Mesajı Okuyun
Old 20-09-2011, 20:07   #17
hukukbilgisi

 
Varsayılan Ayrılığın Temelleri

Ayrılığın Temelleri

Ayrılma dediğimiz hadisenin önemli temelleri bulunur. Bu temeller gayet sağlam olduğu içindir ki, ayrılmayı mantıklı bulur ve destekleriz. Bu temelleri idrak edememiş kimi insanların “biz ayrılamayız” diye tutturmaları kabul edilebilir değildir. İşte şimdi ayrılmanın hangi temellere dayandığı hususunda, bazı örnekler vereceğiz.

1-) Ayrılmanın Matematiksel Temeli: 1+1=2 aritmetik işlemini ele alalım. Kolayca anlaşılacağı üzere, bu toplama işlemi bir araya gelmeyi ifade ediyor. Peki, bir araya gelince ne oluyor?.. Gayet açık: 1’ler 2 oluyor! 1 iken sahip oldukları özelliği kaybedip bambaşka bir rakam oluyorlar. Halbuki, hiç kimse sahip olduğu özellikleri kaybetmemelidir. Bu özellik o kişinin karakteridir, şusudur, busudur. 2 olmak farklı bir şeydir, 1 olmak farklı bir şeydir. İnsanların 1 olma hakkı ihlal edilmemelidir. Matematik ilmi de bize ispatlamaktadır ki, ayrılmak, ayrı durmak şarttır.

2-) Ayrılmanın Sanatsal Temeli: Şöyle durup bir an düşünelim. Konusu aşk olan kaç şarkı, kaç film, kaç roman, kaç şiir ayrılık üzerine değildir?.. Kabul edelim ki, birleşmeye dair sanatsal ürünlerin alıcısı yoktur. Aşk şiirleri, aşk filmleri, aşk romanları hep ayrılıklara dairdir. Demek oluyor ki, bugün sanat diye bir güzellikten bahsediyorsak, bunu ayrılıklara borçluyuz.

3-) Ayrılmanın Dini Temeli: Bütün makul dinler, ayrılmayı kolaylaştırıcı hükümler vaaz eder. Örneğin İslamiyet’te “Boş ol” dediniz mi akan sular durur. Elbette evlilik caizdir, ama ayrılınması da şarttır öte yandan. Bunun dinsel dayanağı şudur: Ucu ayrılığa gitmeyen evlilik, bir nevi Tanrı’ya şirk koşmak addedilir. Evlenmek sünnet, ayrılmak farzdır.

4-) Ayrılmanın Tabiat Temeli: Doğadaki hiçbir canlı, üremek için nikah günü almaz değerli okurlar. İçgüdüsel olarak, tabiat ona neyi emrediyorsa onu yapar. Üreme faaliyeti biter bitmez, herkes kendi yoluna gider. Nitekim “yuvayı diş kuş yapar” sözü meşhurdur. Bu sözde erkeği görüyor muyuz, tabi ki hayır. İlle bir yuva kurulacaksa, bunun sorumluluğu dişidedir; erkeği olaya katmanın bir gerekliliği yoktur.

5-) Ayrılmanın İstatistik Temeli: Aşkın ömrünün en fazla 3 sene olduğu, bugün herkesçe kabul edilmektedir. Buna ilaveten boşanmaların çoğu, evliliğin ilk 5 yılı içinde olmaktadır. Demek oluyor ki, ayrılmak bir tür mecburiyet haline gelmiştir. Aşk bittikten sonra, aynı yerde eşinip durmanın bir alemi yoktur. İlmi metot ve ilmi gerçeklere ehemmiyet veren kişiler, birlikteliklerini 3 sene, olmadı 5 seneyle sınırlamalıdır. Ayrılmak için 10 ve daha uzun süreler sabreden kişiler, ömürlerinin sonuna geldiklerinde göreceklerdir ki; yeteri sayıda ayrılmamışlar!.. Böyle bir pişmanlığın kimseye yararı yoktur.

6-) Ayrılmanın İdeolojik Temeli: Büyük düşünür Friedrich Engels, “Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni” isimli meşhur eserinde; bunların, nasıl ki tarihin bir noktasında sahneye çıkmışlarsa, yine bir gün tarihten silineceklerini ileri sürer. Demek oluyor ki, aile dediğimiz mefhumun günleri sayılıdır. Ailenin tarihten silineceği konusunda Engels’i desteklemekle birlikte; aynı akıbetin özel mülkiyet ve devletin başına geleceğine inanmıyorum değerli okurlar. Mülkiyeti tamamıyla bana ait olan bilgisayarımdan, e-posta hesabımdan, akbilimden, dijital kameramdan vazgeçeceğimi hiç kimse ummasın, beklemesin. Devletimiz de “beka” meselesinden dolayı, ortadan silinmeye izin vermez. Ancak, aile hususunda üstadı destekliyorum. Neyi destekleyip, neyi desteklemediğimizi açıkça yazalım ki, ileride kendini bilmezler tarafından hücuma uğramayalım.