Mesajı Okuyun
Old 15-03-2005, 16:47   #1
DenizSu

 
Varsayılan Bilişim Yazılım Ürünleri Telif Hakları İle Ürünü Kullanamamadan Doğacak Zararlar...

Konuyu öncelikle kavramlar düzeyinde açıklayacağım. Sonra telif hakkı sahibi ile, yazılımı kullananın arasında doğan çelişkiyi gösterip, yazılımı kullananın haklarını koruma yönündeki yasal dayanakları soracağım. Bu arada bilişim alanındaki konuya ilişkin genel işahlakı kurallarını da söyleyeceğim.

Yazılım , bilgisayar üzerinde çalışan kimi işlevsellikleri olan bir düşünce ürünü.

Sürüm: Aynı yazılım ürünü üzerinde yapılmış kimi ekleme, değişiklik v.b. izleyen sıra sayıları.

Veri tabanı: Özel veya tüzel kişiye ait veri, bilgilerin saklandığı bir başka yazılım ürünü. Veriler, ihtiyaca uygun tasarımla içinde çeşitli tablolarda saklanır. Veri yapılandırma tasarımı da yazılımcı tarafından yapılır.

Yazılım, işi yapanların da bilgisi ile bilişimci tarafından tasarlanıp, bilgisayarda özel araçlar (veri tabanı, geliştirme dili) kullanılarak geliştirilir. (Ör: Hukukçu olarak davalarınızı takip etmede kolaylık, hız kazanmak istersiniz. Bilişimci olarak ben de sizi dinler, ihtiyaçlarınızı anlar ve bilgisayarda kullanacağınız bir ürün geliştirir kullanımınıza sunarım. Burada dava takibi ile ilgili iş bilgisi sizdedir, bunu bilgisayarda bir ürünle takip edilebilir kılma bilgisi bende. Aslında her iki bilgi de bizim tekelimizde değildir.
Verimlilik bağlamında, Yargıtay içtihatlarını arama kolaylığını düşünün bilgisayarla. Eskiden kitaplarda tırmalarken, şimdi, PARASINI ÖDEDİYSENİZ :-), ilgili sitede ilgili sözcüklerle sorgulayıp hiç bilmediğiniz içtihatlara bile erişebiliyorsunuz kolayca. Bunun işinize katkısını düşünün...)

Yazılım ürünleri, bilgisayara uyarlamadaki tasarım nedeniyle telif hakkına konudurlar (yasayı bilerek söylemiyorum, işin özü bu. ). Yazılım ürünü kullanılarak oluşan veri, bilgi ise kullanıcısına aittir.

Yazılım özel araçlarla geliştirilir. Bu araçlar bir tür bilgisayar dili olarak düşünülebilir. Geliştirme sürecinde, o ürünün yapacakları seçilen "bilgisayar dilinde" apaçık yazılır önce. Bu apaçık yazılışı , o dili bilen herkes okuyup anlayabilir. Bu apaçık deyimler, daha verimli çalışması için bilgisayarın anlayabileceği özel bir şekle çevrilir ve kullanıcıya bu son şekli verilir. Kimse bu son şekle bakıp apaçık deyimleri göremez artık.

Yazılımda bir ekleme, değişiklik v.b gerekirse ancak apaçık deyimlere sahip olan bunu yapabilir. Yasalar değişir, genel geçer iş kuralları değişir v.b , yazılım ürününde ilgili değişikliğin yapılması gerekir.

Bir de işin veri tarafı var. Yazılım ürünü bir bakıma kullanıcıya ait veri, bilgiyi işlerken bilgisayar ekranındaki arayüz durumundadır. Bu arayüzün kimi ön denetim yetenekleri olabilir (para yazılacak yere sadece sayı girilmesine izin vermek gibi) ama asıl veri, bilgi bilgisayarda bir veri tabanı içinde saklanır. O veri tabanı da bir başka yazılım ürünüdür ve kullanıcının gereksinimlerine özgü bir iç yapıda kurgulanmıştır geliştirmeci tarafından. Yani kullanıcı, veri tabanına erişip, tamamen kendine ait verileri görse de anlamlı sonuçlar, dökümler üretemeyebilir, veriyi hiç kullanamayabilir.


Yazılım geliştirici verinin bu özgün iç tasarımını da telif hakkı kapsamında elinde tutmaktadır (Bu yasal mı bilmiyorum ama adet böyle).

Şimdi gelelim işin can damarına. Örneğimize dönelim.
Size bir dava takip yazılımı geliştirdim, ücreti karşılığında verdim. Bana göre, yazılımımı kullanma hakkını size sattım (adet böyle ürünü satmam, kullanım hakkını satarım. Lisans diyor kimi buna)

Siz başladınız davalarınızı benim yazılımımla izlemeye. Yıllar geçti, onlarca bilgi, belge birikti veri olarak arkada. Onlar tamamen sizin. Kaybederseniz işinizde ciddi zarara uğrarsınız.
Derken yasa veya iş kuralları gereği bir ekleme, değişiklik gereği doğdu diyelim.

Eldeki onca verinizi atmaya katlanamazsınız (hatta yasal saklama zorunluluğunuz da olabilir), yeni eşdeğer yazılım ürünleri var ama alsanız eskisinde biriken verilerin yeninin anlayacağı yapıya dönüştürülmesi gerekir en azından. Yeni alacağınız ürünün kurgulanması, kullanım eğitimi de üstüne ek...
Bunlar öyle şıpınişi olmaz yazık ki. Kimi zaman kapsamına göre başlıbaşına bir iş haline gelir, zaman alır, kaynak, uzman , para gerektirir falan... Kısaca, öncelikle çalarsınız yazılım geliştirmeciin kapısını...

Kimi zaman yazılım sahibi zaten kendi pazarını korumak için butür geliştirmeleri kendiliğinden de yapar ama bedava değildir.

Yazılım ürünleri bu tür değişiklikleri , temel olarak bakım, güncelleme bağlamında yıllık bir ücret isteyerek karşılamayı taahhüt ederler. Veya ek ücret isterler.

Ancak yazılım geliştirmeci ile bir nedenle anlaşamazsanız, çözümsüz kalakalırsınız. Elinizdeki yazılım kullanılamaz durumdadır, ortada suçlu yok. Yeni bir yazılım satıcısı ile anlaşmanıza "güya" engel yoktur ama elinizdeki geçmiş veriyi tekrar erişilebilir, kulanılabilir hale getirmek, yeni yazılımı anlamak, kurmak, kurgulamak öğrenmek ayrıca bir yüktür. Eski verinin yeniye taşınması ise, çoğu zaman o veriyi biriktiren geliştirmecinin desteği , hizmeti alınmadan yapılamayabilir de...


Bir başka boyut ise sizleri şaşırtabilir hukukcu olarak. Yazılım sahibi, iş alanının korumak için yazılımını geliştirir. Bu geliştirmeler işinize yarayabilir, yaramayabilir. Yazılımcılar olarak eski ürün tutmak istemeyiz elimizde. Çünki müşteri sayısı kadar çeşitlenirse ürünümüz, bakım güncelleme anlaşması yapsak da , destekleyeceğimiz ürün sayısı müşteri sayısınca artabilir ve maliyetler karşılanamaz, değişiklikler yönetilemez olur. Dolayısı ile müşterilerimizin en son yazılımımızı kullanması işimize gelir. Büyüklüğümüze göre geçmiş birkaç sürümü destekleyebiliriz.

Bilişim dünyasında eğer bir yazlılım sahibi ortadan kalkarsa (iflas v.b.) yazılımının apaçık deyimlerini kullanıcılara vermek durumundadır. Bu bilişim ahlakından doğan bir uygulama. Yasa olmayabilir ama gelenek böyle... (Yazılı sahibi çekip gitti, sen nereden bulacaksın o ayrı bir sorun. Yedi emin falan düzeni yok bizde)


Bunca uzun bir bilgi verişten sonra geleyim kullanıcı hakları yönünden çelişkili duruma.

Kullanıcı işinin devamı için hayati olan kendi verisini bir bakıma ipotek altına sokmuştur. Buna rızası olup olmaması söz konusu değildir, durum işin doğasından gelen zorunlu kabullenmedir.
Yazılımcı bir nedenle o kullanıcıyla anlaşmasını sürdürmezse, kullanıcı elindeki yazılımı işlerini yürütecek şekilde geliştirme ve kullanma imkanından tamamen yoksundur. Yeni bir yazılıma geçmesi ise ayrıca iş, zaman ,kaynak ve para kaybına sebeb olacaktır.

Bu gerçekler nedeniyle yazılım sahibi anlaşma yapmamak yönünde açıkca güçlü konumdadır ve anlaşma koşullarında dayatma yapabilmektedir (bizzat yaşıyorum).

Yazılım sahibinin, hakkaniyet dışı ederler istemesi de mümkündür. Emsal yok, tarife yok...

Anlaşma sağlanamaması durumunda, kullanıcının haklarını nasıl koruyacağız?

Ben çözüm olarak yazılımın apaçık deyimlerinin, telif hakları saklı tutularak, hiçbir şekilde deşifre edilmemek, ticari olarak kullanılmamak ama yalnızca kullanıcının işinin devamı amacıyla, yazılım sahibine teslim sonrasında, yazılımda oluşacak bir hata sorumluluğu yüklemeksizin kullanıcıya teslimini doğru buluyorum.
Bunu sözleşmelere ekletemiyoruz, yasal dayanak bulabilir miyim?

Kısaca dayatma altında kalıyoruz, yazılım sahibi, canınn istediği şartı dayatıyor ... İş pazarlığa kalıyor.

Oysa kurum olarak işimizi aksatmak sadece bizi değil, çalışanlarımızı , müşterimizi de zarara (maddi, manevi) uğratabilecek. Özellikle artık işlerin elle kağıt üstünde izlenemeyeceği bir hız, hacim ve karmaşaya ulaştığı bu günlerde....

Kullanıcı tarafı olarak yasal dayanaklarım neler olabilir?

Teşekkürler.