Mesajı Okuyun
Old 10-04-2012, 20:45   #20
Yücel Kocabaş

 
Varsayılan

1.Anayasa mahkemesinin iptal kararı henüz Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmemiştir. Anayasa Mahkemesinin gerekçeli kararı yayınlanana kadar davalar yine adli yargıda açılacaktır. Açılan bu davalara “Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez” kuralı gereği yine adli yargıda bakılmaya devam edilecektir. Ancak; Anayasa Mahkemesi Kararı Yürürlüğe girdikten sonra hizmet kusuruna dayalı dava Sağlık Bakanlığı aleyhine idari yargıda açılabilecektir.

2. Doktor hakkında, hekimlik sanatının icrası sırasında salt kişisel kusuru ile davacı zararına yol açması halinde adli yargıda kişisel kusura dayalı tazminat davası açılabileceğini Yargıtay kabul etmekte idi . ( YARGITAY HGK ,26.09.2001 T. 2001/4-595E , 2001/643 K. ) Ben bu konuya ilk cevabımda belirttiğim (http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=8019) linkinde değinmiştim. Fakat aşağıdaki yazıda HGK nun bu konuda yeni bir kararının çıktığından ve bu kararla , doktorun kişisel kusurundan dolayı da adli yargıda dava açılamayacağından söz edilmektedir. Yeni karara ulaşamadığımız için şimdilik bir yorum getiremiyoruz.

Av. Murat TEZCAN, Medimagazin okurları için yazdı.

"...Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun henüz hukuk dünyasında bilinmeyen, 2011/4-592E. 2012/25K. Sayılı kararı, konuya ilişkin kabul edilemez yargı uygulamasını tümüyle değiştirecek niteliktedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/4-592E. 2012/25K. Sayılı Kararı Neyi Değiştiriyor?
Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi, devlet hastanesinde görevli doktora, kişisel kusur nedeniyle açılan tazminat davasını “görevli doktora doğrudan doğruya dava açılamayacağı” gerekçesiyle husumet yönünden reddetmiştir. Davacıların temyizi üzerine, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, davanın husumet yönünden reddedilmesinden önce kişisel kusur, hizmet kusuru incelemesi yapılması zorunluluğunu gerekçe göstererek, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Fakat Mersin Asliye Hukuk Mahkemesi Yargıtay’ın bozma kararına uymamış ve kararında direnmiştir. Bunun üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun vermiş olduğu karar uygulamaya yepyeni bir ışık tutacak niteliktedir. İlgili kararın sonuç kısmında,

“(…)kamu görevlisinin hizmet içinde veya hizmetle ilgili davranışının suç oluşturulması ya da hizmeti yürütürken ağır kusur işlemesi ve bunun gibi kötü niyetle bir kişiye zarar vermesi halinde dahi bu durum, aynı zamanda idarenin eleman seçme yükümlüğünü yerine getirmemesinden kaynaklı hizmet kusuru olup, açılacak dava idareye yöneltilmelidir. Kişilerin uğradığı zararla, zarar veren personelinin yürüttüğü görev arasında her hangi bir ilişki kurulabiliyorsa, ortada hizmet kusuru var demektir ve bu tür davranışlar kasten veya ihmalen işlenmesine bakılmaksızın hizmetten ayrılamayan kişisel kusurları olarak ortaya çıkmakta ve bu husus Devlet Memurları Kanunun 13. maddesindeki ‘kişilerin kamu hukukuna tabii görevlerle ilgili uğradığı zararlarda’ ifadesini bulmaktadır. Diğer taraftan Anayasa’nın 129/5 maddesindeki ‘kusur’ şartında kamu yetkisini kullanan memurun veya kamu görevlisinin işlediği eylemin kasten gerçekleştirip gerçekleştirmediğine bakılmaksızın bu eylemlerinden doğan davaların ancak idareye yöneltilmesi gerektiğinin kabulü zorunludur.

(…) Öncelikle açıklanan anayasal ve yasal düzenlemelerin amacı tartışılmıştır. Devlet Memurları Kanunu’nda yer alan düzenlemelerin, memur ve kamu görevlilerin kusurunu ortadan kaldırmadığı; (…) Bu güne kadarki uygulamada, kamu personelinin mali sorumluluğunu çözmekte ‘hizmet kusuru’, ‘kişisel kusur’ ayrımına gidilmiş olmasının yerinde olmadığı, zira yasada böyle ayrıma gidilmediği, bunun idareyle memur arasında görülecek rücu davasının, sorunu olduğu tartışmasızdır.”ifadelerine yer verilmiştir. Bu bölümden de açıkça anlaşılacağı üzere Yargıtay daha önceki uygulamalarına son vermiş bulunmaktadır. Dolayısıyla kamu hastanelerinde görev yapan hekimlere karşı doğrudan doğruya tazminat davası açılamayacaktır. Hekimin kötü uygulaması nedeniyle açılacak davalar öncelikle idare aleyhine genel görevli İdare Mahkemesi’nde görülecek, daha sonra eğer ilgili hekimin kişisel kusuru tespit edilirse, İdare, hekime kusuru oranında rücu edebilecektir. Alınan bu karar hekimlerin doğrudan tazminat taleplerine muhatap olmaması sonucunu doğuracak olması açısından hayati öneme sahiptir. Yargıtay’ın yanlış uygulamasına son vermiş olması hem hukuk dünyası hem de tıp dünyası için sevindirici bir haberdir."