Mesajı Okuyun
Old 03-06-2008, 09:43   #4
ali ekmekçi

 
Varsayılan

Sayın claw bu söylediğiniz genel kural olup 4721 sayılı yasanın 713/2 maddesi bu genel kurala bir istisnadır.Bu sebeple görüşünüze katılamıyorum.Sayın Çeçen davanızın(veya açacağınız davanın) söylediğiniz şartlar sabit ise olumlu biteceğini düşünüyorum.Bu konuda açık bir Yargıtay Kararını da sunuyorum.İyi çalışmalar....
T.C.
YARGITAY
8. HUKUK DAİRESİ
E. 2007/2273
K. 2007/2928
T. 14.5.2007
• KAZANDIRICI ZAMANAŞIMI ZİLYETLİĞİ ( Taşınmazın Satış ve Teslim Tarihinden Dava Tarihine Kadar 20 Yıldan Fazla Süre Geçtiği - Satış Geçersiz Olsa Bile Davacılar Lehine Kazanma Koşullarının Gerçekleştiği )
• TAPU İPTALİ VE TESCİL DAVASI ( Taşınmazın Satış ve Teslim Tarihinden Dava Tarihine Kadar 20 Yıldan Fazla Süre Geçtiğinden Zilyetliğe Dayalı Davanın Kabulü Gereği )
• YARGILAMA GİDERLERİ ( Kazandırıcı Zamanaşımı Zilyetliğine Dayalı Tescil Davasında Hazine ve Diğer Kamu Tüzel Kişilerinin ve Kayıt Malikinin Mirasçıları Harç Avukatlık Ücreti ve Diğer Yargılama Giderlerinden Sorumlu Tutulamayacağı )
3402/m.15/2
4721/m.701,702,713/2
ÖZET : Dava, 4721 sayılı TMK'nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.

Taşınmazın satış ve teslim tarihinden dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre geçmiş bulunduğu anlaşıldığından, satış geçersiz olsa bile davacılar lehine kazanma koşulları gerçekleşir. Bu nedenle, davanın kabulüne dair mahkeme kararı yerindedir.

Bu tür davalarda davanın başarıya ulaşması halinde, gerek yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişilerinin, gerekse tapu iptali ve tescil davalarında kayıt malikinin mirasçıları harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar. Mahkemece, yargılama gideri, avukatlık ücreti ve harcın davalılara yükletilmiş olması doğru olmamıştır.

DAVA : Mustafa ve müşterekleri ile Mehmet ve müşterekleri aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne dair ( Fethiye Birinci Asliye Hukuk Hakimliği )'nden verilen 09.05.2006 gün ve 354/230 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Mehmet vekilleri tarafından süresinde istenilmiş olmakla, dosya incelendi, gereği düşünüldü:

KARAR : Davacılar vekili, 765 parselin maliki Ahmet'in 1960 yılında öldüğünü, mirasçılarından Süleyman ve Mehmet'in, taksimde kendilerine düşen taşınmazı vekil edenlerinin miras bırakanı Ayşe'ye 1982 yılında satıp devrettiklerini, dava tarihine kadar vekil edenlerinin yirmi yıldan fazla süreyle tasarrufta bulunduğunu, tapu kaydının hukuki değerini yitirdiğini ileri sürerek iptali ile vekil edenleri adına hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalılardan Mehmet vekili, tapulu yerin harici satışının geçersiz olduğunu, harici senetteki değere göre Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunu, yirmi yılı aşkın zilyetliğin bulunmadığını açıklayarak öncelikle görevsizlik, olmazsa davanın reddine karar verilmesini savunmuş, diğer davalılar tebliğe rağmen duruşmaya gelmemiş, bir cevap vermemişlerdir.

Mahkemece, TMK'nın 713/2. maddesindeki kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 765 parselin 22.04.2005 tarihli teknik bilirkişi raporunda C-2731,42 m2 miktarındaki kısmına ait tapu kaydının iptali ile davacılar adına miras payları oranında tesciline, bakiye kısmın kayıt maliki üzerinde bırakılmasına karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı Mehmet vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Dava konusu 765 parsel 24.11.1958 tarihinde tapulama yolu ile İsmail oğlu Ahmet O. adına tapuya tescil edilmiş, daha sonra 11.02.2004 tarihinde malikin soyismi Omay olarak tapuda tashih yaptırılmıştır.

Dava, TMK'nın 713/2. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nın 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya 20 yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" denilmiştir.

Somut olayda, dava konusu parsel Ahmet adına tapuda kayıtlı olup intikal yapılmamıştır. Toplanan deliller ve dosya içeriğine göre taşınmazın bir bölümünü kayıt malikinin mirasçılarının bir kısmından satın alan davacıların miras bırakanı Ayşe'nin, ölümü ile de mirasçıları davacıların 1982 yılından dava tarihine kadar davasız, aralıksız malik sıfatıyla zilyetliği altında bulundurduğu yerel bilirkişi ve tanıklar tarafından ifade edilmiş, satın alındığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla sürenin geçtiği belirlenmiştir. Bu durumda dava konusu taşınmaz bölümüne ait tapu kaydının TMK'nın 713/2. maddesi hükmü uyarınca hukuki değerini yitirdiğinin kabulü gerekir. Kayıt malikinin mirasçılarından bazılarının davacıya yaptıkları satış, TMK'nın 701 ve 702. maddeleri hükümleri karşısında geçersiz ise de, satış ve teslim alındığı tarihten dava tarihine kadar 20 yıldan fazla süre geçmiş bulunduğuna göre satış geçersiz olsa bile davacılar lehine kazanma koşulları gerçekleşir. Diğer yönden TMK'nın 713/2. maddesinin uygulanması bakımından iyiniyet kazanma koşulları arasında yer almamıştır. Bundan ayrı, TMK'nın 713/2. maddesine göre, taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tescilini isteyebileceği gibi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 15/2. maddesinde de, taşınmaz mal tapuda kayıtlı olsun veya olmasın, onun ayrılması mümkün bir kısmının veya belirli bir payının bu kanunda zilyet lehine kabul edilen sebeplerle iktisabının caiz olduğu düzenlenmiştir. Dosya kapsamına, dinlenen tanık beyanları ve bilirkişi raporundaki açıklamalara göre kayıt maliki Ahmet'in 16.11.1960 tarihinde öldüğü, 765 parselin C-2731,42 m2 bölümünün Ahmet mirasçılarının bir kısmından davacıların miras bırakanı Ayşe tarafından 1982 yılında satın alındığı ve o tarihten dava tarihine kadar önce Ayşe'nin, ölümü ile de davacıların malik sıfatı ile zilyet ve tasarrufunda bulundurdukları, 1982 yılından dava tarihine kadar TMK'nın 713/2. maddesindeki kazanma koşullarının davacılar lehine gerçekleştiği anlaşıldığına göre yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığından davalı Mehmet vekillerinin aşağıdaki husus dışındaki diğer tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

TMK'nın 713/2. maddesi, aynı maddenin birinci fıkrasına yollamada bulunmak suretiyle bir düzenleme getirmiştir. Bu tür davalarda davanın başarıya ulaşması halinde gerek yasal hasım durumunda bulunan Hazine ve diğer kamu tüzel kişileri ve gerekse tapu iptali ve tescil davalarında kayıt malikinin mirasçıları harç, avukatlık ücreti ve diğer yargılama giderlerinden sorumlu tutulamazlar.

SONUÇ : Mahkemece bu hususun gözden kaçırılarak yargılama gideri, avukatlık ücreti ve harcın davalılara yükletilmiş olması doğru olmayıp hükmün bu nedenle bozulması gerekli ise de, bu hususun düzenlenmesi yeniden yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden harç, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin davalılara yükletilmesine ilişkin hükmün 2, 3 ve 5. fıkralarının hükümden çıkarılmasına, yerine "karar ilam harcı olan 117,06 YTL'den peşin alınan 33,75 YTL'nin mahsubu ile bakiye 83,31 YTL harcın davacılardan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına" sözcüklerinin yazılmasına, davalı Mehmet vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddiyle hükmün düzeltilmiş bu şekliyle ( ONANMASINA ); 29,50 YTL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 87,56 YTL'nin temyiz edenden alınmasına, 14.05.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.