcisi Aydan Demirel Ersezen ile katılan Ayten Ünal Tekeli, Komisyon'un sorularını açıklıkla yanıtlayarak, kendi kızlık soyadını kullanılmasına izin verilmemesinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 8.maddesine dayanarak özel yaşamının korunması hakkının haksız şekilde ihlal edilmesi anlamına geldiğini belirtti.
Mahkeme Heyetinden gelen bir soru üzerine Ünal, Türkiye'de uyum yasalarının çıkarılmasında "uluslarararası hukukun dayatmacılığı'"olmasada bunun dolaylı etkilerinin olduğunu dile getirerek, AKP Hükümeti'nin Türkiye'de kadın nüfusunun yüzde 68.8'nin kendi hayatını kazanamadığı, bu durumdaki kadınların kocalarına ya da babalarına bağımlı olarak varlıklarını sürdürebildiği şeklindeki savunusuyla yeni bir ayrımcılık yarattığını belirterek şunları söyledi:
"İşsizlik Türkiye'nin birinci sorunudur ve kadınların olduğu gibi erkeklerin de sorunudur. Ayrıca veriler 2000'li yıllara dairdir ve günümüzde aynı olduğunu düşünmüyoruz. Ayrıca ev kadınlarının emekliliklerinin de bir ekonomik değer taşıdığını, yok sayılmasının ve yalnızca çalışan ve kariyer sahibi kadınların böyle bir talepleri olduğunu iddia etmenin yeni bir ayrımcılık yarattığını ve bize göre kabul edilemez olduğunu belirtmiştik" dedi.
Yine Hükümetin örnek verdiği Avrupa ülkelerinde; kadınların çoğunluğunun çeşitli gerekçelerle eşlerinin soyadlarını kullandıklarına ilişkin ek görüşünün hatırlatılması üzerine Ünal, "ancak örnek verilen ülkelerin tümünde, kadının kocası ile soyadı kullanma konusunda eşit ve seçimlik haklara sahip olduklarına" dikkati çekerek, hükümetin başından beri ileri sürdüğü savunmaların dayanaktan yoksun olduğunu bildirdi.
Ünal, son söz olarak davanın temelini oluşturan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddenin ihlalinin bulgulanmasını, hükümetten maddi tazminat talep etmemekle birlikte, manevi tazminat isteminin mahkeme tarafından karara bağlanmasını istedi.

"İHLAL KARARI ÇIKAR"
Avukat Ayten Ünal Tekeli, Strasbourg dönüşünde duruşma ile ilgili izlenimlerini KAzete'ye şöyle değerlendirdi:
"Duruşma bize göre olumlu geçti. AİHM'deki aile adını reddeden bu başvuru ilk başvurudur. Ya talebimiz bu uygulamanın erkeklere olmadığı için özel yaşama bir müdahale sayılacak ve ayrımcılık kuralına aykırı bulunacak, ihlal saptamasında bulunulacak ya da Mahkeme aile adının gerekli ve genel yargıya göre olması gereken nitelikte sayılacaktır. Ama biz mahkece ihlal kararı verileceğini düşünüyoruz.
Mahkeme kararı olumlu bile olsa karar tespit niteliğinde olduğundan bu konuda yapılacak pekçok şey olabilir. Yeni davalar, yeni kampanyalar, yeni mücadeleler bizi bekliyor. Bizi, 8 yıllık bu süreçte yalnız bırakmayan tüm Türk ve yabancı kadın, erkek arkadaşa teşekkür eder destek ve dayanışmanın devamını dileriz. Bu yollar uzun ve sabır gerektiriyor. Yasal eşitlik yanında fırsat eşitliği de gerekiyor. Biz soyadına dair düzenlemenin seçimlik bir hakka dayanmasını istiyoruz. Dileyen soyadını değiştirmeyebilir. Dileyen erkek karısının soyadını alabilir, dileyen kadın eşinin soyadını alabilir, ortak aile adı yanında kendi soyadlarını da kullanabilmeliler.
Unutmalayım ki gökyüzünün yarısı kadınlarındır."

HANGİ EVRELERDEN GEÇTİ
1990'da Sigortacı ve ÖDP İzmir eski İl Başkanı Haluk Tekeli ile evlenerek kocasının soyadını alan ve o dönem stajyer avukat olan Ayten Ünal Tekeli , 20 Şubat 1995'te Karşıyaka Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada mesleki nedenle sadece "Ünal" olan kızlık soyadını kullanmak istediğini bildirmişti.
Ünal soyadı ile tanınan avukat, evlendikten sonra da, "kızlık" soyadını evlilik sonucu edindiği soyadının önünde kullanmayı sürdürdü. Ancak resmi belgelerde Ünal'a iki soyadının kullanılmasına izin verilmiyordu. Avukatın başvuru yaptığı Asliye Hukuk Mahkemesi, 4 Nisan 1995'te, bu talebi geri çevirdi. 6. Haziran.1995'de Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, Yerel Mahkeme kararını Ayten Ünal'ın istemine aykırı olarak onadı. Ünal bunun üzerine 8 vekille, AİHM'ne "Özel yaşama aykırı" ve "ayrımcılık" gerekçesiyle bireysel başvurusunu yaptı.


www.kazete.com.tr WEB sayfasından alınmıştır.