Mesajı Okuyun
Old 06-10-2017, 16:33   #5
cordell

 
Varsayılan

Duygu Hanım, teşekkürler paylaşımınız için.

İstanbul 1 FSHHM'de, iptal kararından önce açılmış dosyamızda şu şekilde hüküm kuruldu:
Dolasısıyla esasen bir mülkiyet hakkı tesis eden marka tescil belgesinin(Marka hakkı, sahibine inhisari yetkiler veren ve gayri maddi bir nitelik arz ede nsınai mülkiyet hakkıdır.) iptalinin de ulusal yasa ile düzenlenmesinin gerektiği,yasal bir düzenleme olmadan oluşan boşluğun hakimin takdiri ile yada Uluslar arası mevzuat hükümleri ile doldurulamayacağı anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesinin 6.1.2017 tarih ve 29940 sayılı RG. yayınlanan 148/189 sayılı ilamları ile 10.1.2017 tarih ve 29944 sayılı Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun yürürlük tarihi dikkate alındığında , 6.1.2017 tarihi öncesinde açılmış tüm kullanmamaya dayalı hükümsüzlük/iptal davaları açısındanyasal boşluk oluştuğundan ESAS HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, karar verilerek yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulması gerekmiştir.
HÜKÜM; Yukarda açıklanan gerekçe kapsamına göre;
1-Anayasa Mahkemesinin 6.1.2017 tarih ve 29940 sayılı RG.yayınlanan 148/189 sayılı ilamları ile 10.1.2017 tarih ve 29944 sayılı Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun yürürlük tarihi dikkate alındığında , 6.1.2017 tarihi öncesinde açılmış tüm kullanmamaya dayalı hükümsüzlük/iptal davaları açısındanyasal boşluk oluştuğundan ESAS HAKKINDA BİR KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-______ ilam harcının peşin harçtan mahsubu ile eksik kalan ___ TL harcın davacıdan tahsiline,
3-Davanın dayanağı olan 556 Sayılı KHK.'nın 14.maddesi yargılamanın devamı sırasında Anayasa Mahkemesi'nin 6.1.2017 tarih ve 29940 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 148/189 sayılı ilamları ile 10.1.2017 tarih ve 29944 sayılı Resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren kararı ile iptal edildiğinden HMK 331.maddesi de dikkate alınarak davacı ve davalı vekili adına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dahası, maalesef, yeni kanun döneminde (10.01.2017 ve sonrası) açtığımız davalarda da "kanunun geriye yürümezliği ilkesi" öne sürülerek, kullanmamaya dayalı iptal davalarının 10.01.2022 tarihinden itibaren açılacağı şeklinde savunmalar alıyoruz. Bundan daha acısı ise doktrinde bu görüşteki yazarlar olduğunu görmek. Umudumuz, mahkemelerin bu tarz savunmalara prim vermemesi yönünde.