Mesajı Okuyun
Old 14-03-2009, 17:58   #10
Av.Habibe YILMAZ KAYAR

 
Varsayılan

Bu yasa hangi evlatlığı koruyor?

Evlatlık sahibi bekarlar çocuklarının nüfus cüzdanlarının “anne-baba adı” hanesine kendi adlarını yazdıramıyordu. Aynı durum evliler için geçerli değildi. Ancak iki mahkemenin iki olumlu kararı, bekar annelerle çocuklarının makus talihlerini değiştirdi.

Tek başına evlat edinen bekar anneler ya da babalar, Medeni Kanun’da ilgili düzenlemenin bulunmaması nedeniyle çocuklarının nüfus cüzdanlarının “anne-baba adı” hanesine kendi adlarını yazdıramıyordu. Ancak iki mahkemenin verdiği iki olumlu karar, yasadaki boşluğun hakimler tarafından doldurulmasıyla benzer davalar için umut oldu.

BEKAR ANNE VE ÇOCUKLARI SEVİNDİREN KARARLAR

Ankara 5. Aile Mahkemesi’nin 2008 Aralık’ta verdiği kararda evlat edinen bekar annenin çocuğun nüfusuna adının yazılması talebi kabul edildi. Kararda şöyle denildi: “Medeni Yasanın 314. maddesinde tek başına evlat edinmede çocuğun ‘anne ve baba’ hanesinin ne olacağı konusunda bir yasa boşluğu vardır… Olayımızda davacı kadın yasaya uygun şekilde küçüğü evlat edinmekle onun adını değiştirebilmekte, soyadını değiştirebilmekte ancak anne hanesine ismini yazdıramamaktadır. Hakim olarak bizler bu yasa boşluğunu hukuka uygun bir şekilde karar vererek her iki tarafında hukuki güvencelerini düzenlemek, yasal garanti altına almak zorundayız. Bu nedenle davacı kadın evlat edindiği küçüğün anne hanesine kendi isminin yazılmasını istemekte haklıdır.”

Sarıyer 2. Asliye Hukuk Mahkemesi de 2,5 yaşındaki bir çocuğu evlat edinen bekar annenin açtığı isim tashihi davasında annenin talebini haklı buldu: “Davacının nüfusta kendi isminin yazılmasını istemesi doğal karşılanmalıdır. Bu yaştaki çocuğa öz annesinin başkası olduğunu söylemenin de birçok zorlukları ve mahsurları olacaktır. Uygun yaşa geldiğinde söylenmesinde yarar vardır. Örneğin küçük okul çağına geldiğinde ve okula gittiğinde nüfustaki anne adının farklı olmasını öğrendiği takdirde hayal kırıklığına uğrayabileceği, üzüleceği, arkadaşları tarafından bu konunun gündeme getirilip çocuğun zarar görme olasılığı çok fazladır. Mahkememizce davacının talepleri yerinde görülmüştür” denildi.

Av. Tayfun Akçay (Nilüfer’in avukatı):
NİLÜFER NASIL BAŞARDI?
Sanatçı Nilüfer Yumlu bekar bir anne olarak evlat edindiği kızı Ayşe Naz’a kendi adını veren şanslı bekar annelerden. Avukatı Tayfun Akçay sanatçının bunu nasıl gerçekleştirdiğini anlattı: “Nilüfer Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan bir evlat edindi. Ayşe Naz terk edilen bir çocuktu, polis bulmuştu. Karakolda bir zabıt tutuldu; çocuğa bir isim gerekiyordu, ismini polis koydu. Çocuk Esirgeme Kurumu bu zapt üzerine ismi esas alarak kayda geçirdi. Biz de o kayıttan yola çıkarak o çocuğu evlat edindik. Ama o isimler yakıştırma isimlerdi… Dava açtık ve dedik ki, ‘Bunu polis uydurmuş, polisin uydurduğunu ben de uydurabilirim. Dolayısıyla uydurma bir ismi değiştirme şansım var. Soyadını değiştirme şansım var.’ Anne adı olarak Nilüfer yazılmasında sorun neden yaşamadık. Çünkü çocuğun ismi uydurma olduğuna göre, çocuğun gelişimi ve geleceği açısından daha sağlıklı, anneyle bağını perçinleyebilecek isim değişikliği gerektiğini vurguladık. Mahkeme talebimizi meşru, haklı ve makul gördü.”

A.D. (Evlat edinen bekar anne):
SOYADIMI VERDİM, ADIMI VEREMEDİM
Sıradan bir bekar anne olan A.D. ise 2,5 yaşındaki erkek çocuğunu evlat edindi, ancak o Nilüfer kadar şanslı değil. Terk edilmiş bir çocuğu evlat edinen anne A.D., evlat edindiği oğluna soyadını verdi ama “anne” hanesine kendi adını yazdıramadı. A.D. şunları söyledi:

“Benim çocuğum terk edilmiş bir çocuk. Evlat edinme işlemi tamamlandıktan sonra ikinci bir işlem olarak nüfus dairesine müracaat ettim. Kanunda bir boşluk olduğunu ve annesi olarak benim adımın yazılamayacağını bildirdiler. Soyadımı verdim, adımı veremedim. Oğlumun uydurma ana-baba adı var ve benim kütüğüme bağlı, ayrıca benim soyadımı taşıyor. Böyle tuhaf bir durum olur mu? Mahkemede bunun hemen düzeltilebileceğini tahmin etmiştim. Dava açtık, fakat olumlu sonuç alamadık. Açıkçası çok duyarsız davranıldı.”

OKUL BAŞLAYINCA DAHA BÜYÜK SIKINTILAR YAŞAYACAĞIZ
“Çocuğum henüz 6 yaşında. Ana adı başka, vasisi veya haber verilecek kişi başka… Her yerde sorun oluyor. Seneye okulu başlayacak, o zaman daha büyük sıkıntılar yaşayacağız.

İşyerimdeki insanlara açıklama yapmak zorunda kalıyorum. İnsanlar kendi aileleriyle ilgili bilgileri santral memuruna, havaalanındaki görevliye, spor salonundaki çalışana açıklamak zorunda mı? Fakat böyle bir kayıt işlemi yapıldığında, ‘annesi şu ama vasisi benim’ demek, elimdeki mahkeme kararını göstermek zorunda kalıyorum. Kimsenin özel hayatını açıklamak gibi bir zorunluluğu yok ama biz her seferinde bunu yapmak zorunda kalıyoruz. Benim çocuğum gerçeğin hünüz farkında değil. Çaktırmadan, sessizce bu bilgiyi veriyorum ama özel hayatımla ilgili açıklama yapmaktan hoşlanmıyorum. Yakında bunu çocuğum da fark edecek, okulda herkes bilecek. Karı-koca edindiğinde böyle bir hak var, bekarlara yok. Bu çok büyük bir haksızlık. Bunun en kısa zamanda çözülmesini istiyorum.”

Av. Habibe Yılmaz Kayar:
YOL GÖSTERİCİ KARARLAR

Av. Habibe Yılmaz Kayar, son iki kararı evlat edinen bekarlar için ışık tutacak kararlar olarak görüğünü söyledi. Ancak kendi baktığı davada olumlu sonuç alamadığını ve Yargıtay’dan gelecek sonucu beklediğini ifade etti: “Hakkaniyete uygun çözümler üretildiği ve çocuğun yüksek yararının gözetildiği kararlar, olarak bizi heyecanlandırdı. Her iki karar da çocukla, evlat edinen arasındaki ilişkinin başkalarınca gözlemlenmesinin çocuğa vereceği zararı ön plana çıkarıyor. Yol gösterici kararlar olacağını umuyorum. Ancak bu kararlarda anılmamasına rağmen çok ciddi bir şekilde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne gönderme yapılmasını dilerdim. Evliyken evlat edinenle, bekarken evlat edinen arasında bir eşitsizlik var. Evli olanlar ismini verebiliyor, bekar olanlar veremiyor; bu bir açık eşitsizlik. Yine evlat edinilenler bakımından da eşetsizlik… Evli çiftlerce evlat edinilen çocukların özel yaşamı korunmuş oluyor, bekar kişiler tarafından evlat edinilen çocuklarınki korunmuyor. Nüfus bilgileri çok kişisel bir durum, evlat edinme ilişkisi de çok kişisel bir durum. Bu bir sır. Tarafları ilgilenderen bir sır ve kendileri isterse açıklarlar. Başkalarının nüfus kayıtlarına ulaşma hakkı da yok bizim iç hukukumuzda, yalnızca taraflar ulaşabiliyor. Ancak eğer anne adı farklıysa, daha baştan nüfus kayıtları konusunda bir teşhir var: ‘Bu kişiler arasında evlatlık ilişkisi var’ diye bağırıyor bu kayıtlar. Bu nedenle özel hayata da bir saldırı niteliğinde. Türkiye, Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin tarafı. Hukuki sorunlar çözülürken çocuğun öncelikli yararı gözetilmeli.”

EVLAT EDİNENLER ARASINDA EŞİTLİK SAĞLANMALI

“Benim takip ettiğim dosyada, bekar bir anne vardı, adının anne adı olarak yazılmasını istiyordu. Hakim son derece kolay bir yolu seçti ve ‘MK’da bu konuda bir düzenleme yoktur’ dedi ve bıraktı. Çocuk 2,5 yaşındaydı. Anne yuvada ve seyahat etme konusunda sorunlar yaşıyordu. Bekarların evlat edinmelerinde kendi adlarını anne-baba adı olarak vermesi, yasada bir boşluk göstermektedir. Bu boşluğun öncelikle hakim tarafından doldurulmasını istedik. Anayasanın, ilgili sözleşmelerin dayanaklarıyla öncelikle hakim tarafından boşluğun doldurulmasını, bu yol tercih edilmezse, sözleşmelerin doğrudan uygulanmasını, bu da tercih edilmeyecekse ‘eşler tarafından birlikte’ ve ‘eşlerin’ sözcüklerinin uluslararası sözleşmelere ve Anayasaya aykırılığı nedeniyle itirazımızın ciddi bulunarak Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesini’ talep ettik. Kararda, ‘Doğrudan doğruya bir düzenleme yok’ denildi ve hakime yüklenen boşluk doldurma görevi ihmal edilmiş oldu. Yargıtay’a gönderdik, Yargıtay’ın yorumunu bekliyoruz.”

BEKARLARIN EVLATLIKLARININ ÖZEL YAŞAMI KORUNMUYOR

Bir taraftan evlat edinmenin ne kadar kutsal, ne kadar çocuk yararına olduğu vurgulanarak yüceltilse de, bu durum engelleyici ve caydırıcı bir faktör oluşturuyor. Evlat edinmeyi engellemese bile sorunlarla dolu bir sürecin yaşanmasına neden oluyor. Kararlarda evlat edinen kişilerin taleplerinin şimdiye kadar yargı tarafından karşılanmamış olması, herkes bakımından çok sıkıntı yaratan bir durum.

Av. Ünzüle Küçük Öner:
NÜFUS KAĞIDINA BAKTIĞINDA ANNESİ OLARAK GÖRÜNMÜYOR

Av. Ünzüle Küçük Öner de Av. Habibe Yılmaz Kayar gibi benzer bir davada olumsuz sonuç aldı: “Evlat edinen bekar bir anneydi. Sonradan müdahil olduğum bir davaydı. Dava reddedilmişti. Evlat edinmiş, çocuğun soyadını değiştirmiş, kendi soyadını vermiş ama anne-babası belli olduğu için, nesep (soy) karışıklığı olur diye mahkeme reddetmiş. Annesi görünüyor ama, anne olarak adını yazdıramamış. Soyadını veriyor, çocuğun adını değiştiriyor. Çocuğun adı farklı, soyadı farklı. Yani o, o çocuk değil artık. Anne adı sırf kanunda düzenlenmemiş diye mahkeme ‘nesep karışıklığı olur’ diyor, evlat edinen annenin adı yazılmıyor. Hastane ve okulda büyük problemler yaşıyordu. Okulda annem diye tanıştırıyor, nüfusta başka bir ad görünüyor. Veya hastaneye gittiğinde ‘annesiyim’ diyor, nüfus kağıdına baktığında annesi olarak görünmüyor. Ama mahkemeyi ikna edemedik. Biz bu davayı temyiz ettik ama Yargıtay’dan da olumlu bir sonuç alamadık. Sonrasında AİHM’e gitmek istedik. Süreç çok uzun süreceği için anne istemedi.”
6 Şubat 2009 •
http://www.ilgazetesi.com.tr/2009/02...tligi-koruyor/