Mesajı Okuyun
Old 07-02-2006, 18:39   #39
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Yazan:Av.Nazan MOROĞLU


KADINA “SOYADI” BASKISI
Taslak geri çekilmiştir ama zihniyet yerinde duruyor

Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı ileri sürülen Taslak, basına yansıdığı şekliyle, kadınlara karşı ayrımcılığı daha da kökleştirecek niteliktedir. Taslak geri çekilmiştir ama zihniyet yerinde duruyor. Yeni bir taslak yine aynı zihniyetle hazırlanacaktır.

Oysa özellikle AİHM kararından sonra, “SOYADI” konusunda yapılması gereken ve beklenen değişiklik, Medeni Kanunun 187. maddesinin Anayasa’nın 10. maddesindeki “kanun önünde eşitlik” ve 41. maddesindeki “eşlerarası eşitlik” kuralına, Türkiye’nin taraf olduğu ve uygulama taahhüdü altında bulunduğu başta Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Kaldırılması Sözleşmesi’nin 16.maddesine; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 14. ve 8. maddelerine; 7 No.lı Ek Protokol’un 5. maddesine; Avrupa Konseyi Tavsiye Kararlarına ve ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarına uygun hale getirilmesidir.

Soyadı, bir kimsenin kimliğinin en önemli unsurudur ve vazgeçilemez, devredilemez ve feragat edilemez, kişiye sıkı surette bağlı bir kişilik hakkıdır. Soyadı üzerindeki hak, mutlak haklardan olması nedeniyle herkese karşı ileri sürülebilen ve yasayla özel olarak korunan bir haktır. Ancak, yürürlükteki Medeni Kanunda soyadının bütün bu özellikleri “kadının soyadı” için geçerli değildir. Diğer bir ifadeyle, hukuki niteliği açısından bir kişilik hakkı olan soyadının işlevi ve özellikleri Medeni Kanun 187’de yer alan “Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı yazılı başvuru ile kocasının soyadı önünde önceki soyadını da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan sadece bir soyadı için yararlanabilir” maddesine göre sadece erkekler için geçerli olmakta, “medeni hali”ndeki her değişiklik, yasa gereği sadece kadının soyadının değişmesini zorunlu kılmaktadır. Zaten 2002’de yürürlüğe giren Medeni Kanun’da her alanda eşlerarası eşitlik kabul edilmiştir, tek ayrımcılık içeren madde “Kadının Soyadı”na ilşkin kuraldır. Bu nedenle, Medeni Kanunun kadının soyadına ilişkin hükmü 2001 ve 2004 Anayasa değişiklikleri ve İHAM kararı doğrultusunda, çağdaş hukuk sistemlerindeki kurallar örnek alınarak yeniden düzenlenmelidir.
(Bkz. N. Moroğlu, KADININ SOYADI, Beta yay. İstanbul, 2000; N. Moroğlu, Kadının Soyadı ve Bir Öneri, İstanbul Barosu Dergisi, C.79, Sayı 2005/5, s. 1493 -1510).

Yapılacak yeni düzenleme, Medeni Kanunun Genel Gerekçesinde belirtildiği gibi: “günümüzde modern hukuk sistemlerinin istisnasız hepsinde temel ilke olarak kabul edilen kadın – erkek eşitliği ilkesinin hukukumuzda da tam anlamıyla yerleştirilmesi amacını” yerine getirmelidir.
Bilindiği gibi, AİHM kararı gereğince, evli eşlerin kendi soyadlarını kullanabilme veya soyadı (aile adı) seçiminde eşit haklara sahip olmalarını sağlamaya yönelik yükümlülüklerin yerine getirilmesi ve gerekli önlemlerin alınması Türkiye Devletine bırakılmıştır.
Şimdi bu konuda eşitlik ilkesine uygun değişikliğin yapılması gerekiyor.
Kadınların toplumsal yaşamda tanındığı soyadını evlendiğinde de kullanmaya devam etmesi en doğal ve yasal hakkıdır. Nitekim, yasada böyle bir hak verilmemesine rağmen toplum içinde veya iş yaşamında tanındığı soyadını evlendiğinde kullanmaya devam eden çok sayıda kadın vardır, böylece boşandığında soyadı değiştirmek zorunda kalmamaktadırlar. Bu gereksinimin karşılanması için “Kadının Soyadı” kuralı, “eşlerin soyadı konusunda birlikte karar verebilmelerine veya her birinin kendi soyadını taşımaya devam etmesine imkan veren” bir şekilde değiştirilmelidir. Sadece kadının evlenince ve boşanınca soyadını değiştirmesi, ayrımcılık ve kanun önünde eşitsizliğin açık seçik bir örneğidir.
ÖNERİM:
Soyadına ilişkin önerim; 187. madde başlığının “Kadının Soyadı” yerine “Aile Adı” olarak değiştirilmesi ve maddenin eşlerin ortak bir soyadı seçme zorunda olmadıkları, ama dilerlerse seçme hakkının da verildiği, soyadı farketmez diyenlere de bugünkü imkanı veren aşağıdaki şekilde düzenlenmesidir. Böyle bir değişiklik Anayasa’nın 41. ve 10. maddesindeki eşitlik ilkesine uygun ve İHAM’ın Türkiye’ye verdiği yükümlülüğü yerine getirecek, aynı zamanda günümüzde ortaya çıkan ihtiyaçları da karşılayacak nitelikte olacaktır:
Madde 187. Aile Adı:
“ Eşler, her biri evlilik öncesi soyadını kullanmaya devam etmek istemedikleri takdirde, evlendirme memuruna yapacakları yazılı bildirim ile ortak aile adı olarak erkeğin ya da kadının doğumla aldığı soyadını seçebilirler. Soyadı aile adı olarak seçilmeyen eş doğumla kazandığı soyadını aile adının önünde taşır. Eşler böyle bir seçimde bulunmamışlarsa kadın evlenmekle kocasının soyadını alır ve doğumla aldığı soyadını kocasının soyadının önünde taşır.”

Yukarıdaki şekilde yapılması önerilen değişiklikle;
- eşlerin her birine kendi soyadlarını taşımaya devam etme imkanı verilmiş olacaktır.
- Bu imkanı kullanmak istemeyen eşlere aynı zamanda evlenirken “soyadını seçme hakkı verilmesi” eşlerin eşit haklara sahip olmaları ilkesine uygun düşecektir.
- Ortak Aile adı seçmedikleri takdirde, evli kişilerin ortak soyadı kullanması anlayışını benimseyen görüşe uygun olarak kadın kocasının soyadını alacak, kendi soyadını da birlikte kullanabilecektir.
Yapılacak yeni değişiklikte, mevcut evlilikler için bir geçiş hükmü ile örneğin bir yıl süre tanınarak, isteyen eşlere bu süre içinde aile adı seçmeleri imkanı verilebilir.

Basından anlaşıldığı şekliyle “soyadı konusunda” Adalet Bakanlığının hazırladığı kadına “ya hep ya hiç” baskısını kabul etmek mümkün değildir.