Mesajı Okuyun
Old 07-07-2014, 09:54   #2
Cumhur Okyay

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan av.sahin67
Ceza davalarında müdafii olarak bulunduğumuz esnada karar günü gelir ve müdafii olarak savunma yaparız. Akabinde mahkeme heyeti kendisi MÜZAKERE ODASINA gitmek yerine duruşma salonundakileri dışarı çıkartır.
Bunun doğru olmadığını düşünüyorum. Şöyle ki; öncelikle usule uygun olan mahkeme heyeti müzakere odasına gider tartışır ve geldiğinde kararı herkesin gözü önünde yazdırır ve duruşma salonundaki herkes bu kararı ayakta dinler. Mevcut uygulamada ise bizler salona geldiğimizde karar ne hikmetse yazılmış ve müdafii masalarına çıktıları bile konulmuş oluyor. Bu durumda Yargıtay kararlarına da yansımış olan FORM KARARLAR verildiği izlenimi verilmektedir. Bu da usuli bozma sebebi teşkil etmektedir.
Diğer bir büyük hata ise duruşma salonundaki herkes çıkarken davayı kamu adına takip eden cumhuriyet savcısının halen duruşma salonunda kalmaya devam etmesidir. Bu durumda mahkeme heyetini uyarıyor ve savcının da çıkmasını istiyoruz. Fakat gerek usulü bilmeyenler gerekse de itiraz etmeyenlerde sıklıkla görüleceği üzere savcı müzakere esnasında mahkeme heyeti ile birlikte durmakta ve çok yüksek ihtimal kaç yıl ceza alacağı konusunda da istişareye katılmaktadır. Bu konuda tüm avukat meslektaşlarımızın itiraz etmeleri ve müzakerenin heyete ayrılmış yerde yapılmasını , bunun olmadığı takdirde en azından savcının da duruşma salonunda dışarı çıkarılmasını ve kararın bizzat davanın taraflarının hazır bulunduğu esnada tutanağa yazdırılmasını sağlamaları ve form kararların önüne geçmeleri gerekmektedir. Bu konuda toplu itirazlarla karşılaşan hakimler camiası tavrını değiştirecek ve usuli bozmalar gelecek diye düşünmekteyim. Saygılar...

"Savcı müzakere esnasında mahkeme heyeti ile birlikte durmakta ve çok yüksek ihtimal kaç yıl ceza alacağı konusunda da istişareye katılmaktadır."

Bu durumun, sanık lehine de faydalı olabileceğini değerlendiremez miyiz?
Saygılarımla...