Mesajı Okuyun
Old 08-01-2007, 16:58   #16
üye8180

 
Varsayılan

Özel hukukla ilgili davalarda adaleti düşünmeden edemem. Medeni Usul Hukuku meslektaşlarımın malumu üzere, sürelerden, hukuk tekniği bakımından dikkat edilmesi, uyulması gereken bir takım kurallardan oluşan ve şekli hukuka örnek teşkil eden bir hukuk dalıdır. Aleyhinize bir dava açılıyor. Diyelim ki bizim açımızdan kazanılabilecek bir dava. Ancak vatandaş avukat tutmamayı, kendisinin takip etmesi yolunu seçiyor. Cevap süresini kaçırdı. İşte ilk şansızlık. Süresinde cevap vermemek ya da susmak inkar anlamına gelir. İnkar dışında savunma getirdiğinde ' savunmanın genişletilmesi yasağı' ... Ya da yazılı delille ispat zorunluluğu ( Vatandaş hakime ödedim diyor. Hakim makbuzun var mı diyor. Vatandaş güvendim makbuz almadım diyor. E o halde ÖDEMEDİN ) , delilleri hasretme durumunda delil sunamama. İki kez tanık listesi verilememesi. daha nice aklımıza gelen kurallar, süreler vs... Uyulmaması halinde kolaylıkla haklı iken haksız durumuna düşebileceğimiz, davayı kaybederek adalet duygumuzun fena halde zedeleneceği bir örnek. Bu sebeple öğrencilik yıllarımdan itibaren usul hukukuna saygı ile karışık bir korku ile yaklaşırım hep. Sanki usul hukuku ete kemiğe bürünse, şapkamı çıkartıp onu saygı ile selamlayacağımı hayal ederim. İddia ederim ki en önemli temel hukuk dalı usul hukukudur.Usul hukukunu iyi bilmek ve özümsemek bizi öne geçirir...