Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

Beraat eden sanık hakkında uygulanmış olan adli kontrol tedbiri sebebiyle oluşan zarar ile ilgili maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
(Şerh No: 16508 - Ekleyen: Av.Ahmed EKMEN - Tarih : 20-08-2016 17:21)

Aile birliğinin sağlanmasında ortak bir soyadı kullanılmasının etkisi bulunmamaktadır. Evli kadınların aile birliği adına kocalarının soyadını taşımak zorunda bırakılmalarının -önüne kendi kızlık soyadlarını ekleyebilseler de- nesnel ve makul bir nedeni bulunmamaktadır. Aile birliğini ortak bir aile ismi aracılığıyla yansıtma amacı, cinsiyete dayalı farklı muamele için yeterli bir gerekçe oluşturmamaktadır. 4721 sayılı Kanun'un 187. maddesi, Anayasa m.17 ve AİHS m.8, 14 ile çelişmektedir ve A...
(Şerh No: 16506 - Ekleyen: Stj.Av.Yakup Gökhan DOĞRAMACI - Tarih : 09-08-2016 17:52)

Avukat katibinin borçlulardan tahsil ettiği paraları avukata vermemesi güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur.
(Şerh No: 16505 - Ekleyen: Av.Hatun OLGUNER - Tarih : 09-08-2016 09:01)

Ziynet alacağı davasında ispat yükü kadına aittir.
(Şerh No: 16504 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 29-07-2016 08:19)

Kiralananın erken tahliyesi halinde kural olarak kiracı, kira süresinin sonuna kadarki kira bedelinden sorumlu olup kiralayanın da tahliye edilen taşınmazın yeniden kiraya verilmesi hususunda gayret göstererek zararın artmasını önlemesi için kendine düşen yükümlülüğü yerine getirmesi gerekir. Bu halde davacının zararı tahliye tarihinden kiralananın aynı koşullarla yeniden kiraya verilebileceği tarihe kadar boş kaldığı süreye ilişkin kira bedelinden ibarettir. Davalı kiracı, taşınmazın tahliye ed...
(Şerh No: 16502 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-07-2016 21:12)

İlam; basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat alacağına ilişkindir. Tarafların şahsı ya da ailevi yapılarına ilişkin hukuki durumlarında bir değişiklik yaratmayan, sonuçları itibariyle ancak tarafların mal varlığını etkileyen ilamlar, diğer edaya ilişkin ilamlar gibi kesinleşmeden icraya konulması mümkündür. Şikayetin reddine karar verilmelidir.
(Şerh No: 16500 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-07-2016 22:23)

Takibe dayanak ilamda, şahsın hukuku babında düzenlenen M.K'nun 24 vd. maddelerine göre kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminata hükmedilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Aile ve kişiler hukukuna (M.K. 8-494 md.) dair hükümler kesinleşmedikçe icra edilemez (H.U.M.K. 443/4 md.). Bu durumda Mahkemece, şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle şikayetin reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
(Şerh No: 16501 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 01-07-2016 22:21)

Nihai kararla verilen davalıya babasından intikal eden gayrimenkullerdeki taksim edilmemiş miras payı üzerine konulan ihtiyati tedbirin, kararda aksi belirtilmediğinden, "nihai kararın kesinleşmesine kadar devam edeceğinin yasa gereği" (HMK. m. 397/2) olmasına göre, davalının bu yöne yöne yaptığı temyiz itirazı yersizdir.
(Şerh No: 16499 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 28-06-2016 18:24)

Dava devam ederken dava konusu alacağın ödenmesi, müdahaleye son verilmesi, taşınmaz mülkiyetinin davacıya geçirilmesi, paylı mülkiyet durumunun sona ermesi... vb gibi nedenlerle dava konusuz kalabilir. Davanın konusuz kalması halinde artık esas hakkında yargılama yapılmasına ve karar verilmesine gerek kalmaz. Bu durumda mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulması gerekir.
(Şerh No: 16498 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 28-06-2016 18:14)

Kuruma bildirilmeyen çalışma sürelerinin tespitine ilişkin davada, hizmet tespiti isteminin yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. ve 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddeleri olup anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur.Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı...
(Şerh No: 16496 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 23-06-2016 23:08)

Fazla mesai yaptığını ispat etmekle yükümlü olan davacının tanık dışında başkaca delili yoktur. Dinlettiği tanıkların ise davalıya karşı aynı veya benzer istemlerle açtıkları davaları bulunmaktadır. Bu itibarla, sırf davacı ile menfaat birliği içinde olan davacı tanık beyanlarına göre haftalık 26,5 saat fazla mesai yapıldığını kabul etmek mümkün değildir.
(Şerh No: 16497 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 23-06-2016 23:05)

Davacı taraf dava dilekçesinde delillerini bildirirken ticari defterler demek suretiyle davalının ticari defterlerine de dayanmıştır. Bilirkişi, sadece ibraz edilen davacı defterleri üzerinden değerlendirme yapmış olup, mahkemece ispatlanamadığından bahisle dava reddedilmiş ise de, az önce de açıklandığı üzere, davalı tarafın da ticari defterlerine dayanıldığına göre, 6100 sayılı HMK'nın 220 ve 222. maddeleri değerlendirilmeksizin yazılı gerekçeyle red kararı verilmesi doğru görülmediğinden k...
(Şerh No: 16495 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 20-06-2016 16:25)

(1) There shall be adjudicated to security precautions about legal entities specific to them which have been provided unjust benefit in favour of them by means of commission of the offenses defined in this section
(Şerh No: 16494 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 19-06-2016 22:47)

(1) In case of conviction of a crime in favour of a legal entity through participation of the organs or representatives of it subject to special law and operating under the permission granted by a public institution and by means of misuse of authorization conferred by this permission, there shall be decided to cancellation of this permission. (2) The provisions relating to confiscation are applied also about legal entities in commission of offenses committed in favour of them. (3) In cases where application of the provisions of subsections above may create heavier consequences with regard to the act committed, the judge may not adjudicate to such precautions. (4) The provisions of this article are applied for the cases defined additionally by the law.
(Şerh No: 16493 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 19-06-2016 22:40)

(1) Any person who lends money to another one for the purpose of gaining profit, is sentenced to imprisonment from two to five years and imposed punitive fine up to five thousand days.
(Şerh No: 16492 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 19-06-2016 17:56)

Suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmasına rağmen, Kavgayı hangi tarafın başlattığının belirlenememiş olması karşısında sanığın asgari oranda haksız tahrik indirimi uygulanmak suretiyle kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi yerine, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde beraatine karar verilmesi, BOZMAYI gerektirmiştir.
(Şerh No: 16491 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 15-06-2016 12:24)

Mahkemece de davanın istirdat davası olarak nitelendirmesine, davanın tüketici hakem heyeti kararının iptali için 15 gün içinde mahkemeye başvurulmaması nedeni ile değil, "somut uyuşmazlığa uygulanması gereken mülga 4077 sayılı Kanun'un 22. maddesi uyarınca dava konusu olaya ilişkin olarak verilen ve kesinleşmiş bulunan hakem heyeti kararının taraflar yönünden bağlayıcı olması karşısında bu karar uyarınca yapılan ödemenin istirdadının istenemeyeceği" gerekçesiyle reddedilmiş bulunmasına göre, Ya...
(Şerh No: 16490 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 09-06-2016 21:20)

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 347/1.maddesi hükmüne göre konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren sözleşme süresinin bitimine dayanarak sözleşmeyi sona erdiremez. Ancak, on yıllık uzama süresi sonunda kiraya veren, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminde en az üç ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşemeye son verebilir.
(Şerh No: 16460 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 21:00)

Mahkemece, TBK 347. maddesi uyarınca 10 yıllık uzama süresi dolmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara 5. İcra Müdürlüğü'nün 2014/16113 esas sayıl icra dosyasında TBK 347.maddesi uyarınca tahliye istemli başlatılan icra takibinin iptaline, icra tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece "çatılı işyeri kiralarında İİK'nun 272.maddesi gereğince icra takibi başlatılıp, örnek 14 tahliye emri gönderilerek tahliye istenemeyeceği "gerekçesiyle davacının davasının kabulüne karar ve...
(Şerh No: 16489 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:59)

Somut olayda on yıllık uzama süresi 01.05.2010 tarihinde sona ermiş olup 01.07.2014 tarihinden sonra açılacak dava için 01.05.2014 döneminden 3 ay öncesine ait ihtarname gönderilmediği anlaşılmıştır. Öte yandan davacı yazılı kira sözleşmesine göre kiralayan olmayıp kiraya verenin vefatından sonra M ____ Z ____ ile birlikte elbirliği ile maliktir. Ancak maliklerin birlikte gönderdiği bir ihtarname de bulunmamaktadır. Mahkemece Türk Borçlar Kanunu 347. maddesi şartları oluşmadığından davanın reddi...
(Şerh No: 16488 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:54)

Davacının dayandığı 01.01.1987 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesinden sonra akdedilen 01.01.2010 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile taraflar arasındaki kiracılık ilişkisi yenilenmiştir.
(Şerh No: 16487 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:49)

01.01.1999 başlangıç tarihli ve iki yıl süreli kira sözlşmesi uyarınca 02.07.2014 keşide, 07.07.2014 tebliğ tarihli ihtarname 01.01.2015-31.12.2015 dönemi için süresinde olduğundan ve 06.01.2015 tarihinde açılan dava da süresinde açıldığından kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle tahliye isteminin reddine karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16486 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:42)

Yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu ile dosya arasına giren fotoğraf ve uydu çekimlerine göre kiralananın hakim vasfının arsa olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre uyuşmazlığın yukarıdaki açıklamalar uyarınca Türk Borçlar Kanunu genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gerekir. 1.9.2002 başlangıç tarihli 10 yıl süreli kira sözleşmesi 01.09.2012 tarihinde süresiz hale gelmiştir. Kira sözleşmesi süresiz hale geldiğine göre tahliye için feshi ihbarda bulunulup bulunulmadığı araştırılarak sonucuna ...
(Şerh No: 16485 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:39)

Taraflar arasında imzalanan son sözleşmenin başlangıç tarihi 01.07.2008 olup sözleşme 2 yıl süreli olduğundan bu sözleşme itibariyle yasanın aradığı 10 yıl uzama süresi dolmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16484 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:26)

TBK'nın yürürlüğe girdiği 1.7.2012 tarihinde henüz 10 yıllık kira süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece koşulları gerçekleşmeden açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
(Şerh No: 16483 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:21)

Dava konusu taşınmaz tapu kaydında "tarla" niteliğindedir. Yine taraflar arasında 15.07.2013 tarihinde akdedilen kira sözleşmesinde de, kiralananın cinsi "tarla" olarak belirtilmiştir. Dosya kapsamından kiralananın TBK'nun adi kiraya ilişkin hükümlerine mi ya da konut ve çatılı iş yeri kirası hükümlerine mi tabi olduğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle mahkemece uzman bilirkişi marifetiyle mahallinde keşif yapılarak taşınmazın mevcut vasfı itibariyle TBK'nun konut ve çatılı işyeri kiraları genel hü...
(Şerh No: 16482 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:16)

Öncelikle keşif yapılmak suretiyle taşınmazın hakim unsuru da gözetilerek mevcut vasfı tespit edilerek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerine yada genel hükümlerine tabi olup olmadığı belirlendikten sonra sonucu dairesinde karar verilmesi gerekirken
(Şerh No: 16465 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:12)

Davanın açıldığı 06.08.2014 tarihi itibariyle Türk Borçlar Kanununun 347. maddesinin son cümlesinin henüz uygulanması olanağı bulunmadığından istemin reddine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16466 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:12)

Olayda, ihtarname tebligatı davalı şirket temsilcisinin orada bulunup bulunmadığı belirtilmeksizin yetkili kişi denilerek M ____ Y ____ imzasına tebliğ edilmiştir. Bu haliyle ihtarnamenin tebliğ işlemi yasada belirtilen usule uygun olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın 01.07.2015 tarihinden sonra açılması gerekeceğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değilse de sonucu itibariyle karar redde ilişkin olduğundan onanmıştır.
(Şerh No: 16464 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:10)

Son uzama yılı dava açıldığı tarihe nazaran 01.01.20015 tarihinde sona ermiş olup bu tarihten en az üç ay önceden 01.04.2014, 07.07.2014, 16.09.2014 tarihinde yapılan feshi ihbarlar ve 19.01.2015 tarihinde açılan dava süresindedir. Durum böyle olduğu halde TBK'nUn Yürürlüğü ve Uygulama Şeklindeki Kanunun geçici 2.maddesine yanlış anlam vererek davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
(Şerh No: 16467 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:10)

Kiralanan TBK.nun konut ve çatılı işyeri kirası hükümlerine tabi olup, taraflar arasında imzalanan 01.01.2014 başlangıç tarihli bir yıl süreli kira sözleşmesine değer verilerek kira sözleşmesinin 01.01.2015 tarihinden itibaren kiracı tarafından sürenin bitiminden en az on beş gün önce bildirimde bulunulmadıkça TBK.nun 347. maddesi uyarınca aynı koşullarla yıldan yıla yenilenerek ve bu şekildeki uzama süresinin on yıla ulaşması gerektiği kabul edilmelidir. Mahkemece yukarıda açıklanan koşullar ...
(Şerh No: 16468 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:09)

Somut olayda, 01/01/1999 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli yazılı kira sözleşmesi uyarınca, 19/09/2014 keşide, 22/09/2014 tebliğ tarihli ihtarname, 01/01/2015-31/12/2015 dönemi için süresinde gönderilen bir ihtarname olduğundan ve 29/01/2015 tarihinde açılan dava da süresinde açıldığından, kira sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle kiralananın tahliyesine karar verilmesi gerekir.
(Şerh No: 16469 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:09)

Mahkemece, TBK.nun 328 ve 329.maddeleri gereğince feshi ihbar sürelerine uyulmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması hatalıdır.
(Şerh No: 16481 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:08)

Davanın 01/07/2017 tarihinden sonra açılması gerekmektedir.
(Şerh No: 16470 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 20:00)

Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 01/01/2000 başlangıç tarihli olup 7 yıl sürelidir uzama süresi 01/01/2007 yılından itibaren başlatılması gerekir. Bu durumda uzayan dönem 01/01/2017 yılında sona ereceğinden ancak bu tarihten sonraki dönem için kiralananın süre bitimi nedeniyle tahliyesi istenebilir. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
(Şerh No: 16480 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 09-06-2016 19:59)

Somut olayda en son düzenlenen yazılı kira sözleşmesine göre on yıllık uzama süresi dolmamış olduğu halde, mahkemece taraflar arasındaki kira ilişkisinin süresi esas alınarak yazılı şekilde kiralananın tahliyesine karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
(Şerh No: 16479 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 03-06-2016 22:07)

Tapuda lehine aile konutu şerhi verilen kişinin MESKENİYET nedeniyle haczin kaldırılmasını istemesi mümkün değildir.
(Şerh No: 16478 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 03-06-2016 17:42)

 Bilgi  [CMK. 64] ADLİ TIP KURUMU'NA BAŞVURMAK ZORUNLU MUDUR?
ADLİ TIP KURUMU'NA BAŞVURMAK ZORUNLU MUDUR? Av. İsmail DUYGULU Hem hukuk ve hem de ceza davalarında Adli Tıp Kurumu'na başvurulmak suretiyle rapor alındığı ve bu raporlar ile bağlı kalınarak hüküm kurulduğu bilinmektedir. Adil yargılanma, hukuki dinlenilme / savunma ve ispat hakkı kapsamında, Adli Tıp Kurumu nezdinde yapılan ve itiraza konu olan yetersiz ve hüküm kurmaya elverişli olmayan raporlara dayanılarak verilen hükümler hukuka aykırıdır. Bilindiği üzere Adli Tıp Kurumu yeterl...
(Şerh No: 16477 - Ekleyen: Av.İsmail DUYGULU - Tarih : 03-06-2016 14:24)

Bilimsel çalışmalarda, alkole toleransın kişiden kişiye değişeceği gibi aynı kişide de farklı zamanlarda reaksiyonlarda farklılık olabileceği, kişinin yaşı, kilosu, cinsiyeti, metobolizma hızı, açlık ve tokluk durumu gibi pek çok nedene bağlı olarak vücuttaki alkol oranının azalma hızının değişebileceği kabul edilmektedir
(Şerh No: 16475 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 02-06-2016 13:42)

5237 sayılı Yasanın 257. maddesinin birinci fıkrasında görevde yetkiyi kötüye kullanma suçu kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu aykırı davranış nedeniyle kişilerin mağduriyeti, kamunun zararına neden olması ya da kişilere haksız kazanç sağlaması ile oluşur. Görüldüğü gibi 765 sayılı Yasanın 230. maddesindeki suçun oluşumu için norma aykırı davranış yeterli iken; 5237 sayılı Yasanın 257. maddesindeki suçun oluşabilmesi için norma aykırı davranış yetmemekte; bu davr...
(Şerh No: 16474 - Ekleyen: Av.Öznur ÇINAR - Tarih : 02-06-2016 11:52)

İcra müdürlüğünce, tapu sicil müdürlüğüne haczin fekkedildiğine ilişkin bildirim yapılması üzerine eski tarihli hacizler kalkmış olup hukuk sistemimizde haczin ihyası şeklinde bir müessese bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16472 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 31-05-2016 16:58)

İİK.'nun 38. maddesi uyarınca ilam hükmünde olan icra kefalet işleminin, ilamlı icra takibine konu edilebilmesi, bir diğer ifade ile icra kefiline icra emri tebliğ edilebilmesi için icra kefaletinin yasada öngörülen şekil şartlarına uygun olarak yapılmış olması gerekir.
(Şerh No: 16473 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 31-05-2016 16:52)

Davacı, davalının hiç bir maddi katkısının bulunmadığını ileri sürerek tedbir nafakasına hükmedilmesi talebinde bulunmuş; mahkemece zaruret hali iddiasının hükme esas alınamayacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; davacı vekilince karar temyiz edilmiştir. Evlilik birliğinin korunması ve devamını sağlamak için eşlerin asgari ölçüde uyması gereken bazı yükümlülükler ve karşılamaları gerekli bazı ortak giderler olup; davacının belirli ve sürekli bir gelirinin olması,ona tedb...
(Şerh No: 16471 - Ekleyen: Av.Arzu DİRİCAN - Tarih : 22-05-2016 00:14)

Davacıların 18.04.2013 tanzim ve 25.04.2013 tebliğ tarihli ihtarnamesi sözleşmenin sonu olan 01.07.2014 tarihine göre üç ay önce tebliğ edilmediğinden hukuki sonuç doğurmaz.
(Şerh No: 16463 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 18-05-2016 21:52)

Limitation periods prescribed in the laws which set forth commercial provisions, may not be changed by agreement unless provided otherwise by the Law.
(Şerh No: 16462 - Çeviren: Av.Kadir ORUÇ - Tarih : 17-05-2016 23:57)

Tahkikat, ön incelemede saptanan çekişmeli hususlar üzerinden yürütüleceğine (HMK m. 140/3) göre, bu tespit yapılmadan tarafların herhangi bir delile dayanmaları ve dayandıkları delilleri sunmaları beklenemez. Bu nedenle davalı-davacı (kadın)'ın, mahkemece uyuşmazlık konularının tespitinden sonra verilen süre içinde bildirdiği tanıkları, ikinci tanık listesi sayılamaz.
(Şerh No: 16461 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 16-05-2016 22:59)

Dava, keşideci(davacı) tarafından avans olarak verilen ve lehtar (davalı) tarafından ciro yoluyla diğer davalı faktoring şirketlerine devredilen çekler hakkındaki menfi tespit istemine ilişkindir. Çeklerin davacı keşideci tarafından, davalı lehtara avans olarak verildiği noktasında duraksama olmadığından, davalı şirket hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Diğer davalılar faktoring şirketleri hakkındaki davaya gelince, faktoring sözleşmesinin niteliği gereği...
(Şerh No: 16458 - Ekleyen: Mehmet KARAUSTA - Tarih : 09-05-2016 21:27)

Mahkemece, öncelikle kiralanan yerin ( park içindeki kafeterya ) nitelik ve vasfının araştırılarak ( gerektiğinde yerinde keşif yapılarak ) ile TBK'nın taşınır kirası hükümlerine mi yoksa çatılı işyeri hükümlerine tabi bir yer olup olmadığının tespiti, daha sonra hasıl olacak sonuca göre davalının kira süresi dolmadan akdi feshinin haklı olup olmadığı belirlenmesi, feshin haklı olduğu kanaatine varılır ise davacının tazminat istemi ile ilgili bir hüküm verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hük...
(Şerh No: 16459 - Ekleyen: Av.Rıdvan ERGÜN - Tarih : 09-05-2016 21:19)

İhale konusu taşınmazlar dışında emsal dairenin belirlenen değerin üzerinden satışa sunulması ihalenin feshini gerektirir
(Şerh No: 16457 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 29-04-2016 22:05)

Kadastro tespitlerinde zilyetliğe ve vergi kaydına dayalı olarak açılan davaların 30 günlük askı ilan süresi ile sınırlı olduğuna ve 10 yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmasının olanaklı olmadığına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla kadastro tespiti zilyetliğe dayalı iktisaba engel değildir.
(Şerh No: 16455 - Ekleyen: Av.Seyhan ŞAHİN - Tarih : 09-04-2016 00:02)

Yetkili icra dairesince borçluya yeni ödeme emri tebliğ edilmedikçe ve ödeme emrinde belirtilen ( 10 ) günlük ödeme süresi geçmedikçe alacaklı tarafça haciz istenemeceği gibi, bu koşullar oluşmadan önce konulan hacizler de geçersizdir. Öte yandan icra mahkemesi kararlarının infaz edilebilmesi için kesinleşmelerini zorunlu kılan yasal bir düzenleme de bulunmamaktadır. Bu durumda yetki itirazının kabulüne karar verilmesi halinde yetkisiz icra dairesince konulan hacizler de hükümsüz kalacağından ka...
(Şerh No: 16452 - Ekleyen: Stj.Av.Mustafa TAŞKIN - Tarih : 03-04-2016 19:20)

Kural olarak Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları konuları ile sınırlı, gerekçeleri ile aydınlatıcı ve sonuçları ile bağlayıcıdır. Görüleceği üzere butlan sonucunu doğurarak, murisin temliki tasarruflarının iptaline imkan tanıyan 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanabilmesi için, temliki tasarrufa konu yapılan taşınmazın murisin tapulu malı olması, gerçekte bağışlamak istediği bu malı ile ilgili olarak tapu memuru huzurunda, iradesini satış doğrultusunda açı...
(Şerh No: 16453 - Ekleyen: Av.İbrahim ŞİŞECİ - Tarih : 31-03-2016 21:07)

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilirken, yasa gereği vekalet ücretine hükmedilmiş ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi değiştikten sonra hükmün açıklanması gerekmişse, bu tarihte yürürlükte bulunan tarifedeki miktardan, ilk kararla verilen miktar mahsup edildikten sonra aradaki farka hükmedilecektir. Aksi halde sanığa, bir davada iki kez vekalet ücreti yüklenmiş olunacaktır.
(Şerh No: 16454 - Ekleyen: Av.Can DOĞANEL - Tarih : 31-03-2016 15:13)

Tebligat Kanunu'nun 17. ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 26. maddelerine göre; bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler o yerde bulunmadıkları takdirde, tebliğ o yerdeki daimi memur veya müstahdemlerden birine yapılır. Bu durumda, muhatabın o yerde geçici olarak bulunmadığı hususu tespit edilerek, tebligat mazbatasına şerh verilmelidir. Şerh gereğinin yerine getirilmemesi ise tebligatı usulsüz kılar.
(Şerh No: 16451 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 26-03-2016 00:57)

İcra takibi borçlularından her birinin kıymet taktiri yapılan malın maliki olması aranmaksızın kıymet taktirine itiraz HAKKI VARDIR.
(Şerh No: 16450 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 24-03-2016 17:40)

 Bilgi  [HMK. 20] HUMK Karşılık Madde 27
Selahiyet Madde 27 - Mahkeme vazifedar veya salahiyettar olmadığından dolayı dava arzuhalinin reddine karar verdiği takdirde arzuhali ve dava dosyasını ait olduğu mahkemeye gönderir ve yeniden harç alınmaz.
(Şerh No: 16449 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-03-2016 14:35)

 Bilgi  [HMK. 20] HUMK Karşılık Madde 193
İtirazatı İptidaiye Madde 193 - (DEĞİŞİK MADDE RGT: 18.07.1981 RG NO: 17404 KANUN NO: 2494/15) Davacı, iptaline karar verilen dilekçenin yerine yeni bir dilekçe düzenleyip vermek zorundadır. Görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilmesi üzerine davacının karşı tarafa görevli veya yetkili mahkemede tebligat yaptırması zorunludur. (DEĞİŞİK FIKRA RGT: 07.10.2004 RG NO: 25606 KANUN NO: 5236/13) (YÜR. TAR.: 01.06.2005) Her iki halde kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren on gün içinde yen...
(Şerh No: 16448 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 17-03-2016 14:34)

Yoksulluk nafakasının arttırılması davasında verilecek karar gözetilirken nafaka alacaklısı davacının ihtiyaçları ile nafaka yükümlüsü davalının gelir durumunda, nafakanın takdir edildiği tarihe göre olağanüstü bir değişiklik olmadığı takdirde; yoksulluk nafakası TÜİK'in yayınladığı ÜFE oranında arttırılmalı böylece taraflar arasında önceki nafaka takdirinde sağlanan denge korunmalıdır.
(Şerh No: 16447 - Ekleyen: Av.Mehmet GÜMÜŞ - Tarih : 08-03-2016 12:20)

Borcun tamamının tehir-i icra kararı getirmek üzere teminat amaçlı olarak depo edilmesi halinde hacizlerin kaldırılması gerekir
(Şerh No: 16446 - Ekleyen: Fatih KABADAYI - Tarih : 07-03-2016 15:59)

Aynı taşınmaz üzerine birden fazla haciz konulmasını engelleyen bir yasa hükmü de yoktur. Taşınmazın üzerinde haciz varken, alacaklının talebi üzerine yeniden haciz konulması, önceki hacizden vazgeçildiği anlamına gelmez.
(Şerh No: 16444 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 04-03-2016 11:28)

Adres bilgilerine erişimin hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği
(Şerh No: 16445 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 04-03-2016 11:22)

Bozma sonrasında yapılan yargılamada davacının 27.06.2012 tarihinde öldüğü nazara alınarak faraziyenin ortadan kalkmasıyla bilirkişiden davacının ölüm tarihi baz alınarak gerçek zararın hesaplanması için ek rapor alınması sonucunda göre karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
(Şerh No: 16442 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 01-03-2016 11:23)

Taşınmaz satışlarında ilan tarihi ile satış tarihi arasında bir aylık süre bulunmalıdır. Bir ay önceki gün yapılan ilan ile bir ay sonraki satış gününün aynı olması halinde bir aylık dolmamıştır.
(Şerh No: 16443 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 01-03-2016 11:13)

Koca tarafından Medeni Kanunun 166/son maddesine dayalı olarak 3.11.2003'te açılan dava, 5.4.2004'te feragat sebebiyle reddedilmiş, koca yeniden 23.02.2005 tarihinde, 17.11.1998'de reddedilen davayı esas alarak boşanma isteğinde bulunmuştur. Oysa 5.4.2004'teki feragatla 17.11.1998 gün 1998/348 sayılı dava ile doğan haklardan vazgeçilmiştir (Feragat edilmiştir). 5.4.2004 tarihinden itibaren yasanın aradığı üç yıllık fiili ayrılık süresi de dolmamıştır. Mahkemece davanın reddi gerekirken yazılı şe...
(Şerh No: 12413 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 21:13)

Feragat kendiliğinden bu iradenin mahkemeye ulaştığı ve açıklandığı tarihte kesin bir hükmün hukuki sonuçlarını doğurur (HUMK m. 95). Feragat üzerine verilen kararın şeklen kesinleşmesinin beklenmesine gerek yoktur.
(Şerh No: 16440 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 17:28)

Davalının davacı ile ikinci kez evlenmesi ve anlaşmalı olarak boşanması ilk boşanma kararında hükmedilen alacaklarla ilgili davacıyı ibra ettiğini göstermez.
(Şerh No: 16439 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 10:08)

Feragat ve kabul, kesin hükmün hukuki neticelerini hasıl eder (HUMK. md.95). Feragat beyan tarihinde hukuki sonucunu doğurur (H.G.K. 1991/2-550630, 2H.D. 5235/1993). Feragat üzerine verilen kararın taraflara tebliği suretiyle şekli kesinleşmesini beklemeye gerek yoktur.
(Şerh No: 16438 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 24-02-2016 09:49)

Haciz devam ederken aynı mal üzerine tekrar haciz istenmesi, daha önceki hacizden vazgeçme anlamına gelir. Düşmüş hacze dayalı kıymet takdiri esas alınarak ihalenin yapılması da usulsüzdür.
(Şerh No: 16437 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 22-02-2016 13:33)

Alacağa mahsuben ihalede, harç matrahının tespiti (3.şahısa ihale yapıldığında alacaklıya ödenecek miktar ne ise aynı miktar üzerinden harç tahsili gerekir).
(Şerh No: 16436 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 22-02-2016 13:30)

İhalede zarar unsuru oluşmamışsa, ihalenin feshini istemekte hukuki yarar yoktur
(Şerh No: 16435 - Ekleyen: Sedat BAYSAL - Tarih : 22-02-2016 13:21)

Olayın gerçekleştiği işyerine doğru yaklaşık on gün kadar önce silahla ateş ettiği gerekçesiyle hakkında kovuşturma yapılan sanık S..'nin olayın hemen öncesinde geldiği işyerinde sanık C.'in de aralarında bulunduğu çalışanlar ile tartıştığı, hakaret ve tehditlerde bulunarak ve tekrar döneceğini beyan ederek ayrıldığı ve yaklaşık onbeş dakika sonra bir ticari taksiyle dönerek işyerine doğru silahla ateş ettiği, bu ateş sonucunda mağdur C.'i yaşamsal tehlike geçirecek biçimde yaraladığı olayda; sa...
(Şerh No: 16434 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 16-02-2016 16:49)

Sanığın eylemini katılandan gelen haksız hareketin etkisiyle gerçekleştirdiği, sanık hakkında bu nedenle TCK'nin maddesi gereğince haksız tahrik hükümlerinin uygulanabileceği gözetilmeden, koşulları oluşmadığı halde TCK'nin maddesi gereğince meşru müdafanın kabulüyle hüküm tesisi bozma nedenidir.
(Şerh No: 16433 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 16-02-2016 16:46)

a-Hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde uygulama yeri bulunan TCK'nın 143. maddesinin işyeri dokunulmazlığının ihlali suçundan hüküm kurulduğu sırada uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini, b-6545 sayılı Kanunun 62. maddesi ile değişik TCK'nın 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek ...
(Şerh No: 16432 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 16-02-2016 16:40)

Davacının Eceabat Asliye Hukuk Mahkemesine işlemin tebliği üzerine idari dava açma süresi içinde dava açması, anılan Mahkemenin uyuşmazlığın görüm ve çözümünün idari yargı mercilerine ait olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı üzerine davacının dosyanın görevli İdare Mahkemesine gönderilmesi talebini içeren dilekçeyi otuz günlük süre içinde Mahkemesine vermesi, dosyanın İdare Mahkemesine intikali üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda verdiği k...
(Şerh No: 16430 - Ekleyen: Av.Mustafa GÖNÜLAL - Tarih : 14-02-2016 19:55)

Davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erdiği sonuç ve kanaatine varılmakla birlikte, fiillerin yukarıda açıklandığı üzere "referans norm" olarak dikkate alınması gereken 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinde sayılan ve "Devlet memurluğundan çıkarma" cezasını gerektiren fiil ve haller içerisinde yer almadığı anlaşıldığından, davacının "görevini sonlandıran" sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmış,...
(Şerh No: 16431 - Ekleyen: Av.Mustafa GÖNÜLAL - Tarih : 14-02-2016 19:43)

Somut olayda borçlu, ilamdan kaynaklanan para borcunu, karar tarihinden sonra ve takipten önce, alacaklının banka hesabına ödemiş ise de, ödemeyi alacaklıya takip talebinde bulunmasından sonra bildirdiğinden ve de alacaklının her gün ve saatte banka hesabını denetlemesinin hayatın olağan akışı içinde mümkün de bulunmadığından dolayı ödeme borcunun takipten sonra yerine getirildiğinin kabulü gerekir. "Ödemenin takip tarihinden sonra yapıldığı kabul edilerek, icra müdürlüğünce dosya bakiye bor...
(Şerh No: 16429 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 10-02-2016 16:05)

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-c maddesi karşısında, 5271 sayılı CMK’nin 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince Müdafii ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanık için baro tarafından görevlendirilen vekil ücretlerinin sanıktan alınmasına hükmedilemeye...
(Şerh No: 16428 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 09-02-2016 17:44)

Sanığın duruşmadan vareste tutulmak istemediğini beyan etmesi karşısında; son oturumda hazır bulundurulmadan hükümlülüğüne karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 196. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması BOZMAYI gerektirmiştir.
(Şerh No: 16427 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 09-02-2016 17:35)

Sanık hakkında, farklı hareketlerle gerçekleştirilen her iki eylem nedeniyle ayrı ayrı her iki suçtan da mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken, hukuki anlamda birden fazla “hareket” bulunmaması nedeniyle olayımızda uygulama yeri bulunmayan TCK'nın 44. maddesi gerekçe gösterilmek suretiyle; başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçundan mahkumiyet, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçundan ise “ ceza verilmesine yer olmadığına” karar veril...
(Şerh No: 16426 - Ekleyen: Av.Bülent AKÇADAĞ - Tarih : 09-02-2016 17:31)

 Bilgi  [BK. 72] BK 60 ile TBK 72 arasındaki fark
BK. m. 60 ile ilgili uygulamada “zararı müstelzim fiilin vukuu” tabirinin Yargıtay’ca zorlama bir yorumu ile zamanaşımı, zararı doğuran fiilin tarihi ile değil de bu fiilin sebep olduğu zararın gerçekleşmesi ile başlatılmıştır. Gölcük depreminde çürük inşa edilmiş bir binanın depremde yıkılması ile ilgili bir kararında zamanaşımı binanın teslim tarihinde değil de yıkıldığı tarihte başlar denilmiştir. TBK. M. 72 bu görüşü terk etmiştir. Uzak geçmişte kalan olaylardan dolayı uyuşmazl...
(Şerh No: 16425 - Ekleyen: Emin TEMİZEL - Tarih : 09-02-2016 16:25)

Kiracı sözleşmeye uygun kullanma dolayısıyla oluşan eskime ve bozulmalardan sorumlu olmayıp münhasıran kötü kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasardan sorumludur. Hor kullanım ve olağan kullanım nedeniyle oluşan zarar ve hasar ayrımı yapıldıktan sonra kullanım süresi ile orantılı olarak yıpranma payının hesap edilip alacaktan düşülmesi gerekir. Mahkemece gerçek zararın belirtilen şekilde tespit edilerek, tahliye sonrası kiraya veren tarafından iade edilmesi gereken depozito bedelinin de hesa...
(Şerh No: 16424 - Ekleyen: Av.Tuğba YILDIZ - Tarih : 03-02-2016 15:37)

Kocanın açtığı ilk boşanma davası reddedilmiş ve hükmün kesinleşmesinin üzerinden 3(üç) yıl geçmiştir.Her ne kadar davalı tanığı, eşlerin 304 gün beraber kaldığını ifade etmişse de, bu beraberlik evlilik birliğini" yeniden kurulduğu şeklinde yorumlanamaz. Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesinin aradığı koşullar oluşmuştur. Davacı kocanın, davasının kabulüne karar vermek gerekir.
(Şerh No: 16423 - Ekleyen: Av.Tuğba YILDIZ - Tarih : 01-02-2016 15:14)

Nitelikli yağma konut içinde işlenmiş ise ayrıca Konut Dokunulmazlığının İhlali suçundan hüküm kurulamaz.
(Şerh No: 16422 - Ekleyen: Av.Ahmet GELEGEN - Tarih : 01-02-2016 11:41)

"Eşini aldatan kadının kasten öldürülmesi, haksız tahrik uygulanması gerektiği"
(Şerh No: 16416 - Ekleyen: Av.Öznur ÇINAR - Tarih : 28-01-2016 14:49)

Mahkemece iflasa karar verilmesi halinde, ihtiyati tedbirlerin de kaldırılmasına karar verilmelidir, zira iflas hali ihtiyati tedbirle sağlanan korumadan daha farklı koruma sağlamaktadır ve aksi halde iflas idaresinin işlemleri için de sorunlar çıkabilmektedir. Bu durumda mahkemece verilen iflas kararı nedeniyle tedbirlerin kaldırılmasına karar vermesi gerekirken, infazda sorun yaratacak şekilde tedbirler hakkında bir karar verilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir.
(Şerh No: 16417 - Ekleyen: Ali Rıza ÖZALP - Tarih : 27-01-2016 13:14)

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin toplam aktiflerinin toplam borçlarını karşılayabildiği, diğer bir ifadeyle borca batık durumda olmadığının tespit edildiğin gerekçesiyle, iflasın ertelenmesi talebinin reddine karar verilmiştir. Mahkemece eksik ve yetersiz inceleme ve hatalı bilirkişi raporları ile şirketin borca batık olmadığına karar verilmiştir. Mahkemenin borca batıklığın yasa ve muhasebe ilkeleri çerçeve...
(Şerh No: 16418 - Ekleyen: Ali Rıza ÖZALP - Tarih : 27-01-2016 13:05)

Dava konusu ödeme emrinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun tebliğe ilişkin hükümlerine göre tebliğ edilmesi gerekirken, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yapılan tebligatın usule uygun olmadığı anlaşılmış olup, davacının ıttıla tarihi olarak beyan ettiği 11.03.2013 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği kabul edilmek suretiyle uyuşmazlığın esasına ilişkin inceleme yapılması gerekirken, davayı süre aşımı nedeniyle reddeden Mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
(Şerh No: 16420 - Ekleyen: Av.Mustafa GÖNÜLAL - Tarih : 27-01-2016 12:57)

5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 16. maddesi uyarınca ilgililere verilen idari para cezalarının takip ve tahsilinde 5326 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı ve anılan Kanun'un yukarıda yer verilen hükümleri uyarınca genel bütçeye gelir kaydedilen idari para cezalarının kesinleşmeden takip ve tahsil edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Dosyanın incelenmesinden; dava konusu ödeme emrinin dayan...
(Şerh No: 16419 - Ekleyen: Av.Mustafa GÖNÜLAL - Tarih : 27-01-2016 12:56)

Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan davasını, yalnızca ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl hastalığı iyileşen eş açabilir. Bu hallerde dava hakkı, sonradan iyileşen eşe aittir (TMK. m. 147/2)
(Şerh No: 16414 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 22-01-2016 23:30)

6101 sayılı TBK Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 5/1.maddesinde; "TBK yürürlüğe girmesinden önce işlemeye başlamış bulunan hak düşürücü süreler ile zamanaşımı süreleri eski kanun hükümlerine tabi olmaya devam eder Ancak bu sürelerin henüz dolmamış kısmı, Türk Borçlar Kanununda öngörülen süreden uzun ise, yürürlüğünden başlayarak Türk Borçlar Kanununda öngörülen sürenin geçmesiyle, hak düşürücü veya zamanaşımı süresi dolmuş olur"
(Şerh No: 16415 - Ekleyen: Av.Murat BÖLÜKBAŞ - Tarih : 22-01-2016 23:26)

ORTAĞIN ŞİRKET HİSSESİNİN HACZİ NEDENİYLE ORTAKLIKTAN ÇIKARMA
(Şerh No: 16413 - Ekleyen: Av.Öznur ÇINAR - Tarih : 22-01-2016 09:20)

 Bilgi  [TK. 822] KONVANSİYON İLE ORTAK HÜKÜMLER
KONVANSİYON MADDE 7 Çekin ödenebildiği ülke hukuku şunları belirleyecektir: TTK 822- Aşağıda yazılı hususlar çekin ödeneceği ülke hukukuna göre belirlenir: “Ödeme yeri hukuku” başlığı altında düzenlenen bu hükümlerin bir kısmı esasa, bir kısmı şekle ilişkindir. Vade, ibraz, çek üzerine çizgi çekilmesi yada beyan yazılması gibi hususlar şekle ilişkin iken; çek üzerine birtakım kayıtların düşülmesi, kısmi ödeme, çekin karşılığı üzerindeki haklar, cayma ve itiraz hakkı, çekin kaybı yada çalı...
(Şerh No: 16412 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 16-01-2016 00:38)

 Bilgi  [TK. 767] KONVANSİYON İLE ORTAK HÜKÜMLER
KONVANSİYON MADDE 4 / p.3 Taraf devletlerin birinde, sözleşmeye taraf ülkenin bir vatandaşının yine sözleşmeye taraf bir başka ülke vatandaşına karşı bir çek aracılığıyla üstlendiği taahhütler, çekin imzalandığı ülkenin hukukuna göre geçerli olmasa dahi, imza edenin tabi olduğu ülke hukukunun şekil şartların uyuyorsa geçerli sayılacaktır. Bir önceki fıkra gibi bu fıkradaki koruma sistemi de poliçe ve çekler için ortak hüküm mahiyetindedir. Lex Fori’nin uygulama alanını belirten bu h...
(Şerh No: 16411 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 16-01-2016 00:36)

Davacı-karşı davalı kadın dava dilekçesinde; vadeli hesabında bulunan 7500 TL nakit paranın kocanın isteğin üzerine daha fazla faiz getireceğinden bahisle kocanın hesabına aktarıldığı ve iade edilmediği belirtilerek 7500 TL'nin tarafına verilmesini istemiş ve bu hususta nispi harcı yatırmıştır. Davacı-karşı davalı kadının bu istemi aile hukukundan kaynaklanmayıp, genel hükümlere tabi alacak istemi niteliğindedir. Görev kamu düzenine dair olmakla yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate ...
(Şerh No: 16410 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 15-01-2016 10:38)

 Bilgi  [TK. 821] KONVANSİYON İLE ORTAK HÜKÜMLER
KONVANSİYON MADDE 5 Çekten doğan yükümlülüklerin üstlenildiği ülke hukuku, bu tür yükümlülüklerin sonuçlarını belirleyecektir “Duzenlenme yeri kanunu” başlığı altında düzenlenen bu hüküm, çek metnine imza koyan kişilerin kötüniyetini önleyici bir tedbir olarak önem arzetmekte ve esasınsa imzaların istiklali prensibini yansıtmaktadır.
(Şerh No: 16409 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 15-01-2016 01:05)

 Bilgi  [TK. 767] KONVANSİYON İLE ORTAK HÜKÜMLER
KONVANSİYON MADDE 4 / p.2 Bir çek aracılığıyla üstlenilen ve önceki paragraftaki hükümlere göre geçerli olmayan taahhütler, sonraki taahhüdün yapıldığı ülke hukuka göre geçerli ise önceki taahhüdün geçerli olmayışı sonraki taahhüdü geçersiz kılmayacaktır. Konvansiyonun birinci paragrafını, yalnızca çekler için geçerli olan bir hükümle karşılayan TTK, 820/2’nin göndermesi sebebiyle, Konvansiyonun ikinci fıkrasındaki düzenlemeyi karşılamak amacıyla poliçelerle ortak bir hükmü öngörmektedir. ...
(Şerh No: 16408 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 15-01-2016 01:04)

 Bilgi  [TK. 820] KONVANSİYON İLE ORTAK HÜKÜMLER
CENEVRE KONVANSİYONU MADDE 4 / p.1 Çekten doğan herhangi bir taahhüdün şekli, taahhüdün imzalandığı yer hukukuna göre belirlenir. Ancak, ödeme yeri hukuku tarafından belirlenen usuller dikkate alınırsa yine de geçerli olacaktır. Eski Ticaret Kanunu’nun 732. maddesinin sadeleştirilmiş şekli olan bu hüküm de, kanunda yer alan diğer bazı hükümler gibi ikili yani alternatifli bir koruma sistemi öngörmektedir, amaç her zmaan olduğu gibi yine çekin dolaşımını sağlamak arzusudur, bu sebeple LRA kura...
(Şerh No: 16407 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 15-01-2016 01:02)

 Bilgi  [TK. 819] Cenevre Konvansiyonu ile Benzer Düzenleme
KONVANSİYON MADDE 2 / p.3 Taraf Devletlerin her biri; diğer taraf devletlerin topraklarında geçerli sayılmayacak, kendi yurttaşlardan biri tarafından sokulmuş olan bir çek aracılığıyla varolan maddenin önceki paragrafındaki uygulama yoluyla değilse kontratın geçerliğini tanımayı reddedebilir. KONVANSİYON MADDE 3 / p.1 Çekin kim tarafından tahsil edilebileceğini, çekin ödenebilir olduğu ülke hukuku belirler. Madde hükmü, TTK’nın bilhasa çek ile ilgili hükümlerinin tümündeki genel ...
(Şerh No: 16406 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 15-01-2016 00:52)

 Bilgi  [TK. 766] Cenevre Konvansyiyonu İle Benzer Düzenleme
CENEVRE KONVANSİYONU MADDE 2 / p.2 Önceki paragrafta belirlenen hukuka göre ehil sayılmayan biri, eğer kendisini ehil sayan bir ülkede imza vermişse, yine de (imzası ile) bağlı sayılır. Maddenin ikinci fıkrası, konvansiyon hükmü ile paralel olarak, çekin dolaşım yeteneğini ayakta tutabilmek adına getirilmiş bir çözümdür.
(Şerh No: 16405 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 15-01-2016 00:49)

 Bilgi  [TK. 766] Cenevre Konvansiyonu ile Paralel Hüküm
Bu madde TTK’da “Ehliyet” başlığı altında düzenlenmiştir. eTK’daki madde 678’de herhangi bir değişiklik yapılmamış ve adı geçen kanun maddesinin dili sadeleştirilerek günümüz Türkçesi’nde aktarılmıştır. eTK madde 678 de Cenevre Konvansiyonu'nun 2. maddesinin tercümesi niteliğindedir. Maddede hem gönderme yapılan ülkenin maddi hukuk hükümleri hem de kanunlar ihtilafı kurallarının uygulama alanı bulabileceğine işaret edilmektedir.
(Şerh No: 16404 - Ekleyen: Stj.Av.Ekrem KORKMAZ - Tarih : 15-01-2016 00:47)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,16171503 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.