Mesajı Okuyun
Old 16-12-2014, 23:00   #33
ersintoker

 
Varsayılan Ayçiçekleri ve kadın

Birbirlerine gelip giderken her kavuştuklarında “tık”layan sileceklere takılmış,,, dışarıdaki yağmurun ritmini onlardan izliyordum ki, minibüsün açılan kapısından içeri ayçiçekleri girdi,,, kocaman ayaklı cam bir vazo içinde kendi yapaylıklarını kucaklamış kadınla birlikte,,, ikili koltuklardan birinin ucuna iliştiklerinde, Van Gogh’a bir gönderme yapıp yapmamakta tereddüt ettim,,, kadının gözleri ayçiçeklerindeydi hep,,, onlar da kadını, karşılaştıkları andan bu yana ilk kez şu anda dikkatle inceleyebilme fırsatı bulmuşlardı sanki, minibüsün loş aydınlığında,,, siyah bonesi üzerindeki başörtüsü, inceltilmiş kaşlarının kavisiyle uyumlanarak yüzünü çevrelemişti,,, mavi siyah çizgili hırkası, daracık kot pantolonunu bel altından sarmalamıştı ama,,, mavi beyaz desenli konçsuz çorapları, terlikli ayaklarını soğuktan ne kadar koruyordu bilemem, ıslanmışlar mıydı?,,, çoraptaki ağzı açık makas motifine takılmıştım ben,,, bir de sol ayağının başparmağının başını kaldırmış haline ki çorabın en zayıf noktasıydı burası, ha delindi ha delinecek,,, telefonu çaldı o sırada,,,, sesi genizdendi,,, “iki ay mı kaldı,,, neyse canım sayılı gün, gelir geçer, dert etme kendine,,,,” telefonu kapattıktan sonra, cüzdanından para çıkarırken, sordu, “Pendik ne kadar”,,, paranın şoföre ulaşması için önünde oturan üç kadının birinden geçmesi gerekiyordu,,, “bayan şunu uzatır mısın”,,, geri dönen para üstünü avucunda tutup bana döndü nedense,,, doğru mu,,, ben ayçiçeklerine bakıyordum o sırada, bir şey demeden baktım yüzüne, o şoföre sorup anladı, tamamdı paranın üstü,,, sağ elinin orta parmağındaki sarı çerçeveli yeşil taşlı yüzüğü o sırada fark etmiştim,,, benim ayçiçeklerine baktığımı görünce, arada bir bana, sonra çiçeklere bakar oldu,,, öksürdü, bunu yaparken başı hafifçe öne doğru eğiliyordu, ilginçti,,, şoförün yanındaki tekli koltuk boşalınca, yerinden kalkıp oraya geçti,,, “çiçekler, aynayı engelliyor” diye söylendi şoför,,, o da yan tarafına aldı onları,,, solda şoför, teklide kadın, aralarında dev ayçiçekleri,,, bu düzenlemeyi sevdim,,, zaten, üst taraftaki çizgi halinde kırmızı ışıklar da tamamlayıcıydı,,, bir de yine kırmızı ışıklı dijital zaman göstergecinin saat ve dakikalar arasında yanıpsönen üst üste ikinoktası,,, hele sürekli “tık”layarak gidip gelen cam silecekleri,,, radyoda Alem fm’den sesini yükselten kadın şarkıcı,,, “hayat, beni gözden çıkarma” diyordu,,, kadının çorabındaki açık makasın şifresi, bu sözlerde gibi geldi bana…
Bostancı’nın akşamında indim minibüsten,,, yağmur hafiflemişti,,, son bir kez dönüp baktım,,, sesleri duyulmuyordu ama silecekler gidip gelmeye devam ediyordu…