Mesajı Okuyun
Old 20-12-2005, 23:47   #154
Gemici

 
Varsayılan İnsanları nasıl bilirsiniz?

"Müteveffayı nasıl bilirsiniz ey cemaat"?
"İyi biliriz"!
Bu iki cümleyi, toplumun kendisine verdiği tüm nimetlerden, tüm rütbelerden, tüm toplumsal saygıdan arınmış, şairin demesi ile "bir top beze sarılmış" , dünyevi herşeyi arkasında bırakıp bu dünyayı temelli olarak terkeden kimseler için mezarlıkta duyarız/söyleriz. Ölen iyi de olsa kötü de, cevap değişmez! Bu iki cümle bir yerde cenazeye olan kültürel ve toplumsal saygımızdan kaynaklanır.

Cenazeye duyulan saygı, o kimse yaşarken kendisine beslenen saygıdan, sevgiden, korkudan ve daha nice duygulardan ayrı başka bir saygıdır; Bu saygı yaşamın kendisine, var olmamıza dayalı bir saygıdır. Rütbeye mevkiye, paraya pula, zenginliğe fakirliğe, yaşlılığa gençliğe, güzelliğe çirkinliğe bağlı olmayan bir saygıdır.

İnsanları bu şekilde algıladığımız anlar çok azdır. Bu çok az olan anların dışında gösterilen saygı ve sevgi toplum tarafından şekillendirilmiştir ve toplumun güdümündedir.

Aile ve arkadaş çevremizi hesaba katmazsak toplumsal saygınlığın en başta gelen iki kategorisinin zenginlik ve mevki olduğunu görürüz.

Zenginliği bir yana bırakıp mevki konusuna kısaca değinmek istiyorum. Burada durum tam Nasrettin Hocanın 'Ye Kürküm Ye' fıkrasındaki gibidir. Belirli bir mevkiin, belirli bir rütbenin simgesi olan görünür veya görünmez kürkü giyen kişi saygın kişidir. Herkes karşısında el pençe hazırolda durur.

Bizden daha yüksek mevkilerde olanlara karşı duyduğumuz bu saygının temelinde toplumdan aldığımız sosyalizasyon ve toplumun bize aşıladığı değer ölçüleri vardır. Algılamaya başladığımız andan itibaren bize empoze edilen değer ölçüleri, zamanla adeta kanımıza işler, kişiliğimizin yönlendirici öğesi olurlar. Cesaret, korkalık, alçakgönüllülük, misafirperverlik, küçüklere sevgi büyüklere saygı, acıma ve intikam alma duyguları, tabiat sevgisi, emre körü körüne itaat, mantığına ve aklına uymayan şeylere başkaldırma, büyük ölçüde sosyalizasyona bağlı değerlerdir. Değişik toplumların bireylerinin neden aynı koşullar altında farklı davranışlar sergilediklerini sosyalizasyon ve değer ölçüleri cevaplandırır.

Toplumda var olan genel değer ölçülerinin dışında birde bağlı olduğumuz örgütlerden, toplumsal katmanlardan, meslek kuruluşlarından gelen özel değerler vardır. Sosayalizasyonumuz gereği bu kuruluşlardan bazılarına diğerlerinden daha fazla değer veririz. Verdiğimiz bu değer bazen o kuruluşların topluma olan faydaları ile ters orantılı bile olabilir. Topluma çok faydası olan bir meslek grubunun değeri, topluma daha az faydası olan bir meslek grubunun değerinden daha az olabilir. Bu kuruluşların kendilerine gösterilen saygınlık çoğu zaman kuruluşların üyelerinede gösterilir. Örneğin hakimlik saygın bir meslektir. Böyle olunca da hakimlik mesleğini icra eden hakimler de bu saygınlıktan faydalanır.

Biraz uzunca oldu gibime gelen bu mesajı yazmamın sebebi, tüm sosyalizasyona ve değer ölçülerine rağmen, saygın mesleklere dahil olan bazı kişilerin de ölümcül diğer insanların yaptığı adice işleri yapmaya muktedir olduklarını belirtmek. Evet tüm sosyalizasyon ve değerlere rağmen, en saygın mesleğe dahil olan kişi bile sonunda bir insandır ve insanoğlunu sadece toplumsal değerler yönlendirmez bu yüzden de insanoğlundan herşey beklenebilir. Önemli olan o saygın meslek gruplarının, saygınca olmayan, adice bir iş yapan meslekdaşlarını saf dışı etmeleri.

Saf dışı edilmeleri gerekenlerden bir iki örnek:
Tren on dakika geç geldi diye Münih Metrosunda treni süren kadını hastahanelik edecek derecede döven hakim,
Kendi ahlak ölçülerine uygun olarak giyinmiyorler diye kadınlara karşı savaş açan avukat,
Aynı şekilde Yasal Dayanağı Olmayan Haksız Taleplerde Bulunan Avukat ...
Avukatlık yapmak isteyen işkenceden sanık hukukçu.

Çevredeki pisliği temizlemenin en iyi başlangıcı, kendi kapımızın önündeki pisliği temizlemektir.

Saygılarımla