Mesajı Okuyun
Old 19-04-2002, 09:39   #4
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Hakemlik kurumunun ülkemizde yaygın kullanılmadığı, hatta iyi bilinmediği hususu doğrudur.

Ancak; belirtmek gerekir ki, tahkim usulünün görünürdeki zaman tasarrufu her zaman gerçeği yansıtmamakta, hatta çoğunda istismara açık bulunmaktadır.

Şöyle ki:

Bilindiği gibi, hakemler fiil ehliyeti olan herhangi bir kişiden biri olabilir. Ayrıca, bu kişiler maddi hukuka göre değil, kanun icabı ''adalet ve nesafet' e göre karar verebilirler. Hatta, yargılama usulünü de istedikleri gibi tayin edebilirler.

Hukukçu olmayan bir kimseyi, sırf zaman kazanmak ve hakemlik müessesesini işlemez kılmak için taraflardan birisi kendi hakemi olarak atayabilir, bu durumda sonuç çıkmayıp, mahkeme müdahalesi sözkonusu olacağından lüzumsuz zaman kaybı oluşturulabilir..

Diğer yandan, noterden düzenlenmemiş bir tahkim sözleşmesini yada tahkim şartı içeren bir anlaşmanın altındaki taraf imzası inkar edilebilir ki bu durumda, imza incelemesi ve tespitini hakem yapamayacağından olay mahkemeye yönelecek, mahkeme kararı kesinleştikten sonra ancak tekrar hakem göreve başlayabilecektir. İmza inkarının tahkimde cezai yaptırımı da bildiğim kadarıyla yoktur. hakemler ihtiyati tedbir kararı veremediği gibi, doğal olarak ihtiyati haciz kararı da verememektedir. Mal kaçırma durumunda olan borçlunun, ihtiyati hacize ''hakem anlaşmasına bağlı olarak'' karşı koyması hakkı olduğundan, rahatlıkla mal kaçırabilecek, alacaklıyı mağdur bırakabilecektir.. İstismara açık bir kurumdur... . şimdilik aklıma gelen sıkıntılar bunlardır..

Ancak, bazı yeni düzenlemeler ve kayıtlarla işler hale getirilebilir ise, elbetteki çok faydalı olacaktır..


Selam ve saygılarımla..