Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

 Bilgi  [TK. 1120] Gerekçesi
Madde, taraflara birbirlerinden sözleşmenin şartlarını içeren bir belge isteme yetkisi vermektedir. Böyle bir belgenin düzenlenmesi geçerlilik değil, ispat şartı olarak öngörülmüştür. Adalet Komisyonu Raporu'ndan: Alt Komisyonca, Tasarının 1120 nci maddesinde kanun yapım tekniğine uygun olarak ayraç içinde yazılan ibare metne eklenerek kabul edilmiştir. Yapılan değişlik Komisyonumuzca da kabul edilmiştir. Ayrıca Komisyonumuzca, maddenin birinci fıkrasında yer alan "gemi kira çarter partisi" ...
(Şerh No: 16094 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-03-2015 13:49)

 Bilgi  [TK. 1119] Gerekçesi
6762 sayılı Kanunda bulunmayan yeni bir hükümdür. Maddenin birinci fıkrasında çıplak gemi kirası ikinci fıkrasında ise, geminin adamları ile birlikte kiralanması tarif edilmiştir. Bu madde 1966 tarihli Fransız Kanununun 10 uncu maddesinden 1991 tarihli Hollanda Deniz Ticareti Kanununun 510 uncu maddesinin birinci fıkrası göz önünde bulundurulmak suretiyle alınmış ve anlatım tarzı Borçlar Kanununun 248 inci maddesiyle uyumlu hâle getirilmiştir. Bu maddeye göre, gemi kiracısı, geminin fer’i zilyed...
(Şerh No: 16093 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 02-03-2015 13:49)

Davacı, davalı aleyhine Aydın 2. İcra Müdürlüğünde takip başlatmış, davalı borçlu yetkiye ve borca itiraz etmiş; davacı, itirazın iptali davasını Çine Asliye Hukuk Mahkemesinde ikame etmiş; davalı, yetki itirazında bulunarak yetkili mahkemenin Çine mahkemeleri, yetkili icra müdürlüğünün Çine icra müdürlüğü olduğunu savunmuştur. Mahkemece, ilamsız icra takiplerinde yetkili icra müdürlüğü hususunda genel yetki kurallarına atıf yapıldığı, davalı borçlunun icra takibine yapmış olduğu yetki itira...
(Şerh No: 16092 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-03-2015 11:36)

“Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur. Doktrinde, "Meşru müdafaa olarak değerlendirilebilecek, örneğin hakaret, tehdit veya şantaj suçlarına muhatap olan ve o an konuşmaları...
(Şerh No: 16080 - Ekleyen: Av.M.Mustafa ÖZKUL - Tarih : 28-02-2015 11:32)

Davacı, hamile olan kızını davalının görev yaptığı devlet hastanesine götürdüğünü, hastanın ambulansla başka bir hastaneye sevki konusunda davalı doktorla tartıştıklarını, bu esnada davalının kendisine açıkça hakaret ettiğini belirterek, kişilik haklarının ihlal edilmesi nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Kamu görevlilerinin hakaret etmeleri kişisel kusur oluşturur ve hiçbir biçimde görevle ilişkilendirilemez. Bu sava dayanan davaların, Anayasa m.129/5 kapsamında değerlendirilme...
(Şerh No: 16091 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-02-2015 14:13)

Davacı, öğretim üyesi olan davalının, görev yaptığı binaya gelerek öğrencilerin gözleri önünde boğazını sıkarak öldürmeye teşebbüs ettiğini, aynı zamanda tehdit ettiğini belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Kamu görevlisi aleyhine adli yargı yerinde dava açılamayacağına göre davanın, husumet ( taraf sıfatı yokluğu ) nedeniyle reddine karar verilmelidir.
(Şerh No: 16090 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-02-2015 14:13)

Davacı şirket, EPDK'nun tanzim ettiği "Dağıtıcı Lisansı" kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde şirketleri lehine 10 yıl 5 ay süreli intifa hakkı tesis edildiğini, Rekabet Kurulu'nun 12.3.2009 tarihli genelgeyle haksız rekabet kapsamında değerlendirdiğinden anlaşmaları 5 yıl süreyle sınırladığı gerekçesiyle fazla süreye dair önceden yapılan ödemelerin iadesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece davacı tarafça sözleşmenin feshedilmed...
(Şerh No: 16089 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-02-2015 12:18)

Davacı şirket, EPDK'nun tanzim ettiği "Dağıtıcı Lisansı" kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, davalının maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde şirketleri lehine 15 yıl 2 ay süreli intifa hakkı tesis edildiğini, Rekabet Kurulu'nun 12.03.2009 tarihli genelgesi ile haksız rekabet kapsamında değerlendirdiğinden anlaşmaları 5 yıl süre ile sınırladığı; fazla süreye ilişkin önceden yapılan ödemelerin iadesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, davacı tarafça sözleşmenin feshedilmediği,...
(Şerh No: 16088 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-02-2015 12:18)

Dava; davalılar arsa sahibi kooperatif ile yüklenici şirket arasında akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre davalı yükleniciye bırakılacak bağımsız bölümlerden birinin, davalı yüklenici tarafından davacıya satılıp bedeli tahsil edilmesine rağmen tapu devrinin verilmemesi sebebiyle ikame edilen tapu iptal ve tescil; ikinci kademede bağımsız bölümün rayiç değerinin tahsili ve ıslahla talep edilen gecikme tazminatı istemidir. Davalı müteahhit henüz davalı arsa sahibine karşı yükümlül...
(Şerh No: 16087 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-02-2015 10:09)

Eser sözleşmelerinde yüklenici yaptığı işin uzmanı olup eser denilen sonucun gerçekleşmesini taahhüt eder. İş sahibinden talimat almaz. Ona karşı bağımsızdır. Yanında işçi çalıştırıyorsa işçisine karşı da işveren durumundadır. Dolayısıyla eser sözleşmesinde yüklenici, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına göre iş yerinde tüm tedbirleri almak ve bu konuda denetimi sağlamak yükümlülüğü altındadır. İş sahibinin ise böyle bir yükümlülüğü yoktur. İş sahibi ancak hile veya ağır kusuru durumunda soru...
(Şerh No: 16085 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2015 11:39)

Davacı, evinin çatısı üzerinde temizlik yaparken, elindeki fırçanın, çatı üzerinden geçen enerji nakil hattı tellerine değmesi sebebiyle elektrik çarpmasından dolayı çatıdan aşağıya düşerek yaralandığını, yaralanmanın kalıcı etkiler bıraktığını ve kırılan bacakta kısalık meydana geldiğinden tedavi gerektiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Enerji nakil hattı sahibi bulunan davalı tehlike arz eden bu yapı eserinin fena yapılmasından, bakım ve eksiklerinden sorum...
(Şerh No: 16084 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2015 11:39)

Davacıların oğlu ve kardeşleri olan 14 yaşındaki S_____, okul bahçesindeki bayrak direğine tırmanıp okulun çatısına adım attığı an yere düşerek vefat etmiştir. Dava, davalı elektrik şirketi ile kaymakamlığa karşı ikame olunan maddi ve manevi tazminat istemidir. Adli Tıp Kurumu otopsi raporunda ölüm olayının yüksekten düşme sonucu beyin kanaması sebebiyle meydana geldiği, elektrik çarpmasına ait herhangi bir bulguya rastlanılmadığı belirtilmiş; mahkemece, ölüm olayı ve okul çatısındaki kaçak...
(Şerh No: 16083 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2015 11:39)

Davacıların murisi, davalıya ait evde, sıvacı ustası olarak evin sıvasını yaptığı sırada evin yanındaki yüksek gerilim hattında bulunan elektriğe kapılarak hayatını kaybetmiştir. Dava, destekten yoksun kalma tazminatı istemidir. Enerji nakil hattının sahibi ve bina maliki tehlike arzeden yapı eserinin fena yapılmasından, bakımı ve işletilmesindeki eksikliklerden dolayı TBK m.69'a istinaden müteselsilen sorumludurlar. Somut olayda davalıların kusursuz ve müteselsil sorumlu oldukları gözetilme...
(Şerh No: 16082 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 21-02-2015 11:39)

 Bilgi  [Av.K. 34] Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları
TBB’nin 8-9 Ocak 1971 tarihli IV. Genel Kurulu’nda kabul edilmiş ve 26 Ocak 1971 tarihli TBB Bülteni’nde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. I-) GENEL KURALLAR 1-) Türk avukatları, baroların ve Türkiye Barolar Birliği’nin bağımsızlığı gereğine inanmışlar ve bu konuda kendilerine gerek kişi, gerek kuruluş olarak düşen görevleri başarma kararına varmışlardır. 2-) Mesleki çalışmasında avukat, bağımsızlığını korur; bu bağımsızlığı zedeleyecek iş kabulünden kaçınır. 3-) Avukat, mesleki çal...
(Şerh No: 16081 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-02-2015 10:49)

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 684. maddesi hükmünde, bir şeye malik olan kimsenin o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddesi hükmünde de, arazi üzerindeki mülkiyetin kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını da kapsayacağı, bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği açıklanmıştır.
(Şerh No: 16078 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 20-02-2015 10:30)

Satılan mala garanti verilmiş olması garanti süresi içinde malın ayıplı olduğunun saptanması halinde 6762 sayılı TTK'nun 25/3 ( 6102 sayılı TTK'nun 23 ) maddesinde öngörülen ayıp ihbar sürelerini ortadan kaldırmaz.
(Şerh No: 16079 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-02-2015 10:14)

Parada sahtecilik suçuna konu olayda; suç konusu sekiz adet sahte on milyon liradan üç adedi tedavüle konulmuş olup, parada sahtecilik eylemi sahte paranın tedavüle konulması şeklinde gerçekleştirilmiş olduğundan maddi zarar meydana gelmiştir. Sahte paraların üç adedini elinden çıkardığını söyleyen ve suç tarihi itibarıyla toplam 30 milyon lira maddi zarara neden olduğunu bilen sanığın, aşamalarda zararı karşılayacağına dair herhangi bir savunmada bulunmadığı gibi, zararı ödeme yönünde bir irade...
(Şerh No: 16076 - Ekleyen: Av.Evren AKÇAY - Tarih : 18-02-2015 14:43)

Parada sahtecilik suçunda; suça konu sahte paralar, asıllarını tedavüle çıkaran T.C. Merkez Bankası Başkanlığının merkez veya taşra birimlerine gönderilerek, aldatma yeteneğine sahip olup olmadıkları ve sahteliklerinin kolayca anlaşılıp anlaşılamayacağı konusunda görüş alınmalıdır; Kriminal Polis Laboratuarının düzenlediği raporla yetinilerek eksik soruşturmayla hüküm kurulamaz.
(Şerh No: 16077 - Ekleyen: Av.Evren AKÇAY - Tarih : 18-02-2015 14:15)

Davacının, davalı bankadan isteyebileceği masrafların kapsamının yargılama safahatında belirlenecek olması göz önünde bulundurularak belirsiz alacak davası açılabileceğinin kabulü gerekir.
(Şerh No: 16075 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-02-2015 21:29)

İpotek/rehin takibinde alacaklının düşen ilk takibe devam etmesi mümkün olmayıp, yeniden rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapması gereklidir.
(Şerh No: 16074 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 17-02-2015 20:09)

Davacının, özel eğitim ve ilgiye ihtiyaç duyan çocuklara karşı sergilediği söz konusu uygunsuz hal ve hareketleri, haklı fesih sebebidir. Ancak, iş ilişkisinin fiilen sonlandırıldığı tarih ve dolayısıyla feshin hak düşürücü süre içerisinde gerçekleşip gerçekleşmediği dosya kapsamı itibariyle net değildir. İşverence dosyaya, noterlik vasıtasıyla keşide edilen 24.02.2009 tarihli yazılı fesih bildirimi sunulmuş ise de, PTT Genel Müdürlüğü'nün cevabi yazısında fesih bildiriminin tebliğ edilemeyerek ...
(Şerh No: 16072 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 17-02-2015 20:03)

Tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde davacının istifa dilekçesi, davalının savunması ve işten ayrılma bildirgesi ile çelişmektedir. Davalı davacının iş sözleşmesini feshettiğini ikrar ettiği için davanın kabulü gerekirken yazılı şekilde reddi hatalıdır.
(Şerh No: 16073 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 17-02-2015 14:07)

Hüküm verildikten sonra davadan feragat edilmesi ve/veya davanın kabul edilmesi halinde yerel mahkemenin davadan vazgeçme veya kabul hakkında bir karar verebilmesi konusunda 6100 sayılı HMK'da açık bir düzenleme yapılmamış, ancak HMK Yönetmeliği ile bir düzenleme getirilmiştir. HMK'da açık bir hüküm bulunmayan ve İçtihadı Birleştirme Kararı ile yöntemi belirlenmiş bir konuda, yönetmelik hükmüne dayalı olarak, hükümden sonra davanın ele alınması suretiyle ek karar tesis edilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16071 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 17-02-2015 09:06)

Davalı vekili bilirkişi raporuna yaptığı itirazın 2. bendinde ücrete ilişkin iradesini 2000 TL üzerine yoğunlaştırmıştır. Mahkemece söz konusu dilekçe yanlış yorumlanarak aylık ücret alacağı miktarının 4000 TL olarak kabulü isabetsizdir.
(Şerh No: 16070 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 14-02-2015 23:06)

Yerel mahkemece duruşmada tefhim edilen hüküm gerekçe taşımayıp sadece hüküm sonucunu (kısa kararı) içeriyorsa gerekçeli kararın her halükarda davanın taraflarına (taraflar kendilerini vekille temsil ettiriyorlar ise vekillerine) tebliğ edilmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla, sadece hüküm sonucunun (kısa kararın) tefhim edildiği durumlarda, taraflar (ya da vekilleri) duruşmada hazır olsalar dahi gerekçeli kararın taraflara veya vekillerine tebliğ edilmesi gerekir.
(Şerh No: 16069 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 13-02-2015 19:53)

İpotek akit tablosunda yer alan tebligat hükmü, bu adreste ona usulüne uygun bir tebligatın gerekli bulunduğunu ifade eder. 7201 sayılı Kanun'un 34.maddesi gereğince noterler, aynı Kanun'un 35.maddesine göre işlem yapamaz iseler de, noterlerin ilanen tebligat yapmasını engelleyen bir hüküm yoktur.
(Şerh No: 16068 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-02-2015 10:07)

Somut olayda hesap özeti, kredi borçlusu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine ve ayrıca ipotek verene gönderildiğine ve borçlu tarafından adres değişikliği konusunda bir bildirim yapıldığı da ileri sürülmediğine göre, ihtarnamenin, ipotek veren ve aynı zamanda sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefilinin kredi sözleşmesindeki adresine ulaştığı tarih ve borçlu şirketin ticaret sicil adresine ulaştığı tarihin, hesap özetinin tebliğ tarihi olarak kabulü gerekir.
(Şerh No: 16067 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-02-2015 10:06)

FSEK m.80'e istinaden açılan davada, uyuşmazlıkla ilgili kesin yetki kuralı mevcut değildir. Televizyon yayını mahkemenin kaza sınırları içinde de yapılmış olup, davaya bakmaya haksız fiilin meydana geldiği yer mahkemesi de yetkilidir.
(Şerh No: 16066 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-02-2015 13:03)

Dava, davalının davacıdan izin almaksızın ve telif bedeli ödemeksizin davacı meslek birliği üyelerinin eserlerinin kablolu yayın vasıtasıyla yeniden umuma iletiminin gerçekleştirildiği iddiasına dayalı tecavüzün tespiti, FSEK m.68 gereğince tazminat istemine ilişkindir. FSEK m.25/1 anlamında bir yayıncı kuruluş olmayan ve sadece kablo TV işletmecisi olan davalı, kendisine bir ihtar yapılmadığı sürece aynı Kanun'un 68. maddesine dayalı olarak talep edilen telif tazminatından doğrudan sorumlu tutu...
(Şerh No: 16065 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 12-02-2015 12:04)

Davalı,haklı ve geçerli fesih nedenlerini somut veriler ile kanıtlayamamış, kanıtlayamadığı gibi müşterek tanık işverence yapılan soruşturma sonucunda gerçekten ifade etmediği bazı hususların işyeri yetkililerince iradesi dışında tutanağa geçirtildiğini açıklamıştır. Tüm bu olaylar ışığında feshin haklı ya da geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından davanın kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
(Şerh No: 16064 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 11-02-2015 11:08)

Uyuşmazlık konusu olayda; iki davacı birlikte dava açmışlar, sonrasında mahkemece davacıların davalarının ayrılmasına karar verilmiştir. Bu halde, tarafların yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu tutulmaları mümkün olmadığından, ayırma kararına kadar davacılarca yapılan yargılama giderleri titizlikle incelenerek kim tarafından yapılmışsa, kabul ve ret oranına göre onun yararına, kim tarafından yapıldığı belirlenemiyorsa, iki davacı tarafından ortak yapıldığı kabul edilerek yarı oranda dav...
(Şerh No: 16062 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 12:20)

818 S.K. m.101/2 (6098 S.K. m.117/2) gereği borcun ifa olunacağı zaman sözleşme ile belirlenmiş ise ihtar şartı aranmadan bu günün bitmesi ile borçlu mütemerrit olur. Davalı, davacıya ait taşınmazda kiracı olup taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinin özel şartlar 3. maddesinde aylık kira bedellerinin her ayın 17'sinde peşin ödeneceği kararlaştırılmıştır. Mahkemece, davalının işlemiş faiz yönünden sorumlu olduğu miktarın gerektiğinde konusunda uzman hesap bilirkişisi aracılığıyla hesaplana...
(Şerh No: 16061 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 12:20)

Salt fatura düzenlenmesi temerrüde esas olarak kabul edilemez.
(Şerh No: 16060 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 12:20)

Zamanaşımına uğradığından kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitiren bonolara vade tarihinden itibaren faiz talep edilemez. Davacı yanca takip tarihinden önce temerrüt ihtarı çekildiği de iddia ve ispat edilmediğinden mahkemece asıl alacağa takipten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 16059 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 12:20)

Tapu iptal ve tescil, mümkün olmadığı takdirde taşınmazların satış bedeli talepli davada yerel mahkemece verilen karar, "tapu iptali ve tescili talebinin reddinde isabetsizlik bulunmadığı"ndan bahisle yargıtay tarafından onanmış; tashihi karar edilmeyerek; kararın, tapu iptali ve tescil talebinin reddine dair kısmı kesinleşmiştir. Satış bedeli talebinin kısmen kabulüne dair takip dayanağı ilam, taşınmaz mal ile ilgili ayni haklara dair olmayıp satış bedeline dair alacak ilamı niteliğinde oldu...
(Şerh No: 16058 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 09:28)

Takip dayanağı ilamda her ne kadar bedele hükmedilmiş ise de, uyuşmazlığın özünde ayni hakka ilişkin mülkiyet ihtilafı olduğundan bu ilam kesinleşmeden infaz edilemez.
(Şerh No: 16057 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 07-02-2015 09:28)

Hukuksal işlemin borç doğurmasının sebebi irade açıklaması; sebepsiz zenginleşmenin borç doğurmasının sebebi ise kişinin iradesi dışında malvarlığında bir eksilmenin meydana gelmesidir. Sebepsiz zenginleşme alacaklıya, ikinci derecede ( tali nitelikte ) bir dava hakkı temin eder. Mal varlığındaki azalmanın başka asli nitelikteki davalarla önlenmesi mümkün ise, sebepsiz zenginleşme davası gündeme gelemez. Somut olayda; taraflar arasında imzalanan yüklenme senedi, sözleşme niteliğinde olup, uyu...
(Şerh No: 16056 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 04-02-2015 11:39)

Davacının fesih bildiriminde 01.05.2010 tarihinde Kartal'daki marketten taransfer edildiği yazılmış olup fesih tarihine kadar kısa bir süre geçtiği bu sürede davacının önceki yıla göre seviyesinde ne tür olumsuz değişiklikler tespit edildiği işverence somut olarak açıklanmadan yer değiştirilmesi ağır bir yaptırım olup ölçülülük ilkesine aykırı bu uygulama fesih için geçerli neden oluşturmayacağından davanın kabulü yerine yanılgılı değerlendirme ile reddine karar verilmesi bozma nedenidir.
(Şerh No: 16055 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 03-02-2015 19:59)

 Bilgi  [TüketiciK. 65] Reklam Konseyi Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarih ve Sayı: 24.12.2014-29215 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Reklam Konseyinin kuruluş ve görevleri ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir. Dayanak MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 65 inci ve 84 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 3 – (1) Bu Yönetmeliğin uygulanmasında; a) Bakan: Gümrük ve Ticaret Bakanını, ...
(Şerh No: 16054 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-02-2015 09:32)

 Bilgi  [TüketiciK. 60] Tüketici Ödülleri Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarihi: 27.06.2014 Resmi Gazete Sayı: 29043 TÜKETİCİ ÖDÜLLERİ YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; tüketicinin korunması ve bilinçlendirilmesi ile yasal haklarını kullanması konusunda özendirilmesi, tüketici talep ve tercihlerini dikkate alan firmaların ve tüketici hukuku veya tüketicinin korunması ile ilgili bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi için verilecek ödüllere ilişkin usul ve esaslar...
(Şerh No: 15655 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-02-2015 09:25)

 Bilgi  [SigortaK 23] SİGORTA ACENTELERİ YÖNETMELİĞİ
Resmi Gazete Tarih-Sayı: 22.04.2014-28980 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve Kısaltmalar Amaç ve kapsam MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, sigorta acenteliği faaliyetlerinin sigortacılık sektörüne olan güveni artırıcı biçimde sürdürülmesini ve sözleşme taraflarının hak ve menfaatlerinin korunmasını teminen acentelik sisteminin kurumsallaşmasının sağlanması, acentelik faaliyetlerinin çerçevesi ile bu faaliyetlere ilişkin temel ilkelerin belirlenmesidir. (2) Bu Yönet...
(Şerh No: 15502 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-02-2015 09:22)

 Bilgi  [TK. 1530] Geç ödemelere ilişkin temerrüt faiz oranı
* 29.12.2012 tarih ve 28512 sayılı RG.’de yayımlanan Tebliğ ile, (7).fıkrada belirtilen oran ve tutar 01.01.2013 tarihinden geçerli olmak üzere, yıllık yüzde 15, alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek asgari giderim tutarı 95,00 Türk Lirası olarak tespit edilmiştir. ** 1.1.2015 tarih ve 29223 sayılı RG.'de yayımlanan Tebliğ ile, (7.) fıkrada belirtilen oran ve tutar 1.1.2015 tarihinden geçerli olmak üzere, yıllık yüzde 11,50; alacağın tahsili masrafları için talep edilebilecek ...
(Şerh No: 14208 - Ekleyen: Av.Hulusi METİN - Tarih : 03-02-2015 09:03)

 Bilgi  [TüketiciK. 47] İşyeri Dışında Kurulan Sözleşmeler Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarih ve Sayı: 14.01.2015-29236 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, iş yeri dışında kurulan sözleşmeler ile doğrudan satışlara ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, iş yeri dışında kurulan sözleşmeler ile doğrudan satışlara uygulanır. (2) Bu Yönetmelik hükümleri; a) Finansal hizmetler, b) Taşınmaz malların veya bu mallara ilişkin hakların oluşumu, devri v...
(Şerh No: 16053 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-02-2015 08:52)

 Bilgi  [TüketiciK. 21] Taksitle Satış Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik
Resmi Gazete Tarih ve Sayı: 14.01.2015-29236 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, taksitle satış sözleşmelerine ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, tüketici ile kurulan taksitle satış sözleşmeleri ile tüketicinin kira süresi sonunda bir malın mülkiyetini edinme zorunluluğunun bulunduğu finansal kiralama sözleşmelerini kapsar. (2) Bu Yönetmelik hükümleri, katılım bankaları ...
(Şerh No: 16052 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-02-2015 08:51)

 Bilgi  [TüketiciK. 51] Paket Tur Sözleşmeleri Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarih ve Sayı: 14.01.2015-29236 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, paket tur sözleşmelerine ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik; paket tur, paket tatil, paket seyahat veya benzeri isimler altında düzenlenen sözleşmeleri kapsar. (2) Bu Yönetmelik hükümleri; a) Paket turun ayrıntılarının, paket tur düzenleyicisi, aracısı veya katılımcısı tarafından belirlend...
(Şerh No: 16051 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-02-2015 08:51)

 Bilgi  [TüketiciK. 50] Devre Tatil ve Uzun Süreli Tatil Hizmeti Sözleşmeleri Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarih ve Sayı: 14.01.2015-29236 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti, değişim ve yeniden satış sözleşmelerine uygulanacak usul ve esasları düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik hükümleri devre tatil, ön ödemeli devre tatil, uzun süreli tatil hizmeti, değişim ve yeniden satış sözleşmelerini kapsar. (2) Devre tatil sözleşmeleri ile sağlanan hakkın şahsi veya ayn...
(Şerh No: 16050 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-02-2015 08:50)

 Bilgi  [TüketiciK. 52] Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarihi ve Sayı: 24.01.2015-29246 BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; abonelik sözleşmelerine ilişkin uygulama usul ve esaslarını düzenlemektir. Kapsam MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, tüketicinin belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan her türlü abonelik sözleşmesini kapsar. (2) Elektrik, su, doğal gaz ve elektronik haberleşme sektörü dışındaki abonelik sözleşmelerine bu ...
(Şerh No: 16049 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-02-2015 08:22)

 Bilgi  [TCK. 272] Anayasa Mahkemesi'nce m.272/6'daki İptal Kararı Hakkında
Anayasa Mahkemesi'nin 14.01.2015 tarihinde yaptığı toplantıda; Erciş Asliye Ceza Mahkemesi'nin "26.9.2004 günlü, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 272. maddesinin (6) numaralı fıkrasının “…süreli hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, mahkûm olunan cezanın üçte ikisi kadar hapis cezasına hükmolunur.” bölümünün iptaline karar verilmesi istemi"ne dair başvurusu hakkında 2014/116 Esas sayılı dosya üzerinden yapılan toplantıda: "2014/5237 sayılı Kanun’un 272. maddesinin (6) numaralı fıkrasında yer al...
(Şerh No: 16048 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 03-02-2015 08:12)

506 S.K. m.26'da düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalıdır. Yasal düzenleme çerçevesinde kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının 4857 S.K. m.77 hükmü doğrultusunda raporda tartışılması gerekir. İşverenin tamamen kusursuz kabul edilebilmesi için, anılan madde gereğince, iş...
(Şerh No: 16047 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-02-2015 19:30)

Davanın konusu; bir kısım işçilik alacaklarıdır. Davacı işçinin aylık ücret miktarına ilişkin iddiası tanık beyanları ve emsal ücret araştırması sonucu ile doğrulanmıştır. Davacının kıdem durumu ve yaptığı işin niteliği dikkate alındığında, emsal ücret araştırması sonucuna itibar edilmesi gerekir. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Fazla çalışmanın ispatı konusunda iş yeri kayıtları, özellikle iş yerine giriş çıkışı gösteren belgeler, iş yeri iç yazışm...
(Şerh No: 16040 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 01-02-2015 08:43)

İcra müdürlüğünden hacizli malın satışının süresinde istenilmesi yeterli olup diğer satış şartlarının oluşup oluşmadığının irdelenmesi gerekmez. Bir başka anlatımla icra müdürlüğü kıymet takdiri yapılmamış olması yada bir başka sebeple satış talebini reddedemez
(Şerh No: 16046 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 01-02-2015 08:27)

İlama müstenit olan nafakadan kastedilen şey, dava sırasında hakimlikçe kişinin yaşamını sürdürmek için öncelikle ve zaruri olarak hükmedilen bir para olup, ara kararı ile takibe konulmasındaki amaç da, dava sonucu beklenmeksizin nafakanın bir an önce tahsilinin gerekmesidir. Bu nedenle lehine hükmedilen kişinin geçimi için zorunlu olan Medeni Kanunun hükümlerine göre verilen nafakanın birikmesi halinde dahi niteliği itibariyle haczi caiz değildir.İİK. 83. maddesinde ilama müstenit olmayan nafak...
(Şerh No: 16043 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 31-01-2015 10:59)

5510 S.K. m.21'de sigortalıya veya hak sahiplerine bağlanan gelirler yönünden, gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamına, sigortalı veya hak sahibinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere hükmedilebileceği öngörülmüştür. Bunun bir gerçek zarar hesabını gerektireceği açıktır. Gerçek zarar hesabı, tazminat hukukuna ilişkin genel ilkeler doğrultusunda yapılmalıdır: a) Sigortalının veya hak sahibinin tazminat hesabına esas bakiye ömürlerinin belirlenme...
(Şerh No: 16042 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 30-01-2015 11:29)

1- Sigortalı ya da hak sahibini tatmin eden kurumun 5510 sayılı Yasanın 21'inci maddesinin birinci fıkrasındaki rücu hakkı halefiyet hukuksal temeline dayanır. 2- 5510 S.K. m.21/1'deki "sigortalı veya hak sahibinin işverenden isteyebileceği tutar" düzenlemesinden dolayı; sigortalı veya hak sahipleri, işverene karşı tazminat davası açmış ve kesinleşmiş ise bu davada belirlenen gerçek zarar, rücuan tazminat davası açısından Kurumu bağlayıcıdır. Sigortalı ya da hak sahipleri tarafından herhangi ...
(Şerh No: 16041 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 30-01-2015 11:17)

Davacı taraf zimmet durumunun ortaya çıkmasından sonra davalı bankaya müracaat ederek hesabındaki paranın kendisine ödenmesini talep etmiş, davalı banka müfettişlerince yapılan inceleme sonunda davacının bankadan alacağı olmadığı, hatta bankaya borçlu bulunduğu tespit edilerek, davacının talebi 31/12/2002 tarihinde reddedilmiş olmakla böylece davalıyı temerrüde düşürmüştür.
(Şerh No: 16039 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 29-01-2015 11:51)

TMK 702 vd. maddeleri uyarınca elbirliği mülkiyetinde geçerli bir kira sözleşmesinden bahsedebilmek için tüm paydaşların sözleşmeye katılımı zorunludur; tüm paydaşların katılmadığı kira sözleşmesi hukuken geçerli değildir. Somut olayda, bahse konu kira sözleşmesi paydaşlardan biri ile davalı arasında yapılmışsa da; diğer paydaşlar sözleşmede yer almayıp kira aktine icazet verdikleri de iddia edilmiş değildir. Bu durumda geçerli bir sözleşme bulunmadığı gözetilerek el atmanın önlenmesine ve be...
(Şerh No: 16037 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 26-01-2015 15:36)

Taksimi mümkün olduğu konusunda tereddüt bulunmayan, ağaç bedeli, eski hale getirme bedeli ve maden bedeli taleplerine ilişkin davayı tüm mirasçıların birlikte açması gerekir.
(Şerh No: 16036 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 26-01-2015 15:35)

Davacı, evli olduğunu bildiği halde dava dışı eşi ile internet ortamında birlikte olup aşk içerikli sözler söyleyen davalının eyleminin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunu belirterek uğradığı manevi zararın tahsilini istemiştir. Davacının anlaşmalı boşanma davasındaki tazminat istemediğine dair beyanı, genel hükümlere dayalı tazminat isteminden açık bir şekilde vazgeçtiği anlamını taşımayacağı gibi tazminat isteminden feragat edildiği şeklinde de değerlendirilemez. Şu halde davacı ...
(Şerh No: 16035 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-01-2015 19:24)

Somut olayda, talebin trafik kazası sebebiyle maruz kalınan destekten yoksun kalma tazminatının sigorta şirketinden tahsili istemine dair olduğu, davanın, Türk Ticaret Kanunun 1483 vd. maddelerinde sayılan hususlardan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlık Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girmektedir.
(Şerh No: 16034 - Ekleyen: Av.Nihal YILMAZ - Tarih : 24-01-2015 16:42)

Haksız fiilde ve sebepsiz zenginleşmede temerrüt için ihtarın gerekmediği yolunda açık bir yasa hükmü yoktur. Ancak müşterek hukukun "Gaspeden daima temerrüt halindedir" şeklindeki genel ilkesi, günümüzde de uygulama yerine sahiptir. Bu ilkeye göre, haksız fiilin faili ve sebepsiz zenginleşen daima temerrüt halinde bulunduğu için, zaten gerçekleşmiş olan temerrüdü sağlamak üzere alacaklının bunlara ayrıca bir ihtarda bulunması gerekmez. Haksız fiilden doğan tazminat borçlarında, temerrüdün ha...
(Şerh No: 16032 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-01-2015 13:06)

AİLE KONUTU/ EL ATMANIN ÖNLENMESİ/ ECRİMİSİL Dava bağımsız bölüme el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir. Türk Medeni Kanunu'nun 194. maddesinde öngörülen aile konutu şerhi tarafların boşanmaları ve boşanma kararının kesinleşmesi ile dayanağı ve hukuki neticeleri ortadan kalkar. Mülkiyet hakkına değer verilmek suretiyle el atmanın önlenmesi isteğinin kabulüne ve boşanma davasının kesinleşmesinden eldeki davanın açılma tarihine kadar olan süre için belirlenecek ecrimisile...
(Şerh No: 16031 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-01-2015 09:34)

Aile konutu şerhi boşanma kararının kesinleşmesiyle ortadan kalkar. Şerhin şeklen sicil kaydında yer alması bu sonucu değiştirmez.
(Şerh No: 16029 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 17-01-2015 09:24)

Taşınmazın tapu kaydında ihtiyati tedbir şerhinin bulunması ve bu nedenle tescilin yapılamaması, ihale alıcılarının, taşınmazın esaslı vasıflarında hataya düşürülmesi niteliğinde olup, bu husus İİK'nun 134/7. maddesi uyarınca ihalenin feshi sebebidir.
(Şerh No: 16030 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 17-01-2015 09:04)

Alacak ve para, menkul hükümlerine göre haczedilir ise de, bu paranın satılarak paraya çevrilmesi söz konusu olamayacağından satış isteme açısından İİK.nun 106. ve 110. maddelerinin tatbiki düşünülemez. Dosya alacağı paraya konulan haciz 10 yıl sonra düşer.
(Şerh No: 16028 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 17-01-2015 08:50)

Vekil, dayanak ilamda ve takipte taraf olmayıp müvekkili adına vekaleten işgören kişi konumunda olup haksız ödendiği belirlenen paranın iadesi de ancak ilamın ve takibin tarafından istenebilir, vekilden istenilemez.
(Şerh No: 16027 - Ekleyen: Av.Murat MEŞELİ - Tarih : 16-01-2015 18:46)

Kıymet takdirinin yapıldığı tarihten iki yıllık süre geçtikten sonra satışın yapılmış olması başlı başına ihalenin feshi nedenidir.
(Şerh No: 16026 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 16-01-2015 10:43)

Bozma kararından önce konulmuş hacizler, bozma kararı ile birlikte varlıklarını sürdürmekle beraber, bozma tarihi ile alacaklının ilamlı icra takibine devam edilmesini isteyebileceği tarih arasındaki süre içinde satış isteme süreleri işlemez; ancak bu sürelerin kesilmesinden (yeniden başlamasından) de söz edilemez. Bozmaya kadar geçen süre, yeniden karar verildikten sonra geçen süreye eklenir.
(Şerh No: 16020 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 16-01-2015 10:37)

Açık bir onama hükmü bulunmasa dahi, taleplerden biri veya daha fazlası hakkındaki temyiz itirazları Yargıtay'ca reddedilip kararın o bölümü bozma kapsamı dışında bırakılmış ise, reddedilen temyiz itirazlarının ilgili bulunduğu karar bölümü onanmış sayılacağından alacaklının, bozma ilamı kapsamı dışında kalan alacak bölümleri yönünden takibe devam etmesi mümkündür.
(Şerh No: 16019 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 16-01-2015 10:33)

İcra memurunun haczi talep edilen malın İİK m.82 uyarınca haczinin kabil olup olmadığını değerlendirip bu doğrultuda haciz talebini yerine getirip getirmeme konusunda takdir yetkisi var ise de; bu takdir yetkisi malın, İİK m.82 kapsamında haczinin kabil olup olmadığı ile sınırlıdır, bunun dışında haciz talebini reddetme yetkisi yoktur. Somut olayda; binanın tapusunun bulunmadığı, hakkında yıkım kararı bulunduğu, satışının mümkün olmadığı belirtilerek alacaklı vekilinin talebi reddedilmiş ise ...
(Şerh No: 16025 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-01-2015 10:26)

Hacze dair talimat yazısı genel nitelikli olmayıp da belli bir malın haczini isteyen "nokta haczi" biçiminde yazılmış ise, bu halde anılan hacizle ilgili şikayet, talimatı yazan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesince incelenir. Yine haciz işlemi talimat yoluyla değil de doğrudan müzekkere yazılarak yapılmış ise, şikayetleri inceleme yetkisi haciz işlemini yapan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine aittir.
(Şerh No: 16024 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-01-2015 10:26)

Hacizle ilgili şikayetler, kendisine talimat yazılan icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesince çözümlenir. Ancak, talimat yazısı genel nitelikli olmayıp da belli bir malın haczini isteyen "nokta haczi" biçiminde yazılmışsa bu halde anılan hacizle ilgili şikayet, talimatı yazan icra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine; haciz işlemi talimat yoluyla değil de doğrudan müzekkere yazılarak yapılmışsa, bu halde şikayetleri inceleme yetkisi haciz işlemini yapan icra dairesinin bağlı olduğu ...
(Şerh No: 16023 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-01-2015 10:26)

“Devlet malları” kavramı “Devlet tüzelkişiliği içindeki genel ve katma bütçeli dairelerin ellerinde bulunan ve idare ve muhasebesi 1050 sayılı Muhasebei Umumiye Kanununa tabi malları" kapsar.
(Şerh No: 16021 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 15-01-2015 22:08)

Boşanma ilamı ile velayeti babaya verilen küçüğün, anneyle kişisel ilişki kurması uygun görüldüğüne göre, kişisel ilişki kurulmamasına da mahkemece karar verilir. İcra Müdürlüğünce, ilamın icrası sırasında, infazın çocuk psikolojisi açısından olumsuzluğuna değinen uzman beyanı dikkate alınarak, çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin ilamın yerine getirilmemesi yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 16018 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 15-01-2015 20:19)

Çatı tamirat gideri olarak 4.750,00 TL'nin faiz ve masraflarla birlikte davalı site yönetiminden tahsili talepli dava mahkemece pasif husumet yokluğundan reddedilmiş ise de; Ortak yerlerde yapılması gerekli onarımların yapılmamasından dolayı bağımsız bölümlerinin zarar gördüğü ve yönetim tarafından ivedilikle bu tadilat, tamirat ve onarımların yapılmasının talep edilmesi halinde doğrudan hakim müdahalesi istenebilir. Ayrıca 634 S.K. m.35 hükmünde, anagayrimenkulün gayesine uygun olarak kullan...
(Şerh No: 16017 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-01-2015 15:04)

 Bilgi  [TüketiciK. 61] Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarihi ve Sayı: 10.01.2015 - 29232 Gümrük ve Ticaret Bakanlığından: TİCARİ REKLAM VE HAKSIZ TİCARİ UYGULAMALAR YÖNETMELİĞİ BİRİNCİ KISIM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; reklam veren, reklam ajansları, mecra kuruluşları ve reklamcılık ile ilgili tüm kişi, kurum ve kuruluşlar ile ticari uygulamada bulunanların uyması gereken ilkeleri ve bu ilkeler çerçevesinde yapılacak inceleme esaslarını belirlemek ve haksız ticari uygula...
(Şerh No: 16016 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-01-2015 12:29)

 Bilgi  [İşK. 112] Yeni Düzenlemenin Zaman Bakımından Uygulanma Sorunu Hk
Yeni düzenlemenin zaman bakımından uygulanması hakkında boşluk bulunmaktadır. Bu düzenleme yasanın yürürlük tarihinden önce başlayan çalışmaları kapsayacak mıdır? Yasanın yürürlük tarihinden önce işten ayrılanlar hakkında hüküm ifade edecek midir? Eğer yayınlanacak yönetmelikte bu hususta bir düzenleme yapılmaz ise ciddi bir karmaşa yaşanması kaçınılmazdır.
(Şerh No: 16015 - Ekleyen: Av.Nihal YILMAZ - Tarih : 09-01-2015 18:12)

TİCARİ KREDİ- KREDİ TAHSİS VE DEĞERLENDİRME KOMİSYONU-İADE TALEBİ: Borçlar Kanunu 21 - 25 - 26. maddeleri gereğince sözleşme taraflarının kararlaştırılacak miktarları ve oranlarının asgari ve azami hadlerinin açıkça belirlenmesi gerektiği; ancak iş bu davaya konu sözleşmede de bu hususların açıkça belirlenmediği, matbu olarak tanzim edildiği, bu durumun kredi kullanan aleyhine ve MK. 2 maddesine uygun olmadığı, uygulamadan Türkiye İş Bankası ve T.C Ziraat Bankası'nın dava konusu komisyon ile...
(Şerh No: 16010 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-01-2015 11:29)

Davacı işçi, davalı işveren tarafından iş akdinin haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı isteklerinin hüküm altına alınmasını istemiştir. Davalı, davacının işyerine 03.08.2009 07-09-23-24-25-28-29-30.09.2009 tarihlerinde mazeretsiz olarak işe gelmediğini, işverenin iş akdini haklı nedenle fesih ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece, davacının haklı sebeple fesihte 6 günlük hak düşürücü süre bulunduğu, bu süre içinde akdin f...
(Şerh No: 16014 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-01-2015 11:22)

Davalı işveren, davacının iş sözleşmesini devamsızlık sebebiyle haklı sebeple feshettiğini savunmuştur. Gerçekten davacı iddiası ile de sabit olduğu üzere davacı 30 Eylül 2008 Salı, 1 Ekim 2008 Çarşamba ve 2 Ekim 2008 Perşembe tarihlerinde olan Ramazan Bayramı sonrası 3 Ekim 2008 Cuma günü normal çalışma olmasına rağmen memurlara idari izin verildiği, kendisinin de idari izinli olduğunu zannettiği için işe gelmediğini kabul etmektedir. Yine davacının da kabulünde olduğu gibi davalı işveren davac...
(Şerh No: 16013 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-01-2015 11:22)

Davacı işçi, iş akdinin davalı işveren tarafından feshedildiğini belirterek tazminat ve işçilik alacaklarını istemiştir. Davalı, davacının kendisine zimmetli araçla tek taraflı kaza yaptığını, kazanın ertesinde talebi üzerine 3 gün kendisine izin verildiğini, izin süresinin bitmesine karşın davacı işçinin işe gelmediğini, bunun üzerine tutanak düzenlendiğini, bu sırada davacı işçinin de şirkete ihtarname gönderdiğini, ihtarnamede bir kısım alacaklarının ödenmesinin talep edildiğini, ihtarname...
(Şerh No: 16012 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-01-2015 11:22)

Davacı işçi, iş sözleşmesinin 30.07.2010 tarihinde işveren tarafından haksız olarak feshedildiğini, davalı ise davacının üst üste iki gün devamsızlık yapması nedeniyle 11.08.2010 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Davacı tanıklarından birinin fesihle ilgili bilgisi duyuma dayalı olduğundan, diğeri ise davacının eniştesi olup akrabası olması nedeniyle beyanlarına itibar edilmemesi gerektiğinden; davalı işveren ise, davacının yapmış olduğu devamsızlıkları tutanak altına almış...
(Şerh No: 16011 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-01-2015 11:22)

İhaleyle alınan işlerde alt işverenler arasında işyeri devri olarak kabul edilecek ve edilmeyecek durumlar açıklanmış; bu hususların işçilik alacaklarına etkisi irdelenmiştir.
(Şerh No: 16009 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 05-01-2015 11:40)

Davacı, sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, işe iade kararına rağmen işe başlatılmadığını iddia ederek işçilik alacaklarını talep etmiştir. Davalı Belediye olup yapılan iş ve işlemler resmi kayıtlara dayalı olmak zorunda olduğundan davacı, çalıştı ise hangi tarihlerde çalıştığını ve yaptığı çalışmaları somut olarak resmi belgeleriyle ispatlamalıdır.
(Şerh No: 16008 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 05-01-2015 11:24)

Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zaman zaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçini...
(Şerh No: 16007 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 05-01-2015 11:13)

Mühür bozma suçunun fiil öğesi yönünden hukuka aykırılık unsurunun oluşması için, mühürleme yetkisinin kanuni dayanağının bulunmasının zorunlu olup; mühürleme tarihinden önce özelleşmiş şirketin özel hukuk tüzel kişisi olarak kamusal yetki kullanma hakkı olmadığından, Anayasa ve Kanuna dayalı kamusal yetkiyi kullanan bir makam tarafından konulmuş mühürleme işleminin bulunmaması nedeniyle, TCK m.203' teki "mühür bozma" suçunun unsurları oluşmaz.
(Şerh No: 16006 - Ekleyen: Av.Gülgün İNCESOYLAR DİLKİ - Tarih : 29-12-2014 08:56)

Başvurucu, 1979 yılında açılan ve 1993 tarihinde asli müdahil sıfatıyla katıldığı tespite itiraz davasının hali hazırda ilk derece mahkemesi önünde derdest olması nedeniyle "makul sürede yargılanma hakkının" ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvurucu, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle taşınmazını uzun süren kullanamadığını ve gelirinden istifade edemediğini belirterek, 41.703,25 TL maddi ve 80.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. HÜKÜM: A. B...
(Şerh No: 16005 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-12-2014 22:20)

Ölü kişi hakkında dava açılamaz ise de, Yargıtay uygulamalarında, ortaklığın giderilmesi davalarının özelliği dikkate alınarak ölü paydaşın mirasçılarının saptanması ve davanın kendilerine yöneltilmesinin sağlanması suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
(Şerh No: 16004 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-12-2014 11:45)

Ortaklığın giderilmesi davaları özelliği olan davalardan olup verilecek hükümler her iki taraf için de benzer sonuçlar doğurur ve bu davalara uygulanacak hükümler de HUMK'da özel olarak belirtilmiştir. Bu nedenle ölü şahıs hakkında dava açılamaz kuralı bu davalarda uygulanmaz.
(Şerh No: 16003 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-12-2014 11:45)

Ölü kişiye karşı dava açılamaz ise de; ortaklığın giderilmesi davasının özelliği nedeni ile; ölü kişiye karşı açılan dava reddedilmeyip, murisin veraset ilamına göre tesbit edilen mirasçılarının davaya dahil edilmesi gerekir.
(Şerh No: 16002 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 25-12-2014 11:45)

Hükmi şahısların ticaret sicilinde yazılı adreslerine 7201 Sayılı Kanun'un 21. maddesine göre gönderilen tebligatlarda tebliğ memurunun "muhatabın adreste bulunmaması halinde, bunun nedeninin belirlenmesi ve tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceğinin tespit edilmesi"ne dair araştırma yapması gerekmez; araştırma yapılmamış olması tebligatın usulsüzlüğü sonucunu doğurmaz.
(Şerh No: 16001 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-12-2014 11:04)

Mecra irtifakının geçerli olarak doğabilmesi için ( diğer unsurların varlığı yanında ) mecra irtifakı sözleşmesinin yasada öngörülen şekilde yapılmış olması zorunludur ( TMK 781 ). Bununla beraber mecra irtifakı, TMK m.780/ilk cümlesindeki buyurucu hüküm uyarınca tapu siciline kaydedilmedikçe ( tescil olunmadıkça ) sadece sözleşme yapılmış olması olgusu irtifakın hükümlerinin yerine getirilmesi için bir talep hakkı vermeyecektir. Ne var ki, TMK m.780, taşınmazlar üzerinde ayni bir hak iktisabını...
(Şerh No: 16000 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-12-2014 15:11)

Uygulamada mecra irtifakından kasıt elektrik, su gibi enerji veya sıvı maddelerin naklini sağlayan tesisattır ve yasanın düzenleniş şeklinden mecra geçirme hakkının sadece komşulara tanınmış bir hak olduğu da anlaşılmaktadır. Komşu sayılamayacak sınai teşebbüsler, ihtiyaçları sebebiyle mecra tesisini teminen TMK m.744'ten faydalanamaz.
(Şerh No: 15999 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-12-2014 14:43)

Somut olayda yasada öngörülen zamanda satış istenmediğinden haciz kalkmış ise de; "haciz isteme hakkı" süresi içinde yerine getirilmiş olduğundan; yeniden haciz uygulanabilmesi için yenileme harcı alınmasına ve borçluya yenileme tebliğine gerek yoktur.
(Şerh No: 15998 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 22-12-2014 15:10)

Dava dosyasının incelenmesinden, kanser rahatsızlığı bulunan davacının tedavisinde kullanılması için "taksan" ve "trastuzumab" ileberaber "Perjeta" kombinasyon tedavisi planlandığı gerekçesiyle doktoru tarafından endikasyon dışı ilaç kullanımı için davalı idareden istenilen iznin dava konusu13..11.2013 tarih ve 506.01 sayılı işlem ile reddi üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu olayda, davacının kanser olduğu, rahatsızlığının tedavisinin yapıldığı hastaned...
(Şerh No: 15997 - Ekleyen: Av.Egemen BÜYÜKKARAGÖZ - Tarih : 21-12-2014 12:04)

Boşanma dosyası Yargıtay'da iken, mahkemece hükmedilen tedbir nafakalarının arttırılması davacı tarafından istenilmiştir. Yerel Mahkeme yoksulluk ve iştirak nafakasının henüz kesinleşmediğinden arttırılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile davayı reddetmiştir. Yargıtay, "boşanma dosyasının kesinleşmesinin" beklenerek gerekli araştırma yapılarak karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
(Şerh No: 15996 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-12-2014 22:42)

İnternet Erişim Sağlayıcı tarafından otomatik olarak sağlanan DNS adresinin Google tarafından sunulan DNS adresi ile değiştirilmesi eylemi, İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkındaki Yönetmeliğin 5. maddesinde DNS değişikliği ile kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığından dolayı suç kabul edilmemiştir. Bu nedenle yerel mahkeme kararı bozularak idari para cezasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
(Şerh No: 15995 - Ekleyen: Av.M.Gökhan AHİ - Tarih : 18-12-2014 22:53)

Dava, asıl işveren sıfatıyla işçiye ödenen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının sözleşme uyarınca alt işverenlerden rücuan tahsili istemine ilişkindir. Davalı alt işverenler işçi alacaklarından olan kıdem tazminatından işçinin kendi sözleşme sürelerine isabet eden çalışma süresi ile sınırlı olarak sorumlu olup, son alt işverenin kıdem tazminatından olan sorumluluğunun da buna göre hesaplanması gerekmektedir.
(Şerh No: 15994 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-12-2014 12:02)

Sigorta sözleşmesinin başlangıç tarihi olan 29.04.1997 de B____'e mide kanseri olduğuna dair kesin bir teşhis konulmamıştır. Kaldı ki, böyle bir teşhis konulmuş olsa bile, içinde yaşadığımız toplumdaki uygulama, "kanser" gibi hastalıkların hasta olan şahıstan gizlenmesi, söylenmemesidir. Davacı tanıkları da aynı şekilde ifade verdiklerine göre, sigortalı B____'in sigorta sözleşmesi yapılırken teklifnamede mide kanseri olduğunu bildirmemesi, gerçeğe aykırı beyanda bulunma olarak addedilemez.
(Şerh No: 15993 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-12-2014 19:36)

Alacaklı, 5.4.1986 vadeli senet için borçlu aleyhine 8.11.1988'de (zamanaşımı süresi içerisinde) başlattığı takibinden "başka bir takipte bulunmak üzere takipten feragat ediyorum" şeklinde vazgeçmiş; akabinde 17.6.1991 tarihinde tekrar takip başlatmıştır; davacı borçlu zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, zamanaşımı süresi içerisinde başlatılan ilk takipten vazgeçilmiş olmasının, hakkın özünden vazgeçme olarak nitelendirilemeyeceğinden bahisle; borçlunun zamanaşımı i...
(Şerh No: 15992 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 09-12-2014 12:54)

Müteahhit ile arsa sahipleri arasında "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi" akdedilmiş; davalı idare, müteahhidin vergi borçlarından dolayı, kat karşılığı inşa edilen yerin tapu kaydına haciz şerhi işletmiştir. Davacılar, müteahhidin vergi borçları nedeniyle uygulanan haciz işleminin iptalini talep etmektedirler. Vergi Dairesince, 6183 sayılı Yasa’ya göre kamu alacağının(vergi borcunun) tahsili amacıyla kamu gücüne dayalı, resen ve tek yanlı ol...
(Şerh No: 15991 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-12-2014 13:14)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,18703198 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.