Mesajı Okuyun
Old 14-10-2008, 07:02   #5
YALÇIN ÖNDER

 
Varsayılan

Avukat vergi idaresi ilişkisi
09.08.2007 | Bumin Doğrusöz | Yorum

http://www.referansgazetesi.com/habe...?HBR_KOD=75598

Avukatlık Kanunu’nun 4667 sayılı kanunla değişik ve “Avukatın Amacı” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesi, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesi ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlanması olarak belirlenmiştir.

Avukatların bu amaçlarını gerçekleştirebilmeleri için yargı organlarına, emniyet makamlarına, diğer kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerine, özel ve kamuya ait bankalara, noterlere, sigorta şirketlerine ve vakıflara avukatların görevlerini yerine getirmelerine yardımcı olma yükümlülüğü yüklenmiştir.Öte yandan yine bu kurumlar için kanunlarındaki özel hükümler saklı kalmak kaydıyla avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmakla yükümlülüğü öngörülmüştür.

Bu kurumlar içerisinde hiç şüphesiz vergi daireleri de yer almaktadır. Ancak avukatların bu belgelerden örnek alabilmeleri, vekâletname ibrazı şartına bağlanmıştır.

Bu düzenlemelerle ilk olarak avukatların vekâletnamelerini ibraz etmiş olmak şartıyla ilgili kurum ve kuruluşlardan bilgi ve belge elde ederek, müvekkili hakkında yapılan tahkikatın içeriği hakkında daha net bir bilgiye sahip olması, savunması için gerekli olan bilgilere ulaşabilmesi sağlanmıştır. Bu düzenlemeler savunmanın rahatlatılmasının yanı sıra aynı zamanda, yargılamanın hızlandırılması amacına da hizmet etmektedir.



Avukatların sıkıntıları

Ancak uygulama her zaman böyle işlememekte ve bazı sıkıntılar veya duraksamalar yaşanmaktadır. Bu sıkıntı veya duraksama yaşanan idarelerden biri de vergi idaresidir. Vergi dairelerinde bu konuda ilginç uygulamalar olmakta, avukatların iki yılı aşkın süreli vekâletnameleri zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile kabul edilmemekte veya avukat vekili adına her konuda yetkiliymişçesine ona tebligatlar yapılmaya çalışılmakta, istediği bilgiler veya örnekleri kendisine verilmemekte veya zorluk çıkartılmaktadır.

Örneğin tamamlanmış bir yıllara yaygın inşaat işinde stopaj yapmadığı iddiası ile aleyhine tarhiyat yapılan bir mükellefin avukatı, “Bu stopaj yapılsaydı mahsup edilecekti, yapılmadığına göre müteahhitçe de mahsup edilmedi ve bu suretle zaten vergi aslı ödendi” şeklindeki savunmasını delillendirmek amacıyla müteahhidin vergi dairesine “müteahhidin yıllık beyannamesinde böyle bir stopaj mahsubunun olup olmadığını” sormuş, kendisine vergi mahremiyeti dolayısıyla bu bilginin verilemeyeceği söylenmiştir. Oysa aynı avukat, mahkeme aracılığıyla müteahhidin bu defa bütün beyannamelerini getirtmiş ve mahkeme doğal olarak avukatın incelemesine sunmuştur. Sonuçta avukata bilgi verilmemesi ve mahkemece getirtilme işlemi dolayısıyla dava dört ay geç sonuçlanmıştır.

Neticede avukatların şikâyetleri artınca durum İstanbul Barosu Başkanlığı'nca İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'na intikal ettirilmiştir.



Vergi idaresinin açıklaması

Bu durum karşısında İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı 10.7.2007 tarih ve (B.07.1.GİB.4.34.19.02/VUK-293-1833) 5440 sayılı yazısı ile bir açıklama yapmıştır. Bu açıklamayı bütün avukatları ve vergi dairelerini ilgilendirmesi dolayısıyla ana hatları itibariyle aşağıda aktarıyorum.

Avukatlar niteliği itibariyle bir kamu hizmetini yerine getirmektedirler. Kurum ve kuruluşlar, Avukatlık Kanunu gereğince avukatlara görevlerini yerine getirirken yardımcı olmak ve avukatın gerek duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmak durumundadırlar. Söz konusu kurum ve kuruluşların kanundaki sınırlayıcı hükümler saklı kalmak kaydıyla avukatın ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeleri incelemesine sunmaktan kaçınmaları Avukatlık Kanunu'na aykırıdır. Ancak bu bilgi ve belgelerden örnek alınması vekâletname ibrazı koşuluna bağlıdır.

Avukatlar usulüne uygun çıkartılmış vekâletnamelerinin örneğini çıkartıp aslına uygunluğunu imzaları ile onaylayarak kullanma hakkına sahiptirler. Bütün resmi daire ve kurumlar bu örnekleri resmi örnek hükmünde kabul etmek durumundadırlar.

Avukat vekâletnameleri istifa, azil, avukatlıktan çıkartılma halleri dışında ve vekâletnamede bir süre konulmamış olunması kaydıyla herhangi bir süre kaydı olmaksızın geçerlidir. Kanunlarımızda vekâletlerin süresini iki veya daha fazla yılla sınırlayan bir hüküm yoktur.

Avukatlar, özellikle bilgi ve belge ihtiyacı dolayısıyla vergi dairesine geldiklerinde, vekâletnamelerinde bir yetki bulunması halinde dahi, kendi rızaları olmadıkça, ödeme emri veya diğer işlemleri tebellüğe zorlanamazlar.

Vergi dairesi başkanlığının yasalar doğrultusundaki bu açıklaması güzel. Güzel olmayan, yasaların açık hükümlerine rağmen, başkanlığın hâlâ böyle bir açıklama yapmak zorunda kalması.