Mesajı Okuyun
Old 05-03-2012, 16:53   #21
AV.SEDAT

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Ömer GÖKÇE
Sayın Av.Sedat Bey,
Her iki kararıda sunuyorum. Faydalı olması temennisiyle. Saygılar.

T.C. YARGITAY 13. HUKUK DAİRESİ E. 2003/3003

Davacının, takip alacaklısı olan davalıya ödediği paradan bir süre yoksun kalmasından doğan zararını davalıdan isteyebilir. Bu zararı davacının parayı icra dairesine yatırdığı 26/1/1998 den, davalının İİK. 40/1-II maddesi prosedürüne uygun olarak iade ettiği tarih olan 6/5/2002 ye kadar faizidir. Bu tarihler arasındaki yasal faize hükmedilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile ilamın kesinleşme tarihinden iade tarihine kadar hesaplanan faize hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olup, karar bu nedenle davacı yararına bozulmalıdır.
13 HD nin o dönemde böyle kararları olmuş... Bence de doğrusu halen de bu.. Ama sonraki dönemde bu değişmiş ve istikrarlı bir şekilde şöyle kararlar vermeye başlamış Yargıtay..
Alıntı:
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
Esas Numarası: 2011/11-367
Karar Numarası: 2011/439
Karar Tarihi: 22.06.2011

.....Diğer taraftan, İİK'nın 40/2. madde hükmü gereğince, davalı/alacaklı hükmün infazı sırasında tahsil ettiği parayı bozmaya uyularak verilen hükmün kesinleştiği tarihe ve hatta kendisine çıkartılan muhtırada verilen sürenin sonuna kadar elinde tutma yetkisine sahip olduğundan, bu sürenin sonuna kadar temerrüt durumu da söz konusu olmayacaktır. Davalının haksız icra takibi yaptığı düşünülse dahi, söz konusu parayı mahkeme kararına dayanarak tahsil ettiğinden yasadan kaynaklanan hakkını kullanmış olması nedeniyle, davalıya herhangi bir kusur izafe etmek de mümkün değildir.

Bence gerekçesi de doğru değil bu kararın; hataya / haksızlığa mahkeme de ortak olmuşsa; o artık bir hata/haksızlık değildir der gibi:

Alıntı:
Tehiri icra talebinde bulunduğu halde Yargıtay'dan tehiri icra kararı alıp, icra dosyasına ibraz etmemesi nedeniyle kusurlu davranarak zararına sebebiyet veren kimsenin, kendi eylemi ile oluşan zararını diğer kimseden isteyemeyeceği, kendi kusurlu eylemi ile oluşan zararına katlanmak zorunda olduğu her türlü duraksamadan uzaktır...

..Şu hale göre, İİK'nın 40/2. maddesi gereğince paranın icra dosyasına iade edilmesi konusunda icra dairesince gönderilen muhtıradaki son gün itibariyle paranın iade edilmesi gerektiği, bu tarihten sonra iade edilmesi durumunda, geç kalınan dönem için zararın oluştuğunun kabulü gerekir.
Somut olayda itirazın iptaline dair kararı tehiri icra talepli olarak temyiz eden davacı banka, Yargıtay'dan tehiri icra kararı alıp, icra dosyasına ibraz etmemiştir. Takip dosyası içinde Yargıtay'ca verilmiş bir tehiri icra kararına rastlanılmamıştır.
Yukarıda vurgulandığı üzere, tehiri icra kararını almayan veya alıp da takip dosyasına ibraz etmeyen, kusurlu davranarak zararın oluşmasına sebebiyet veren davacı banka, kendi eylemi ile oluşan zarara katlanmak durumundadır.
Sadece kendi bilgisizliği ile vermemesi lazım gelen bir parayı veren biri bunu sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre faiziyle, faiz kesmez ise denkleştirici adalete göre uyarlayıp talep etme hakkına sahipken; bilgisizlik / ihmal vs. artık buna ne derseniz deyin; bir mahkeme ilamının irade iğfal kabiliyeti yüzünden cebri icra tehdidi altında ilamda yazan parayı ödeyen kişi, iade yükümlülüğü (her nedense bu defa kesin hükümle) doğana kadar ödediğine faiz isteyemiyor.. Gerekçesi de tehir-icra kararı talep edebilecekken bunu istememiş olması..

Bütün içinde en komik olan da, kesinleşmemiş mahkeme ilanına bakıp da kendini (sonradan haksız olduğu anlaşıldığı halde) alacaklı sayan iade borçlusu taraf bu yüzden kusursuz addedilirken; iade alacaklısı aynı mahkeme kararı nedeniyle kendini borçlu saydığında kusurlu sayılıp; o karar nakıs olsa ve üstüne aksi yönde bir karar gelse dahi o karar kesinleşmeden iade alacaklısı bile sayılmıyor neresinden tutsanız elinizde kalıyor açıkçası..

"Böyle yaparak mahkeme ilamına kuvvet vermek istiyorlar" desem, bozma kararı ve ters yöndeki ikinci ilam da kese kağıdı değil ki, onlar da mahkeme kararı

Bütün bu araştırma süreci içinde; karşılaştığım bütün kararların mahkemece tamamen/kısmen kabulüne karar verilen davalarla ilgili olması, davanın tümden reddi üzerine ödenen ret vekalet ücretlerinin takibe konması ve buna ilişkin ilamların bozulması durumuyla ilgili tek bir karar bulamamış olmam da enteresan bu arada... Böyle olunca, ödemelerin haricen yapılmış olması alt başlığı ile ilgili birşey bulmak hiç-hiç mümkün olmuyor.