Mesajı Okuyun
Old 19-06-2005, 13:01   #2
Av. Bülent Sabri Akpunar

 
Varsayılan

Avuka8890,

Aktardığınız olay gerçekten ilginç.Öncelikle konuyla ilgili yaptığım araştırma sonucunda tuttuğum notları belirtmek isterim:

i) Meskeniyet itirazının(şikayetinin)ıttıladan itibaren 7 günlük süreye tabi olduğu, bunun en son olarak 103 davetiyesinin tebliğinden veya bu gönderilmemişse fiili haciz ve kıymet takdiri tutanağının borçluya tebliğinden itibaren yapılması gerektiği,

ii) İTM'nin takip hukukuna müteallik karar aleyhindeki temyiz, kanuni süre geçtikten sonra yapılmış veya temyizi kabil olmayan bir karara veya vazgeçme sebebiyle itiraz ve şikayetin reddine veyahut müddeti geçmiş bir şikayete taalluk etmiş ise, tetkik merciinin bu sebeplerle temyiz isteğinin reddine karar vereceği, temyiz eden kişi bu kararı kabul etmediği takdirde, temyiz dilekçesi diğer tarafa tebliğ edildikten sonra, karar örneği ve verilirse cevap layihasıyla birlikte Yargıtay`a gönderileceği, bu halde, satış da dahil hiçbir icra işleminin durmayacağı ,

iii) Kıymet takdiri tutanağının tebliğinin usulsüz olduğunun kesinleşmesi halinde meskeniyete dair şikayet süresinin geçmiş olduğu düşünülemeyeceği,aynı dilekçeyle meskeniyet itirazı da yapıldığına göre usulsüz tebligatın öğrenilme süresi içinde yapılan şikayetin süresinde olduğu,


Sorun : Meskeniyet itirazının yapılabilir hale gelmiş olmasına rağmen icranın ve satışın durmaması nedeniyle mahcuz taşınmazın satılmış ve ihalenin yapılmış olması halinde ne yapılabilir?

"Haczedilemezlik şikayeti, paranın alacaklıya ödendiği tarihe dek yapılabilir" (12 HD, 11.02.1993, 13149 E., 2424 K) Bu içtihat kanımca şikayet süresinin "ıttıla"ya dair olan azami süresini tespit etmekte olup olayda olduğu gibi şikayet süresinin usulsüz tebligat nedeniyle geçmemiş olduğuna dair kesinleşmiş yargı kararının olduğu bir durumda uygulanabilir değildir.Aksi halde itm kararlarının temyizinin bir anlamı olmayacaktır.

"Somut olayda haczedilen paraların su ve atıksu bedelinden oluştuğu iddia edilmektedir. Merciice bu husus araştırılmalı, iddia doğrulandığı taktirde haczinin mümkün olmadığı kabul edilmelidir. Borcun ödenmiş olması şikayet nedeninin incelenmesini engellemez . Zira, ilamlı takip durdurulmadığı için haczedilen paranın alacaklıya ödenmesi zorunludur.(12 HD, 25.09.2003,
14662 E.,18472K) Burada borcun alacaklıya ödenmiş olduğu
halde dahi haczedilemezlik şikayetinin yapılabilir olmasından olayda da bu şikayetin dinlenebileceği sonucu çıkmaktadır.

-İhalenin feshi : "Haczedilmezlik fesih nedenlerinden birisidir " (12 HD, 02.12.1991, 5115/12593)

Bu itibarla bence haczedilemezlik ve kıymet takdirinin kesinleşmemiş olması sebeplerine dayanılarak tedbir kararlı olarak ihalenin feshinin dava edilmesi gerekmektedir.


Kolaylıklar dilerim