Mesajı Okuyun
Old 03-10-2012, 16:46   #77
Necropsie

 
Varsayılan

Kim derdi ki "kapatıyorum büroyu, bırakıyorum mesleği" kervanına benim de katılacağımı? Bundan bir yıl önce ben demezdim mesela, hele hele 10 yıl boyunca bu mesleği yapmışken. Gel gör ki, sizin planlarınızın dışında olup biten herşeye hayat deniyor, ben de içinde yaşıyorum.. Onca zaman sonra, galiba, ben de bırakıyorum mesleği.

Çok, çok sebebi var. Ancak en başta gelen sebep, yaşadığım pekçok soruna karşı, bırakınız Baroyu, arkadaşım dediğim çoğu meslektaşımı dahi yanımda görememem. "İyi" insan, "iyi" avukat olmakla, hiçbirşeyin elde edilemeyeceğini, aksine, üzerinize gelineceğini anlamam..

Ben, hiçbir zaman hiçbir müvekkilime, "ilk, bilemedin ikinci celse seni kesin tahliye ettiririm" demedim.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir müvekkilime, davasıyla ilgili "garanti" vermedim, duymak istediklerini değil, davasının gidişatı hakkında bilgi vermeye çalıştım.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir müvekkilime, "donuna kadar haczederim, mahvederim onu, en fazla bir ayda tahsilat" demedim.

Neredeyse her dosyamda masrafları cebimden yaptım, avukatlık ücretini çoğu kez alamadım, aldığımdaysa da hep eksik aldım. Acıyor, üzülüyordum karşımdaki borçlu/davalının durumuna.

Ben, hiçbir zaman, hiçbir kimseyi, meslektaşlarım aleyhine (yönlendirmeyi bırakın) konuşturmadım bile. Başka meslektaşlarımı "şikayet edenleri" (haklı/haksız ayrımı yapmadan) kapı dışarı ettim.

Şimdi, mesleği bırakmanın eşiğindeyken anlıyorum ki, çok yanlış yapmış, çok hatalı davranmışım. Avukatlık böyle yapılmazmış. Değirmenlere karşı tek başına da mücadele edilmiyormuş.

Yeni başlayan meslektaşlarıma önemli tavsiyelerim olacak.

1) Kötü, acımasız, insafsız olun ve karşınızdakine insan gibi davranmayın. Karşınızdaki bir borçlu olabileceği gibi, bir kalem memuru, herhangi bir adliye çalışanı veya kendi müvekkiliniz olabilir. Önemli değil. Ne kadar acımasız olursanız o kadar iyidir. Buradaki maksat, korku salmanız. Korku salarsanız, kimse size bulaşmaz.

Şimdi ben de biliyorum "yahu hukukçu böyle mi olur, ne korkusu, önce saygı, sonra insanlık, bir avukat bakınız aha şurada yazıyor meslek ilkesi vs vs" kısmını. Biliyorum, bilfiil 10 yıl boyunca inandım buna ve mücadelesini verdim. Onca yıldan sonra da, bu tür lafların insanın kendini kandırmasından başka birşey olmadığı kanaatine vardım.

Çünkü, özünde kötü bir varlık insan. İyi değil. Gelin, çok kısa bir örnek vereyim:

Büromda 7 tane çalışanım vardı. Hepsini, işe başladıklarının ilk günü SGK'ya kaydettirdim. Primlerinin bir kısmını ödeyemedim, yeri geliyor, o kadar kazanamadığım oluyordu. Bir tanıdığın ricası üzerine 15 günlüğüne bir kişiyi daha işe aldım. 15 günün sonunda da, işine son vermek zorunda kaldım. Bu kişi, gidip beni SGK'ya şikayet etti, sigortasız çalıştığından dolayı.

SGK, 8.600 TL para cezası kesti bana. Ve yatıramadığım diğer çalışanların primlerini de ekleyip, bütün banka hesaplarıma e-haciz yolu ile haciz koydu. Yetmedi, İcra Dairelerine yazı gönderip alacaklarıma haciz koydu, İcra Daireleri avukat olarak takip ettiğim hiçbir dosyadan bana ödeme (reddiyat) yapmamaya başladı. Taksitlendirme teklifim kabul edilmedi.

Bu sırada, herkesin güya "yaka silktiği" bazı meslektaşlarım, 10-15 çalışana birden canı istedikleri zaman yol veriyor, canı istediği zaman işe alıyor, hiçbiri için de SGK'ya bildirimde bulunmuyordu. Ancak kimse onları şikayet etmediği gibi, re2sen bir araştırma falan da yapılmıyordu! Sebebi çok basitti, o kadar "kötü" ünleri vardı ki, herkes onlardan korkuyordu.

Şimdi, biliyorum ki bazılarınız "e ama ödeyemiyorsan primleri sen de işten çıkarsaydın, hem avukat öyle mi olur, bizim mesleğimiz sorumluluk, bilinç, özen vs vs" diye düşünüyordur. Katılıyorum. Ancak yapamadım. Çalışanlarımın hepsinin benim verdiğim işe ihtiyacı vardı, işsiz kalırlarsa çok büyük geçim sıkıntısı çekeceklerdi. Benim de SGK kayıtlarının olmamasını vicdanım kaldırmıyordu. Başka açıklamam yok bunun için ne yazık ki, avukatlıktan değil, kişiliğimden kaynaklanan bir problem.

Yetmedi mi? Bir örnek daha.

Hakkında birsürü iddia olan bir meslektaşımız var. Yıllardan beri konuşulan şeyler, sevimsiz, suç da teşkil eden türden.. Birgün bir adam geldi büroma ki aman allah.. elinde bir sürü belge var. Bu belgeler, o avukatın konuşulduğu gibi bir işe girdiğini kanıtlıyor. Ortaya çıkması halinde, meslekten men olmayı bırakın, epey de ciddi bir ceza alacak. Adamı uygun bir dille defettim, konuyu da kapattım.

Aradan zaman geçti.. Maddi durumum bozuldu. O meslektaş, beni icraya verdi. Verebilir tabii, şaşacak birşey yok. Borcun yarısını hemen ödedim. Geri kalan yarısı için de kısa bir süre talep ettim, en fazla 15 gün.. Benden, icra kefili bulmamı istedi. Bulamazdım elbette. Yarısı ödenmiş borç için de, büroma hacze geldi. "İşini" yapıyordu, değil mi? Zamanında, büroma gelen adama "sen şimdi önce Baroya şikayet et.. Sonra bi de Savcılığa git!" deseydim, bugün avukat bile değildi.

Daha pekçok örnek verebilirim de, canınızı sıkmayayım. Özetle, iyiniyetli olursanız, kaybedersiniz. Herkesi kendinizden yaka silker hale getirirseniz de, kazanırsınız. Hatta tüm işleriniz, "aman bizi de şikayet etmesin!" korkusuyla en önce ve en hızlı yapılır.

2) Meslek ilkelerini okuyun. Kullanmak için değil, başka meslektaşlarınızı şikayet ederken kullanmak için. Kesinlikle ilkelerden hiçbirine uymayın. Uyunca madalya takmıyorlar. Aksine, uymazsanız, sizi yere göğe koyamıyorlar.. Ancak, önce korku yaratmayı unutmayın. Büronuza meslektaşlarınızı şikayet etmeye gelen herkesle ilgilenin, şikayet dilekçelerini yazın, yol gösterin. Siz etmezseniz, ileride o sizi eder. (Bunu yukarıda verdiğim örnekten dolayı kendi şahsi problemim nedeniyle yazmıyorum. İçinizden "kendi başına gelmiş, o yüzden öyle diyor" diye geçirmeyin. Bunun doğruluğunu, pekçok meslektaşımda da gördüm.)

3) Elinizin altında her zaman için kullanabileceğiniz bir "kirli çamaşır" olsun. Göreceksiniz ki, bu meslekteki en büyük düşmanlarınızdan birisi de, kendi meslektaşlarınız. Herkesin kirli çamaşırlarını bilin ki, sizinle uğraştıkları zaman aynı şekilde karşılık verebilesiniz. Sizinle uğraşacaklari hiç merak etmeyin.

4) Acımayın, acımayın, acımayın. Bu, alıp alabileceğiniz en büyük öğüt. İcra dosyalarınızda, gerçekten "donuna kadar" alın. Evden çıkarken, kapının önündeki paspası dahi haczetmeyi unutmayın. Acırsanız, müvekkilinizle problem yaşarsınız. Borçlu sizi ciddiye almaz, şikayet dahi eder hiç çekinmeden. Ama acımasız olursanız, evinden paspasını dahi aldığınız borçlunun kendi alacağını size getirdiğine şahit olacaksınız.

Bunları yapamaz mısınız? Eh, o zaman avukatlığı bırakın.. Çünkü bunları yapmadığınız sürece ne doğru dürüst bir para kazanacaksınız, ne de isminiz duyulacak.. Nasıl insansanız, öyle avukatsınız çünkü. Ben yapamıyorum, o yüzden galiba avukatlığı bırakıyorum.

Yayımlanmayabilir de bu mesajım.. Eh, ne yapalım. Bir kişi dahi okusa, kar kardır heralde.