Mesajı Okuyun
Old 27-07-2006, 23:30   #5
Av.Mehmet Saim Dikici

 
Varsayılan

Devam eden bölüm

Alıntı:
VASİDEN HESAP İSTENİLMEDİĞİ

...Mahkemesi karar dosyalarında vasilik talebi kabul ile sonuçlandırıldığı halde, vasilerin muayyen sürelerle takip edilmediği ve hesap istenilmediği anlaşılmıştır.
TMK’nun 454, 464 üncü maddeleri ile belirtilen kanunun velayet, vesayet ve miras hükümlerinin uygulanmasına dair Tüzüğün 16 ve 21 inci maddeleri uyarınca vasinin yeni yapılacak tensiplerde ve muayyen sürelerde çağrılıp resen hesap alınarak raporlarının yeterli görülmemesi halinde ikmalinin emredilmesi ve gelir gider defterlerinin birisinin dosyada kalmak suretiyle iki nüsha olarak düzenleneceğinin bilinmesi,
DOSYANIN MÜRACAATA BIRAKILMASINA KARAR VERİLDİĞİ

Taraflarca takip edilmeyen dosyalarda dosyanın müracaata bırakılmasına şeklinde ibare kullanıldığı anlaşılmıştır.
HUMK’nun 409 uncu maddesindeki değişiklikten bu yana uzun bir süre geçmesi de nazara alınarak bundan böyle yasal tabir olan ‘dosyanın işlemden kaldırılmasına’ biçiminde ibare kullanılması,
TEVDİ MAHALLİ TAYİNİ KARARLARINDA MAKTU İLÂM HARCI ALINDIĞI

Tevdi mahalli tayini kararlarında maktu ilâm ve karar harcı tahsil olunduğu görülmüştür.
492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı 1 sayılı Tablonun 3-2/a, b, c, d madde ve bentlerinde, tevdi mahalli tayini kararlarından ilâm ve karar harca alınacağına dair bir hüküm bulunmadığından, bu taleplerden sadece başvurma harcı tahsil olunması,
DURUŞMA TUTANAKLARININ KARBONLA ORTAKLAŞTIRILDIĞI

Bazı davalarla ilgili duruşma tutanaklarının kopyalı olarak çoğaltılıp, benzeri işlerde dosyalarına konulduğu belirlenmiştir.
Her dosyanın diğerinden farklı olduğu göz önünde tutularak, yapılan yargılamaya özgü, bütünüyle duruşma gerçeğini içeren bağımsız tutanak düzenlenmesine amir HUMK’nun 151 ve 152 nci maddeleri hükümlerine riayet olunması, benzerlikten yararlanılarak çoğaltılmış tutanak örneklerinin duruşma zaptı niteliğinde bulunmadığı ve böyle bir yargılama yöntemi ile hüküm kurulmasının anılan maddeler gereğince yasaya aykırı olduğunun gözardı edilmemesi,
EVE DÖN İHTARLARINDA BAŞVURMA, KARAR VE İLÂM HARCI ALINDIĞI
İhtar istemi içeren dilekçelerin kabulü sırasında, başvurma ve karar harcı alındığı tespit edilmiştir.
Yargıtay 2 nci HD’nin 26.05.1987 gün ve 3049/4800 sayılı kararlarında da açıklandığı gibi; eve dön ihtarının bağımsız kazaî sonuçlar doğurmayan ve boşanma davasından önce hâkim eliyle yapılması gereken bir işlemden ibaret olması, karar niteliği taşımaması yanında, 492 sayı Harçlar Yasası’nın 1 sayılı Tarifesinde hangi isteklerin başvurma harcına tabi olduğunun belirtilip, bunlar arasında ihtar isteğinin gösterilmemesi nedeniyle, başvurma ve karar harcına tabi olmadığının bundan sonraki uygulamada nazara alınması,
YAZI İŞLERİ MÜDÜRÜNÜN DURUŞMA ZAPTINA YAZARAK GÜN TAYİN ETTİĞİ

İlçede hâkim bulunmaması nedeniyle, oturumların yapılamadığı durumlarda yazı işleri müdürünün keyfiyeti tutanağa yazıp, gün saptadığı belirlenmiştir.
Bakanlık Müdürler Kurulu’nun 28.12.1954 gün ve 143 sayılı kararları uyarınca; çeşitli nedenlerle duruşma yapılamadığı hallerde yazı işleri müdürünün duruşma tutanağını yazmak yetkisi bulunmadığından, ayrı bir tutanağa durumu belirleyerek ve gün tespit ederek taraflara bildirilmesi,
TAPUDA İSİM TASHİHİ DAVALARINDA DEĞER GÖSTERİLMEDİĞİ

Tapuda baba adı, ad ve soy ad düzeltilmesi amacıyla açılan davalarda değer göz önünde tutulmadan, ilgililerin inisiyatifi ile görevin belirlendiği tespit edilmiştir.
HUMK’nun 8 inci maddesi uyarınca, Yargıtay İBGK’nun 23.06.1943 gün ve 18/22 sayılı içtihatlarında da açıklandığı gibi ilgililer tarafından tapu sicilindeki isimlerin düzeltilmesine ilişkin açılan davaların, o sicilin taalluk ettiği hakkın değeri nazara alınarak sulh hukuk veya asliye hukuk mahkemesinde görülmesi icabettiğinin hatırda tutulması,
DOSYALARIN DÜZENSİZ TUTULDUĞU

Dava dosyalarının yöntemine göre düzenlenmediği, müzekkere, bilirkişi raporları ve tarafların verdikleri dilekçelerin duruşma tutanakları arasına gelişigüzel yerleştirildiği tespit olunmuştur.
Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliği’nin 25 inci maddesine göre, dosyaların düzen ve tertibine özen gösterilmesi,
VASİ TAYİNİ KARARLARININ İLÂNI

Vasi tayinine ilişkin bazı davalarda, verilen vasi tayinine müteallik kararların, mahcurun doğduğu ve oturduğu mahallerde, ilân edilmediği müşahede edilmiş, gereğine tevessül olunmuştur.
TMK’nun 410 ve 421 inci maddeleri gereğince, vasi tayinine ilişkin kararların, vesayet altına alınanların nüfusta kayıtlı oldukları ve oturdukları yerlerde ilân olunması gerektiğinin unutulmaması,
SONUCU BEKLENEN DOSYALARDA TARAFLARIN BEYANI İLE YETİNİLDİĞİ

Başka bir dava sonucu bekleyen dosyalarda, akıbetleri soruşturulmadan taraf beyanları ile yetinildiği veya müzekkere yazılıp üç, dört celse cevabının beklendiği, oturumların bu nedenle başka günlere ertelendiği anlaşılmıştır.
Görülmekte olan dava ile bağlantılı olup ta beklenen dava dosyasının zaman zaman araştırılması, ön mesele sayılan davanın yargılamasının devam ettiği şeklinde taraf beyanları ile yetinilmeyerek getirilip incelenmesi, sonuçlandığının anlaşıldığı veya başka bir davanın sonucunun beklenmesi gerektiği hallerde bu hususların HUMK’nun 151 inci maddesi uyarınca, duruşma tutanağına geçirilmesine özen gösterilmesi,
GEREKÇELİ KARARIN GEÇ YAZILDIĞI

Bir kısım dosyada, tefhim tarihi itibariyle, gerekçeli kararların 25 günü bulan ve aşan sürelerle geç yazıldığı müşahede ve beyan edilmiştir.
Gerekçeli kararların, tefhim tarihinden başlamak üzere, 15 gün içinde yazılmasının zorunlu kılan HUMY’nın 3156 sayılı Yasa ile değişik 381/son fıkrası amir hükmüne uyulması ve benzere kayıtsızlıklardan kaçınılması,
BONOYO DAYALI İHTİYATİ HACİZLERDE TEMİNAT ALINMADIĞI

Bonoya dayalı ihtiyati haciz taleplerinde teminat alınmadığı saptanmıştır.
İİK ve TTK’nun da bononun ilâm niteliğinde bir belge olarak kabulüne olanak veren bir hüküm bulunmadığından, benzeri taleplerden, İcra İflâs Kanunu’nun 259 uncu maddesinde öngörülen belirlenip alınması gerektiğinin bilinmesi,
EVLENMEYE İZİNDE SAĞ ANNENİN DİNLENİLMEDİĞİ

Sulh Hukuk Mahkemesinin .... sayılı dosyasının incelenmesinde, dava tarihinde 16 yaşını tamamlamış olan kızın, nüfus kaydına göre sağ olduğu anlaşılan annesi dinlenilmeden evlenmesine izin verildiği saptanmıştır.
TMK’nun 124 üncü maddesi hükmü uyarınca, 16 yaşını bitirmiş olan kızın evlenmesine izin verilebilmesi için karardan önce anne, baba veya vasinin dinlenilmesi gerektiğinin bundan sonraki uygulamalarda hatırda tutulması,