Mesajı Okuyun
Old 27-07-2006, 23:32   #8
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Devam eden bölüm

Alıntı:
KONUSU İHTİYATî TEDBİR OLAN DOSYADA HUMK.NUN 409. MADDESİNİN UYGULANDIĞI

Asliye hukuk mahkemesinin .... D.İş sayılı dosyasında, tarafların duruşmaya gelmediğinden bahisle, HUMK’nun 409 uncu maddesine göre işlemden kaldırıldığı gözlenmiştir.
İhtiyatî tedbir duruşmasına taraflar gelmese bile devam olunarak karar verileceğini hüküm altına alan HUMK’nun 105. maddesi açık hükmünün hatırda tutulması ile anılan Yasanın 409 uncu maddesinin uygulama alanının DAVA olduğunun anımsanması,
DAVETİYELERE MEŞRUHAT KONULMADIĞI

Hukuk Mahkemesine ait bazı davalarla ilgili davetiyelerin, gerekli meşruhatları içermediği anlaşılmıştır.
Asliye hukuk mahkemesinin görevine girin ve yazılı usulü muhakemeye tabi davalarda HUMK’nun 213/2 ve 377/1, sulh hukuk mahkemesinde görülen davalar ile basit usulü muhakemeye tabi davalarda ise aynı yasanın 509 ve 510 uncu maddeleri göz önünde bulundurularak taraflara çıkartılan davetiyelerin gerekli meşruhatı içermesine dikkat edilmesi, mezkur meşruhatların konulmasının bir zorunluluk olduğuna dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.3.1995 gün 2-860/189 sayılı kararının hatırlanması,
BOŞANMA DAVALARINDA TEMYİZDEN FERAGAT

Asliye hukuk mahkemesinin .... esas sayılı dosyasında boşanma kararının tefhimini müteakip aynı gün verilen ve taraflarca imzaları inkar edilmeyen temyizden feragat dilekçelerine itibar edilmeyerek, kesinleştirmek için kararın taraflara tebliğinin beklendiği görülmüştür.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 23.10.1996 gün 2-565/715 sayılı kararı da nazara alınarak, Tefhim edilen kısa kararla bilahare tebliğe çıkarılan gerekçeli karar arasında bir çelişki bulunmaması halinde, tarafların kısa kararın tefhim edildiği gün verilen ve imzaları kabullerinde olan müşterek temyiz dilekçeleriyle haklarında verilen boşanma kararını temyiz etmeyeceklerine dair bildirimlerinin kendilerini bağlayacağının ve buna göre kararların kesinleştirilmesi gerektiğinin bilinmesi,
ÖLÜ KİŞİ ALEYHİNE DAVA AÇILMASI

Asliye hukuk mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında ölü kişi aleyhine açılan davada, eksikliğin mirasçıların davaya dahili suretiyle giderilmeye çalışıldığı belirlenmiştir.
HUMK’nun 41 inci maddesi ve Yargıtay İBGK.nun 4.5.1978 gün 4-5 sayılı kararları da dikkate alınarak ölümle kişilik sona ereceğinden, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağının, bu itibarla açılan davanın da mirasçıların davaya dahili suretiyle görülemeyeceğinin anımsanması,
İCRA TETKİK MERCİ DAVALARI

İcra tetkik mercii davalarının adlî tatilde görülemeyeceği düşüncesiyle adlî araverme sonrasına talik olunduğu gözlenmiştir.
İcra İflâs Kanunu’ndaki süreler için HUMK’nun 177 nci maddesindeki kurallar uygulanamayacağından tetkik merciindeki davaların adlî tatil içinde görülebileceğinin uygulamada nazara alınması,
YABANCI UYRUKLU KİŞİLER

Yabancı uyruklu şahısların Türkiye’de açtıkları davalar için teminat göstermedikleri beyan ve müşahede edilmiştir.
2675 Sayılı Yasa’nın 32’nci maddesine göre, karşılıklılık ilkesi uyarınca muafiyet bulunmadığı takdirde yabancıların açtıkları davalarda teminat gösterme mecburiyeti olduğundan bu hususun dikkate alınması,
MAHKEME EMANET PARALARININ BULUNDUĞU BANKA

Mahkeme emanet paralarının emlâk bankasında tutulmaya devam olunduğu görülmüş, gereği için ilgililer uyarılmıştır.
HİGM’nün 28.2.2000 gün ve 2-39/3511 sayılı genelgeleri uyarınca, vesayet, tereke, izale-i şuyuu ve hukuk mahkemeleri emanet paraları ile icra ve noter emanet paralarının vakıflar bankasına ve bu banka şubesi bulunmadığı takdirde ziraat bankasına yatırılması ve orada muhafaza olunması gerektiğinin bilinmesi, vade bitimlerinde emanet paraların derhal ilgili bankaya aktarılmasının unutulmaması,
ORMAN KADASTRO DAVALARI

Orman kadastrosuna ilişkin davalarda tarafların mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediklerinden bahisle HUMK’nun 409 uncu maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırıldığı ve daha sonra da davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
Yargıtay 20 nci Hukuk Dairesi’nin 29.1.2002 gün ve 2002/155-507 sayılı içtihadı uyarınca, orman kadastro davalarının da bir kadastro ihtilâfı ve davası olduğu göz önüne alınarak taraflar gelmeseler dahi re’sen davanın yürütülerek bir karar verilmesi icabettiğinin bilinmesi, bu türden davalarda da HUMK’nun 409 uncu maddesinin uygulama yeri bulunmadığının unutulmaması,