Mesajı Okuyun
Old 15-06-2009, 16:27   #8
Doç. Dr. Özge Yücel

 
Varsayılan

14/06/2009
Şiddet ve hükümetlerin sorumluluğu
Av. Habibe Yılmaz Kayar Kadınlara Hukuki Destek Merkezi Derneği
Ulusal ve uluslararası güvenceye bağlanmış hak ve özgürlüklerden kadınların yararlanmasını ve becerisini engelleyen en önemli etken kadına çeşitli biçimlerde yönelmiş şiddettir.
Ulusal ve uluslararası güvenceye bağlanmış hak ve özgürlüklerden kadınların yararlanmasını ve becerisini engelleyen en önemli etken kadına çeşitli biçimlerde yönelmiş şiddettir. Bu şekliyle şiddet; en büyük ayrımcılık şeklidir.
Şiddet sadece temel hakların ihlali olmayıp kadınların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını etkilemekte, kadın ve erkek arasındaki fiili eşitsizliği derinleştirmekte, her alandaki yaşama katılma haklarını ve becerisini ihlal etmektedir.
Diğer yandan kadına yönelik şiddet, ayrımcılığı ve eşitsizliği sürekli hale getirmekte olup kadının hayatının denetlenmesinde başvurulan evrensel bir araçtır.
Aile içi şiddetin mahrem bir konu olarak değerlendirilmesi, aile kurumunun insan hakları karşısında aşırı değerli görülmesi kadına yönelik şiddetin yakın zamanlara kadar gözle görünmezliğine yol açmıştır.
Uluslararası Kadın Hareketinin yorulmaz mücadelesiyle bu zulüm sistemi görünürlük kazanmış ve yavaş da olsa kadına karşı ayrımcılık ve şiddet konularındaki bilinçlenme ilk kez 1993’te Viyana’da toplanan Dünya İnsan Hakları Konferansı’nda uluslararası hukuka yansıyabilmiştir. Böylece 20 yüzyılın sonunda kadına karşı şiddet konusu nihayet hükümetlerin gündem maddesi olarak bir zemin kazanmıştır. Kadınların evrensel hukuku sayılan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (CEDAW) 1979 yılında şiddet konusuna yer vermeden yürürlüğe girdiğinden, CEDAW Komitesi, seksenli yıllardaki gelişmeler karşısında, 19 No’lu Genel Tavsiye Kararı (1992) ile kadına karşı şiddeti ayrımcılıkla ilişkilendirerek devletleri şiddeti önleme konusunda sorumlu kılmıştır.
Türkiye; CEDAW sözleşmesi ve komiteye bireysel başvuru hakkı tanıyan İhtiyari Protokol’ün tarafıdır ve sözleşmenin yorumu-açıklaması-eki anlamına gelen CEDAW Komitesi 19 No’lu Genel Tavsiye Kararı’nın gereklerinin yerine getirilmesinden sorumludur.
OPUZ TÜRKİYE KARARI
Hükümetin sadece kamu otoritelerince gerçekleştirilen şiddetten değil, kadına yönelik teşebbüs, organizasyon ya da birey tarafından kadınlara yöneltilen şiddeti de önleme yükümlüğünü yerine getirmediğinde tazminattan sorumlu olabileceğini gösteren Opuz/Türkiye kararı, Türkiye uygulamasına yeni bir yol haritası çizecek rehber niteliğinde kabul edilmelidir.
Aile içi şiddetten etkilenenlerin asıl kadınlar olduğu, Türkiye’de genel ve ayrımcı adli pasifliğin aile içi şiddete olanak veren bir durum yarattığı, son zamanlarda hükümet tarafından yapılan reformlara rağmen adli sistemin genel yetersizliği ve saldırganların ceza indiriminden yararlanıyor olmaları, aile içi şiddete yönelik uygun önlemlerin alınmasında yapılan girişimlerin yetersiz kaldığı Opuz/Türkiye kararı ile tespit edilmiştir.
KADINLAR KARARI NASIL OKUDU?
Karar kadın hakları aktivist ve organizasyonlar tarafından olumlu karşılanmış ve hükümete kadına yönelik şiddet konusunda sorumlulukları hatırlatılmıştır.
TCK Kadın Platformu tarafından yapılan açıklamada, AİHM kararının, “yasal reformların kadın-erkek eşitliğinin gerçekleşmesinde yetersiz kaldığını, yıllardır kadına yönelik şiddetin cezasız kaldığını, bu suçu işleyenlerin neredeyse dokunulmazlık altında olduğunu, şiddet mağdurlarının korunması konusunda devletin ve yetkililerin kayıtsız kaldığını, ayrımcı-pasif yasal sistemin kadına karşı şiddeti besleyici bir ortam oluşturduğunu” ortaya koyduğu belirtilmiştir.
HÜKÜMET KARARDAN NE ANLADI?
Opuz/Türkiye kararı Başbakan tarafından “utanç verici” olarak okunmuş ve “Her bir kişinin başına güvenlikçi konulmaz” ifadesiyle konu tekil bir olay olarak değerlendirilmiştir. Aynı yaklaşım Meclis Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Güldal Akşit, tarafından da sergilenmiş, Akşit “Bir tek talihsiz olaya göre ceza öngörmek Türkiye’ye haksızlıktır” diye görüş belirtmiştir.
YENİ KARARLAR DA GELECEKTİR
Hükümet temsilcilerinin Opuz Türkiye kararını, hükümetin sorumlulukları konusunda bir fırsat olarak değerlendirmek ve sorunları gidermek için samimi, uygulanabilir, etkili bir ulusal politika oluşturmak için fırsat olarak değerlendirmek yerine, yerinde olmayan bir savunma duygusu ile karşılaması umutsuzluk vericidir.
Kararın işaret ettiği sorunların etkili ve hızla çözüme kavuşturulmaması nedeniyle, AİHM ve daha önce aynı mahiyette kararlar vermiş bulunan CEDAW Komitesi’ne bireysel başvurulardan dolayı, Türkiye hükümetinin, uluslararası alanda sorumluluğuna gidilmesi kaçınılmaz görünmektedir.

--------------------------------------------------------------------------------
KORUMA KARARLARI VE YAŞANAN SORUNLAR

1 - Koruma kararları şiddeti önlemekte yetersiz kalmakta ancak, gerçekleşmiş bir şiddet olayından sonra verilmektedir.
2 - Koruma kararları soruşturulan dosyalar üzerinden savcılık tarafından istenmektedir.
3 - Kadınların, şiddetten korunmada bir avukattan hukuki destek alması yetersizdir.
4 - Yasanın amacı gereği koruma kararlarının “DERHAL” verilmesi gerekirken bu süre genel olarak korunma kararından beklenen yararı ortadan kaldırabilecek kadar uzun olabilmektedir. Koruma kararı veren aile mahkemeleri gece ve hafta sonları kapalıdır.
5 - Aile gibi yaşayan fakat resmi nikah olmayan birlikteliklerde ve boşanma sonrasında kadın genellikle şiddete karşı korunamamakta ve medeni durumuna göre ayrımcılığa uğramaktadır.
6 - Verilmiş koruma kararlarının etkin kontrolü yapılmamakta karara rağmen kadın yeniden şiddetle karşılaşabilmekte ve hatta hayatını kaybedebilmektedir.
7 - Kadınların şiddet ve diğer hukuki sorunları nedeniyle adalete ulaşmaları ve bir avukattan hukuki destek almaları yeterli düzeyde değildir.
8 - Şiddetle etkili mücadelede kadının aile içinde ve toplumdaki temel haklara aykırı olan geleneksel rollerin devamı şiddetin de devamını sağlamaktadır.
9 - Koruma kararı verilmesinde mağdurun başvurusundan başka ihbar yolu ile de karar verilebilme olanağı yeteri kadar kullanılmamaktadır.

(Kaynak: Kadınlara Hukuki Destek Merkezi Derneği 25 Kasım 2008 Basın açıklaması ve araştırma verileri (http://www.turkhukuksitesi.com)


http://www.evrensel.net/haber.php?haber_id=52577