Mesajı Okuyun
Old 21-04-2006, 23:46   #51
thunderbird

 
Varsayılan

Her şeyden önce,yüzyıllardır arka planda kalmasına rağmen çok büyük işler başaran fakat başardıkları işlerle de hiçbir zaman böbürlenmeyen Türk kadınını verdiği bu uğraşta yürekten kutluyorum.Özellikle de hukuki mücadelesinin sonucunu alan Sayın Av. Ayten Ünal ve bu forumu açıklamalarıyla en iyi şekilde yönlendiren Av. Habibe Yılmaz Kayar’ı.

Ankara Hukuk Fakültesi 1. Sınıf öğrencisiyim.Hukuk Başlangıcı dersinde haftalardır bu konu ile ilgili olarak tartışıyoruz.Genç hukukçu olmanın verdiği heyecanla dayanaklarımız teknik anlamda her zaman hukuki olamamıştı.Bu konudaki eksiği dört yıl boyunca forumda tartışılan bu başlık sayesinde kapattığımı düşünüyorum.Bu benim için büyük bir şans,çünkü kadının soyadı hakkında iki hafta sonraki münazaraya hazırlanırken düşüncelerimi bugüne kadar yaptığınız yorumlar ve hukuki dayanaklara göre temellendireceğim.Bu arada belirtmek gerekirse ben kadının kızlık soyadını tek başına almasına karşı olan grubun başını çekiyorum.

Bugüne kadar yazılanlara sizin gibi deneyimli hukukçuların yanında benim naçizhane yorumumsa işin toplumsal boyutuyla alakalıdır.Verdiğiniz bu uğraş uygarlığın bir parçası olan ülkemiz için olumlu bir adımdır.Demokratik toplumlarda sivil toplum örgütleri kamuoyuna yaşadıkları çağda olması gerekenleri göstererek bu yönde bir hareket başlatır.Bunun konumuzla alakalı örneği altına yüzlerce imzanın atıldığı Soyadı Ayrımcılığının Önlenmesi İnsiyatifi’dir.Fakat unutmamak gerekir ki demokratik bir toplum olarak anılan ülkemizde,sivil toplumu kullanarak yapılan birtakım yanlış uygulamalardan dolayı sokaktaki vatandaşın gözünde sivil toplum örgütlerinin öne sürdüğü görüşlere karşı ketum bir yaklaşım söz konusudur.Örneğin Medeni Hukuk dersinde uygulamadaki aksaklıklarından dolayı “Edinilmiş mallara katılma” ile diğer rejim türlerinin karşılaştırılması konusunu ödev olarak aldık.Bence bu aksaklık ve çelişkilerin sebebi toplumun buna hazırlandırılıp,sindirmesini beklemeden tepeden inme biçimde sivil toplum kuruluşlarınca uygulanmasıdır. Boşandıktan sonra eski eşiyle mallarını paylaşamayan birinin bu ve bunun benzeri zemini hazırlanmamış olan konulara hızla adaptasyona nefret duyacağı açıktır.

Türk milletinin özü,oluşturduğu gelenek ve görenekleri ve bu ışıkta yarattığı hukuk kuralları üçgeninde kalan kadının soyadını evlendikten sonra tek başına kullanabilmesi konusu günümüz toplumunca anında kabullenilemeyecek bir durumdur.Çünkü insanının çağdaş biçimde yaşamasını savunan bizim gibi insanların yanında bu kanuna tabi olacak okumamış ya da en kötüsü okumasına rağmen konu hakkında fikri bulunmayan insanlarda bu düzenlemeye tabî olacaktır.Bugün hala “Baba beni okula göndersene” adıyla kız çocuklarının zorunlu olan temel eğitime gönderilmesi için çalışmalar yapıyorsak malesef haklı savaşınız bu toplum için biraz lüks gelecektir. Kaldı ki okumuş,aydın olarak tabir ettiğimiz çevrelerde dahi ücretler,çalışma saatleri,izinler vb. (bkz. Holdinglerdeki kadın ve erkek yönetici ücretleri)konularda bariz kadın erkek eşitliği yaşanıyorsa bu uğraşta harcanan emeği daha temel konulara sarf etmenin kolay ve hızla gerçekleşebilir bir çözüm olduğunu düşünüyorum.Bu düşüncem asla ipe un serme zihniyetinin bir ürünü değildir.Unutmayın DNA testleri ile soybağının ortaya çıkarılabildiği bir dünyada kadınlarımız Medeni Kanun 132. maddeye göre hala boşandıkları tarihten itibaren üç yüz gün içinde evlenemiyor.Sizce bu durumu gördüğü halde kılını kıpırdatmayan kanun koyucu -ya da ilerideki kanun koyucular- mu bu isteğinizi yerine getirecek?Bence CEDAW’ı,onun dayandırıldığı anayasal hükmü ve normlar hiyerarşisinde Medeni Kanun’da yer alan aykırı hükmü görmesine rağmen toplumun bu konuya hazır olmasını beklemeye devam edecektir.

Sonuç olarak kadının kendi soyadını evlendikten sonra da kullanması konusunu bu şartlarda kabul edemiyorum.Şu anda yaratacağı gereksiz toplumsal kargaşayı düşününce bana hak vereceksiniz.Düzeltmemiz gereken eğitim,milli bütünlük dahilinde tek bir kültür oluşumu ve Atatürk milliyetçiliğini tam oturtma gibi sorunlarımız olduğu müddetçe “kadınların kocalarının değil de bir başka erkek olan babalarının soyadlarını taşıması” olanaksızdır.Bunun olabilmesi için öne sürdüğünüz görüşlere hızlı bir entegrasyon gereklidir.Sizin istediğiniz hızlı değişimi de Atatürk ya da tamamen Kemalist düşünceye sahip olmayan birinden başka kimse yapamaz.

Sercan Savaşer
Ankara Hukuk Fakültesi
1-B 05060312