Mesajı Okuyun
Old 27-04-2012, 14:50   #1
AV. İLKER VURAL

 
Varsayılan Ceza Mahkemesinin Kesinleşen Kararına Karşı Başvurulabilecek Yol Var mıdır?

21/09/2008 tarihinde işlenen bir kasten öldürme suçunda; sanıklardan T., C. ve F. kardeş, E. ve Ü. ise T.,C. ve F tarafından bakılan sokak çocuğudurlar.

Olay günü Ü., E. ve T. araç ile seyir halinde iken, yolda yine seyir halinde olan bir araçta hasımları olan S.’yi gördüklerini zannetmişler, sanıklardan T. seyir halindeki bu araca ateş açmış, sanıklar tarafından S’ye benzetilen ve olaylarla hiçbir alakası olmayan N. ölmüştür.
Olaydan kısa süre sonra yakalanan Ü., E. ve T. emniyet, savcılık ve mahkeme aşamalarında sürekli çelişkili ifadeler vermişler, yaşı küçük olan Ü. suçu üstlenmiş, araçta önce üç kişi olduklarını söylemişler, daha sonra araçta dört kişi olduklarını beyan etmişler ve buna benzer bir dizi çelişkili ve asılsız ifadelerde bulunmuşlardır. Ancak bütün aşamalarda Ü., E., T., C. ve F., otomobili mahalleden tanıdıkları müvekkilim M.’nın kullandığını ifade etmişlerdir.

Müvekkilim bu olaylardan hiçbir haberi olmadan 2008 yılı Kasım ayında askere gitmiş, 2009 yılı Ocak ayında müvekkilimin de kasten öldürme iddiası ile suçlandığı dava görülmeye başlanmış ve CMK kapsamında tarafıma müdafilik görevi verilmiştir. Mahkeme, Şırnak’ta askerlik vazifesini yapan ve askerlik adresi açık ve net olan müvekkilimi 8 ay sonra Ağustos ayında bulabilmiştir. Şırnak’ta askerlik yapan müvekkilim, hakkında açılan bu davadan, 8. ayda kendisine ulaşan müzekkere ile haberdar olmuş, Şırnak’ta yol tutuklaması dahi yapılmadan yargılamanın yapıldığı K. iline gelmiş, burada tutuklama talebi ile Sulh Ceza Mahkemesine sevk edilmiş, Sulh Ceza Hakimi delil bulunmadığı için tutuklama talebini reddetmiş ve müvekkilimi salıvermiştir. Müvekkilimle yapmış olduğum görüşmede, müvekkilim olay anında dayısının yanında bulunduğunu, olaydan haberdar olmadığını belirtmiştir. Daha sonra Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan duruşmada müvekkilim tutuklanmıştır.

Benim müdafii olarak hazır bulunduğum ve müvekkilimin haberdar olmadığı için hazır bulunamadığı, 2009 Ocak ve Ağustos ayları arasında yapılan duruşmalarda, görgü tanıkları dinlenmiştir. Görgü tanıklarından sadece biri aracı kullanan kişiyi gördüğünü, bu kişinin 30 yaşlarında olduğunu ve saçlarının ön tarafının dökük olduğunu beyan etmiştir. Müvekkilim olay anında 19 yaşında olup saçlarında dökülme problemi yoktur, tanığın belirttiği eşgal müvekkilim ile uyuşmamaktadır. Bu tanık dinlenirken, müvekkilim, hakkında yapılan yargılamadan haberdar değildir, dolayısıyla bu tanık ile müvekkilim yüzleşmemiştir.

Bunun haricinde, iki klasörden oluşan dosyadaki deliller tarafımca incelenmiştir. Diğer sanıkların tamamının cep telefonlarının olay yerinde ve anında sinyalleri tespit edilmiş, bir tek benim müvekkilimin telefonunun sinyali olay yerinde ve anında tespit edilememiştir. Diğer sanıkların tamamı, cep telefonları ile birbirlerine talimat vermişler, aralarında birbirlerini korumak için işbirliği yapmışlar ve bu iletişimleri tespit edilmiş, bir tek benim müvekkilimin iletişimi tespit edilmemiştir. Yolda bulunan benzin istasyonu kamera kaydında aracı kullanan kişinin kim olduğu anlaşılamamıştır. Kısacası yaklaşık 2000 sayfadan oluşan dava klasörlerinde müvekkilimin adı yalnızca sanık ifadelerinde ve iddianamede geçmiştir.

Yaptığım savunmalarda bu durumları izah ettim, diğer sanıkların kardeş ve sokak çocuğu olduklarını, birbirlerini korumak için birbirlerine talimat verdiklerini, hatta emniyet ve savcılık aşamasında, suçu T. işlemesine rağmen Ü.’nün suçu üstlendiğini, bu durumun sanıklar arasında nasıl bir bağ olduğunu gözler önüne serdiğini, dolayısıyla işbirliği içindeki diğer sanıklar tarafından müvekkilime iftira atılmış olabileceğini belirttim. Görgü tanığının ifadesinde aracı kullanan kişinin 30 yaşlarında olduğunu, saçlarının ön tarafının dökük olduğunu ifade ettiğini, müvekkilimin ise 19 yaşında olup saçlarında dökülme problemi olmadığını, müvekkilimin görgü tanığının belirttiği eşgale uymadığını, bu sebeple müvekkilimle görgü tanığının yüzleştirilmesi gerektiğini, müvekkilimin olay anında dayısının yanında bulunduğunu, müvekkilimin dayısının tanık olarak dinlenmesi gerektiğini beyan ettim. Bu beyanlarım mahkeme tarafından dikkate alınmadı.

Sonuç olarak, mahkeme yargılama sonucunda, kararında ‘’DİĞER SANIKLARIN İSTİKRARLI İFADELERİ’’ gerekçesine dayanarak, başkaca da hiçbir delil ve gerekçe göstermeden, müvekkilime 25 yıl ağır hapis cezası verdi.

Mahkemenin bu kararını temyiz ettim. Yargıtay da yapılan temyiz duruşmasına katıldım, yerel mahkemenin gerekçeli kararında, ‘diğer sanıkların istikrarlı ifadesi’ soyut gerekçesine dayandığını, bu gerekçenin mantığına göre, sanıklar istikrarlı ifadelerinde benim de ve hatta hakimlerin de adlarını söyleselerdi, ben ve ismi geçen hakimlerin dahi 25 er yıl hapis cezası alması gerektiğini, müvekkilimin cep telefonunun olay anında ve yerinde sinyal vermediğini, müvekkilimin iletişiminin tespit edilmediğini, dolayısıyla maddi ve somut hiçbir delilin bulunmadığını, tanıklarla yüzleştirilme yapılmadığını, tanık dinlenmediğini, lehimize delillerin toplanmadığını ve buna benzer sebeplerin varlığını beyan ederek savunmalarımı yaptım. Bu duruşmadan 2 hafta sonra Yargıtay da karar duruşmasına gittiğimde eksik inceleme sebebiyle dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Savcılığı’na iade edildiğini öğrendim. Burada dosyayı yeniden incelediğimde dosya üzerinde Yargıtay ( ). Ceza Dairesi Başkanı’nın el yazısı ile ‘tanıklarla yüzleştirme yapılmamış, tanık dinlenmemiş,’ vb. gibi notlarını gördüm.

Dosya iade edildikten bir süre sonra, Yargıtay temyiz itirazlarımızı reddederek yerel mahkemenin kararını onadı.

Yargıtay’ın bu onama kararına karşı aynı sebeplerle CMK. m. 308 gereğince Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na itiraz için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurdum. Bu başvurumuz da reddedildi.

Sonuç olarak olaylarla hiçbir alakası olmayan müvekkilim, ‘’DİĞER SANIKLARIN İSTİKRARLI İFADELERİ’’ gerekçe gösterilerek 25 yıl ağır hapis cezasına mahkum edildi.
Bu aşamadan sonra başvurulabilecek bir yol var mıdır, AİHM'ne başvurulabilir mi, CMK m.311/f uygulanabilir mi?
Saygılarımla.
Av. İlker Vural