Mesajı Okuyun
Old 01-05-2009, 20:55   #4
fikirbay

 
Varsayılan haklar, özgürlükler ve iletişim...

Sayın Gemici'nin gündeme getirdiği, her zamanki gibi, ilgi çekici, konulardan biri de bu konu.

Başlıktaki üç sözcük, aslında, birbirleriyle iç içe geçmiş ve birbirinden ayrılmaz kavramları temsil ediyor.

Hak olmadan özgürlükler, özgürlük olmadan haklar ve iletişim olmadan bu ikisi birden ne işe yarar hiç düşündük mü?

Hele ki, internet ortamının iletişim, hak ve özgürlükler açısından getirdikleri ve vaadettiklerini düşündüğümüzde, inanılmaz imkanların önümüze serildiğini görüyoruz.

En basit örneği kendimden vermek istiyorum; Frankfurt'taki görevim sırasında, kira ödemelerim boşa gitmesin ve bu harcamayı geri kazanmak mümkün olsun diye, ev kiralamak yerine, kredili bir apartman dairesi satın almıştım. Frankfurt'taki görevim sona erdikten sonra, Koreli, Ukraynalı, Alman kiracılarım oldu. Almanya'daki Scout24 adlı bir gayrimenkul aracılık sitesi vasıtasıyla 20 Euro bedel karşılığı kiracı bulabildim ve yine o ülkedeki Hausmeister (bizdeki kapıcıya benzer ama, nitelikli insanların bizdekinden çok daha geniş kapsamlı sorumluluk aldığı bizdekine kıyasla çok daha itibarlı bir görev) sistemi sayesinde de diğer formaliteleri yürütebiliyor ve Türkiye'de kiracı bulmaktan/değiştirmekten çok daha kolay ve ucuz kiracı bulabiliyor/değiştirebiliyorum.

Kendim halen Kuala Lumpur'da bulunduğum halde, yine internet üzerinden, sağdan direksiyonlu bir Alman otomobilini, Tokyo'dan, getirtebildim.

Bütün bu bireysel hak, özgürlük ve iletişim güvencesinin arkasında HUKUK DEVLETİ ve HUKUK SİSTEMİ yatıyor. Örnek verdiğim Almanya ve Japonya, "hukukun üstünlüğü" yolunda epey mesafe katetmiş gelişkin ülkeler.

Bireylerin hukuk güvencesi altındaki hak ve özgürlükleri çerçevesinde dünya ile sağlıklı iletişim kurabiliyorum ve işler tıkır, tıkır yürüyor. Kuala Lumpur'da iken, Japon firmasına otomobilin bedelini Türkiye'deki İşbank hesabımdan gönderebildim. İnter-net'e bakar mısınız?

Türkiye, bütün bu medeni milletler seviyesinden ve bireysel hak, özgürlük ve iletişimden gerektiği gibi istifade etmeyi hak eden bir ülkedir. Ancak, ülkemizde hukukun üstünlüğü tesis edilemediği için, günlük hayatımız büyük bir telaş, boğuşma, debelenme ve mutsuzluk içinde geçmektedir.

Almanya ve Japonya'dan çok daha fazla koşuşturmaca içinde olmamıza rağmen, bu bir debelenme ve çamurda patinaj kıvamında olduğu için, istediğimiz oranda ileriye gidemiyoruz.

Adalet mülkün temelidir. Bunu anlamakta ve hayata geçirmekte neden bu kadar güçlük çekiyoruz? Yaklaşık 10.000 civarındaki hakim-savcı sayısını neden 20.000 yaparak kanın vücutta dolaşmasını sağlamıyoruz? Hukuk sistemi bozuk ve adalet de olmayınca hücrelere kan gitmiyor ve sosyal vücut kangren oluyor.

Nedenini galiba biliyorum...

Yerim dar ve vaktim yok. Yoksa, daha oynardım...