Mesajı Okuyun
Old 14-11-2012, 20:56   #2
ersintoker

 
Varsayılan Bir Dünya Kadın

Bir film izledim, adı “Bir Günlüğüne Erkek”di. New Yorklu performans sanatçısı Diane Torr’un dünyanın farklı yerlerinde uyguladıklarının, Alman yönetmen Katarina Peters ile işbirliği yaparak Berlin’de gerçekleştirdiği bir atölye çalışmasıydı filmin teması. Çeşitli alanlardan seçilen gönüllü kadınların katılımıyla sahnelenen bir hayat oyunu gibiydi bir bakıma… Bir haftalık provada kadınlar, önce kendilerine uygun erkek giysileri seçiyorlar, sonra dışarı çıkarak bir dedektif gibi kendilerine rol model alacakları erkekleri aramaya başlıyorlar; yolda, taşıtlarda, parkta vb, onların davranışlarını izleyip, kendilerinde içselleştirmeye çalışıyorlar; yürürken, otururken, sigara ya da içki içerkenki hallerini gözlemliyorlardı. Tekrar atölyeye döndüklerinde Diane Torr’un hayatı boyunca titizlikle izleyip ortaya koyduğu erkek tavırlarına dair anlattıklarını can kulağıyla dinliyorlardı sonra: Erkekler, yürürken adımlarını -neredeyse ses çıkartacak derecede- güvenli bir biçimde yere basmaktadırlar ki bu onların adım attıkları her toprak parçasını kendi egemenlik alanlarına kattıklarının ilanıdır,,, sonra çok fazla gülmez erkekler, hafifçe mırıldanır gibidir gülümsemeleri,,, gözlerini sağa sola aşağı yukarı kaydırırken de bunu baş hareketleriyle birlikte yaparlar; gözler ne tarafa bakacaksa baş da onunla birlikte o yöne döner,,, sesleri de hep güçlü çıkar erkeklerin, bu da bir iktidar megafonu gibidir…

Diane Torr’un hareket noktası, tüm canlılarda olduğu gibi insanların da kaynağının sudaki bir hücreli canlılar olduğudur,,, cinsel kimlik sonradan giydirilmiştir üstlerine…

“Gender Lab” adı verilen deney sonrası Berlinli kadınlar bir günlük de olsa kendilerince içselleştirdikleri tarzda bir erkek gibi yaşarlar hayatı… Bu deney onlarda, toplum içinde özgüvenlerini daha da pekiştirme, hayattan paylarını daha bir istedikleri gibi koparıp alma enerjisi yaratmıştır,,, ama onlar kadınlık hallerinden memnundurlar; biri karnındaki çocuğunu tek başına dünyaya getirip, onu yetiştirirken hem annelik hem de babalık rolünü üstlenmiş olacaktır; bir diğeri ise, bu sadece birkaç günlük erkek olma deneyinden sonra, “şöyle kalçalarımı sallayarak yürümeyi özledim” diyecektir.

Diane Torr’un erkek egemen toplumla bir şekilde baş edebilmenin yolları arayışında ortaya koyduğu çalışma ilginç bir deneydi.

Belki farklı deneylere de ihtiyaç var, dünyayı herkes için yaşanılabilir hale –en azından bugünden başlayarak- getirebilmek için… Güçlülerin rollerine soyunma yerine, güçsüzler adına yapsak bunları,,, erkekler, bir günlüğüne kadın olsalar örneğin ya da herkes, bir günlüğüne engelli; kör, topal, sağır dilsiz, vb, hatta çocuk olsa, olabilse, değişir mi bir şeyler?