Mesajı Okuyun
Old 26-01-2007, 14:05   #25
Harun ŞİMŞEK

 
Varsayılan özür ve cevap

Değerli dostlar bu güzel tartışmadan işlerimin yoğunluğu sebebi ile bir süre uzak kalıp cevap yazamadığım için hepinizden özür diliyor, sayın çalıkuşu kamuranın sataşmalarına cevabımı da huzurlarınızda ifade ediyorum.

Sayın Çalıkuşu-kamuran der ki,bireyin kişiliği doğustan vardır ve fakat bu kişilik,toplumsallaşmak zorundadır.Bu fikri ile sayın muhatabım kişilik hakkındaki benim tezlerimi kabul etmiştir.Bireyin kişiliğinin doğuştan olduğu ve onun belirli bir süre içinde toplumsallaştığı yolundaki düşünce sistemi doğrudur.Bu toplumsallaşmada bireye ve bireylerin oluşturduğu topluma düşen,birbirlerinin birey olduklarını ve buna göre hareket etmeleri gerektiğini unutmamaktır.

Sayın Çalıkuşu-Kamuran der ki "Eğer tek tipte düşünmek isteyen birey olmak istiyorsanız öncelikle, TOPLUMCU BİREYCİ ayrımından vazgeçilmesini istemek zorundayım. Ki geçmişin fikirlerini tekerrür etmiyorum. Söylemim açıktır BİREY İLE DEVLET MEFHUMU İÇİÇEDİR."!

Sayın üstadım, belirtmek isterim ki müthiş bir yanıldı içerisinde yüzmektesiniz.İnsanlık birbirinden aldığı fikirler ile ilerlemektedir.Siz mozart'ın eserlerinin nasıl oluştuğunu düşünmektesiniz.Onlar daha önce temelleri atılan eserlerin devamıdır.Bugünün eserleri de dünki eserlerin devamıdır.Bu fikir sistemini benimseyen fikri mülkiyet hukukunun eserin mali haklarının belirli bir süre ile eser sahibine bırakmasının sebebi budur.İlmi çalışmalarda aynı şekilde ilerler.Misalen Baccaria İtalya'da çıkıp suçlar ve cezalar hakkında isimli abidevi eserini yazmamış olsaydı günümüz ceza hukuku bu seviyeye bu tarihte gelebilir miydi?Üstadım geçmişten gelen fikirleri küçümsemeyiniz!!

Bu açıklama ile beraber,toplumcu-bireyci tartışmasına dönersek,bireyleri olusturan toplum değil toplumu olusturan bireylerdir.Dolayısı ile bireyden topluma ulaşmaya çalışın.Teker teker bireylerin menfaati bütün olarak toplumun menfaatidir.Bunun dışında "toplumun menfaatine" kavramı soyuttur ve kullanımı toplumu yönlendiren şahısların diğer şahıslara tahakküm edebilmesi için bir sancak hükmündedir.Misal olarak demokrasiye müdehaleler gösterilebilir.Toplumun menfaatine diye demokrasimiz bu ülkede kaç sefer baltalanmıştır.Bu baltalar ile yara alan teker teker bireyler ve dolayısı ile toplumdur.Bu baltalama faaliyetinden çıkar sağlayanlarda ellerinde baltayı bulunduran ve bu faaliyeti toplum için yaptığını söyleyen ve fakat geçici 15. maddeyi çıkartıp her türlü hukuki sorumluluktan kaçan insanlar olmuştur.

Çok uzağa değil 26 yıl önceye bakmanızı tavsiye ediyorum.Darbe ile bitirilen bir ülke önünmüzdedir.Hala insanlar çocukları bazı şeyleri irdelediği zaman "çok karıştırma.Bak tehlikeli yerlerde dolaşma.Al paranı otur.Koca devleti düşünmek sana mı kaldı?Sen mi kurtaracaksın?vs."gibi telkinlerde bulunmaktadırlar.Bunun sebebini düşününüz.Bu şekilde yetişen çocuklar öncelikle kendilerine ve daha sonra da topluma ne verebilir?Koca bir hiç!!!İşte toplumcu diye tabir edilen sistemin sorunu budur.Tek fikir, O DA DÜŞÜNME, YÖNETİL!!!!

Bu eğitim sistemi ile de bağlantılıdır.Eğitim sistemini bu şekilde örgütlediğiniz zaman toplum adına topluma rağmen birşeyler yapan ve fakat aslında kendi çıkarlarına hizmet eden çünkü kendilerini toplum sayan şahısların(geçici 15. ve benzeri maddeler bu tezimin delilidir!)amaçları için bütün bir toplumu çalıştırmış olursunuz.Daha vahimi yetişen nesillerde bu eğitim sisteminden nasibini aldığı için ülkenin geleceği ipotek altına alınmış olur.Halbu ki eğitim sistemine liberal bir bakış açısı ile yaklaşırsanız yönetilen,güdülen demek istemediğim için yönetilen diyorum,bireyler değil düşünen bireyler meydana gelir.