Mesajı Okuyun
Old 25-01-2009, 23:22   #10
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

T.C.
ANKARA
5.AİLE MAHKEMESİ
ESAS NO:2008/1277
KARAR NO:2008/1366
DAVA EVLAT EDİNME
DAVA TARİHİ 21.10.2008
KARAR TARİHİ 18.12.2008

Davacı vekili tarafından hasımsız aleyhine açılan evlat edinme davasının açık yargılaması sonunda:
GEREGİ DÜŞÜNÜLDÜ;
Davacı vekili müvekkilinin….doğumlu olduğunu,çok iyi bir eğitim gördüğünü ve fevkalade imkanlara sahip bir işte çalıştığını…..tarihli evlat edinme öncesi geçici bakım sözleşmesi ile annesi tarafından kendisine teslim edilen ve o tarihten beri kendisi tarafından bakıldığını ve eğitildiğini,…..doğumlu (--)ı evlat edinmek istediğini belirterek müvekkilinin (--) ı evlat edinmesine ve (--) ın adının )(--) olarak ve evlat edinilen (--) in nüfus kaydında anne adının düzeltilerek (--) olarak tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

M.K.316 maddesi uyarınca doya mahkememiz uzmanına verilmiş,uzman davacının çocuğu olmadığını,evlat edinmek istediği (--) ‘e ….tarihinden beri baktığı,davacı ve çocuk arasında ebeveyn-çocuk ilişkisinin kurulmuş olduğunu,davacının küçük (--) i evlat edinmesinin uygun ve çocuğun yararına olacağı yönünde rapor vermiştir.
……………..
Tüm dosya kapsamı ve uzman raporu birlikte değerlendirildiğinde küçük(--) in davacı tarafından evlat edinilmesinin yararına olacağı anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.

Ancak davacı,dava dilekçesinde evlat edinme kararı ile birlikte evlat edinilen küçük (--)’in nüfus kaydına anne adı değiştirilerek müvekkili (--) in isminin verilmesini de talep etmektedir.

4721 sayılı Yeni Medeni Yasanın 314/ 4 maddesinde 1eşler tarafından birlikte evlat edinilen ve ayırt etme gücüne sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adları yazılır” hükmünü taşımaktadır.

Görüldüğü üzere bu madde eşler tarafından birlikte evlat edinilen küçüklerin ana ve baba adının evlat edinen eşlerin isimlerinin yazılacağını düzenlemekte ve tek başına evlat edinmede küçüğün nüfus kaydına ana veya baba adının yazılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır.

Yasa koyucu tek başına evlat edinme ile ilgili düzenlemeyi yaparken bu konuda bilerek veya bilmeyerek bir düzenleme yapmamıştır.

Yasa koyucu bilerek bir düzenleme yapmamış olabilir.Çünkü tek başına evlat edinen kadın ise çocuğun anne hanesine evlat edinen kadının adı yazılacak ancak baba hanesine herhangi bir isim yazılamayacaktır. Bu durum tek başına evlat edinen erkek için de geçerlidir.Burda da annesi boş kalacaktır.

Yasa koyucu bunun dışında da nesep ve nüfus kayıtlarında karışıklık nedeniyle de bu düzenlemeyi yapmamış olabilir.

Yasa koyucu sonuçta bu konuda Medeni Kanunda bir düzenleme yapmamıştır.

Hakim olarak bizler bilerek veya bilmeyerek yasada düzenleme bulunmayan konularda Medeni Yasanın 1.maddesine göre hareket ederiz.
“Kanun sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır”

Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa hakim örf ve adet hukukuna göre,bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.

Hakim karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.”(4721 Sayılı Yasanın 1.maddesi)

Görüldüğü üzere kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa(ki biz buna yasa boşluğu diyoruz) bizler örf ve adet hukukuna göre bu da yoksa yasa koyucu olsa idik nasıl düzenleme yapacak idiysek o şekilde karar vermekteyiz.

Sonuç olarak Medeni Yasanın 314.maddesinde tek başına evlat edinmede çocuğun anne ve baba hanesinin ne olacağı konusunda bir yasa boşluğu vardır.

Olayımızda davacı kadın yasaya uygun şekilde küçüğü evlat edinmekle onun adını değiştirebilmekte,soyadını değiştirebilmekte ancak anne hanesine ismini yazdıramamaktadır.

Buradaki problem şudur;Anne hanesine kendi ismi verilirken çocuğun baba ismi ne olacaktır.

Bu durumun tek başına evlat edinmelerde çok büyük sorun yaratmayacağı görüşündeyim.

Çünkü:

Sonuçta çocuğun anne ve baba hanesinde gerçek yada gerçek olmayan bir baba ismi bulunmaktadır. Davacı kadın anne hanesine sadece kendi isminin yazılmasını talep etmektedir.Bu hali ile baba hanesinde mevcut isim kalacaktır.Bu durum uygulamada ve nesep problemlerinde karışıklığa neden olmaz.

Aksine burada çok daha önemli bir durum vardır.Davacı kadın çocuğu evlat edinecek,kendi soyadını verecek ama anne hanesine kendi ismi görülmeyecektir.Eğitim çağına gelen çocuk anne diye hitap ettiği kadının isminin başka,nüfusta annesi olarak gözüken kadının isminin başka olduğunu öğrendiğinde büyük bir travma yaşayacaktır.Yıllardır anne dediği kadının annesi olmadığını ilk ,öğretim birinci sınıfından itibaren sorgulamaya başlayacak psikolojik problemler yaşayacaktır.

Evlat edinme davalarında önemli bir hukuki ve sosyal yarar mevcuttur.Sadece küçük bir çocuğu alıp onu bakıp yetiştirmek değil anne evlat ilişkisinin de sağlıklı olması annelik ve çocuk duygusunun yaşanması esastır.

Bizler evlat edinme davalarında bu kararı verirken yasal koşulların yanında uzman aracılığı ile “evlat edinen ve edinilenin kişiliği ve sağlığı,karşılıklı ilişkileri,ekonomik durumları,evlat edinenin eğitme yeteneği,evlat edinmeye yönelten sebepler ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin açıklığa kavuşturulmasını” (Medeni Yasa 316/2 maddesi) da araştırmaktayız.

Yani sadece yasal koşullarla yetinilmemekte anne ve evlatlık ilişkilerinde derinlemesine araştırılmaktadır.

Olayımızda da bu araştırma yapılmış ve bu konular açıklığa kavuşturulmuştur.

Bu nedenle evlat edinme davalarını sadece küçük bir çocuğun evlat edinilmesi olarak görmemek,aksine bir yaşam boyu birlikte yaşamın gerektirdiği şartlarda önceden araştırılıp düzenlenmektedir.

Hakim olarak bizler bu yasa boşluğunu hukuka uygun bir şekilde karar vererek her iki tarafında hukuki güvencelerini düzenlemek,yasal garanti altına almak zorundayız.

Bu nedenle davacı kadın evlat edindiği küçüğün anne hanesine kendi isminin yazılmasını istemekte haklıdır.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacı kadının talebi yerinde görülmüş,küçüğün anne hanesine davacı(--) in yazılmasına karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:
1-Davanın Kabulüne……
2-(..)’ın anne hanesine davacı (--) adının yazılması………….
…..
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı KESİN olarak okunup usulen anlatıldı. 18.12.2008







T.C.
SARIYER 2.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO: 2008/339
KARAR NO: 2008/382
HAKİM MEHMET ERDOĞAN
C.SAVCISI ASLI BETÜL CEVİZOĞLU
DAVA İSİM TASHİHİ
DAVALI SARIYER NÜFUS MÜDÜRLÜĞÜ
DAVA TARİHİ 15.09.2008
KARAR TARİHİ:10.11.2008

Mahkememiz görülmekte olan davanın yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜavacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin İstanbul Aile Mahkemesinin (……= sayılı karar ile (-) !ı evlat edindiğini çocuğun doğumundan 9 gün sonra yanına aldığını,bu güne kadar öz annesi gibi büyüttüğünü,yetiştirdiğini,mutlu bir yaşamlarının olduğunu,ancak nüfusta (--)’ın anne adının (--) olarak yazılı olmasının davacıyı çok üzdüğünü,çünkü davacının (--) ın öz evladı imiş gibi büyüttüğünü baktığını,şefkat gösterdiğini,nüfusta anne adının farklı olmasının davacıyı kırdığını ve yaraladığını,ayrıca bur durumun çocuğa da zarar vereceğini çünkü anne olarak davacıyı göreceğini ve davacıyı tanıyacağını,nüfusta anne adının farklı olmasının davacının zor duruma düşmesini,kafasının karışmasına,üzülmesine neden olacağını,bütün bu durumlar karşısında (--)ın nüfusta (--) olan anne adının (--) olarak düzeltilmesini talep etmiştir.

Davacı asil (--) duruşmaya katılmış bu isteğini ısrarla ve önemle dile getirerek nüfusta anne adı olarak (--) isminin yazılmasını talep etmiştir.

Davacının nüfus aile kayıt tablosu getirtilip incelenmiştir.Davacının ….. doğumlu (--) ‘ı evlat edindiği ve nüfusta anne adının (--) olarak yazılı olduğu görülmüştür.

Davacı evlat edinme ile ilgili İstanbul….. Mahkemesinin…..sayılı kararını ibraz etmiş ve incelenmiştir.

Davacı tanıkları duruşmada dinlenmişlerdir.Tanıklar davacının bu duruma çok üzüldüğünü belirtmişler ve çocuğun davacı ile birlikte seyahatlere ve yurtdışına çıkması gerektiği zaman nüfustaki anne adının farklı olmasının bir çok zorluğa neden olduğunu belirtmişler ve özellikle tanık….ifadesinde küçüğün 2.5 yaşı civarı olduğu ,küçüğün mantıklı şekilde düşünmeye başladığı yaşa geldiğinde uygun bir şekilde kendisinin öz annesinin farklı olduğunu söyleyeceğini,hangi yaşta söylenmesi gerektiğini düşündüklerini,bu konuda psikolojik yardım alacaklarını söylemiş ve bu yaşta çocuğun nüfusta anne adının farklı olmasının hem davacı yönünden hem çocuk yönünden mahsurlu olduğunu belirtmiştir.

Davacının beyanı ve talebi,tanıkların ifadeleri mahkememizce incelenmiştir.Davacı küçüğü 8-9 günlükken yanına almış ve daha sonra mahkeme kararı ile evlat edinmiştir.Nüfusta küçüğün anne adı öz annesinin ismi olan (--) olarak yazılıdır.Davacı küçüğü yanına almış ve öz çocuğu gibi bakıp büyütmüştür.Öz annesinden farksız davrandığı tanık beyanları ile anlaşılmıştır.Davacının nüfusta kendi isminin yazılmasını istemesi doğal karşılanmalıdır.Bu yaştaki çocuğa öz annesinin başkası olduğunu söylemenin de bir çok zorlukları ve mahsurları olacaktır.Uygun yaşa geldiğinde söylenmesinde yarar vardır.Örneğin küçük okul çağına geldiğinde ve okula gittiğinde nüfustaki anne adının farklı olmasını öğrendiği takdirde hayal kırıklığına uğrayabileceği üzüleceği,arkadaşları tarafından bu konunun gündeme getirilip ,çocuğun zarar görme olasılığı çok fazladır.Mahkememizce davacının talepleri yerinde görülmüştür.

Davalı idare temsilcisi anne adının düzeltilmesinde sakınca olmadığını belirtmiştir.İddia makamı davanın kabulü yönünde karar verilmesi mütalaa etmiştir.
Bu itibarla;
HÜKÜM;
Talep gibi davanın kabulüne…..
10.11.2008

Bu karar taraflarca temyiz edilmeyerek 31.12.2008 tarihinde kesinleşmiştir.

Not:Kararlar ; davacıların izni ile yayınlanmıştır.Paylaşımları için Çok teşekkür ediyorum.