Mesajı Okuyun
Old 14-05-2008, 16:51   #3
Gamze Dülger

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan meltem2007
Aradan geçen beş yıldan sonra müvekkilin yeğeni ölmüş ve hayatta olan eşi müvekkile satş bedelinin tahsili için alacak davası açmıştır.Babası parayı aldığını kabul etmekte, bunu doğrulayan başka tanıklar da bulunmaktadır.
Ancak benim bulduğum Yargıtay kararları hep müvekkilin aleyhine.Yani bedelin üçüncü kişiye ödenmesiyle vekilin borçtan kurtulamayacağı yönünde.

Size katılmak pek mümkün edğil.
Vekalet aktinde vekilin hesap verme yükümlülüğü "asile karşı " mevcuttur.
Satış bedeli "asilin onayı ile üçüncü kişiye ödenmiş ise vekil borcundan kurtulur".
Vekilin borcundan kurtulamayacağı yönündeki kararlar "asilin talimatı ve onayı olmayan " durumlar için geçerlidir.
Asil,yaşadığı süreçte ve zamanaşımı süreci boyunca vekilden üçüncü kişiye ödenen bedeli talep etmemiştir.Aslen muvafakat yazılı belge ile ispatlanmak zorundadır.Fakat anlaşıldığı kadarıyla vekil yeğen,talimat üzerine para ödenen babadır.
Ölenin eşi,ölenin halefi sıfatıyla dava açtığından,ölenin sağlığında talep etmediği ve hatta zamanaşımına rağmen talep etmediği bir hakkı talep edemez diye düşünüyorum.

Sayın BaharB ye katılıyorum.
T.C.

YARGITAY

13. HUKUK DAİRESİ

E. 1995/2320

K. 1995/4196

T. 24.4.1995

• ZAMANAŞIMI ( Vekalet Akdinden Doğan Bütün Davaların Beş Yıllık Zamanaşımı Süresine Tabi Olması )

• VEKALET AKDİNDE ZAMANAŞIMI SÜRESİ ( Vekalet Akdinden Doğan Bütün Davaların Beş Yıllık Zamanaşımı Süresine Tabi Olması )

• ALACAĞIN MUACCEL OLDUĞU TARİH ( Vekalet Akdinde Zamanaşımının Başlangıç Tarihi )

818/m.126,128,133,392


ÖZET : Vekalet akdinden doğan bütün davalar beş yıllık zamanaşımı süresine tabidir. zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar.
DAVA : Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Sadık Şenoğlu gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşuldu.
KARAR : Davacı, Fransa’da çalışırken Türkiye’deki mali, adli ve idari işlerinin yürütülmesi için davalıların miras bırakanları Alaaddin Güneri’ye umumi vekaletname verdiğini, vekil olan miras bırakanın vekaletnameye istinaden adına kayıtlı dairesini muvafakatı dışında vekaleti kötüye kullanarak üçüncü kişiye 2.000.000 TL.na sattığını satış bedelini de bu güne kadar ödemediğini öne sürerek taşınmazın gerçek değeri 150.000.000 TL.nın davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalılar, davanın zamanaşımına uğradığını, kaldı ki miras bırakan Alaaddin Güneri’nin davacıya ait taşınmazı davacının istemi üzerine sattığını ve parasını da yine kendisinin talimatı gereği iş ortağı Güray Aksakaloğlu’na verdiğini, vekaletin kötüye kullanılmasının sözkonusu olmadığını savunmuş davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile davalıların miras bırakanları arasındaki ilişki vekalet sözleşmesine dayanmaktadır. B.K.nun 126/4 maddesi gereğince vekalet akdinden doğan bütün davalar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Yine aynı yasanın 128. maddesine göre zamanaşımı alacağın muaccel olduğu tarihten başlar. Davalılar miras bırakanı davacının vermiş olduğu vekalete istinaden taşınmazı 12.1.1988 tarihinde Veysel Turan’a satmıştır. Davacı vekili 17.3.1988 tarihinde azletmiş ve bu tarihte satıştan haberdar olduğu belirlenmiştir. Davacı yapılan satışın vekille satın alan Veysel Turan’ın danışıklı olarak kendisini zararlandırma amacı ile yapıldığını iddia ederek 14.12.1988 tarihinde Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1989/1 esasında kayden tapu iptali tescil davası ikame etmiş, bu dava kanıtlanamaması nedeniyle redde mahkum olmuştur. Davacı belirtilen azil tarihinden itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan tapu iptali ve tescil davası dava açma hakkını kullanmıştır. O nedenle bu davanın B.K.nun 133/2 maddesi gereğince zamanaşımını kestiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca davanın 5 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığının kabulü zorunludur. Davacı vekilin yetkisiz hareketine dayanarak taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerini istemiştir. Oysa vekilin dayandığı vekaletname içeriği vekilin satım yetkisine sahip olduğunu açıkça göstermektedir. Bu durumda davacının bu iddiası dayanaksız kalmıştır. Ne var ki davalıların miras bırakanları vekili B.K.nun 392 maddesi uyarınca hesap verme yükümlülüğü altındadır. O nedenle vekil taşınmaz malı özen borcu gereği gerçeğe en uygun bir fiyatla satmakla yükümlüdür.
Az yukarıda açıklanan Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin tapu iptali ve tescil davasının yargılaması sırasında taşınmazın satım tarihindeki gerçek değeri ll.404.800 TL. olarak uzman bilirkişi aracılığı ile saptanmış olup davacı ve davalıların miras bırakanı bu tesbite itiraz etmemişlerdir. Hal böyle olunca davalılar miras bırakanlarının halefleri olarak ll.404.800 TL. üzerinden davacıya hesap vermekle yükümlüdürler. Hal böyle olunca davalıların ödemeye ilişkin savunmaları ve delilleri buna karşılık da davacının delilleri toplanmalı, hasıl olacak uygun sonuç çerçevesinde davacının vekilinden isteyebileceği bir hakkının olup olmadığı aydınlığa kavuşturulmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Şu durum karşısında mahkemece zamanaşımı başlangıcının tayininde yanlışlığa düşülmek suretiyle 5 yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiği gerekçesi ile davanın zamanaşımından reddi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
SONUÇ : Yukarıda belirtilen nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.4.1995 gününde oybirliğiyle karar verildi.