Mesajı Okuyun
Old 27-06-2004, 14:15   #1
sbudak

 
Varsayılan Yaşananlar Ve Türkiye'de Hukukun İşleyişi

Türkiye'de hukukun işleyişini ortaya koyan iki makaleyi okuduktan sonra bunların bir kısmını sizlerle paylaşmak istedim. Söz konusu makaleler, geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesi'nde yayınlanmaya başlanan '28 Şubat Dönemi'ne ilişkin yazı dizisi üzerine kaleme alınmış. Konunun politik-siyasi yönü bulunması nedeniyle makalelerde de bu yönde ifadeler mevcut. Bu makaleleri buraya taşımamın amacı politik tartışma yapmak değil. Bu nedenle makalelerin politik değerlendirme sayılabilecek kısımlarını (meselenin anlaşılmasını engellememeye de dikkat ederek) mümkün olduğunca hariç tutarak sizinle paylaşmak ve dikkatinize sunmak istiyorum. Makalelerden yapılan alıntılara sizler de siyaset-ideoloji değil hukuk gözüyle bakar ve öyle değerlendirirseniz sevinirim.

Türkiye'de, hepimizin gözü önünde yaşananlara bakınca şu sözü hatırlamadan edemiyorum: "Hukuk, küçük sineklerin takılıp kaldığı büyüklerin ise delip geçtiği bir örümcek ağı gibidir."
Alıntı:

Savcılar Siz Savcı Değil Misiniz?

Mehmet Altan

...

"O günlerde Hikmet Paşa GATA'da katarakt ameliyatı olmuştu, evinden Doğu Paşa'ya 'İzzet Paşa yarın seksen tankla Sincan'dan geçsin' diye emir vermiş. Doğu Paşa beni aradı: 'Komutana bu hareketin suç olacağını, sorumluluğunun büyük olduğunu anlattım ama ikna edemedim. İzzet Paşa son kararı sen vereceksin' dedi. Hemen gereken yerlere, gereken emirleri aktarıp hazırlıkları başlattım."

Bunları anlatan emekli bir korgeneral...
İşlenen bir anayasal suç... Askeriyenin ilgilendiği konu doğrudan siyaset. Yapılan askeri bir darbe, bu anayasal bir suç.

...
...
...

Türkiye'nin AB üyeliğinin bu kadar kritik bir anında dün Hürriyet'te yayınlanan anılar, Türkiye'nin gerçek yüzünü gösteriyor. Yunanistan'da darbeciler 1967 cezasını halen hapis yatarak öderken, biz de nasıl olsa "hukuk" yok varsayımıyla, askeri darbelerin hikayesi, üstelik de ordu hiyerarşisi nasıl ayaklar altına alınarak hikaye ediliyor.

Türkiye Cumhuriyeti'nin nasıl bir rejime sahip olduğunu bugün göreceğiz. Normal bir hukuk devletinde bu anılar anayasal bir suçtur. Askeri ve sivil savcılar anında harekete geçer. Gerekeni yapar.

Siz bir ülke düşünün ki, bir yandan AB'ye girebilmek için müthiş bir siyasal ve toplumsal irade göstersin, öte yandan darbe anıları tavana bakılarak dinlensin. Böyle bir skandal olabilir mi?
Savcılar karar verecek, Türkiye bir hukuk devleti mi, yoksa askeri bir cumhuriyet mi?

Türkiye'de yasaların gereğini yapmak, Onuncu Yıl Marşı dinleyerek, Genelkurmay'da birifinglerde tempo tutmak kadar kolay değil galiba...

Savcılar nerelerdesiniz, yoksa siz savcı değil misiniz?

---------------------------------------------- 0 ------------------------------------------------

Balans Ayarında Disk Kayması

Vahap Coşkun
Ankara Üniversitesi

...

En yalın anlatımıyla 28 Şubat, bazı kesimlerin kendilerini hukukun üstünlüğüyle bağlı saymadıkları; aksine kendi üstünlüklerini hukuka ve topluma dayattıkları bir süreçtir. Bu sürecin aktörleri, verili sistemin kendilerine bahşettiği üstün ve belirleyici konum sayesinde, konusu suç teşkil eden eylemlerini bilinçli bir şekilde yapmaktan kaçınmamışlardır. Em. Korg. İyigün de, suç işleme kastını şöyle anlatıyor: "O günlerde Hikmet Paşa GATA&'da katarakt ameliyatı olmuştu, evinden Doğu Paşa'ya "İzzettin Paşa yarın 80 tankla Sincan'dan geçsin" diye emir vermiş. Doğu Paşa beni aradı; "Komutana bu hareketin suç olacağını, sorumluluğun büyük olduğunu anlattım; ama ikna edemedim. İzzet Paşa son kararı sen vereceksin." dedi. Hemen gereken yerlere emirleri aktarıp hazırlıkları başlattım... O gece Doğu Paşa'yla birkaç kere telefonda görüştük; her seferinde ısrarla "Sorumluluk senin" dedi. Bunun üzerine "Sen çık devreden, sorumluluk bana ait" dedim..."

Evet, ortada bizzat faili tarafından 'suç' olduğu itiraf edilen bir eylem var. Normal bir hukuk devletinde, yargının bu olayı soruşturacağından şüphe etmemek gerekir. Acaba Türkiye'de yargı mensupları ve DEP'lilere karşı esip gürleyen Adalet Bakanı, harekete geçebilecek mi? Çok zor. Çünkü, Etyen Mahçupyan'ın da belirttiği üzere; Türkiye'de yargının ikili bir tavrı var: Sıradan vatandaşlar karşısında aslan kesilen yargının, üst düzey siyasetçi ve asker-sivil bürokratlar karşısında ise elleri kolları bağlanıyor. Bu nedenle Em. Korg. İyigün ve onun gibi devletliler, hiçbir kaygı duymadan, suç işlediklerini itiraf edebiliyorlar.