Mesajı Okuyun
Old 20-09-2011, 16:02   #7
hukukbilgisi

 
Varsayılan Göze Batan Hareketler Bunlar

Göze Batan Hareketler Bunlar

Kadınlara yönelik yayın yapan dergi, gazete ve internet sitelerinde; erkeklerin, kadınların gözüne batan kimi hareketlerini okumuşsunuzdur mutlaka. Beyaz çorap giymek, diş macununun tüpünü ortasından sıkmak, klozet kapağını kapatmamak gibi davranışlar artık birer klasik haline gelmiş durumdadır.

Öte yandan, bu hareketlerin artık kanıksandığını ve bir ayrılığı tetikleyecek etkiye sahip olmadıklarını söyleyebiliriz.

Demek oluyor ki, gerçekten ayrılmayı düşünüyorsak, göze batan hareketleri yeniden ele almak ve etkisini güçlendirmek mecburiyetindeyiz.

Şimdi elimizden geldiğince sizlere ipuçları vermeye çalışayım:

Kadın veya erkek fark etmez, sevişeceğiniz gün 2 saat kadar süreyle spor yapın. Yeteri kadar ter sarfiyatı yaptıktan sonra, sevgilinize sarılın ve kendisini ne kadar arzuladığınızı, hemencecik sevişmek istediğinizi söyleyin. Dudaklardan öpmeye başlamadan önce büyükçe bir kase, bol sarımsaklı cacık yemeyi ihmal etmeyin.

Televizyon kanallarının seçimi konusunda tartışma yaşıyorsanız, uzaktan kumanda aletini beğendiğiniz kanala göre ayarladıktan sonra, üzerine bolca Japon yapıştırıcı boca ediniz ve kurumasını bekleyiniz. Televizyon artık sizindir.

Size, birlikte bir yere gitmeyi önerdiğinde: “Olmaz aşkım, bir kaza filan olursa ikimiz de gümbürtüye gitmeyelim; ne yapacaksak ayrı ayrı yapalım” deyin.

Eşiniz veya sevgiliniz, sizinle önemli bir konuşma yapacağını söylediği zaman, derhal mp3 playerinizi alın, kulaklığınızı takın ve en sevdiğiniz müzikleri dinlemeye başlayın.

Eşinize Büyükada’ya gitmeyi teklif edin. Sonra bu fikri nadasa bırakın. Bu teklifi hiç yapmamış gibi davranın. “Ne zaman gidiliyor Büyükada’ya?” sorusuna asla cevap vermeyin.

Yukarıdaki teklifinizi -hâlâ terk edilmemişseniz- 8 ay sonra hatırlayın ve “Aaaa, biz Büyükada’ya gitmeyecek miydik, niye hatırlatmıyorsun yahu?” diyerek pişkinliğin doruklarında gezinin.

Büyükada’ya illaki gidilecekse gidin. Eşinize “Sen Aya Yorgi Kilisesi’ne doğru tırmana dur, ben hemen peşinden geliyorum” deyin ve o yola koyulur koyulmaz iskeleye doğru topuklayın ve ilk vapurla Heybeliada’ya geçip, gününüzü gün edin.

Sevgilinize “Romantik bir film girmiş vizyona, hadi ona gidelim” diyerek, onu “Zombi’lerin Şehvet Gecesi” filmine götürün. Arada “Zombi olmak varmış, anasını satayım” gibi saçma sapan laflar edin.

Klozet kapağını kapatmamanız sorun oluyorsa; kapağı, Japon yapıştırıcıyla yapıştırın ve “Al sana kapalı klozet” deyin.

Eşinizin yıkadığı çamaşırların beyazlığını, yaptığı yemeklerin tuzunu, yaptırdığı saçların uzunluğunu, okuduğu kitabın yazarını, çalıştığı işin patronunu, yaptığı ütünün düzlüğünü, başına örttüğü türbanın markasını, giydiği eteğin yırtmacını, yazdığı günlüğün imlasını, kendisini dünyaya getiren anasını, dünyaya gelmesine yardımcı olan ebesini, iştahla savunduğu politik görüşünü, aldığı web adresinin uzantısını, yakın arkadaşlarının hepsini, girdiği denizin sıcaklığını, bindiği dolmuşun şoförünü beğenmediğinizi ısrarla belirtin. Mok atmaktan çekinmeyin.

Not: 12 Eylül 1980 öncesi ne güzeldi değerli okurlar. Sağcısı olsun, solcusu olsun bir bölünüp ayrılmaya başladılar mı, arkası gelmezdi. Bir partiden 50 ayrı oluşum veya örgüt çıkardı. Netekim, 80 sonrası politikacıları bu konuda zaaf içerisinde görüyorum. Örneğin Ufuk Uras’ı ele alalım, ÖDP’yi ikiye böldü. Tam bir basiretsizlik örneği. Ben olsam, bu partiden 20’ye yakın yeni oluşum çıkartırdım. Bir ayrılma uzmanı olarak, siyasilerden talep gelirse, siyasi ayrılıklar üzerine önerilerde bulunmaktan da kaçınmayacağımı, bunu bir görev addedeceğimi açıkça buradan duyurmak isterim.