Mesajı Okuyun
Old 28-12-2012, 16:43   #1
halit pamuk

 
Varsayılan Değerlendirme-9- Dava Açılması- Davanın Geri Alınması- Dava Konusunun Devri

DAVA AÇILMASI


---- Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur:

a) Mahkemenin adı.

b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri.

c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası.

ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri.

d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri.

e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri.

f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği.

g) Dayanılan hukuki sebepler.

ğ) Açık bir şekilde talep sonucu.

h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası.


----- Davanın hangi tarihte açılmış sayılacağı hususu yönetmeliğe bırakılmıştır. HMK yönetmeliğinin 36. maddesine göre, Dava, dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılır.”

----- 6.2.1984 tarih ve 7/3 Sayılı İBK ya göre, harca tabi olmayan davalarda dava dilekçesinin havale edildiği tarihte dava açılmış sayılır. Ancak, dava dilekçesinin davacı tarafından daha sonraki bir tarihte mahkeme kalemine verildiği kalemce belgelendirilmiş ise, davanın o tarihte açılmış olduğu kabul edilir.

Harca tabi davalarda, dava, harcın ödendiği tarihte dava açılmış sayılır. Ancak, dava dilekçesinin davacı tarafından daha sonraki bir tarihte mahkeme kalemine verildiği kalemce belgelendirilmiş ise, davanın o tarihte açılmış olduğu kabul edilir.

----- Harç alınmadan esas defterine kayıt yapılmışsa dava ne zaman açılmış sayılacak? Hâkimin havalesi olmadan harç alınıp esas defterine kayıt yaptırılmışsa;
Bu dava dilekçesinin iptali sonucunu doğurmaz. Davanın esasına girip görülmesi gerekir. (13. HD 10.2.1987 T. 484/717)

----- Tarafların adı veya soyadının yazılmasında hata yapılmış ise, HMK.m.183 uyarınca maddi hataların düzeltilmesi mümkündür.

------ Davacı veya davalı tarafta birden fazla kişi varsa, bu kişilerin hepsinin ad ve soyadları dilekçede ayrı ayrı yazılmalıdır. Yani, “A VE arkadaşları” şeklinde taraflaeın gösterilmesi mümkün değildir. (Pekcanıtez- Atalay- Özekes. Medeni Usul Hukuku. Sh. 425. 13. Bası)

------ Dava dilekçesinde, davacının vekille takip ettiği dosyalarda davacının adresinin genellikle gösterilmediği görülmektedir. Bu bir kanuni noksanlık değil midir? Dava dilekçesinde davacının adresinin bulunmamasına rağmen davacı vekilinin mahkemeye verdiği vekaletnamede davacının adresi yazılı ise, artık bu husus kanuni noksanlık sayılmaz. (2. HD, 15.01.1998, 13344/269)

----- Davacı dava dilekçesinde adresini yanlış gösterir ve bu nedenle kendisine duruşma günü tebliğ edilemezse, davalı da davayı takip etmek istemezse, dosya işlemden kaldırılır. (Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- II.CİLT sh.1576, 6. Baskı)

------ Davalının bulunduğu adreste ve yakın çevrede aynı ad ve soyadı taşıyan birden çok kişi varsa, davalının baba adı ve doğum tarihinin de dava dilekçesine yazmalıdır.

------- Davalının adresi bilinmiyorsa davalının adresi yazılmaz ve ilanen tebligat yoluyla tebligat yapılır.(bu husus dava dilekçesinde belirtilmelidir, diye düşünüyorum)

---------- Malvarlığından doğan davalarda dava değeri para olarak belirtilmek zorundadır. Dava dilekçesinde değer gösterilmemişse, tevzi bürosu tarafından dilekçe işleme alınmaz. Ancak, bir şekilde işleme alınmışsa, mahkeme davacıya değer tespit ettirmesi için bir haftalık süre verir. Davacının değer tespitinden kaçınması halinde, dava dilekçesi işleme konmaz, yani dava açılmamış sayılır. (Harçlar Kanunu M.16) Yargılama sırasında müddeabihin değerinin dava dilekçesinde belirtilen değerden daha fazla olduğu tespit olunursa, yalnız o oturum için davaya devam edilir. Ondan sonraki oturuma kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz ve dosya işlemden kaldırılır. (13. HD, 20.10.2005, 8314/15586)

------ Eski kanun döneminde, Yargıtay, diğer kanuni deliller gibi ifadeler kullanılması halinde, açıkça belirtilmeyen delillere de başvurulabileceğine karar veriyordu. HMK’da yapılan yeni düzenlemelerden sonra, Yargıtay bu konudaki içtihatlar geçerliliğini yitirmiştir. (Pekcanıtez- Atalay- Özekes. Medeni Usul Hukuku. Sh. 428. 13. Bası) Yani artık davacının genel ifadelerle delillerini belirtilmesi yeterli sayılmayıp hangi delile dayandığının da dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir. ( Karslı-Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı- Sh.425. 2. Baskı)

----- HMK yönetmeliğinin 40. maddesine göre,Davanın açılmasından sonra, dilekçeler aşamasının başında her dosya için bir tensip tutanağı düzenlenir. Tensip tutanağında yer alacak hususlar hâkimin takdirinde olmak kaydıyla; tensip tutanağının başına mahkemenin adı, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hangi sıfatla görev yaptığı, hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, tarafların kimlikleri ile T.C. kimlik numaraları, varsa kanunî temsilcileri ve vekillerinin ad ve soyadları ile adresleri yazıldıktan sonra aşağıdaki hususlara yer verilebilir.

a) Dava dilekçesinin Hukuk Muhakemeleri Kanununun 119 uncu maddesinde düzenlenen unsurları taşıyıp taşımadığının tespiti ile eksiklik bulunması halinde ne gibi işlemin yapıldığı.

b) Davanın türü.

c) Davanın tabi olduğu yargılama usulü.

ç) Karşılıklı dilekçelerin ve eklerinin tebliği ile gerekli işlemlerin yapılması.

-------- Davacı, yargılama harçları ile her yıl Adalet Bakanlığınca çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. (HMKK.m.120)

------- Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir.(HMK.m.122)

------- Özekes’e göre, HMK.m.122 de dilekçeler tebliğ eder denmekte ancak eklerin tebliğ edileceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Bu konuda, bir kanun hükmüne gerek yoktur. Dilekçe ve eki bir bütündür bu nedenle ekleri de davalıya tebliğ edilmelidir. ( Hukuk Muhakemesi Kanunu Değerlendirmesi- SH. 49. HUKAB Yayınları) Kanaatimce ise, eğer dilekçe ekleri davalıya tebliğ edilmemişse, usulüne uygun bir tebligattan söz edilemeyeceğinden davalının da cevap süresi başlamayacağı görüşündeyim. .



DAVANIN GERİ ALMA YASAĞI

---- Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar, ancak davalının açık rızası ile davasını geri alabilir. (HMK.m.123)

----- Uygulamada davacı “davayı atiye bırakıyorum”, demekte mahkeme bunun bazen feragat bazen davanın takip edilmemesi olarak dosyanın işlemden kaldırılması, bazen sulh bazen de davanın geri alınması olarak yorumlamaktadırlar. Hukukumuzda davanın atiye bırakılması diye bir kurum olmadığından Böyle bir durumda, hakim davacıya iradesini açıklaması için süre verilmeli; davanın geri alması niteliğinde ise zımnen muvafakat mümkün olmadığından davalının açık muvafakati aranmalıdır.

------- Davacının vekilinin davayı geri alabilmesi için özel bir davayı geri alma yetkisi bulunmasına gerek yoktur.

-------- Dava davalının yokluğunda devam ediyorsa, davacının davayı geri almasının imkanı yoktur. . (Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- II.CİLT sh.1685, 6. Baskı)

------- Davayı geri alma talebi ve buna muvafakatin mahkemeye karşı yazılmış dilekçe ya da duruşma tutanağı yazdırmak ve taraflara imzalatmak suretiyle yapılması gerekir.

--------- Davanın geri alması durumunda mahkeme karar verilmesi yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekir.

-------- Davalının rızası ile davanın geri alınması halinde, davalı yararına yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilir. (Yılmaz- Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi. Sh. 809. )

------- Davalı davacının davayı geri almasına muvafakat etmezse, davaya devam olunur ancak davacı isterse, davayı takip etmeyerek dosyayı işlemden kaldırtır.


DAVA KONUSUNUN DEVRİ

-------- Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı, İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur; İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.

Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder.

----HMK.m.125, dava konusunun cebri icra yoluyla satılması halinde, ortaklığın giderilmesi yoluyla satılması halinde, kamulaştırma yapılması halinde de uygulanır ancak bu halde davacının seçim hakkı yoktur, yalnız tazminat davasına çevirebilir. Ayrıca, mahkeme ile iktisap edilmesi halinde de HMK.m.125 hükmü uygulanır.

-------- Mahkeme de dava görülmekte iken davacı davalı dava konusunu devrederse, mahkeme, davacıya iki yoldan hangisini seçtiğini sormalı ve alacağa cevaba göre işlem yapmalıdır. (14. HD, 23.12.1994, 9275/12047)
Davacı mahkemenin sorusunu cevapsız bırakır ve iki yoldan birini seçtiğini bildirmezse, davayı takip etmek istemediği gerekçesiyle dosya işlemden kaldırılmalıdır. (HMK.m.150)

------ HMK.m.125 hükmü dava açılmasından davanın kesinleşmesine kadar uygulanır. Kesinleşmeden sonra da cüzi halefler için de kesin hüküm teşkil eder.

-------- Davacının üçüncü kişiye yeni bir dava açmasına gerek yoktur. Davacının davayı üçüncü kişiye teşmil ettiğini bildirmesi yeterlidir.

------- Davalı alıcı, şufa davasını devam ederken satın aldığı hisseyi satıcı hissedara tekrar geri satarsa da davacı şufa davasına satıcıya karşı devam edilmesini isteyebilir.

------- Dava konusu devralan üçüncü kişiye tebligat yapılmadan taraf konumuna sokulmadan hakkında karar verilemez. Bu nedenle, üçüncü kişinin bundaki sonraki ilk oturuma davet edilmesi gerekir.

-------- Davacı davayı üçüncü kişiye teşmil etse dahi, davanın eski davalının da huzuruyla görülmesi gerekir.

------- Üçüncü kişiye teşmil edilen dava eski davanın devamıdır, bu nedenle yeniden harç alınmaz,dava kaldığı yerden devam eder.

------- Üçüncü kişiye teşmil edilen davayı davacı kazanırsa, yalnız üçüncü lişi aleyhine hüküm verilir, eski davalı aleyhine hüküm verilmez. Ancak eski davalı yargımla giderlerinden müteselsilen sorumlu tutulur.

------- Üçüncü kişiye teşmil edilen davayı davacı kaybederse, davacı eski davalı aleyhine zamanaşımı süresinde (kesinleşmeden itibaren iki yıl) tazminat isteyebilir.

------- Dava konusunun bir kısmının da temliki söz konusu olabilir bu durumda da HMK.m.125 devredilen kısım için uygulanır ve davalı ve üçüncü kişi ihtiyari dava arkadaşı olur.

------- Dava konusu tekrar tekrar devredilmesi durumunda da her defasında HMK.m.125 uygulanacaktır. Bu durumda önceki her iki davalı da yargımla giderlerinden müteselsilen sorumlu olacaklardır.

--------- Davacı davaya tazminat davası olarak devam edilmesini istemesi durumunda ise, davacı davalıdan istediği tazminat miktarını bildirmelidir. Bildirmezse, tazminat miktarı açıklattırılmalıdır. İstenen miktar, müddeabihin harca esas değerinden fazla ise, harç tamamlattırılmalıdır.

--------- Davacının davalıdan isteyebileceği tazminat, dava konusu mal ve ya hakkın devir tarihindeki değeridir.