Mesajı Okuyun
Old 04-11-2010, 18:06   #1
saffet

 
Varsayılan İdari Yargı kararlarının uygulanmaması hk.

Bilindiği üzere demokratik bir hukuk devleti olmanın gereği olarak, idarenin tüm eylem ve işlemleri yargı denetimine tabi olmalıdır. Anayasal ve yasal düzenlemeler de bu yöndedir. Ancak idarenin sahip olduğu tasarruf gücünü de sınırsız kullanma eğilimi mevcuttur. Bu bağlamda konuyu fazla uzatmadan(olabildiğince kısa yazmaya çalışacağım) bir örnek vererek, konu hakkında fikirlerinize başvurmak istiyorum.
Bir memur hakkında yapılan atama işlemi, idare mahkemesi tarafından iptal edilmiş ve ilgili memurun eski görevine iadesi gerekmiştir. Ancak verilen kararı ilgili idare süresinde uygulamamış, maddi-manevi tazminat davası yanında, kararı yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında TCK md.257 gereği suç duyurusunda da bulunulmuştur. Yapılan suç duyurusu üzerine savcılık, ilgili personel hakkında 4483 s. kanunun uygulanması gerektiğinden bahisle izin vermesi için dosyayı, izin vermeye yetkili amire yollamış ve fakat yetkili amir men-i muhakeme vermiştir.
CMK md 161/5 maddesinde;

*(5) Kanun tarafından kendilerine verilen veya kanun dairesinde kendilerinden istenen adliye ile ilgili görev veya işlerde kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kamu görevlileri ile Cumhuriyet savcılarının sözlü veya yazılı istem ve emirlerini yapmakta kötüye kullanma veya ihmalleri görülen kolluk âmir ve memurları hakkında Cumhuriyet savcılarınca doğrudan doğruya soruşturma yapılır.
denilmektedir. Bu madde hükmüne rağmen, idari yargı kararını yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında doğrudan doğruya soruşturmaya geçilmek yerine, izin prosedürü izlenmekte, suçu işleyen personelin için, kararın yerine getirilmemesi yönünde emir ve talimat veren amirden izin istenmektedir. Kısaca idare kendi kendisini yargılamaktadır. Yukarıda belirtilen maddede geçen "adli görev" tanımı sadece adli yargıyı içine alacak şekilde dar yorumlanmakta, idari yargı yerlerinin vermiş olduğu kararlar "adli görev, adliye ile ilgili görev" olarak nitelendirilmemektedir.
Sonuç olarak, idari yargı yerleri tarafından verilen iptal ve yürütmenin durdurulması kararları, adliye ilgili görev olarak nitelendirilemez mi? Bu yönde nitelendirmeye engel teşkil edecek bir kanun hükmü veya yüksek yargı kararı var mıdır? Değerli görüşlerinizi bekliyorum.
Saygılarımla