Mesajı Okuyun
Old 08-01-2010, 00:18   #1
Gemici

 
Varsayılan Bekâret ve Hukuk: Fransa, Almanya, İsviçre

Bekâret ve Hukuk

THS’de tartışılan ‘bekâret zarı diktirmek ve bunu eşten saklayarak yapılan evlilikler’ konusu bende medeni hukukumuza etkileri büyük olan İsviçre ve Alman hukuklarının konu hakkındaki uygulamalarını araştırma merakını uyandırdı. İsviçre ve Alman hukukları mevzuatını ve uygulamayı araştırırken gözüme Fransa’dan bu konuda bir mahkeme kararı takıldı.
Kararın özetini ve kararın kamu oyunda uyandırdığı tepkiyi yorumsuz aktarıyorum,‘bekâret zarı diktirmek ve bunu eşten saklayarak yapılan evlilikler’ konusundaki görüşümü İsviçre ve Alman hukukundaki düzenlemeyi aktardıktan sonra yazacağım.
8. Haziran 2008 tarihli NZZOnline:
Başlık: “Ehe mit falscher Jungfrau für ungültig erklärt” (Türkçeye en iyi şu şekilde çevirebiliriz: Sahte bâkire ile evlilik iptal edildi)
Olay: Lille’de bir mahkeme 2008 senesinin Nisan ayında, evlendiği erkeğe bâkire olmadığını önceden açıklamayan bir hemşirenin evliliğini iptal ediyor. Kadından on sene daha yaşlı olan koca evliliğin ilk gecesinin sonunda, kadının bâkire olmadığının kanıtı olarak beyaz yatak örtüsünü pencerenin önüne asmış. Karı ve kocanın her ikisi de müslüman.

Ama mahkeme evliliği iptal ederken olayı müslümanlığa dayandırmıyor. Boşanmanın dayandırıldığı hukuki dayanak olarak aile ve sözleşme hukuku hükümleri gösteriliyor. Mahkemenin görüşüne göre özgür bir toplumda kadın ve erkek kimi isterse onunla evlenir. Kimin kimle evleneceğine ne din ne de devlet karışır. Eğer olaydaki Fas’lı koca bâkire bir kadınla evlenmek istiyorsa, bu onun doğal hakkıdır. Kabul etmek gerekir, diye belirtiyor mahkeme. Böyle olunca da evleneceği kadın kendisinden bâkire olduğunu saklamakla, o nu aldatmıştır. ‘Code civil’e göre eşlerden birisi diğerini evlilik için gereken önemli vasıflarından birisi konusunda aldatırsa, evlilik iptal edilir. Hakimlere göre olayda önemli olan kocanın kendisini aldatılmış hissetmesidir.

Lille Mahkemesinin verdiği bu karar karşı büyük bir protesto hareketi başlatılımş o zaman. Bir araştırmaya göre, görüşü alınanların yüzde 73 ü kararın şoke edici olarak nitelendiriyor. Fransızların çoğunluğu kararın kadın ve erkek arasındaki eşitlik prensibine aykırı olduğunu belirtiyor. Sosyalistlerin başkanlık adayı Sêgolêne Royal ‘durm tersine olmuş olsaydı, hakimler erkeğin bekâreti konusunda böyle bir karar mermezdi’ diye belirtiyor görüşünü.

NZZOnline göre Fransızların bazıları olayı yabancıların Fransız Toplumuna uyum sağlıyamamış olmasına bağlıyor. Haberlere göre bâkire olduklarını belgelendirmek isteyen genç kadınların sayısında yükselme var. Aynı durumda, kliniklere başvurarak bekâret zarını diktirmek isteyenlerin sayısı da artma gösteriyor. Sosyologlar olayı gettolaşmaya ve din görevlilerinin bu konudaki tutumlarına bağlıyorlar. Sosyolog Dounıa Bouzar radikal din görevlilerinin verdikleri vaazların kuzey Afrika’daki vaazlardan daha tutucu bir karektere sahip olduklarını belirtiyor. Bouzar’ın çıkardığı bir diğer sonuç, dışlanan yabancıların, kızlarının bekâreti ve kadının namusu konusunda tutucu bir dünya görüşüne sarıldıklarıı, mesleklerinde başarı göstermenin ve toplumda yükselmenin namus kavramının gerisinde kaldığı yönünde.

İlk başlarda mahkemenin kararına ses çıkarmayan adalet bakanı, protestolar üzerine savcılığı kararın doğruluğunun araştırılması ile görevlendirmiş.

Saygılarımla