Mesajı Okuyun
Old 27-06-2007, 01:33   #1
Gülsün A. Aygörmez

 
Varsayılan Almanya "tibbi Sanat Hatalari" AraŞtirma SonuÇlari

(Der Allgemeine Patientenverban)Genel Hasta Derneği'nin yapmış olduğu, "tıbbi sanat hataları üzerine yapılan araştırma sonuçları", derneğin resmi sayfasında (http://www.patienten-verband.de/25000.htm) ve Almanya'da yayınlamakta olan, ancak verdiği haberler bakımından pek de ciddiye alınmayan BILD gazetesinde de, 14. 8. 2006 tarihinde kamuoyuna duyuruldu. Araştırma sonuçları genel hatlarıyla şu şekilde:

Almanya'da, tıp alanında her sene, 25 000 kişi, tıbbi yanlış uygulamalar sebebiyle ölmektedir.

*10 000 kişi servislerdeki hijyen eksikliğinden,

* 6000 kişi ya yanlış ilaç verilmesinden ya da hiç ilac verilmemesinden,

* 2000 kişi gereksiz ya da ilgisiz röntgen istemlerinin sonrasında yarattığı zararlı etkilerden,

* 7000 kişi ise sıklıkla, anastezi, kadın doğum, cerrahi ve ortopedi uzmanlık alanlarında gerçekleşen tıbbi yanlış uygulama hatalarından dolayı ölmektedir.

Bild gazetesinin, konuyla ilgili haberinin devamında, Bremen Saglık ve Tıp Hukuku Enstitüsü'nde görev yapan Dr. Hart konuyla ilgili şunları söylemekte: "Yılda, 40 000 tıbbi sanat hatası(malpraktis) olayının meydana geldiği tahmin edilmekte, ancak bunlardan sadece 12.000'i tıbbi sanat hatası olarak açığa çıkarılabilmektedir. Bununla birlikte, hastaların bir kısmının hekim hatalarından hiç bir haberi olmamakta, diğer hastalar ise tazminat talep etmekten tıbbi sanat hatasından dolayı hak iddia edip bunu ispat etmek çok zor olduğu gerekçesiyle kaçınmaktadır".

Sonuç olarak, hastanede ağır ve hatta ölümcül bir komplikasyona uğrama oranı, bire 200 iken, hava ulaşımında böyle bir risk sadece bire iki milyondur.

Sağlık sisteminin son derece düzenli işlediği bir ülkede, bu derece ürkütücü boyutlarda olan rakamların, ülkemizdeki olası boyutunu, belki tartışmaya bile gerek yoktur kanaatindeyim.
Ancak, olumsuzluklar karsısında, sebep-sonuç araştırması yaparak, etkin çözüm önerilerinde bulunmak yerine; hekimlerin sanki tüm olumsuzlukların tek kaynağı olarak gösterilmesi hatasına düşmek ise, hem "mantığa" hem de "hakkaniyete" aykırıdır.
Yok illaki, sağlık sistemimizdeki olumsuzluklar karşısında birileri suçlanmak ve eleştirilmek istenirse, öncelikli olarak, hocası bulunmayan tıp fakülteleri açarak, tıp eğitiminin içini boşaltan politikacılardan, hekimi doğa üstü bir yaratık görerek, tüm olumsuz çalışma şartlarına rağmen, onlardan imkansızı bekleyen düzenlemelerden, haksız saldırılarla, hekimlik mesleğini toplumda "katillikle" eş konuma getiren medyadan... başlanmalıdır diye düşünüyorum...
Hala nefesler tükenmemişse, sıra hekimlere gelsin...


Saygilarimla
Gülsün Ayhan Aygörmez