Mesajı Okuyun
Old 31-07-2013, 03:39   #1
hilmiseker

 
Varsayılan Arabuluculuğun Toplumsallaşması Seraptır

Sulh kurumu, son anına kadar kendisini ziyaret edecek birini bekledi. Yakın tarihte cafcaflı bir törenle sahaya sürülen uzlaşma, kendisinden medet umanları sükutu hayale uğrattı. Çiçeği burnunda sulha teşvik kurumu, açık tehdite rağmen başını sokacak yer, gidecek yurt arıyor.

Adlileşmeyle mücadele, çağcıl sistemlerin anlaşılır, ivedi ve öncelikli uğraşıdır. Bireysel barışın hukuka dönüşerek toplumsal barışa katkısı, alternatif uyuşmazlık yöntemlerini, anılan çabanın uzantısına dönüştürdü.

Adli eşiğin yükseltilmesi, huzursuzlukları alternatif yollarla çözme isteğinin sonucudur. Bu akıl eş zamanlı olarak adliye kapı, koridor ve duruşma salonlarına yüklenen uyuşmazlıkları alternatif yollara havale ederek dosya dağlarıyla baş etmeyi tasarladı.

Arabuluculuk, bu ajandanın ithal ettiği almaşık çözüm yöntemidir. Bu kurum, işe büyük umutlarla başlamakla birlikte sahadan kopukluğu, tedariksiz olması, istişareyi hafife alması, teknik kusurları ve tepeden inmeciliğiyle geleceği kalbinden vurmaktadır.

İthal kurumları yaptırımlarla işler kılmak sosyolojiyle inatlaşan aklın trajedisidir. Kurumları açık ve örtülü tehditlerle yaşatma siyasetinin arabuluculuğu parlatması, pratiğin bibloya dönüştürdüğü seçenekleri görmezden gelir.

Ön incelemeyi; kaygılara rağmen işler kılmaya çalışanların, doku uyuşmazlığının reflekslerini, hassasiyetlerin ve yapabileceklerini unutmuş görünüyor.

Doruk tutkusunun, arabuluculuğun işlerlik koşullarını analiz etmeden performans ölçere dönüştürmesi, arabuluculuğa bel bağlayan aklın gerçeklerle inatlaşan saflığına delalet eder. Vesayetçi bu yaklaşımın hayal kırıklığına uğraması muhtemeldir.

Diri tasarruf anlayışı, her şeyden evvel bu mekanizmanın işlerlik şansını yanların inisiyatifine terk eder. Davayı kontrol yetkisini zorlayan, tasarrufu teşvikle çeliştiren bir anlayış, aşkınlığı tetikleyebilir. Aşkınlık, yargıcı taraflarla özdeşleştiren, kürsüden indiren hatırı sayılır bir sapmadır.

Arabulucuya özendirme prensibinin, yargıcın yanı başında duran ihsası rey yasağıyla ilişkisi belirsizdir. Bu muğlaklık, kürsünün nem kapan yapısıyla birleşerek, özendirme görevine pusu atabilir.

Donanımsızlığın, yanlılıkla yapacağı işbirliğinin yaratacağı riskin tetikleyeceği savunma güdüsü, yargıcı arabuluculuktan soğutan ciddi bir nedendir.

Özendirmenin deneyimsizliği, pratiğin birikimsizliği, kurumun tanıtımı ve kurumsallaşması için harcanan bütçenin zayıflığı, kurum ithaline yatkın genlerin el ovuşturmak için yeni bir fırsat yakaladığını gösterir.

Akademinin suskunluğu, arabuluculuk gibi kabına sığmayan, maruf ve meşhur kurumun, içeride bir kaç teatral numune, rol modelle sınırlanması, onun sıradan bir pazarlığa indirgeneceği, günü geçiştirecek cümlelerle özdeşleştirileceği konusunda ciddi kaygılar yaratmaktadır.

Kişisel istikbal, iradeyi hiçleştirerek kurumu gelişigüzel ve zamansız uygulamaya sürükler. Zorun yaratacağı belirsizlik ve sürprizler, arabuluculuğa teşviki yozlaştırabilir. Yabancılaşma ve yozlaşma bireysel barışı kestirme yollarla yakalama beklentisini berhava eder.

İşin inceliğini öğretmekten aciz, zamanla yarışan, ikna etmekten uzak ve sahadan gelen önerileri hafife alan kibrin, yer ve zamanına göre çapraşık, çetrefil hale gelebilen arabuluculuğu kontrol etmek, yaptırımlarla özendirmek, hak aramaya icbarı yasaklayan hükümlerle çelişkiye neden olabilir.

Kimlerin arabulucu olacağı, arabuluculuğun yeterliliği ile eğitimindeki ciddi sorunlar, sürecin kullandığı malzeme ve beyanların kullanılma yasağı, bundan neşet eden nitelendirme ve koruma sorunları, arabulucuya havale edilen uyuşmazlığı duruşma salonunda bekleyen, makul sürede yargılama, kendiliğinden getirme, aydınlanma, tasarruf ilkeleriyle inatlaşan, dava konusu ve ispat sahasına sürülecek malzemeyle ilgili hususlar, arabuluculuğu strese sokacak ciddi meselelerdir.

Bu sürece iştirak eden, sevk ve idarede görev alan öznelerin beyan, teklif, kabul ve pazarlık unsurları ile bilimum malzemenin açıklanmasına, kullanılması üzerindeki göreceli kota ve yasaktan beklenenin elde edilmesi, açıklama özgürlüğünün yazgısı, uygulamanın yasağı delme gizilgücünün ihtiyaçla sınırlanmasından başka obje, süje, zaman ve mekan bağlamlı sair sınırları, tutanağın işlevselliğine, belleğine, saklama, koruma, anımsatma yeteneğine ve dile olan hakimiyetine bağlıdır.

Arabulucunun yansızlığı, görev tanımı, aydınlatma yükü, süreç ve karar üzerindeki gücü, tutanağın pay ve ağırlığını artırmakta, gerçek ve doğru bir kayıtlama ödünsüz bir ödeve dönüşmektedir. Anılan yükün taşınabilmesi tutanağın misyonu, kendisini gerçekleştirme ve atiye taşıma rolünün bellenmesine bağlıdır. Kayıtlama defolarından neşet eden kadim sorunlarla çözümsüzlüğün yarattığı çaresizlik gözlerin her daim burada tutulmasını gerektirir.

Uyuşmazlığı sınırlanması, vakıa ve talep çiftinden müteşekkil talebin saptanmasına bağlıdır. Hükmün öznel ve nesnel sınırlarının tayini, yeniden yargılanma yasağının üzerine düşeni yapabilmesi, görev tanımını yapan tutanağın/ belgenin özenle hazırlanmasını gerektirir. Belgenin, uyuşmazlığı disipline etmesi, teşhise imkan ve kolaylık tanıması, hükmü biçimlendirmesi mazinin gözetilmesini zorunlu kılar. Uyuşmazlığın tayinindeki kusurların hüküm üzerindeki etkisi, bu sürecin doğru yönetilmemesinin yaratacağı büzülme-genleşme odaklı komplikasyonlar hakkında ip ucu vermeye muktedirdir.

Tutanakların yanlardan esirgenmesi, verilmesi uygun olanların uyuşmazlığı bitiren/son tutanakla sınırlandırılması anlaşılmaktan uzaktır. Kararın, öncül ve sonullarla uyumunu sınanmaz kılan düzenleme, etik ilişkiyi kayıt ve denetim dışında tutar, açık yargılanma isteğini yüzüstü ve korunaksız bırakır.

Açık yargılamadan kaideten ödün vermeyen bir bakış açısının arabuluculuk sürecini karanlıkta bırakması, son belgenin paylaşılmasını talep koşuluna endekslemesi, toplumsal denetim isteğini boşa çıkarmaktadır. Tutanağın desteğinden yoksunluk, yansızlık bağlamlı kuşkuları aşma, hükme yönelik savunma ve kanun yolunun etkin şekilde kullanma taleplerini hiçe saymak, tutanağın alın terini hiçleştirmektir.

Tutanağın hükmü besleyen olması, buradaki olası bir kırılmanın, hüküm ve denetim üzerindeki etkisi ile süreç dışında yaratacağı sendrom, onun mimari ve yapısal özellikleriyle, yaratılma sürecini kapsayan özlü eğitimi zorunlu kılar.

Arabulucunun, yanlarla iletişim kurma özgürlüğünü belgeleme zorunluluğu, yansızlık ödevinin masumiyetine yönelen kalkışmaların refi, bu görüşmelerin atideki rol ve işlevini belirlemedeki hissesi, gözleri iletişimi sağlayan yöntem, araçlarla bu süreci görünür kılacak olanak ve kolaylıklara odaklar.

Yönetmelik, iletişimi teşvik etmekle birlikte, ilişkiyi/iletişimi sağlayacak ve yürütecek vasıtalar konusundaki suskunluğu, iletişim araç ve yöntemleri üzerinden arabulucuya duyulan güven, verilen avansın tezahürüdür. Arabulucunun izlenecek usul, esas ve süreç hakkındaki aydınlatma yetkisine, “gerektiği gibi” tümcesiyle zirve yaptırılması bu yaklaşımı konsolide eden bir tutumdur. Bu kabul, arabulucuyu özerk kılarken, olası kayıtsızlığın yaratacağı kuşkuların, aşılmasına ilişkin adımların performansındaki belirsizlik köşeyi tutmaktadır.

Arabuluculuk eğitiminin nasıl, ne şekilde verildiği, bilgi ve deneyimsizliğin yarattığı kusur ve yan etkilerin nasıl aşılacağı, hüküm ile tutanak arasındaki çelişkilerle, adli tecrübenin yaşadığı bunalım uygulamayı çetin günlerin beklediğine delalet eder.

Yansızlığı sınayacak özen borcunun belirsizliği, bu muğlaklığın ithal metinlerle giderilmesinin yaşatacağı karmaşa, zaman bağlamlı dokunulmazlıklar, özen merkezli ihtilafların çözümünü güçleştiren ciddi bir edendir.

Sürenin tasarrufla esnetilme olasılığı, makul sürede yargılama ödevinin yanlarca sömürülmesine neden olabilir. Belirsizliğe neden olan ve bellek sorunlarına yol açan bu tutum, teksifin saflığıyla çelişen perspektiftir.

Arabulucunun liste dışından seçilmesi, izlenecek usulün belirlenmesindeki keyfiyet hareket kabiliyetini artıran isabetli bir tercihtir. Tasarrufu saflaştıran ve içine arabulucu seçimini de alacak şekilde genişleten düzenleme, arabuluculuk süreciyle karara yönelik itiraz, eleştiri ve yakınmaları karşılayan görece seçenektir.

Makul süreyi belirlemede öncelik şansı yakalayan arabuluculuk, işleyiş ajandasını süreyle sınırlayan, hemen her şeyi takvime bağlayan, katı teksif paradigmasıyla inatlaşma ihtimaline gebedir. Arabulucunun bu marja yaslanarak, zamanı sömürme potansiyelinin yaratacağı mesai ve kaynak yitikleri, takdirin sebep olduğu aşkınlıkların kontrol edilmesini zorunlu kılar.

İzlenecek usul ve esasların tercihindeki yavaşlıkla, seçimsizliğin alacağı sürenin sınırlanmaması, ajandayı donduran, yavaşlatan ciddi bir kırılmadır.

Yargısal rollerin örneklenerek belirlenmesi, paralel yargı yetkisini orijinalinden ayırmayı güçleştiren çok boyutlu, sorunlu bir alan görünümündedir. Sayılan örneklerin takdiri delillerle sınırlı olması, uzak durulması gerekenlerin teşhisine yaramakla birlikte, “gibi” sözcüğünün yorumlanmasındaki özgürlük/aşkınlıklar, arabulucuyla kürsü arasındaki farkı, yöntem ve araçlar üzerinden özdeştirme potansiyeli taşır. Arabulucunun, yargıca yaklaşma teşebbüsünün haklı kılacak belirsizliklerin yaratacağı akıbetin zamana bırakılmaması gerekir.

Arabulucuya başvurma isteğinin iki kez ve periyotla sınırlanması, alternatif uyuşmazlıktan beklentinin çokluğuna ve isteğine bağlıdır. Bu isteğin gerçekleşmesine yeteri katkıyı vermeye müsait sürenin boşa geçirilmesi, gecikmenin sulha ayrılan süreyle birleşme olasılığı tahkikata geçişi erteleyeceği/engelleyeceği gibi, kurumların yollarının kesişmesi gidişatı aksatabilir.

Arabuluculukta geçen zamanın hak düşürücü süre ve zamanaşımında dikkate alınmaması, yanlar üzerindeki baskıyı bertaraf eden, anlaşma ve aranın bulunmasını kolaylaştıran akla yatkın düzenlemedir. Sürecin anlaşmazlıkla sonuçlanması halinde, uyuşmazlığın ısıtılarak servis edilme imkanı, bu tercihe kefaleti kolaylaştırmaktadır. Düzenlemenin zamanaşımı ve hak düşürücü süreyi kesmesi, sürelerin, özendirme üzerindeki baskısını minimize eden bir önlemdir.

Anlaşma kapsam ve içeriğinin yanlarca belirlenme tekeli, yanların uyuşmazlık üzerindeki kontrolünü pekiştiren düzenlemedir. Bu olanağın özensiz kullanımı kararı; söylem, form, içerik ve icra defolarının saldırısına açık alan haline getirerek beklentileri boşa çıkarabilir.

Hak ve ödevleri belirleme yetkisinin yanlara bırakılması, tasarrufu öne çıkaran istikrarlı bir tutum olmakla birlikte, arabulucunun kanaatini şekillendiren gözlem, jest ve mimikleri hiçleştiren yaklaşımdır. Bu, uyuşmazlığın içtenlikle çözülmesini önleyen ve hükmün konsantresini bozan olumsuz bir gelişmedir.

Yasama, kamu düzeniyle ilgili hususlarda, hükme müdahale imkanı vermekle birlikte, inceleme konusunu, içeriğin arabuluculuğa elverişliliği ve hükmün icra olunabilirliğiyle sınırlar. Bu tasarrufu başat kılan, arabuluculuğu özendiren bir yaklaşımdır.

Özellikle aile hukuku alanında hükmün uygulanabilirliğine ilişkin testin duruşmalı yapılması, kararının görücüye çıkmadan önce, ilgililerin katılımıyla kendisine çek etmesine, sağaltmasına yarayan önemli bir fırsattır.

Denetlenebilme hissi, kararın özellikle kapsam ve icra edilebilirlik defolarıyla mücadeleyi kolaylaştıran caydırıcı bir eşiktir.

Tenfiz testi; yargılananı betimleme, vasıflandırma ve tanımlamadaki öznellik, aşkınlık ve zaaflarıyla incelemeyi infaz karşıtı bir mekanizmaya dönüştürebilir.

Özellikle yansızlık, eşitlik, tutanak içeriği, belgelerin saklanması, belge tanzimine iştirak, vekil aracılığıyla temsil, tutanağın etki ve sonuçları, etkinliğin sona ermesi, yeterlilik, aydınlatma ödevi, anlaşmanın ilam niteliği, vekille temsil, tutanak mahiyeti, tutanak kapsamına katılma, hak ve sorumluluklar gibi konularda tekrara düşülmesi yasayı realize iddiasındaki yönetmeliğin sistematik zaafıdır.

Kimi kavram, terim ve sözcüklerin seçimindeki isabetsizlik infazı zorlayacak, başları ağrıtacak niteliktedir. Dilin fonetiğine anlam ve bilgisine yeterince egemen olamamaktan kaynaklanan fazlalıklar ve eksikliklerin yaratacağı anlam yitikleri, deyiş ve anlatım defoları dikkate şayandır.

Arabuluculuk kurumunun bel kemiğini oluşturan ilk yirmi maddenin dil, anlam ve kanun tekniği açısından yaşadığı sorun ve tekrarların önümüze koyduğu faturanın belirsizliği, uygulamayı açık vermeye zorlayan risklerdir.

Öngörülen ücretin kaideten zamana endekslenmesi, alternatif adalet arayışının bir başka karakteridir. Mahkemeye gidecek parayı bulmakta zorlanan yurttaşı, zamanı parayla satan ve polemiğe müsait mekanizmayla çalışmaya özendirmek, adli yardıma fokuslanan çabanın ciddi bir çelişkisidir.

Arabuluculuğu para basan, iştah kabartan kapıya dönüştürmek, pahalılığı dert edinmeyen talepler için, çözüme renk katan olmaktan öte anlam taşımaz.

Adliyeden gayrisini görmeyen erişim kültürü eli cebinde, gözü saatte adliye dışında hak aramaya icbar eden bakışın profilini zaman çizecektir.

Temennimiz; toplumsal barışın yaygınlığına, kalıcılığına adanan arabuluculuğun içerikli engin bir yapıya dönüşmesidir. Marifet; toplumun sesli çalışmasına neden olanları deşifre edecek anahtarı bulmak ve onları adliye dışında enterne etmektir.

Tecrübe tekeliyle, toplumsal alışkanlıkların kurumun kök salarak yaygınlaşması önünde aşılmaz engele evirildikleri söylenebilir. Her fırsatta dillendirilen ve Ülke’ deki uyuşmazlığı iştahları kabartan bir pastayla özdeşleştiren yaklaşımın, kürsüyle özdeşleşmesi, çözümün alternatifi olması, derinleşerek yaygınlaşması kuşkuludur.

Tahkim ve arabuluculuk gibi seçkinci alternatiflerin sahici uzlaşıcı olabilmeleri, arabuluculuğu spotlara indirgeyen bir ortamda olanaksızdır. Dayatma pratiğinin, uyuşmazlığı sömürme potansiyeliyle yaptığı ciddi koalisyon, arabuluculukla, davayı kamusal sorunla özdeşleştiren mantık arasındaki farkı açmaktadır.

Norm ithalini, sosyolojik taleple özdeşleştiren bu anlayış, hukuk sistemini bir asırdır şekillendiren jakoben/ideolojik tutarlılığın inatçı genleridir. Bu genler bozulmayan, varoluşçu azmiyle bir başka zaman ve bedende kurduğu tahtla, kürsüye ait olanı başkasıyla üleşmektedir.
Sosyoloji, toplumsal ihtiyaçları gereksinime dönüştüren, yaşamla inatlaşan, tepeden inmeci anlayışla, geliştirdiği özgün mekanizma, özellik ve buluşlarla mücadele eden tecrübenin adıdır. Kurumun, görünen adalet idealine seri, isabetli ve ucuz çözümleriyle içten ve etkin bir katkı sunması herkesin beklentisidir. Arabuluculuğun ebelik yapması, sistemden payını alabilmesi, toplumsal ve kalıcı barışın ehli olabilmesi, sosyolojiyle uyumuna, prensiplerle oturmasına, kendisini tüketecek akıbetten uzak durmasına bağlıdır.
Hilmi Şeker/Yargıç/İstanbul, Güncel Hukuk, Ağustos 2013