Mesajı Okuyun
Old 03-10-2015, 23:43   #4
halit pamuk

 
Varsayılan

Alıntı:
Yazan Av.Nevra Öksüz
6552 sayılı Kanun'un 96. maddesi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'na 20/B maddesi eklenmiş ve 11.09.2014'te yürürlüğe girmiştir:

Merkezî ve ortak sınavlara ilişkin yargılama usulü

MADDE 20/B
- 1. Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalara ilişkin yargılama usulünde:

a) Dava açma süresi on gündür.

b) Bu Kanunun 11 inci maddesi hükümleri uygulanmaz.

c) Yedi gün içinde ilk inceleme yapılır ve dava dilekçesi ile ekleri tebliğe çıkarılır.

ç) Savunma süresi dava dilekçesinin tebliğinden itibaren üç gün olup, bu süre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla üç gün uzatılabilir. Savunmanın verilmesi veya savunma verme süresinin geçmesiyle dosya tekemmül etmiş sayılır.

d) Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilecek kararlara itiraz edilemez.

e) Bu davalar dosyanın tekemmülünden itibaren en geç on beş gün içinde karara bağlanır. Ara kararı verilmesi, keşif, bilirkişi incelemesi ya da duruşma yapılması gibi işlemler ivedilikle sonuçlandırılır.

f) Verilen nihai kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.

g) Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir ve tebliğe çıkarılır. Bu Kanunun 48 inci maddesinin bu maddeye aykırı olmayan hükümleri kıyasen uygulanır.

ğ) Temyiz dilekçelerine cevap verme süresi beş gündür.

h) Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir. Aksi hâlde gerekli inceleme ve tahkikatı kendisi yaparak esas hakkında yeniden karar verir. Ancak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan temyizi haklı bulduğu hâllerde kararı bozmakla birlikte dosyayı geri gönderir. Temyiz üzerine verilen kararlar kesindir.

ı) Temyiz istemi en geç on beş gün içinde karara bağlanır. Karar en geç yedi gün içinde tebliğe çıkarılır.

2. Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır."



2577 Sayılı Kanuna 6552 Sayılı Kanunla eklenen .20/B maddesi ile, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalara ilişkin yargılama usulü ile, yargılama sürecini hızlandıracak önemli değişiklikler getirilmiştir. Ancak madde de merkezi ve ortak sınav tanımına yer verilmediği için uygulamada bu yargılama usulünün hangi sınavlar için uygulanacağı hususunda tereddütlere neden olunmuştur.

Danıştay, 16.Dairesinin 2015/13268 E ve 2015/3837 K sayılı ilamında, maddenin ne dar ne de geniş yorumlanması gerekir. Danıştay’ın yaptığı yoruma göre, bir gruba ya da kuruma münhasır olarak yapılan Hakim adaylığı sınavı, kaymakam adaylığı sınavı, Komiser yardımcılığı sınavı, Milli Eğitim Bakanlığı şube müdürlüğü yazılı ve sözlü sınavları ile görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavları anılan yasa kapsamda bulunmamaktadır. Buna karşın, KPSS,ALES,YDS,YGS,LYS VE TEOG ve benzeri sınavlar, bu özel yargılama usulü kapsamında kaldığı kabul edilmiştir.

Anılan madde ve gerekçesi incelendiğinde gerçekten de, merkezi ve ortak sınav tanımından ne anlaşılacağı hususu belirsizdir. İlgili maddenin değişiklik önergesinin kabul edildiği komisyon tutanakları incelendiğinde ise, değişiklik önergesini hazırlayan Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları, maddenin getiriliş amacını şu şekilde ifade etmektedirler : “Millî Eğitim Bakanlığı ve ÖSYM çok geniş kitleleri ilgilendiren sınavlar yapıyor. Bu sınavların sonuçlarına göre de bir an önce yerleştirme işlemlerini yapıp öğrencilerin, çocukların okullarına, üniversitelerine yerleşmelerine sağlamak durumundayız fakat yargılama sürecinde bizim bütün bu işlemlerimizi sıkıntıya sokacak gecikmeler yaşanıyor. Bir örnek olsun diye söyleyeyim: Geçtiğimiz yılki adıyla SBS olarak yapılan sınavda sınava yönelik itiraz, 2013 yılı Ağustos ayı başında savunma yapmış olmamıza rağmen, 2014 yılı Ocak ayı sonunda yürütmeyi durdurma kararı verildi. Yürütmeyi durdurma kararının neticesinde esas karar hâlâ verilmiş değil. Biz çocukları sınava sokuyoruz, sınav sonuçlarına göre yerleştirme yapıyoruz, yerleştirmeden sonra veliler tayin istiyorlar, çocuklarımız yurtlara yerleşiyor, sınavlara giriyorlar, karne alıyorlar; ondan sonra, yaklaşık 1,5 milyon öğrenciyi ilgilendiren sınavla ilgili yargı kararı karşımıza çıkıyor. Burada ciddi bir sıkıntı var. Yargı kararlarının uygulanması noktasında bir imkânsızlıkla karşı karşıya kalıyoruz. Bu, hukuk devleti ilkesi açısından da sorunlu bir durum. Bizim bu düzenlemeyle hedeflediğimiz şey şu: Bu tür davalarda, bu tür durumlarda biz hukuk devleti ilkesinin gereklerini yerine getirebilmek, yargı kararlarını sağlıklı bir biçimde uygulayabilmek için idari yargıdan bu konudaki kararlarını ivedilikle vermelerini istiyoruz. Bu düzenlemeyi bu amaçla huzurlarınıza getirdik.”

Yukarıda yer alan sözlerden de anlaşılacağı üzere, değişikliğin nedeni olarak bir an önce yerleştirme işlemlerini yapıp öğrencilerin, çocukların okullarına, üniversitelerine yerleşmelerine sağlamak olarak amaçlanmıştır. Ancak bu değişikliği yaparken kanun yapma tekniklerine uyulmamış torba yasanın içine sıkıştırılarak, müphem ifadelerle İYUK’ta değişiklik yapılmıştır. Bu da uygulamada sıkıntılara yol açmıştır.

Aynı zamanda tutanaklarda ivedi yargılama usulüne tabi kılınmayıp neden ayrı bir usül getirildiği hususunda ise, Milli Eğitim Bakanlığı bürokratları, ivedi yargılama usulününde davaların 6 ay sürdüğünü ancak bu tür davlaarın en geç 62 gün içinde bitirilmesi gerektiği gerekçesine dayanılmıştır. Sürelerin bu şekilde düzenlenmesi ise,, öğrencilerin 2 aylık yerleşme takvimine bağlı olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca, İYUK’ta yapılan bu değişikliği Adalet Bakanlığı yetkilileri değil; Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarının açıkladığını hatırlatalım.

Bu nedenlerle, anılan Danıştay içtihadındaki yorumun, kanun getiriliş amacına uygun bir yorum olduğunu söyleyebiliriz.