Mesajı Okuyun
Old 21-02-2019, 09:35   #4
Av. Hatun Olguner

 
Varsayılan

AHLAKA AYKIRI AMAÇLA VERİLEN PARA GERİ İSTENEMEZ...
Başlık Parası Geri İstenebilir mi ?
Kızın babasının evlenmeye razı olmasının karşılığı olarak (başlık) adı altında mal veya para alması hukuka ve genel ahlak kurallarına aykırıdır. Borçlar Kanununun 65. maddesinde (TBK’nun 81.md.) haksız veya ahlaka aykırı bir amaç için verilen şeyin istirdat edilemeyeceği düzenlenmiştir. “başlık parası” ‘çeyiz parası” olarak da değerlendirilemez.. Medeni Kanun ve diğer kanunlarda evliliği temin maksatlı güvence parası (başlık parası) adı altında bir bedelin istenebileceğine dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu ad altında ödenen paranın genel ahlaka ve kamu düzenine aykırı olduğu belirgindir. Genel ahlaka ve kamu düzenine aykırı olarak ödenen parada eksik borç niteliğindedir ve dava yoluyla talep edilemez.

3. Hukuk Dairesi 2015/13389 E. , 2016/7993 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK(AİLE) MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki (asıl davada) manevi tazminat – (karşı davada) maddi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl ve karşı davanın ayrı ayrı kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı – karşı davalı vekili ile davalı – karşı davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı – karşı davalı vekili dilekçesinde;tarafların 24.02.2014 tarihinde nişanlandıklarını,davalının hiçbir sebep yokken nişanı bozduğunu,davacının evlilik niyeti ile 7.100 TL’lik alışveriş yaptığını,nişanın bozulması nedeniyle davacının büyük üzüntü ve psikolojik bunalımlar yaşadığını,kişilik haklarının zedelendiğini belirterek ,fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak üzere davacı lehine 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı – karşı davacı cevap dilekçesinde; davacı ile ailesinin baskısı nedeniyle sözlendiğini, davacı uzaktan akrabası olduğundan ailesinin baskısı nedeniyle evlenmeyi kabul etmek zorunda kaldığını, kendisinin nişan törenine ve nişan alışverişine de katılmadığını, davacının ailesine 5.000 TL’yi başlık parası olarak verdiğini, 800 TL değerinde nişan yüzüğü alıp davacıya taktığını, yine 1 adet çeyrek altın, battaniye ve elbiseler aldığını ve nişan için yiyecek vb. masraflar yaptığını, nişandan 10 gün sonra davacı ile evlenmekten vazgeçtiğini, davacı ve ailesini rencide edecek tavır ve davranışta bulunmadığını, davacının bu olay nedeniyle psikolojisinin bozulduğu yönündeki iddiasının da doğru olmadığını savunarak davanın reddini istemiş; karşı dava olarak da davalının ailesine verdiği 5.000 TL başlık parası, 800 TL yüzük ve 140 TL değerindeki 1 adet çeyrek altın değerlerinin toplamı olan 5.940 TL’nin maddi tazminat olarak davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece; asıl dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 4.000 TL manevi tazminatın davalı-karşı davacıdan alınarak davacı -karşı davalıya verilmesine;karşı dava yönünden davanın kısmen kabulü ile 5.000 TL başlık parası ve 140 TL çeyrek altın parasının davalı -karşı davacıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine karar verilmiş,hüküm süresi içinde taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Asıl dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Asıl dava, nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kural olarak nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. (TMK m. 121) Nişanın bozulmasından dolayı davacı lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için, nişanın haksız olarak bozulmasının yanında, davacının kişilik haklarının da ihlal edilmiş olması gerekir.
Nişanın bozulması, doğal olarak taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratır ve menfaat ihlaline neden olur. Ancak sırf, nişanın bozulmasından dolayı duyulan üzüntü ve hayal kırıklığına uğranılmış olması manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir. Doğal olan üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Zira, manevi tazminata karar verilebilmesi için istemde bulunan nişanlının kişisel haklarının fahiş olarak zarara uğramış olması gerekir. Bu fahiş zararın somut olay ve nedenlere dayanılarak ispat edilmesi gerekir.
Somut olayda;taraflar arasındaki nişan akdinin davalı-karşı davacı tarafından bozulduğu sabit ise de,nişanın bozulmasından dolayı davacı -karşı davalının kişilik haklarının zarara uğradığı davacı-karşı davalı tarafından usulünce ispat edilememiş olmakla,mahkemece davacı-karşı davalı lehine manevi tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
2-Karşı dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde;
Kural olarak kişinin davranış özgürlüğü, hukuk ve genel ahlak kuralları ile sınırlıdır. Daha açık bir deyimle, Türk Hukukunun başlangıç noktası olan sözleşme özgürlüğü ancak bu sınırlar içinde kalabildiği ölçüde geçerlik kazanır.
Sözleşme özgürlüğünün hukuka aykırı olarak aşılması veya etkilenmesinin müeyyidesi BK.nun 19 ve 20. (TBK 26 ve 27.md.) maddelerinde gösterilmiş ve böyle bir bağıtın hükümsüz olduğu kabul edilmiştir.
Kişinin dilediği kimse ile evlenmesi, yasanın öngördüğü sınırlar içinde temel hak ve hürriyetinin bir gereğidir. Normal ve iyi bir ortamda kızın dilediği erkekle evlenmesi, yasaların ona sağladığı temel haklardan olduğu kadar, onun evlilik yapmasına rıza göstermek de baba ve ananın görevidir.
Nişan ya da evliliklerde kayınpederin gelinine takı takması ya da para veya hediye vermesi yerel gelenek ve göreneklere uygun ise de; kızın babasının evlenmeye razı olmasının karşılığı olarak (başlık) adı altında mal veya para alması yukarıda açıklanan ölçütlere göre hukuka ve genel ahlak kurallarına aykırıdır.
Borçlar Kanununun 65. maddesinde (TBK’nun 81.md.) haksız veya ahlaka aykırı bir amaç için verilen şeyin istirdat edilemeyeceği düzenlenmiştir.
Somut olaya gelince;davalı -birleşen davacının cevap dilekçesi, karşı dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarında davaya konu edilen 5.000 TL’yi davacı-karşı davalının ailesine başlık parası olarak verdiğini ikrar ettiği de dikkate alındığında ,söz konusu bu miktarın mahkemece ”çeyiz parası” olarak değerlendirilerek bu miktarın da hüküm altına alınması doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda açıklanan yasa hükümleri ve açıklamalar dikkate alınmak suretiyle asıl davada davacı-karşı davalı yönünden kişilik haklarının zarara uğradığı usulünce ispat edilemediğinden manevi tazminat isteminin reddi gerektiği;karşı davada ise davalı-karşı davacı yönünden başlık parası olarak davacı-karşı davalının ailesine verildiği sabit olan 5.000 TL’nin iadesine hükmedilemeyeceği gözetilerek hüküm tesisi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 24.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.