Mesajı Okuyun
Old 03-03-2007, 20:51   #1
son yolcu

 
Varsayılan kalabalığın içindeki sessiz çığlıklar

Gönül köşkünün en kuytusunda,teşhisini kimin koyduğu belli olmayan ,bir hastalığın pençesinde ızdırap çekerken,tüm benliği ile, muammalı bir işe koyulmuş gibi; dinliyordu,kalabalığın arasındaki o duyulmaz sesleri...
bakışları şarapnel yemiş gibi yüzlerce parçaya bölünmüştü sanki ,tüm kareleri görebilme isteği acıtmıyordu bu yüzden canını..derken etrafa bakınmaya başladı...bir yüz vardıki yansıttığı acı onu diğerlerinden ayırıverdi birden...acı çeken bir kadının yüzünü nerde olsa tanırdı;onlar geçerken garip bir nem kokusu sarar etrafı,gözyaşları yanaklarından süzüle süzüle çürütür gülüşlerini,kalplerindeki yangının külleri savrulur onlara bakan gözlerden içeri..bu çığlığın sebebi ihanet olmalı dedi...Çünkü ihanetten gayrısı bu denli yıkamazdı kadın denilen asili...çığlık sesleri ile gözden kaybolana kadar baktı ardından... hava kararmaya başlamışdı, yüzler artık seçilmiyordu ama sesler, etraftaki yollardaki , kaldırımlardaki ,evlerdeki ,parklardaki insanların o sessiz çığlıkları hiç kesilmedi..kimi ihanetten,kimi yoksullukdan,kimi çaresizlikden,kimi hastalıktan,kimi nefretten kimi yalnızlıkdan..sebepler farklıydı belki ama paylaşmakta buluşuyordu tüm sesler..
kendi seslerimizi çığlıklaştırmadan duyabilmeliyiz etrafımızdaki çığlıkları...dünya belki o zaman yaşanası bir hal alır..