Mesajı Okuyun
Old 07-05-2014, 16:58   #27
ersintoker

 
Varsayılan Boşluğa düşen şiir

Ye, Osman abi ye,,, bak şu köftelerden de al,,, tamam tamam yeter tabağımdakiler,,, olsun al şu bifteği de,,, bak istersen arkası var ha, tamam mı,,, peki ama ben senin gibi erken kalkmıyorum ki ben sabahları,,, 11’de yapıp çıktım kahvaltımı,,, olsun olsun, acıkmışındır yine de ye sen ye…

Osman abi emekli, bir kamu kurumundan,,, gri çizgili takım elbiseleri, saçının ve epeyce poslanmış bıyığının rengiyle uyumlu,,, kravatı da havai mavi,,, sinekkaydı tıraşlı yüzü gibi,,, babacan adam,,, eh emeklilik hali işte,,, nasıl vakit geçireceksin ki,,, hele kahvehane alışkanlığın da yoksa,,, her sabah kalkınca,,, hatta akşam yatmadan önce düşünürsün, o günü nasıl geçireceğini,,, o yüzden kahvaltıyı iyice öğlene doğru sarkıtır, günün yarısını yemiş olursun böylece,,, yine de erken çıkmış sayılırsın evden,,, yürünecek yolsa yürürsün,,, sağda solda oyalanacak bir şeyler yaratırsın kendine,,, çukur falan kazanlar varsa, dikilirsin başlarına ellerini arkaya koyar seyredersin,,, fikir de yürütürsün,,, şunu şöyle yapsalar, bunu da böyle diye,,, bazen sesli olur bu,,, terslenirsin o zaman,,, balık çarşısına da uğramayı ihmal etmezsin,,, tezgâhları iyice bir gözden geçirir, fiyatları yazarsın aklının bir köşesine,,, üstüne düşen balıkçı olursa,,, şimdi değil, akşam dönüşte alacağım der yürürsün,,, yolunun üstünde varsa bir markete de uğrayabilirsin,,, yavaş yavaş dolaşırsın rafların arasında, araba bile alırsın bazen,,, bir iki gofret, bir küçük pet şişe su aldığın da olur,,, kasa kuyruğunda sana tuhaf tuhaf bakanlara aldırmazsın artık…

Ye Osman abi ye,,, al şu sucuk dilimini de bir tat,,, başka yerde bulamazsın bunu,,, Kırklareli’den getirtiyorlar bunu,,, özel imalat…

Karşısındaki genç adam akrabadan biri, işyerinde ziyaret etmek istemişti onu,,, biraz oturur sohbet ederler,,, böylece zaman geçmiş olurdu,,, ama o işyerinden alıp çıkarmış hemen, hadi gel yemek yiyelim deyivermiş,,, böylece henüz acıkmadan öğle yemeğine maruz kalıvermişti Osman abi,,, eh olurdu bazen böyle şeyler,,, ne de olsa herkesin işi gücü var,,, öyle değil mi…

“Ben Mamikoğlunun üstüne sucuk tanımam” sözü nasıl kaçmıştı ağzından bilemedi,,, ayıp olmuştu genç adama ya neyse,,, doğrusu da buydu ama…

Garson, hesap lütfen! Hadi kalkalım Osman abi, afiyet olsun,,, sağol, sağol,,, bak yine beklerim, tamam mı,,, öğle zamanı olsun,,, hem bir şeyler yeriz hem de sohbet ederiz,,, hadi görüşmek üzere, hoşça kal…

Osman abi,,, caddenin kenarına çekilip düşündü,,, henüz acıkmadan midesine doldurduğu köfteler, etler ve sucuklar şişkinlik yaratmıştı,,, köşedeki büfeden bir maden suyu alıp içti,,, evdeki hesap çarşıya uymamıştı,,, bugünkü ziyareti erken sonlanmış,,, koskoca bir öğleden sonrası boş kalmıştı,,, şimdi ne yapacaktı?,,, telefonunu çıkarıp, adres defterine şöyle bir göz gezdirdi,,, arayacak kimse bulamadı,,, adımlarının onu alıp yavaşça Akaretler yokuşuna doğru götürdüğünün farkına sonradan vardı,,, Şairler parkı, kuytu bir gölgelikte ve serindi,,, ordaki banklardan birine oturdu,,, Cahit Sıtkı, Özdemir Asaf, Orhan Veli ona bakıyorlardı sanki,,, içinden şiir söylemek geçti,,, “Hava güzel, zaman boş, içim oldu bir hoş” diye mırıldandı,,, arkasına yaslandı ve şiir gibi bir uykuya daldı.