Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

Düğünde kadına takılan ziynet eşyaları(altın vs.) kim tarafından takılırsa takılsın KADINA BAĞIŞLANMIŞ sayılır ve boşanma vesair davalarda kadının kişisel malı sayılmalıdır.
(Şerh No: 16361 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 19-11-2015 15:04)

Tapuda aile konutu şerhi olsun yahut olmasın, sair konut eşin rızası olmadan devredilir veya konuta ipotek konulursa tüm bu işlemler diğer eşin "açık" rızası olmadığından ötürü geçersiz sayılacaktır.
(Şerh No: 16360 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 19-11-2015 11:14)

 Önerge  [HMK. 282] Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte değerlendirir.
(Şerh No: 16358 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 19-11-2015 10:06)

 Türkçe  [HMK. 266] Mahkemenin önündeki olayın anlaşılması, hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuk bilgisiyle çözümlenemiyorsa; mahkeme kendiliğinden veya taraflardan birinin talebiyle bilirkişi tayinine karar verir.
(Şerh No: 16356 - Türkçeleştiren: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 19-11-2015 09:46)

Davacının iş akdinin feshinin geçersiz kılındığı tarih itibariyle çalıştığı pozisyon mevcut olup, pozisyonun kaldırılması ya da o pozisyonda başka işçi çalıştırılmasının sorumluluğu davacı işçiye yüklenemez. Bu nedenle davacıyı iş akdinin feshedildiği tarihteki işinde tekrar işe başlatmayıp, il dışı işyeri öneren işverenin davacıyı işe başlatmadığının kabulü ile sonuca gidilmesi gerekirken, davanın yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
(Şerh No: 16355 - Ekleyen: Av.Ali EKMEKÇİ - Tarih : 18-11-2015 21:13)

Aldatılan eş, aldatan eşinin ilişkide olduğu üçüncü kişiden aldatma eylemi sebebiyle manevi tazminat talep edemez. Bu talebe TMK.'da imkan verilmediği gibi, TBK.'nun 49., 58. ve 61 ve 62. maddeleri de talebin reddini zorunlu kılmaktadır.
(Şerh No: 16354 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 06-11-2015 12:50)

Dava, kişilik haklarına saldırı sebebiyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, toplanan delillere göre davalının, davacının eşi ile evli olduğunu bilerek birlikte olduğu hususu sabit görülerek davanın kısmen kabulüyle davacı eş yararına manevi tazminata hükmedilmiştir. Davalının doğrudan davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Söz konusu Yasada yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekl...
(Şerh No: 16353 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 06-11-2015 12:35)

"Geminin çalıştırılmamasının kusur ve sorumluluğunun müvekkilime yükletilmesi hukuk ve adalet anlayışınızı rencide etmiyor ve bu haksızlık içinize siniyor ise düzeltme istemimizi reddedin, aksi durumda kararınızı düzeltin" cümleleri içeren karar düzeltme dilekçesi münasebetsiz evrak olarak kabul edilmiştir.
(Şerh No: 16352 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 27-10-2015 10:15)

Satış talep edilmeksizin yatırılan satış avansı geçersizdir.
(Şerh No: 16351 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 25-10-2015 11:55)

Satış isteme süresi satış talebi ile durduktan sonra ihalenin feshedilmesi halinde süre kaldığı yerden işlemeye devam eder. Herhangi bir nedenle sürenin durması halinde ise süre kalan yerden hesaplanır. Bir diğer ifade ile sürenin hesabında zamanaşımının kesilmesine benzer bir uygulama yapılmayıp durmaya ilişkin yöntem izlenmelidir. Yani iki yıllık süre yeni baştan değil kaldığı yerden hesaplanmalıdır.
(Şerh No: 16350 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 25-10-2015 11:53)

Her zaman düzenlenmesi mümkün olan bono, tek başına sıra cetvelindeki alacağı kanıtlamaya yeterli değildir.
(Şerh No: 16349 - Ekleyen: Efe Cüneyt ÖZGÜR - Tarih : 23-10-2015 23:48)

Dosya kapsamında ödemeden takipten önce alacaklı vekilinin haberdar edildiği ispatlanamadığından, anılan ödemenin kısmi ödeme olduğunun kabulü gerekir.
(Şerh No: 16348 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2015 16:51)

Ödemenin takip tarihinden önce yapıldığı görülmekte ise de, alacaklının bu ödemeden takipten önce haberdar edildiğine dair bilgi ve belge bulunmadığından, alacaklının takibi başlatmasında usule aykırı bir durum bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16347 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2015 16:49)

Karşı dava süresinde açılmamış olsa dahi ret veya karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmeyip, esasen tefrik edilmesi gerekir. Ancak karşı dava da boşanmaya ilişkin olduğuna göre davalardan biri hakkında verilecek hüküm diğerinin sonucunu etkileyecektir. Bu itibarla aralarındaki bağlantı nedeniyle tefrik edilse dahi birleştirilmesi gerekecektir. O nedenle dava ve karşı davanın birlikte görülmesi ve delillerin birlikte değerlendirilerek sonuca gidilmesi usul ekonomisine uygun d...
(Şerh No: 16345 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-10-2015 10:57)

UYAP sistemine göre, bir mahkeme kararı hakim ve katip tarafından elektronik ortamda imzalanıp onaylanmadıkça avukat portalında görülemez. İlamın içeriğine de itiraz edilmemiştir. Bu nedenle hakim tarafından elektronik ortamda imzalanıp, onaylanan ve UYAP avukat portalından editör programı ile yazdırılmış ilamın takibe konulmasında Yasa'ya uymayan bir yön bulunmadığından, icra emrinin iptali talebinin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
(Şerh No: 16344 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 13-10-2015 10:48)

 Bilgi  [HMK. 334] TÜZEL KİŞİLER ADLİ YARDIMDAN FAYDALANABİLMELİDİR.
Uluslararası hukuk normları, tüzel kişilerin de adli yardımdan faydalanabilmesini gerektirmektedir. Mal varlığını kaybetmiş, tüm hesaplarına ve mallarına haciz uygulanmış bir şirketin çok yüksek meblağ tutabilecek mahkeme masraflarını ödemesi mümkün değildir. Hak kayıpları yaşanır. Türkiye'nin 5242 sayılı kanunla tarafı olduğu, Avrupa Sözleşmesinde adli yardım talebi yönünden gerçek ya da tüzel kişi ayrımı mevcut değildir. Ayrıca tarafı olduğumuz, Adalete Uluslararası Erişim Hakkında Lahey Sözle...
(Şerh No: 16343 - Ekleyen: Kenan YÜCE - Tarih : 07-10-2015 01:22)

 Bilgi  [MK. 295] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 291 inci maddesini karşılamaktadır. Madde, 1984 tarihli Öntasarının 281 inci maddesinin ilk üç fıkrasından aynen alınmıştır. Yürürlükteki metinde yer, alan, babanın ölümü veya ayırt etme gücünden devamlı surette yoksun bulunması hâlinde çocuğun babanın babası tarafından tanınabilmesi olanağı maddeye alınmamıştır, ölüm veya ayırt etme gücünün kaybı hâllerinde ana veya çocuk babalık davası açabilir. Yapılan düzenlemede, yürürlükteki Kanundan farklı olarak, tanım...
(Şerh No: 479 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-09-2015 11:07)

İflasın Ertelenmesi süreci içerisinde doğan prim borçlarından dolayı şirket temsilcisi aleyhine takip yapılamaz.İflasın Ertelenmesi Sürecinin 506 S.K. Kapsamında Şirket Temsilcilerinin Sorumlu Olduğu Borcu Yerine Getirmemesini Çekilmez Derecede Güçleştiren Veya İmkânsız Kılan Objektif Sebeplerden Sayılması Gerekir....
(Şerh No: 16342 - Ekleyen: Ali Rıza ÖZALP - Tarih : 14-09-2015 14:36)

18 yaşın ikmali ile iştirak nafakası kendiliğinden sona erer. Bu şekilde sona eren iştirak nafakasının yorum yolu ile sürdürülmesi mümkün değildir.
(Şerh No: 16341 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 08-09-2015 13:48)

Davacı, 5580 S.K. kapsamında belirli süreli iş sözleşmesi ile istihdam edilmiştir. İş sözleşmesinin yenilenmiş olması, sözleşmenin belirli süreli niteliğini değiştirmez. Davacı belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığından iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.
(Şerh No: 16340 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 08-09-2015 09:23)

 Bilgi  [TCK. 161] TCK 161. maddeyle ilgili suçların yargılanması Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN'ın 12. maddesi gereğince bu suçlarla ilgili davalar Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür: Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.) Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza ...
(Şerh No: 16339 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 06-09-2015 17:38)

 Bilgi  [TCK. 158] Nitelikli dolandırıcılıkla ilgili suçların yargılanması Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN'ın 12. maddesi gereğince bu suçlarla ilgili davalar Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür: Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.) Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza ...
(Şerh No: 16338 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 06-09-2015 17:37)

 Bilgi  [TCK. 204] TCK 204.madde ikinci fıkradaki suçun yargılanması Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN'ın 12. maddesi gereğince bu suçlarla ilgili davalar Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür: Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.) Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza ...
(Şerh No: 16337 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 06-09-2015 17:36)

 Bilgi  [TCK. 250] TCK 250 1 ve ikinci fıkrayla ilgili suçların yargılanması Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN'ın 12. maddesi gereğince bu suçlarla ilgili davalar Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür: Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.) Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza ...
(Şerh No: 16336 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 06-09-2015 17:35)

 Bilgi  [TCK. 148] TCK 148.maddeyle ilgili suçların yargılanması Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN'ın 12. maddesi gereğince bu suçlarla ilgili davalar Ağır Ceza Mahkemelerinde görülür: Madde 12- (Değişik: 21/2/2014 – 6526/2 md.) Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza ...
(Şerh No: 16335 - Ekleyen: Sinan ÖZTÜRK - Tarih : 06-09-2015 17:33)

Offence shall mean an unfair action which the law requires an administrative sanction in return.
(Şerh No: 16178 - Çeviren: Hasan ERDEM - Tarih : 25-08-2015 22:04)

Davacı vekili, dava dilekçesinin sonuç kısmında talep ettiği her alacak için bir miktar yazdıktan sonra parantez içinde “belirsiz” ibaresini kullanarak işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Ayrıca yargılama sırasında alınan bilirkişi raporuna göre alacak miktarının artırılması talepli dilekçesinde ise “belirsiz alacak davasındaki” taleplerini artırdığını belirterek davasının belirsiz alacak davası olduğunu açıkça beyan etmiştir. Davacı vekilinin talebinin açıkça belirsiz alacak davası ...
(Şerh No: 16334 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-08-2015 15:56)

 Önerge  [TCK. 207] (1) Bir özel belgeyi başkalarını aldatmak için maddi olarak ve/veya gerçeğe aykırı bilgi, içerik ile sahte olarak düzenleyen veya gerçek bir özel belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren ve kullanan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(Şerh No: 16333 - Ekleyen: Av.Sedat YÜCE - Tarih : 16-08-2015 23:09)

 Bilgi  [TCK. 207] Özel belge muhtevasının başkalarını aldatacak şekilde gerçek dışı olması
TCK 207 Madde özel bir belgenin maddi olarak sahte düzenlenmesini konu edinmekte, başkalarını aldatma ve kullanılma şartlarına bağlamaktadır. Belgenin gerçeğe aykırı bilgiler içermesi (fikri sahtecilik) suç konusu olarak kanun kapsamı dışında tutulmuştur. TCK 204. Maddesi ise gerçeğe aykırı belge düzenlemeyi, kamu görevlileri ve resmi evrakla sınırlandırmıştır. Dolandırıcılık eylemlerinde kullanılan özel evraklar çoğunlukla fikri sahtecilik kapsamında hazırlanabilmektedir. Eski TCK açıkça tarif ...
(Şerh No: 16332 - Ekleyen: Av.Sedat YÜCE - Tarih : 16-08-2015 22:38)

Yasa ile tanınmış emeklilik nedeni ile fesih hakkının kullanması ile birlikte kıdem tazminatına hak kazanılacağının kabulü gerekir. İşçinin hangi amaçla bu hakkı kullandığı, kıdem tazminatına hak kazanması açısından önem arz etmemektedir.
(Şerh No: 16331 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 13-08-2015 14:53)

Davacı-karşı davalı erkeğin de güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, eşini istemediğini, sevmediğini söylediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu olaylar göz önüne alındığında; evlilik birliği temelinden sarsılmıştır.Bu sonucun gerçekleşmesinde her iki taraf da kusurludur.
(Şerh No: 16329 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 13-08-2015 09:14)

Hak sahibi erkek çocuğun onsekiz yaşını, lise ve dengi öğrenim görmesi halinde yirmi yaşını, yükseköğrenim yapması halinde yirmibeş yaşını doldurduğu tarihte gelirden çıkacağı, kız çocuğunun ise evlenme tarihine kadar gelire hak kazanacağı kabul edilerek, evlenme yaşının rapor tarihine en yakın TUİK Türkiye "ortalama evlenme yaşı istatistikleri"ne göre belirlenmesi gerektiği işbu kararda belirtilmiş olup, hesaplanacak tazminatlarda bu husus dikkate alınacaktır.
(Şerh No: 16330 - Ekleyen: Av.Arif Sadi KIŞLA - Tarih : 06-08-2015 11:20)

Kefalet sözleşmesi 818 sayılı B.K. yürürlükte iken kanuna uygun olarak kurulduğundan 6098 sayılı T.B.K.'nın 583. maddesindeki düzenlemeden dolayı geçersiz kabul edilemez.
(Şerh No: 16328 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 02-08-2015 14:16)

Kesinleşen anlaşmalı boşanma davasında mahkeme kararı ile onanan protokoldeki "tarafların karşılıklı mal taleplerinin bulunmadığına" ilişkin ifade, mal rejiminden kaynaklanan alacağı da kapsar.
(Şerh No: 16327 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 02-08-2015 12:56)

Sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü protokolle üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması ya da azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz. Çünkü kendi kusuru (basiretsizliği vb.) ile mali imkanlarını zorlayan tarafın MK. nun 2. maddesinden yararlanması söz konusu olamaz.
(Şerh No: 16326 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-08-2015 22:35)

Davacı karar düzeltme talep ederek bankanın objektif özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini belirterek bozma kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Gerçekten de, davalı bankanın ipotek işlemi sırasında davacı kocanın rızasını almadığı gibi muvafakatnamedeki imzanın da davacı kocaya ait olmadığı anlaşılmaktadır. Banka, davacı kocanın rızasını gösteren muvafakatname istediğine göre taşınmazın aile konutu olduğunu biliyor demektir. Basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı bankan...
(Şerh No: 16325 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 21-07-2015 22:17)

İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye ...
(Şerh No: 16324 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-07-2015 15:48)

Aile konutu olan taşınmazı, diğer eşin açık rızası olmadan, hak sahibi eşten devralan kişinin iyi niyetli olması halinde kazanımı korunur, kötü niyetli ise kazanımı korunmaz ve üzerindeki tescil, yolsuz tescil niteliğini alır. Taşınmazı ilk devralanın, bir başka kişiye taşınmazı devrinde TMK m.194 koşulları artık aranmaz. Bu durumda taşınmazı en son devralan, kendisine bu taşınmazı devreden üzerindeki tescilin yolsuz olduğunu biliyor veya bilmesi gerekiyorsa, bu tescile dayanamaz.
(Şerh No: 16323 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 13-07-2015 10:34)

Dava; avukat olan davacının, yanında çalıştığı davalı avukattan, takip etmiş olduğu dava ve takipler dolayısıyla ödenmeyen vekalet ücretinin tahsili taleplidir. Davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait olabilmesi için taraflardan birinin tüketici olması gerekir. Davacı, tüketici vasfını taşımadığından davaya bakma görevi tüketici mahkemesine ait değildir.
(Şerh No: 16322 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-07-2015 14:59)

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun yürürlüğe girdiği 28.05.2014 tarihinden sonra açılan davada; 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu m.44/2'nin uygulanma imkanı kalmamakla; bankanın, kredi kartı hamili olan tüketiciye karşı açtığı davaya bakma görevi tüketici mahkemesine aittir.
(Şerh No: 16321 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 10-07-2015 14:45)

Dava dilekçesinde davacının, salt araçtaki arızanın ücretsiz onarımını talep etmiş olması; aksi yönde açık bir irade beyanı bulunmadığından, 4077 sayılı Kanunun 4. maddesinde öngörülen diğer seçimlik haklarını terk ettiği sonucunu doğurmaz. Yenisi ile değiştirilmesini isteme koşulları gerçekleşen araca ilişkin olarak; dava dilekçesinde tercih hakkını ücretsiz onarım yönünde kullanan davacının, ıslaha gerek olmaksızın aracın misliyle değiştirilmesi şeklinde değiştirebileceği kuşkusuzdur.
(Şerh No: 16320 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-07-2015 22:04)

Dava; katılma alacağı taleplidir. Davacı, feragati nedeniyle reddedilen birinci boşanma davasında; dava dilekçesi ile birlikte aynı zamanda aynı gerekçelerle katılma alacağı da talep etmiş; işbu boşanma davasının görüldüğü mahkemeye hitaben yazdığı 24.01.2007 havale tarihli dilekçesiyle "... açmış olduğu davadan ve boşanma isteğinden feragat ettiğini, yine davalının banka hesabında bulunan paranın davalıya ait olduğunu, aracın davalının kendi parasıyla alındığını, ev için ödenen bedelin de b...
(Şerh No: 16319 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 06-07-2015 17:59)

Davalı kocaya babası tarafından 30.5.2002 tarihinde bağışlandığı anlaşılan arsanın, kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu edilmesi sonucu edinilen 2 numaralı daire, 4721 S.K. m.220/1-b.4 gereğince kişisel mal yerine geçen değer olup; bu taşınmaz üzerinde davacı kadının katılma alacağı bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16318 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 06-07-2015 14:02)

Davacı, bankada davalı eşi ile müşterek hesaplarındaki paranın tamamının davalı tarafından çekildiğini ileri sürerek, 1/2'sinin tahsilini talep etmiştir. Mal rejimi dışındaki akdi ilişkiye dayanan bu talep, aile mahkemesinin değil asliye mahkemesinin görevi kapsamındadır.
(Şerh No: 16317 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 04-07-2015 19:04)

Annenin bebeğini bakma yükümlülüğünü yerine getirmemek suretiyle ölümüne neden olma eylemi nedeniyle suçun işleniş şekli ve özelikleri sanığın suç kasti ve saiki dikkate alınarak TCKm.83/3 hükmü göz önüne alınmıştır.
(Şerh No: 16316 - Ekleyen: Stj.Av.Yakup Gökhan DOĞRAMACI - Tarih : 03-07-2015 21:18)

Dava konusu taşınmaz, davacı kadının her yıl Almanya'dan izne geldiğinde eşi ile beraber tarafların birlikte acı ve tatlı günlerini yaşadıkları, anılarını taşıyan, böylece yaşamsal faaliyetlerinin odağı haline getirdikleri Türkiye'deki tek konutları olup aile konutu niteliğinde olmakla taşınmazın tapu kaydına aile konutu şerhi konulması gerekir.
(Şerh No: 16315 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-07-2015 14:57)

TMK m.194'e istinaden ikame edilen ipoteğin kaldırılması davasının yargılaması devam ederken davacı eş vefat ettiğinden dava konusuz kalmıştır.
(Şerh No: 16314 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-07-2015 14:52)

TMK m.194'e istinaden ikame edilen ipoteğin kaldırılması davasında; ipotek veren davalı, yargılama devam ederken vefat etmiştir. Evlilik birliği ölümle sona erdiğinden, TMK m.194'ün uygulanma olanağı kalmamıştır ve bu sebeple ipoteğin kaldırılması davasının, konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 16313 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 01-07-2015 14:49)

Dava; terekenin borca batık olduğunun tespiti istemidir. Değerlendirilen husus; davacı mirasçıların, murisin bankaya olan kredi borcu sebebiyle yaptıkları ödemenin TMK m.610/2 anlamında mirası sahiplenme olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine ilişkindir. HGK; davacı mirasçılar tarafından ödendiği ileri sürülen borcun cüz'i bir miktar olup, mirasçıların kendi malvarlığından ödenmiş olmasının olağan işlemlerden olduğu, murisin öldüğü tarih itibariyle borca batık olduğu anlaşılan t...
(Şerh No: 16312 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 30-06-2015 12:38)

Dava; mirasın hükmen reddine ilişkindir. Bu durumda; murisin, ölüm tarihi itibarıyla borç miktarı tespit edilmeli, aynı tarih itibarıyla taşınır ve taşınmaz mal varlığı, varsa hak ve alacakları, tarafların bu hususta gösterecekleri delilleri toplanmak suretiyle saptanarak, murisin borcundan dolayı mirasçılar aleyhinde yürütülen takiplere ilişkin varsa icra dosyaları da getiritilip, davacının mirası kabul anlamına gelen davranışları bulunup bulunmadığı tespit edilerek, mirasın hükmen reddine enge...
(Şerh No: 16311 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2015 13:51)

İntifa hakkı, TMK m.795 uyarınca tapu kütüğüne tescil ile kurulur. TMK m.803 uyarınca da intifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma hakkına sahip olup, bu haklarını akidine karşı ileri sürebileceği gibi üçüncü kişilere karşı da ileri sürebilir.
(Şerh No: 16310 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 29-06-2015 13:34)

Davalı koca tarafından 15.4.2003 tarihinde açılan boşanma davası ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilerek kesinleşmiş, kocanın 3.10.2007 tarihinde açtığı ikinci boşanma davasında TMK m. 166/son gereği tarafların boşanmalarına karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Davanın konusu; davacı kadının, 6.6.2006 tarihinde satın alınarak tapuda davalı koca adına tescil edilen taşınmazda, yasal mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan artık değer üzerinden katılma alacağı talebidir. Fiili ayrıl...
(Şerh No: 16309 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 28-06-2015 14:57)

Davacı, evlilik birliğinin eşlerden birinin ölümüyle sona erdiğini, muris adına bankalarda bulunan hesaplardaki paranın 1/4'ünün kendisine, 3/4'ünün ise diğer mirasçı davalıya verildiğini; bankadaki paranın, 1.1.2002 tarihinden sonraki faiz gelirleri edinilmiş mal olmakla bu faiz gelirinin hesaplanarak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, muris dedesinin vefatı sonrasında davacı eş lehine, oturduğu bağımsız bölüm bakımından mahkeme kararıyla in...
(Şerh No: 16308 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-06-2015 15:46)

Davacı, evlilik birliğinin eşlerden birinin ölümüyle sona erdiğini, muris adına bankalarda bulunan hesaplardaki paranın 1/4'ünün kendisine, 3/4'ünün ise diğer mirasçı davalıya verildiğini; bankadaki paranın, 1.1.2002 tarihinden sonraki faiz gelirleri edinilmiş mal olmakla bu faiz gelirinin hesaplanarak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, muris dedesinin vefatı sonrasında davacı eş lehine, oturduğu bağımsız bölüm bakımından mahkeme kararıyla in...
(Şerh No: 16307 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-06-2015 15:44)

TMK m.236/1'in son cümlesi alacakların takası yönünde emredici niteliktedir. Ne var ki, takasın yapılabilmesi için takas isteğinde bulunan kişinin de artık değeri istemesi gerekir. Davalı tarafından ileri sürülmüş böyle bir istek söz konusu değildir. Takasın olabilmesi için en azından yöntemine uygun bir biçimde harcı yatırılmak suretiyle bir isteğin olması ve bu isteğe bağlı olarak belirlenmiş ve kanıtlanmış bir alacağın bulunması gerekir. Sadece takas defi isteğinde bulunmak yeterli değildir. ...
(Şerh No: 16305 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-06-2015 11:51)

TMK m.236/1'de her eşin diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olacağı ve alacakların takas edileceği düzenlenmiştir. Takas yapılabilmesi için davalının bunu ileri sürmesi ve davacı adına bulunan mal ve eşyaların takasa tabi tutulması konusunda isteği bulunması gerekir. Dosya kapsamında bu konuda istek bulunmamaktadır. Re'sen takasa ve külli tasfiyeye girilmesi isabetsiz bulunmaktadır. Külli ( tam ) tasfiyenin ve takasın yapılabilmesi için en azından bu konuda davalı tarafın da d...
(Şerh No: 16306 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 27-06-2015 11:50)

Davacı, bağlı kredi ile satın aldığı araç hakkında, satıcı, üretici firma ve bankaya karşı; aracın ayıplı olduğunu belirterek araç için ödediği bedellerin iadesi ile kalan kredi taksitlerinden borçlu olmadığının tespiti ile aracın davalılara iadesine karar verilmesini istemiştir. Ancak önce ilk iki davalıya açtığı davada, 26.03.2007 tarihli dilekçe ile de, Vakıflar Bankasını davaya dahil etmiş, bu şekilde Vakıfbank davada taraf haline getirilmiştir. Dahili dava dilekçesi ile, taraf teşkili ya...
(Şerh No: 16304 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-06-2015 10:49)

Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir. Davalı ve bir kısım mirasçılar tarafından açılan Konya 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2004/1083 E. 2005/225 K. sayılı davada A____ G____ mirasçılarının tamamının taraf gösterilmedikleri sabittir. Kayıt maliklerinin tamamı davada yer almadıklarına göre elde edilen hükmün bu kişileri bağlamayacağı açıktır. O halde, davacılar bakımından böylesi bir karara dayalı olarak yapılan cebri satışın ve buna bağlı tescili...
(Şerh No: 16303 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-06-2015 21:44)

Ortalığın giderilmesi davasında taşınmaz maliklerinden biri veya birkaçının davaya dahil edilmeden karar verilip, kararın kesinleşmesi halinde. Dava dışı paydaş kararı TEMYİZ EDEBİLİR.
(Şerh No: 16302 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-06-2015 21:39)

Mahkemece, davacının temlik tarihinde mirasçı sıfatı taşımadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, temlik tarihinden bir gün sonra miras bırakanla evlenmekle murisin ölüm tarihinde ve terekenin açılması ile davacının mirasçılık sıfatı kazandığı kuşkusuzdur. Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan iptal ve tescil davalarında davacının yapacağı iş, kendisinden değil terekeden mal kaçırılmak için taşınmazın muvazaalı temlik edildiğini, murisin ölüm tarihinde ve...
(Şerh No: 16298 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 25-06-2015 21:23)

Kararda, bononun, hamil tarafından, bile bile borçlunun zararına hareket ederek iktisabı konusu -hayatın olağan akışı- kavramı çerçevesinde irdelenmiştir. Keşideci, bononun bedelsiz olduğuna ilişkin şahsi def'iyi lehtara karşı ileri sürebilir ise de, hamil davalıya karşı ileri sürebilmesi için, hamilin kötüniyetle iktisabını ispatı gerekir. Dosya kapsamından, taraflar arasındaki maddi ve hukuki olguların gerçekleşme biçimi bir bütün olarak değerlendirildiğinde; senet lehtarının ilk cirosun...
(Şerh No: 16297 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-06-2015 17:36)

Somut olayda borçlu aleyhine yapılan takipte tahsili istenen birikmiş nafaka alacağıdır. Mahkemece ihtilafın nafaka alacağı nedeniyle başlatılan icra takibinde yapılan hukuki yardımdan kaynaklı olduğu ve vekalet ücretinin tarifenin 11/1. maddesi atfıyla uygulanması gereken 3. kısmına göre belirleneceği nazara alınarak şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken, nafaka davalarında uygulanacak 9/1. maddesine göre icra vekalet ücretinin hesap edileceğinin kabulü ile şikayetin reddi yönünde hü...
(Şerh No: 16296 - Ekleyen: Av.Habibe YILMAZ KAYAR - Tarih : 24-06-2015 09:50)

Davalı-karşı davacının adli yardım talebinin, 19.09.2013 tarihli celse kabulüne karar verildiği görülmektedir. Bu halde, adli yardım kararından dolayı tüm yargılama harç giderlerinden geçici olarak muaf olacaktır. Dolayısıyla ziynet eşyası alacağı talebini harçlandırması adli yardım kararı kaldırılmadığı sürece gerekli değildir.
(Şerh No: 16295 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 23-06-2015 20:17)

İcra Müdürlüğünce yapılan maaş hacizlerinin ve yapılması gereken kesintilerin İİK'nın 355. madde hükmü uyarınca bildirilmesi üzerine EÜAŞ tarafından maaş hacizleri ile ilgili yapılan sıralamanın İİK'nın 140/1.maddesinde tanımlanan sıra cetveli niteliğinde olduğundan söz edilemez. Mahkemenin, yapılan bu sıralamanın İİK'nın 140/1. maddesi uyarınca İcra Müdürlüğü'nce düzenlenen sıra cetveli niteliğinde olduğu kabul edilerek, aynı Kanun'un 142/1. maddesi uyarınca açılan muvazaa nedenine dayalı sı...
(Şerh No: 16292 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 23-06-2015 20:11)

Dava; davacının, müteveffa eşinin diğer mirasçılarına yönelttiği, eşin ölümü ile son bulan edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde ve evlilik birliği içinde edinilip muris adına tescil olunan taşınmaza dair katılma alacağı istemidir. Davaya konu taşınmazın tamamı banka kredisi ile edinilmiş olup, kredi borcunun bir kısmı evlilik birliği içinde ve ölüm tarihinden önce ödenmiş, kalan kredi borcu ise sigortacı tarafından, sigortalı murisin ölümü üzerine ödenmiştir. Mal rejimini sona erdire...
(Şerh No: 16293 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-06-2015 16:20)

Davacı, muris eşinin çalıştığı şirket ( işvereni ) tarafından sigorta şirketine ferdi kaza sigortası yaptırıldığını; eşinin ölümü üzerine, sigorta şirketinin, murisin önceki evliliğinden olma davalı kızına yaptığı ödemenin de edinilmiş mal olduğunu açıklayarak, bu kısım üzerinden katılma alacağı talep etmiştir. Ölüm sebebi ile ödenen ferdi kaza sigortası ödemesinin, mal rejiminin sona ermesinden önce (ölüm tarihinden önce) ödenmesi imkanı olmayıp, evlilik içinde bir karşılığı da bulunmamakla ...
(Şerh No: 16294 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 23-06-2015 16:20)

V. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Başvurucunun, 1. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikayetlerinin KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA, 2. Sendika hakkına yapılan müdahale nedeniyle Anayasa’nın 51. maddesinin İHLAL EDİLDİĞİNE, B. Tespit edilen ihlal yönünden, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekalet ücretinden oluşan to...
(Şerh No: 16291 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-06-2015 16:21)

(As amended: December 6,2006 – Act No.5560 Art.16) (1) The file may not be sent to an inferior court during trial by rendering a decision of lack of subject-matter jurisdiction with the conviction of that the legal nature of the crime has changed.
(Şerh No: 16289 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 21-06-2015 14:09)

(1) Transactions conducted by a judge or a court that lacks of subject-matter jurisdiction, are void, except those which their renewal are not possible.
(Şerh No: 16290 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 21-06-2015 13:57)

(1) In case it is appeared after the approval of the indictment that the matter has been over subject-matter jurisdiction of the court hearing the case or has been outside of its subject-matter jurisdiction, the court sends the matter to the court having it, by a decision. (2) There may be applied to the process of objection against the decisions of lack of subject-matter jurisdiction in respect to the courts within civil jurisdiction.
(Şerh No: 16288 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 21-06-2015 13:04)

(1) Subject- matter jurisdictions of the courts shall be regulated by law. (2) (Paragraph added on June 26, 2009; Act No. 5918 Art.6) In case non military persons commit an offence included in the Military Penal Code or in other laws and subject to jursdiction of the military courts at the time of peace individually or with the participation of military persons, investigations of non military persons shall be carried out by public prosecutors, and prosecutions of them; by the civil courts.
(Şerh No: 16286 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 21-06-2015 12:54)

The court which hears the case may decide whether it has subject-matter jurisdiction or not at any stage of prosecution ex officio. The provision of the Article 6 is reserved. (2) In case a conflict on the subject of subject-matter jurisdiction arisen between the courts, the court having subject-matter jurisdiction shall be determined by the joint superior court of jurisdiction.
(Şerh No: 16287 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 21-06-2015 12:52)

(1) In the application of this Code; a) "Suspect" means the person, who is under suspicion of having committed a crime, at the stage of investigation, b) "Accused" means the person, who is under suspicion of having committed a crime, from the beginning of the prosecution until the final judgment, c) "Defense counsel" means the lawyer, who defends the suspect or the accused during the penal proceedings, d) "Representative" means the lawyer, who represents the intervener, the person injured by crime or the person, who is liable financially, e) "Investigation" means the stage which passes starting from being informed of a suspicion of commitment of crime by competent authorities pursuant to the Code, and until the approval of the indictment, f) "Prosecution" means the stage which passes from the approval of the indictment and until finalization of judgment, g) "Taking statements" means being heard of the suspect by the law enforcement officers or public prosecutor about the crime, which is subject of the investigation, h) "Interrogation" means being heard of the suspect or the accused by the judge or the court about the crime, which is subject of investigation or prosecution, i) "Liable financially" means the person, who will be affected from consequences of the court’s judgement and will suffer them by bearing the material and financial liability, after adjudication of the matter which is subject of trial and finalization of it. j) "Offense in the ...
(Şerh No: 16285 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 20-06-2015 11:57)

(1) This Code, regulates the rules concerning how penal proceedings to be conducted and rights, powers and obligations of the persons who are involved in this process.
(Şerh No: 16284 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 20-06-2015 11:30)

Değişen koşullara göre, kişisel ilişkinin her zaman düzenlenmesi mümkün olup, dosya içerisinde bulunan tüm raporlar ve çocuğun üstün menfaati gereği çocuk ile baba arasında "bu aşamada yatılı kişisel ilişki" kurulması doğru değil ise de, bu yön yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
(Şerh No: 16283 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 19-06-2015 16:28)

"Başvurucunun, ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasıyla ilgili olarak Anayasa'nın 26. maddesinin birinci fıkrasının İHLAL EDİLMEDİĞİNE" OYBİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR. Başvurucunun, müvekkillerini söz konusu sözleri söylemeden de temsil etmesi ve savunmasının mümkün olduğu da göz önünde bulundurulmalıdır. Başvurucunun yargılanmasına neden olan sözler, fikirlerin tartışıldığı bir ortamda veya gazete yazısı gibi bir basın faaliyetinin gerçekleştirilmesi sırasında söylenmiş sözler değildi...
(Şerh No: 16282 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 18-06-2015 11:06)

 Önerge  [HMK. 4] Sulh hukuk mahkemelerinin görevi MADDE 4. (1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, alacak davaları da dâhil olmak üzere kira ilişkisinden doğan tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları, görürler.
(Şerh No: 16281 - Ekleyen: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 17-06-2015 06:11)

Dava, üstün bir yararı bulunduğu hukuki sebebine dayalı olarak TMK m.226/2 gereğince açılan paylı mülkiyete konu taşınmazdaki 1/2 payın, bedeli karşılığında iptal ve tescili isteğine ilişkindir. Davacı diş hekimi olup, paylı olarak taraflar adına kayıtlı dava konusu meskeni, diş hekimliği faaliyetini sürdürmek için muayenehane olarak kullanmakta olup üstün hakkının varlığının kabulü gerekir. Davacının, davalıya ödemesi gereken pay bedeli; taşınmazın, mahkemenin karar tarihine en yakın tar...
(Şerh No: 16280 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-06-2015 17:09)

TTK m.5/4 uyarınca yargı çevresinde asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde bir ticari uyuşmazlığın çözümü için asliye hukuk mahkemesine genel mahkeme sıfatıyla dava açılması halinde, mahkemece görevsizlik kararı verilmeksizin işin görülmesi gerekir. Buna karşılık, Kanun aksi durumu düzenlememiş olduğundan, asliye hukuk mahkemesinin ticari olmayan bir davayı asliye ticaret mahkemesi sıfatıyla görmüş olması açıkça bozmayı gerektiren bir usule aykırılık halini oluşturmaktadır.
(Şerh No: 16279 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-06-2015 09:40)

(1) Inheritance, is subject to the national law of the deceased. Turkish law is applied to immovable properties located in Turkey. (2) Provisions relating to the reasons of opening, acquisition and partition of inheritance are subject to the law of the country where the estate is located. (3) The estate without heirs, located in Turkey, is inherited by the State. (4) Provision of the Article 6 is applied to the form of testamentary disposition. Testamentary dispositions drawn up consistent with the national law of the deceased are also valid. (5) Testamentary capacity, is subject to the national law of the person who disposes at the time of disposition.
(Şerh No: 16278 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 23:41)

(1) Claims of alimony, are subject to the law of habitual residence of alimony creditor.
(Şerh No: 16277 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 23:39)

(1)The capacity and conditions of adoption, are subject to respective national law that is at the time of adoption of each one of the parties. (2) The national laws of the spouses are applied jointly with respect to the consent of the other spouse to adopt or being adopted. (3) Effects of adoption are subject to the national law of the adoptive parent, in case of a joint adoption of spouses, to the law specified general provisions of marriage.
(Şerh No: 16276 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 23:37)

1) Effects of lineage, are subject to the law that established lineage. However, if there is a joint national law of the father, mother and child, that law is applied, if there is not, the law of joint habitual residence is applied to the effects of lineage.
(Şerh No: 16275 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 23:34)

(1) The establishment of lineage is subject to the national law of the child that is at the time of birth, in case can not be established, to the law of the child’s habitual residence. If the lineage can not be established according to those laws, it is established subject to the law of habitual residence of mother of father at the time of the child’s birth moment. If it can not be established according to that either, it is established subject to the law of the child’s birth place. (2) According to whatever law lineage was established, its annulment is subject to that law.
(Şerh No: 16274 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 23:29)

(1) Spouses may choose expressly either the law of domicile or one of their national laws that is at the time of marriage for matrimonial properties; in case such a choice has not been made, joint national law at the time of marriage related to matrimonial properties, in the absence of that the law of habitual residence, if that is absent either, Turkish law is applied. (2) In liquidation of the properties, for immovables, the law of the country that they are located in is applied. (3) The spouses who acquire a new joint law after marriage, may be subject to that new law provided that the rights of third persons are reserved.
(Şerh No: 16273 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 20:21)

(1) The grounds for divorce and separation and effects of them, are subject to the joint national law of the spouses. In case the spouses are of different nationalities, the law of their joint habitual residence, in case that is absent Turkish law is applied. (2) The provision of the first paragraph is applied for alimony claims between divorced spouses. This provision is also valid in cases of separation and annulment of marriage. (3) Custody in divorce and problems related to custody are also subject to the provision of the first paragraph. (4) Turkish law is applied for claims of temporary measures.
(Şerh No: 16272 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 20:15)

(1) The capacity and conditions of marriage are subject to respective national law that is at the time of marriage of each one of the parties. (2) To the form of marriage, it is applied the law of the country where the marriage is solemnized. (3) General provisions of marriage, are subject to the joint national law of the spouses. In case the spouses are of different nationalities, the law of their joint habitual residence, in the absence of that, Turkish law is applied.
(Şerh No: 16271 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 20:14)

(1) The capacity and conditions of engagement are subject to respective national law that is at the time of engagement of each one of the parties. (2) As to the effects and consequences of the engagement the joint national law, if the parties are of different citizenship, Turkish law is applied.
(Şerh No: 16270 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 20:11)

(1) The decision of absence or presumption of death, is subject to national law of the person about whom rendered decision. In case properties of the person are located in Turkey, about whom decision of absence or presumption of death could not be rendered according to the national law of him/her, or in case where his/her spouse or one of his/her heirs is a Turkish citizen, the decision of absence or presumption of death is rendered according to Turkish law.
(Şerh No: 16269 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 20:10)

(1) The reasons of rendering the decision of guardianship or interdiction or terminating of them is subject to the national law of the person about whom the decision of guardianship or interdiction or termination of them is required. (2) In cases where it is not possible to render a decision of guardianship or interdiction according to the national law of the foreign person, such a decision may be rendered pursuant to Turkish law, provided that the habitual residence of that foreign person is present in Turkey. In cases where the person is in Turkey compulsorily, Turkish law is applied. (3) All issues regarding interdiction or guardianship and curatorship other than the reasons of rendering the decision of guardianship or interdiction or terminating of them are subject to Turkish law.
(Şerh No: 16268 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 17:39)

(1) Capacity to have rights and capacity to act are subject to the national law of the person concerned. (2) If a person lacking legal capacity pursuant to his/her national law has capacity according to the law of the country in which transaction has been carried out, is bound by the transaction he/she has carried out. Transactions regarding to family and inheritance law and those pertaining real rights on immovable properties that are located in foreign countries are excluded from the scope of this provision. (3) Majority acquired by one’s own national law, does not terminate by changing of citizenship. (4) Capacity to have rights and capacity to act of legal entities or communities of persons or assets are subject the law of their administration centers specified in their statutes. However, in case where the actual administration center is located in Turkey, Turkish law may be applied. (5) The legal capacity of the legal entities lacking statute and the communities of persons and assets lacking legal entity is subject to the law of the actual administration center.
(Şerh No: 16267 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 17:35)

(1) Period of limitation, is subject to the law applied to the substance of the legal transaction and relationship.
(Şerh No: 16266 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 17:33)

(1) Legal transactions may be carried out in accordance with the form stipulated by the law of the country in which they have been made or provisions related to substantive law of the law competent as to substance of that transaction.
(Şerh No: 16265 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 17:30)

(1) In situations where the competent foreign law is applied and in cases where included in the scope of directly applied rules of Turkish law in respect to purpose of regulation and field of application, that rule is applied.
(Şerh No: 16264 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 17:28)

(1) In case the provision of a competent foreign law to be applied for a specific event is evidently contrary to public order of Turkey, that provision is not applied. Turkish law is applied in cases where deemed necessary.
(Şerh No: 16263 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 17:25)

(1) In cases where the competent law is designated according to nationality pursuant to the provisions of this Law, unless provided otherwise in this Law; a) With respect to a stateless persons and refugees; domicile law, in the absence of that; law of habitual residence, if that is absent either; the law of the place where they are situated on the date of filing lawsuit, b) With respect to persons having citizenship of more than one state and in case that they are Turkish citizen at the same time; Turkish law, c) With respect to persons who have citizenship of more than one state and who are not Turkish citizen at the same time; the law of the state which they have closer relationship with, is applied.
(Şerh No: 16262 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 17:22)

(1) In cases where competent law is determined according to the basis of nationality, domicile, or habitual residence, unless provided otherwise, the nationality, domicile, or habitual residence that is on the date of filing lawsuit is taken as basis.
(Şerh No: 16261 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 17:19)

(1) The judge applies the rules of Turkish conflict of laws and the foreign law which is competent according to these rules ex officio. The judge may seek assistance of the parties for determination of the content of the competent foreign law. (2) If the provisions of the foreign law to be applied to the event cannot be ascertained despite all researches, it is applied Turkish law. (3) Authorisation by the rules of conflict of laws of foreign law to be applied, of another foreign law, is only taken into consideration in conflicts related to law of persons and family law and substantive law provisions of this law are applied. (4) In cases where an opportunity of choosing the law to be applied given, the substantive provisions of the chosen law are applied, unless stipulated otherwise by the parties. (5) If the country whose law will be applied has two or more regional units and if these units have different legal systems, of which regional law to be applied is determined according to the law of that country. In case there is not a determining provision in the law of that country, the regional law which has the closest relationship with the conflict is applied.
(Şerh No: 16260 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 17:17)

Scope (1) The law to be applied to private law transactions and relationships that contain a foreign element, international jurisdiction of Turkish courts, and recognition and enforcement of foreign judgments, are regulated by this Law. (2) Provisions of international conventions to which the Republic of Turkey is a party are reserved.
(Şerh No: 16259 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 14-06-2015 17:13)

Sigortalı babanın yaşamını yitirdiği gün itibarıyla evli olan davacının aylığa hak kazanmadığı belirgin olduğu gibi, eşin ölüm tarihi 08.07.2008 tarihinde yürürlükte olan 1479 sayılı Kanunun 46/2. maddesine göre kendisine çift aylık bağlanamayacağı ve eşi üzerinden bağlanan aylığın daha fazla olduğu da ortadadır. Giderek 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun hükümleri kapsamında da aynı değerlendirme geçerli olmaktadır ve sonuç olarak 1479 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, eşi üze...
(Şerh No: 16258 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 11-06-2015 14:52)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,15861511 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.