Ana Sayfa
Kavram Arama : THS Google   |   Forum İçi Arama  

Üye İsmi
Şifre

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

THS Şerhine Son Eklenen Şerhler

Asgari ücretle çalışmak "yoksulluk nafakası" bağlanmasını olanaksız kılan bir olgu değildir.
(Şerh No: 225 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-10-2009 15:01)

Kefalete konu olan taraflar arasındaki iş, ticari mahiyeti haiz bir iş niteliğinde olup Türk Ticaret Kanunu'nun 7 nci maddesi uyarınca asıl borçlu ve kefil alacaklıya karşı müteselsilen mesul sayılırlar.
(Şerh No: 224 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 26-10-2009 14:51)

 Bilgi  [MK. 174] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 143 üncü maddesini karşılamaktadır. Maddenin birinci fıkrası boşanma nedeniyle maddî tazminatı düzenlemektedir. Yürürlükteki maddeden farklı şekilde davacının kusursuz olması mutlak bir şart olarak aranmamış, daha az kusurlu olan tarafın da bu davayı açabilmesi kabul edilmiştir. Maddenin ikinci fıkrası boşanma nedeniyle manevî tazminatı düzenlemektedir. Yürürlükteki maddeden farklı olarak davacının kusursuz olması şartı yasadan çıkarılmış, davalının kusurlu ol...
(Şerh No: 223 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 26-10-2009 13:35)

 Bilgi  [MülgaHUMK. 283] İki tarafta raporda gördükleri müphem ve noksan konularda bilirkişiden izahat alınmasını raporun kendilerine tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde hakimden isteyebilirler.“Her ne kadar tarafların itiraz ve hakları bilirkişi raporunun kendilerine tebliğinden itibaren bir haftalık süre ile sınırlandırılmış ise de, bu sınırlama yanlızca tarafların eksik ve belirsiz gördükleri yanlar hakkında bilirkişiden açıklama istemeleri bakımındandır. Bu açıdan bir itirazın ileri sürülmemiş olması raporun...
(Şerh No: 218 - Ekleyen: Adnan Koray DEMİRCİ - Tarih : 25-10-2009 15:02)

 Bilgi  [MülgaHUMK. 276] Yalnız bir adet bilirkişi seçilebilir, fakat üçten fazla bilirkişi seçilemez.( HUMK.m.276) Üçten fazla bilirkişi seçilirse; “HUMK.'na göre üçten fazla bilirkişi seçilemez. Somut olay tasarrufun iptali talebine ilişkindir, bilirkişi raporu dört bilirkişi tarafından düzenlenmiştir. Bilirkişi seçimi usule aykırı olduğundan yeniden üç kişilik bilirkişi heyeti oluşturularak taşınmazın satış tarihindeki değerinin saptanması gerekir.” (15. HUKUK DAİRESİ E. 2003/640 K. 2003/3013 T. 5.6.2003) “S...
(Şerh No: 216 - Ekleyen: Adnan Koray DEMİRCİ - Tarih : 25-10-2009 14:56)

 Türkçe  [KiraK. 11] Kiracı, kira süresinin bitmesinden en az on beş gün önce taşınmazı boşaltacağını yazıyla bildirmedikçe sözleşme, aynı koşullarda bir yıl uzatılmış sayılır.
(Şerh No: 214 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 25-10-2009 11:38)

 Türkçe  [KiraK. 7/son] Aynı kent ya da belediye sınırları içinde kendisinin ya da birlikte yaşadığı eşinin adına kayıtlı oturabileceği konutu bulunan kimse, kiracı olarak oturduğu yeri taşınmazın sahibinin isteği üzerine boşaltmak zorundadır.
(Şerh No: 202 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 25-10-2009 11:37)

 Türkçe  [KiraK. 1] Belediye örgütü olan yerler ile iskele, liman ve tren duraklarındaki üstü kapalı taşınmazların kiralanmasında kiralayanla kiracı arasındaki hukuksal ilişkilerde bu yasa ile Borçlar Yasası'nın bu yasaya aykırı olmayan hükümleri uygulanır. Tapınaklar kiraya verilemez ve tapınma dışında hiçbir iş için de kullanılamaz.
(Şerh No: 187 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 25-10-2009 11:31)

 Türkçe  [KiraK. 12] Kiracı, sözleşmede aksi yönde açık bir koşul olmadıkça, kiralanan yeri kısmen ya da tamamen başkasına kiralayamaz ya da kiralanan yerden yararlanma hakkını ya da sözleşmeyi başkasına devredemez ya da taşınmazı terk edip bu yeri kısmen ya da tamamen başkalarına bırakamaz. Kira sözleşmesinin asıl amacı bakımından başkalarına kiralanması olağan ve gerekli olan otel, pansiyon, öğrenci yurdu ve benzeri taşınmazlar, tümü devredilmedikçe ya da kiralanmadıkça yukarıdaki fıkra hükmüne bağlı değildir. Bu maddenin birinci fıkrası hükmüne uymayarak bir taşınmaza kiracı ya da devralan sıfatıyla girenler ya da bu taşınmazı ele geçirenler hakkında hiçbir uyarıya gerek kalmaksızın sulh hukuk mahkemelerinde boşaltma davası açılabilir. Hakkı olmadan taşınmazı ele geçirenler hakkında 5917 sayılı yasa hükümlerinin uygulanması da istenebilir.
(Şerh No: 215 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 25-10-2009 11:30)

Hakim hakkında yapılan inceleme sonucunda işlem yapılmasına gerek görülmemesine yönelik işlem;idarenin kamu gücünü kullanarak takdir yetkisi içinde kurulması ve hukuksal sonuç doğurması nedeniyle tüm unsurları ile idari işlem olduğuna karar verilmiş ve incelenebileceği başka bir idari birim veya yargı mercii kalmadığına ve bu nitelikte bir işleme yargı yolunu kapayan bir yasa hükmü bulunmadığına göre, Anayasanın 36. maddesinde öngörülen "hak arama özgürlüğü" ve 125. maddesinde öngörülen "idaren...
(Şerh No: 213 - Ekleyen: Adnan Koray DEMİRCİ - Tarih : 25-10-2009 11:13)

 Bilgi  [AKDK. 2] 1 Mart 2008 CUMARTESİ Resmî Gazete Sayı : 26803 YÖNETMELİK Başbakanlık (Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü)’tan: AİLENİN KORUNMASINA DAİR KANUNUN UYGULANMASI HAKKINDA YÖNETMELİK BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik, aile içi şiddete maruz kalan aile bireylerinin korunması amacıyla şiddet uygulayan aile bireyleri hakkında alınacak tedbirleri ve bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenler. Kapsam MADD...
(Şerh No: 212 - Ekleyen: Av.Habibe YILMAZ KAYAR - Tarih : 25-10-2009 10:45)

 Türkçe  [KiraK. 8] Bu yasayla Borçlar Yasası'nda gösterilen durumlar dışındaki nedenlerle açılacak boşaltma davaları, sözleşmelerde aksine koşul bulunsa bile geçerli olmaz.
(Şerh No: 210 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 24-10-2009 22:08)

 Bilgi  [AKDK. 1] T.C. ANKARA 8. AİLE MAHKEMESİ DEĞİŞİK İŞ KARAR ESAS NO: 2009/66 D.İş KARAR NO: 2009/ HAKİM: ERAY KARINCA 26084 KATİP : SEZER CÖMERT 47242 DAVACI :N.Y. - DAVALI: B.Y.- TALEP TARİHİ: 01/06/2009 KARAR TARİHİ: 02/06/2009 Mahkememize tevzii edilen dava dilekçesi mahkememiz Değişik İş defterinin yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tedbir isteyen kadın özetle, eşinin kendisine sözlü ve fiili olarak şiddet uyguladığını ve hakaret ettiğini, çocuklarının yanı...
(Şerh No: 208 - Ekleyen: Av.Habibe YILMAZ KAYAR - Tarih : 24-10-2009 19:44)

 Bilgi  [TTK. 663] Borçlar Kanununun 134. maddesine göre müruruzaman, müteselsil borçlulardan birine veya borçluya karşı kesilmiş olursa müşterek borçlulara ve kefile karşı da kesilmiş olur; TTK’ndaki borçlular arasında da müteselsil sorumluluk ilişkisi olmasına rağmen (Borçlar Kanununun anılan maddesinden farklı olarak) 663. maddede zamanaşımını kesen muamele, her kim hakkında vaki olmuşsa sadece bu kişiye karşı hüküm ifade edeceği kabul edilmiştir.
(Şerh No: 205 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-10-2009 15:57)

 Bilgi  [TTK. 662] Maddede zamanaşımını kesen nedenler “tahdidi” olarak sayılmıştır. Borçlar Kanunu m.133 te “borçlunun borcu ikrar etmesi, borca mahsuben bir miktar para ödemesi, rehin veya kefil göstermesi” de zamanaşımını kesen nedenler olarak sayılmışsa da; TTK’nda bu nedenler sayılmamıştır ve Borçlar Kanununun anılan hükmü TTK’na ithal edilemeyeceği gibi TTK’ndaki bu tahdidi olarak sayılan “zamanaşımının kesilmesi nedenleri” genişletilemez.
(Şerh No: 203 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 24-10-2009 11:46)

 Türkçe  [KiraK. 7] Kira koşullarına ve Borçlar Yasası'nın bu yasaya aykırı olmayan hükümlerine uyulsa bile
(Şerh No: 195 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 24-10-2009 10:21)

 Türkçe  [MülgaHUMK. 10] Dava, sözleşmenin ifa edileceği ya da davalı veya vekili davanın açıldığı tarihte orada bulunmak koşuluyla sözleşmenin kurulduğu yer mahkemesinde de görülebilir.
(Şerh No: 190 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 23-10-2009 22:05)

 Türkçe  [MülgaHUMK. 9] Her dava, yasada aksine düzenleme olmadıkça açıldığı tarihte davalının Türk Yurttaşlar Yasası gereğince yerleşim yeri sayılan yer mahkemesinde görülür. Davalının yerleşim yeri belli değilse davaya davalının Türkiye'de oturduğu son yer mahkemesinde bakılır. Davalı sayısı birden çok ise dava davalılardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Şu kadar ki yasaya göre dava nedenine göre davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme bulunuyorsa davaya o mahkemede bakılır. Ancak davanın sırf davalılardan birini kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı belirtilerle ya da başka kanıtlarla anlaşılırsa mahkeme o davalı hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Boşanma ya da ayrılık davalarında yetkili mahkeme, davacının yerleşim yeri ya da eşlerin dava açılmadan önce son olarak altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
(Şerh No: 189 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 23-10-2009 22:02)

Re'sen "yetkisizlik" kararı verilemez. Öte yandan yetkisizlik kararı ile birlikte, davanın esası hakkında da karar verilemez.
(Şerh No: 185 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 23-10-2009 14:40)

 Bilgi  [MK. 177] Gerekçe; Madde boşanmadan sonra açılacak yeni nafaka davaları ya da hükmedilmiş nafakanın arttırılması veya azaltılması davalarında nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemelerini yetkili kılmaktadır. Bu sayede uygulamada çok cüz'i nafaka istemleri dolayısıyla genellikle ekonomik ve malî açıdan güçsüz durumda olan nafaka alacaklılarının, nafaka yükümlüsünün bulunduğu yer mahkemelerine masraf yapıp gelerek dava açması nedeniyle mağduriyeti önlenmek istenmiştir. Burada zayıfı korumak amacıyla gen...
(Şerh No: 186 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 23-10-2009 14:37)

 Bilgi  [MK. 227] Gerekçe; Madde İsviçre Medenî Kanununun 206 ncı maddesini karşılamaktadır. Maddenin birinci fıkrasında, tasfiye sırasında, bir eşin diğerinin mal edinmesine, malının iyileştirilmesine ve korunmasına ivazsız olarak katkıda bulunması hâlinde bu katkısının değerlendirilip ödenmesi hükme bağlanmıştır. Burada katkıda bulunan eşe tanınan hak bir alacak hakkı olup, bu hakkın tasfiye sırasında göz önünde tutulması kabul edilmiştir. Böylece tasfiye sırasındaki değer artışı göz önüne alınarak para değe...
(Şerh No: 184 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 23-10-2009 14:11)

 Bilgi  [MK. 222] Gerekçe; Madde İsviçre Medenî Kanununun 200 üncü maddesini karşılamaktadır. Burada eşlerin mallarının, edinilmiş mallardan mı yoksa kişisel mallardan mı olduğu hususunda doğacak uyuşmazlıklarda ispat yükü düzenlenmiştir. Maddenin birinci fıkrasında genel ispat yükü ile ilgili bir kural tekrarlanmakta, belli bir malın eşlerden birinin kişisel mülkiyetinde olması yani kişisel malı olduğu iddiasında bulunan kişinin bunu ispat etmesi gerektiği ifade edilmektedir. Bu kişi, eşlerden biri olabileceğ...
(Şerh No: 183 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 23-10-2009 14:09)

 Bilgi  [MK. 206] Gerekçe; Bu madde yürürlükteki Kanunun 175 ve 176 ncı maddelerini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 185 inci maddesine uygun olarak kaleme alınmıştır. Birinci fıkrada eşlerden birinin istemi üzerine, haklı sebep varsa hâkim kararıyla mal ayrılığı rejimine dönüşüm düzenlenmiştir. . İkinci fıkrada kaynak Kanunda olduğu gibi haklı sebeplere örnek niteliğindeki olaylara yer verilmiştir. Maddenin son fıkrasında eşlerden birinin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulun...
(Şerh No: 182 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 23-10-2009 14:06)

 Bilgi  [MK. 203] Gerekçe; Yürürlükteki Kanunun 171 inci maddesini karşılamaktadır. Madde 1984 tarihli Öntasarıdan alınmıştır. Maddeye yürürlükteki 171 inci maddenin son cümlesi alınmamış, ikinci cümlede değişildik yapılmıştır. Bu değişiklikle hukuk güvenliği açısından, eşlerin mal rejimini ancak kanunda gösterilen sınırlar içerisinde kabul edebilecekleri, değiştirebilecekleri veya sona erdirebilecekleri belirtilmiştir. Mal rejimi sözleşmesi evlenme töreninden önce yapılabileceği gibi, evliliğin devamı süre...
(Şerh No: 181 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 23-10-2009 14:02)

 Bilgi  [MK. 202] Gerekçe;Yürürlükteki Kanunun 170 inci maddesini karşılamaktadır. Madde 1984 tarihli Öntasarıdan alınarak dil açısından sadeleştirilmiştir. Yürürlükteki Kanunda eşler arasındaki yasal mal rejiminin "mal ayrılığı" olduğu belirtilmiştir. Evlilik birliği sona erdiğinde, mal ayrılığı rejiminin eşler arasında büyük haksızlıklara yol açtığı, özellikle meslek sahibi kocanın lehine işlediği, ev işlerini yapan ve hatta kocasına mesleğinin icrasında yardımcı olan kadının durumunu hiç nazara almadığı,...
(Şerh No: 180 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 23-10-2009 13:55)

Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinde; “... Tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın: ... 3. Borçlar Kanununun, ... rekabet memnuiyetine dair 348 ve 352, ... maddelerinde; ... tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.” hükmü bulunmaktadır. Aynı Kanunun 5. maddesi uyarınca, ticari davalara bakma görevi ticaret mahkemelerine aittir denilmiş olsa bile; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 29.06.1960 gün, 1960/13 ve 1960/15 sayılı kararına göre; “...İş mahkemel...
(Şerh No: 179 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 23-10-2009 13:31)

 Türkçe  [MülgaHUMK. 7] Diğer bir mahkeme ya da yönetsel orun ya da yargı biriminin görevine giren bir dava ya da iş görevsiz bir mahkemenin önüne geldiğinde, mahkeme duruşma yapmadan görevsizlik kararı verebileceği gibi davanın her aşamasında kendiliğinden görevli olmadığına da karar verir. Görevsizlik savı davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bir dava, asliye hukuk mahkemesinde sonuca bağlandıktan sonra, davanın sulh mahkemesinin görevi içinde olduğu ileri sürülerek üst mahkemede buna karşı çıkılamaz.
(Şerh No: 177 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 23-10-2009 12:58)

 Bilgi  [MK. 396] 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesinde 20.04.2004 tarihinde yapılan değişiklik ile,Türk Medeni Kanunun 2.Kitap 3.Kısmında Aile mahkemeleri görevli olmaktan çıkarılmıştır. Aile mahkemelerinin görevleri MADDE 4 - Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler: 1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (EKLENMİŞ İBARE RGT: 20.04.2004 RG NO: 25439 KANUN NO: 5133/2) Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ...
(Şerh No: 176 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 23-10-2009 11:51)

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü. "Mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir" (HUMK. md. 427). Şu halde incelenen kararın niteliği ortaya konularak öncelikle kararın temyizinin kabil olup olmadığının çözümlenmesi gerekmektedir. 4320 sayılı kanun ile aileyi koruyucu tedbirlerin Aile Mahkemesi Hakimi tarafından (47...
(Şerh No: 174 - Ekleyen: Av.Gülsüm SEZEN - Tarih : 23-10-2009 09:29)

ÖZET: Gerçekte evli olan birisi bir başkası ile yeniden nişanlanma akdi yapamaz. Şayet yapılmış ise yapılan bu akid geçersiz olup yasal anlamda nişan akdi olarak kabulü olanaksızdır. Bu nedenle dava konusu alacak genel hükümlere tabi alacak davası niteliğinde olup miktar itibariyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılmak üzere görevsizlik kararı verilmesi gerekir.
(Şerh No: 171 - Ekleyen: Av.Gülsüm SEZEN - Tarih : 23-10-2009 09:19)

ÖZET: Davalı taraftan nişan sözleşmesine ilişkin delilleri sorulup yöntemince araştırılarak ilişkinin süresi bulundukları sosyal çevre ile aile ve arkadaş ilişkilerinde kendilerini ne şekilde tanıttıkları incelenmek suretiyle yanlar ara­sındaki ilişkinin niteliği belirlendikten sonra bir karar verilmesi gerekir. Ayrıca mutad nişan hediyelerinin iadesi dışındaki taleplerin genel mahkemede görülebileceğine ilişkin gerekçe de yerinde değildir.
(Şerh No: 170 - Ekleyen: Av.Gülsüm SEZEN - Tarih : 23-10-2009 09:16)

 Türkçe  [MülgaHUMK. 6] Bir taşınmaz malın diğer bir taşınmaz mal üzerinde irtifak hakkı için dava açıldığında, bu hakkın ilişkin olduğu ileri sürülen taşınmaz malın oluşturduğu değer fazlalığı ile diğer taşınmazda meydana gelen değer eksikliğinden hangisi çok ise görev ona göre belirlenir.
(Şerh No: 167 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 22-10-2009 23:12)

 Türkçe  [MülgaHUMK. 5] Karşı davanın miktar ya da değeri asıl davanın miktar ya da değerinden çok ise karşı davanın değeri temeldir.
(Şerh No: 165 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 22-10-2009 23:05)

 Türkçe  [MülgaHUMK. 4] Alacağın bir kısmı için dava açıldıysa ve bu kısım alacağın son kısmı ise mahkemenin görevini belirlemede yalnızca dava konusu olan kısmın değerine bakılır. Dava konusu kısım, alacağın son kısmı değilse ve alacağın tamamı da çekişmeli ise alacağın tamamı temel alınır. Alacağın tamamı çekişmeli değilse yine yalnızca dava konusu olan kısma bakılır.
(Şerh No: 163 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 22-10-2009 21:51)

 Türkçe  [MülgaHUMK. 3] Dava konusu birden çok ise miktar ve değerlerinin toplamı esas alınır. Dava konusu bir tarafın birini ifa ya da istemede seçme hakkına sahip olduğu iki ya da daha çok şeyden biri ise bunlardan yalnızca değeri çok olan temel alınır. Seçme hakkı belirli miktarda para ile para dışında bir şey arasında söz konusu ise mahkemenin görevini belirlemede yalnız para temel alınır.
(Şerh No: 162 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 22-10-2009 21:46)

 Türkçe  [MülgaHUMK. 1] Mahkemelerin görevi yasayla belirlenir. Görev, yasada dava konusunun değerine göre belirtilmişse görevli mahkemenin belirlenmesinde davanın açıldığı gündeki değer esas tutulmak üzere aşağıdaki maddeler uygulanır. İşlenti, icra ödencesi ve giderler, görevin belirlenmesinde göz önünde bulundurulmaz.
(Şerh No: 160 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 22-10-2009 21:34)

 Bilgi  [MK. 220] Gerekçe; Madde İsviçre Medenî Kanununun 198 inci maddesinde olduğu gibi, yasa gereği kişisel mallardan sayılan değerleri düzenlemektedir. Maddenin (1) numaralı bendinde eşlerin sadece kişisel kullanımına yarayan eşya kişisel mal sayılmıştır. Eşlerin giysileri, saati, çantası, spor alet ve malzemeleri, ziynet eşyası bunlara örnek verilebilir. Bunlar evlilik birliğinin başlangıcında mevcut olabileceği gibi karşılıksız olarak sonradan, da edinilmiş olabilir. Hatta, karşılığı edinilmiş mallardan ...
(Şerh No: 159 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2009 16:38)

 Bilgi  [MK. 219] Gerekçe;Madde İsviçre Medenî Kanununun 197 nci maddesinde olduğu gibi eşlerin edinilmiş mallarının nelerden oluştuğunu hükme bağlamaktadır. Birinci fıkrada edinilmiş mallardan bazıları sayılmıştır. İlke olarak mal rejiminin devamı süresince ivazlı, yani bir karşılık ödemek suretiyle elde ettikleri tüm malvarlıkları edinilmiş mallardan sayılacaktır. İkinci fıkranın (1) numaralı bendinde, bir eşin çalışmasının yani emeğinin karşılığı olarak elde ettiği tüm değerler hükme bağlanmıştır. (2) numar...
(Şerh No: 158 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2009 16:28)

 Bilgi  [MK. 229] Gerekçe; Madde İsviçre Medenî Kanununun 208 inci maddesinden kısmen değiştirilmek suretiyle alınmıştır. İsviçre Medenî Kanununun 208 inci maddesi iki fıkra hâlinde düzenlenmiştir. Birinci fıkra iki bent hâlinde olup, aynen alınmıştır. Buna karşılık İsviçre Medenî Kanununun 208 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Bu tür kazandırma ve devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda, kararın, dava kendisine ihbar edilmişse bu devir ve kazandırmalardan yararlanan için verileceğine ilişkin hüküm alınmam...
(Şerh No: 157 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2009 16:11)

 Bilgi  [MK. 195] Gerekçe;Yürürlükteki Kanunun 161 inci maddesini karşılamaktadır. Madde İsviçre Medenî Kanununun 172 nci maddesindeki yeni hükme uygun olarak kaleme alınmıştır. Eşler ayrı ayrı ya da birlikte hâkime başvurmak suretiyle, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğiyle ilgili önemli bir uyuşmazlığın doğması hâlinde gerekli müdahalenin yapılmasına karar verilmesini isteyebilecektir. Müdahalesi istenen hâkim, bu konuda eşleri uyarma, onları uzlaştırma ya d...
(Şerh No: 155 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2009 14:40)

 Bilgi  [MK. 201] Gerekçe; Madde, İsviçre Medeni Kanununun 180 inci maddesinden alınmıştır. İsviçre'den farklı olarak Ülke çapında uygulanan bir Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa sahip olmamız sebebiyle Medenî Kanunda ayrıca usule ilişkin hükümlere gerek olmadığı düşünülebilirse de, bu maddede evlilik birliğinin korunmasıyla ilgili önemli bir durum düzenlenmiştir. Bu düzenleme içerisinde "yetkili mahkeme" de büyük bir önem taşımakta olduğundan, İsviçre'de olduğu gibi bu konuda böyle bir yetki hükmünün Medenî Kan...
(Şerh No: 153 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2009 14:29)

 Bilgi  [MK. 197] Gerekçe; Maddenin birinci fıkrası birlikte yasamaya ara verilmesine ilişkin özel bir önlem getirmektedir. Bu hüküm İsviçre Medeni Kanununun 175 inci maddesinde hükme bağlanmıştır, İsviçre'deki hükümde olduğu gibi ortak yaşam nedeniyle eşlerden birinin kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî şekilde tehlikeye düşmesi söz konusu olduğunda eşlerden her birinin ayrı yaşama hakkı öngörülmüştür. Maddenin ikinci fıkrası yürürlükteki Kanunun 137 nci maddesinde öngörülen koruma önlemler...
(Şerh No: 152 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2009 14:20)

 Bilgi  [MK. 199] Gerekçe; İsviçre Medenî Kanununun 178 inci maddesinden alınmıştır. Bu maddeyle hâkim, özel bir önlem olarak eşlerden birinin tasarruf yetkisinin sınırlarımasına karar verebilmektedir. Bu hükme bizim Ülkemizde İsviçre'den daha fazla ihtiyaç vardır. Çoğu olaylarda ayrılık veya boşanmaya kararlı olan koca, sırf kadına nafaka ya da tazminat ödememek için mevcut mallarını başkalarına devretme yoluna gitmekte, nafaka ya da tazminat hükmü alan kadın, kocadan icra yoluyla herhangi bir tahsilat ya...
(Şerh No: 151 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 22-10-2009 14:14)

 Bilgi  [İYUK. 1] Birinci maddenin ilk fıkrası bu kanunun kapsamını belirtmektedir. Buna göre, Danıştay, bölge idare mahkemesi, idare mahkemesi ve vergi mahkemelerinde bu kanunda gösterilen usul hükümleri uygulanacaktır. Doktrindeki genel kabule göre, Yargılama usulünü, davanın görülüş şekilleri bakımından üçe ayırabiliriz: Sözlü Yargılama Usulü, Yazılı Yargılama Usulü ve Karma Yargılama Usulüdür. Birinci maddenin ikinci fıkrasına göre bu yargılama usullerinden, Danıştay, bölge idare mahkemesi, idare ve vergi...
(Şerh No: 144 - Ekleyen: Adnan Koray DEMİRCİ - Tarih : 21-10-2009 14:26)

 Bilgi  [556.S.KHK. 1] Gümrük Birliği’ne ilişkin hükümlerle ilgili olarak Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın yorum kararları ülkemiz açısından bağlayıcıdır. (Dayanak: AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliği oluşturulmasına ilişkin 95/1 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı m.66) Ortaklık Konseyi Kararı’nın IV Kısım I. Bölüm’ü Fikri, Sınai ve Ticari Mülkiyetin Korunması konusunu içermektedir. Bu düzenlemede yasaların uyumlulaştırılması-yakınlaştırılması öngörülmüş olup Türkiye,fikri ve sınai mülkiyetin korunmasına iliş...
(Şerh No: 142 - Ekleyen: Av.Duygu IŞIK BEHREM - Tarih : 21-10-2009 13:04)

Sigorta hukukundan doğan davalar mutlak ticari davalar olup, Ticaret mahkemesinde görülmesi gerekir. Davalı hem yetki itirazında hem de İş bölümü itirazında bulunmuş ise, öncelikle iş bölümü itirazı karara bağlanır.
(Şerh No: 143 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 21-10-2009 12:57)

 Bilgi  [TTK. 146] Her tür işletmelerin aktif ve pasifleriyle birlikte devri konusu 818 Sayılı Borçlar Kanununun 179. maddesinde düzenlenmiştir. Aynı Kanunun 180. maddesinde işletmeler arası aktif ve pasiflerin karşılıklı devri ile birleşme düzenlenmiştir. Borçlar Kanununun düzenlemesi; işletmelerle ilgili malvarlığı birleşimidir. Ticaret Kanununda ticaret şirketlerinin birleşmesi ve böylece yeni bir şirket kurmaları veya bir ya da daha fazla ticaret şirketinin başkaca bir ticaret şirketine katılması usulüyle devi...
(Şerh No: 141 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-10-2009 21:51)

 Bilgi  [TTK. 23] 1- Maddenin 2.fıkrasında belirlenen sonucun doğumu için ana unsur: gönderilen belgenin fatura niteliğinde olmasıdır. Taraflar arasında herhangi bir şekilde sözleşme ilişkisi mevcut değilse veya sözleşme geçersiz ise; düzenlenecek olan belge, fatura niteliğinde olamayacağından bu belgeye itiraz edilmemiş olması durumu 2. fıkrada belirlenen sonucu doğurmaz. Sözleşme olmaksızın gönderilen belge, “icap” niteliğindedir, bu halde itiraz müessesi de icapla ilişkilendirilerek değerlendirilmelidir (Bkz. ...
(Şerh No: 140 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 20-10-2009 21:30)

 Bilgi  [AATHK. 1] 6183 sayılı kanunun 1'nci maddesinde hangi kamu kurumlarının alacaklarının bu kanun kapsamında takip ve tahsil edileceğine ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. Bu kanun kapsamında takip ve tahsili cihetine gidilecek olan kamu alacağının Devlete, il özel idarelerine ve belediyelere ait olması gerekmekle birlikte devlet idarelerinin neler olduğuna ilişkin düzenleme ise ekli cetvelde yer almıştır. Bu bakımdan bu kurumlara ait vergi, resim,harç ile ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme giderleri, v...
(Şerh No: 68 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 20-10-2009 16:59)

5953 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan yazılılık koşulu bir geçerlilik şartı değildir.
(Şerh No: 138 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 20-10-2009 13:19)

 Bilgi  [BasınİşK. 4] Maddede iş sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiği düzenlenmiştir. Bu düzenleme bakımından önemli bir sorun yazılılık şartının "ispat şartı mı yoksa geçerlilik şartı mı" olduğu noktasında toplanmaktadır. İş Hukuku gibi kamusal niteliği olan bir alanda hakim gerek uygulanacak hukuku, gerekse davacının hangi kanuna tabi çalıştığını resen belirler. Hal böyle olunca taraflar arasındaki fiili ilişkinin ne şekilde yorumlanacağı ve uyuşmazlığın çözümü taraflar arasındaki sözleşmeden bağımsı...
(Şerh No: 137 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 20-10-2009 13:16)

 Bilgi  [EskiBK. 308] Madde 308 in 3. fıkrasının "Hesabı carilerde, ticari faiz hesaplarının ve hususiyle tasarruf sandıklarında olduğu gibi faize faiz yürütmek âdet olan muamelelerin tabi olduğu hükümler mahfuzdur." şeklinde yer alan son cümlesi, 29.6.1956 tarih ve 6763 sayılı Kanunun 41. maddesi hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.
(Şerh No: 136 - Ekleyen: Av.Duygu IŞIK BEHREM - Tarih : 20-10-2009 13:06)

 Bilgi  [BasınİşK. 2] Maddede ilgili mecralarda çalışanların birtakım kanunlarla yeterince korunmuş oldukları ve "bağımsız" bir fikri faaliyet yürütemeyecekleri gözetilerek bu çalışanlar 5953 sayılı Yasa kapsamı dışına çıkarılmıştır. Bu kişilerin, koşulları mevcutsa 4857 sayılı İş Kanunu'nu kapsamında ya da özel mevzuat dahilinde kamu görevlisi olarak çalışıyor olmaları mümkündür.
(Şerh No: 135 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 20-10-2009 12:50)

 Bilgi  [554.S.KHK. 62] Madde 62 nin "Delillerin Tesbiti Davası" şeklindeki kenar başlığı, 26.6.2004 tarih ve 25504 sayılı R.G.'de yayımlanan, 22.6.2004 tarih ve 5194 sayılı Kanunun 18. maddesi hükmü gereğince değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.
(Şerh No: 134 - Ekleyen: Av.Duygu IŞIK BEHREM - Tarih : 20-10-2009 12:42)

 Bilgi  [554.S.KHK. 58] Maddenin değişiklikten önceki hali : "Bu Kanun Hükmünde Kararnamede öngörülen bütün davalarda, görevli mahkeme, Adalet Bakanlığı'nca kurulacak İhtisas Mahkemeleri'dir. Asliye Ticaret ve Asliye Ceza Mahkemeleri'nden hangilerinin İhtisas Mahkemesi olarak görevlendirileceğini ve bu mahkemelerin yargı çevresini Adalet Bakanlığı'nın teklifi üzerine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu belirler. Enstitü'nün bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine göre aldığı bütün kararlara karşı açılacak davala...
(Şerh No: 133 - Ekleyen: Av.Duygu IŞIK BEHREM - Tarih : 20-10-2009 12:40)

 Bilgi  [TTK. 5] İşbu madde; TTK.26,299,309,351,424,492, 1460; Tat.K.6/1,46; BK.137; İİK.154,156,158,164,173,174; FSEK.76; HUMK.187,188,189,190,193,225,428/1 maddeler ile irtibatlıdır.
(Şerh No: 131 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 20-10-2009 10:05)

 Bilgi  [556.S.KHK. 70] Marka hakkına tecavüzün durdurulması konulu davalarda tecavüz devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlememektedir.
(Şerh No: 130 - Ekleyen: Av.Duygu IŞIK BEHREM - Tarih : 20-10-2009 09:42)

 Bilgi  [TTK. 557] Türk Ticaret Kanununda düzenlenen kıymetli evraklar(Başkaca yasalarda düzenlenmiş kıymetli evraklar da vardır): 1- Pay (hisse) senetleri ve ilmuhaberler: Ortaklıktan doğan hakları mündemiç kıymetli evraklar. Pay senedi çıkarma yetkisi, Anonim Şirketlere ve Sermayesi Paylara Bölünmüş Komandit Şirketlere aittir. Limited Şirketlerin çıkardığı "pay senetleri" ile kooperatifler tarafından çıkarılan "ortaklık senetleri" kıymetli evrak niteliğinde değildir. Lakin "temettü kuponları, faiz kuponl...
(Şerh No: 127 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-10-2009 20:27)

 Bilgi  [TTK. 571] Karşılaştırma: Tüm adi senetler "nama yazılı" biçimde düzenlenmek zorundadır. "Hamil" e ya da "emre" yazılı olarak düzenlenmeleri söz konusu değildir. Adi senetlerde müstenit alacak devredildiğinde; devredene karşı sahip olunan kişisel def'iler, devralana karşı da ileri sürülebilir. Oysa "emre" ve "hamil"e yazılma imkanı olan kambiyo senetlerinde "bile bile borçlu zararına devralma dışında" keşideci ve lehdar arasındaki kişisel def'ilerin "hamil" e karşı ileri sürülme olanağı bulunmamaktadır. (B...
(Şerh No: 126 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-10-2009 20:06)

 Bilgi  [TTK. 620] Kambiyo senetleri, "ibraz senetleri" niteliğindedir. Adi alacaklardan farklı olarak "aranılacak borç" nitelikleri vardır. Maddede emredici nitelikte "ibraza mecburiyet" şartı; emre yazılı ticari senetlerdeki borcun "aranılacak borçlar"dan olduğunu vurgulamaktadır. Nedeni: Kambiyo senetlerinin tedavül niteliği gereği senet borçlusunun, senedin nerede ve kimde olduğunu bilmesine (çoğunlukla) olanak bulunmamasıdır. Yasal düzenlemeler çerçevesinde senet borçlusunun, senedin nerede ve kimde olduğ...
(Şerh No: 125 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 19-10-2009 19:02)

Özü : Objektif iyiniyetin gerektirdiği bazı durumlarda sessiz kalmak kabul anlamına gelebilir.
(Şerh No: 111 - Ekleyen: Av.Bülent Sabri AKPUNAR - Tarih : 19-10-2009 14:40)

 Bilgi  [TCK. 73] Madde başlığında yer alan ", uzlaşma" ibaresi, 19/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 2. maddesiyle metinden çıkarılmıştır.
(Şerh No: 124 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 19-10-2009 12:47)

 Bilgi  [TCK. 62] Maddenin birinci fıkrasında yer alan “beşte” ibaresi, 31/3/2005 tarihli ve 5328 sayılı Kanunun 2. maddesiyle “altıda” olarak değiştirilmiştir.
(Şerh No: 123 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 19-10-2009 12:38)

 Bilgi  [TCK. 61] 10. fıkranın numarası (7) iken, maddeye önce 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 1. maddesiyle, altıncı fıkradan sonra gelmek üzere yedinci ve sekizinci fıkra eklendiği için, (9) olarak teselsül ettirilmiş, daha sonra maddeye 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanunun 1. maddesiyle, sekizinci fıkradan sonra gelmek üzere (9) numaralı fıkra eklendiği için, fıkra numarası (10) olarak değişmiştir.
(Şerh No: 122 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 19-10-2009 12:36)

 Bilgi  [TCK. 50] (6) no.lu fıkrada yer alan "yaptırımın" ibaresi 26.02.2008 tarihli ve 5739 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle "tedbirin" olarak değiştirilmiştir.
(Şerh No: 121 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 19-10-2009 12:12)

Denizcilik İhtisas Mahkemesinin Kuruluş Yasasında zaman bakımından faaliyete geçme günü yönünden özel bir düzenleme bulunmamaktadır. HUMK. 1. ve 9. maddelerde "Davanın açılma tarihine" göre işlem tesis edilmesi genel bir kural olarak benimsenmiş olmakla, Denizcilik İhtisas Mahkemesinin görevinin belirlenmesinde davanın açıldığı tarihin esas alınması gerekir.
(Şerh No: 120 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 19-10-2009 11:04)

Özü: Ticaret Kanunu'nda bazı hukuki işlemlerle ilgili açık hüküm olmaması ticari teamülün gözardı edilerek doğrudan Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanmasını gerektirmez.
(Şerh No: 107 - Ekleyen: Av.Bülent Sabri AKPUNAR - Tarih : 18-10-2009 18:33)

Özü: Genel Olarak, serbest meslek sahiplerinin yaptığı muameleler ticari muamele sayılmaz.
(Şerh No: 108 - Ekleyen: Av.Bülent Sabri AKPUNAR - Tarih : 18-10-2009 18:32)

Elektronik ortamda yayın yapan gazetelerin de 5953 sayılı Yasa kapsamında "gazete" sayılmalı ve bu işte çalışan fikir ve sanat işçilerinin de 5953 sayılı Yasa kapsamında olduğunun kabul edilmelidir.
(Şerh No: 116 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 18-10-2009 15:50)

 Bilgi  [BasınİşK. 1] Kanun'un 1. maddesinde "gazeteci" kavramından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin bir düzenleme yer almaktadır. Buna göre "gazeteci" başka bir deyişle 5953 sayılı Kanun'a tabi bir çalışan sayılabilmek için; - Türkiye'de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında çalışmak, - Fikir ve sanat işi yapmak, - Çalışmanın karşılığında ücret almak, - İş Kanunu'nun işçi tarifi kapsamında olmamak koşullarını "birlikte" taşımak gerekir. Bunun yanında 3984 sayılı Kanun'un 38....
(Şerh No: 69 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 18-10-2009 15:11)

 Bilgi  [BasınİşK. 1] 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun Radyo ve Televizyon Kuruluşlarının Haber Birimlerinde Çalışanlar Madde 38 – Radyo ve Televizyon kuruluşlarının haberle ilgili birimlerinde çalışanlar 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanuna tabidir. Bu birimlerde çalıştırılacak basın kartlı personelin asgari sayısını Üst Kurul belirler.
(Şerh No: 115 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 18-10-2009 15:08)

Özü itibariyle TTK.4. madde kapsamına girmediği için ticari mahiyette olmayan ve ticaret kanununda da düzenlenmemiş bulunan haksız fiil tazminat alacağının Ticaret kanununda düzenlenmiş bir husus olan (sigorta sözleşmesi) vasıtasıyla Kanuni halefiyet yolu ile bir ticaret şirketine intikal etmiş bulunması, özünde ticari niteliği bulunmayan (haksız fiilden kaynaklanan) hakkı, ticari hak ve/veya ticari dava haline getirmez. İntikal eden hak, mevcut hukuki durumu ile kanuni halefine geçer ve normal ...
(Şerh No: 113 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 18-10-2009 12:09)

TTK. 3. maddedeki "fiil" ibaresinden hareketle lafzi bir yorum ile, tüm haksız fiillerin ticari iş sayılması gerekeceği sonucuna varmak pek mümkün görülmemektedir. Türk Hukuku bakımından da Alman ve İsviçre Hukuklarında kabul edildiği gibi haksız fiillerden dolayı reeskont faizi yürütülmesi İçin bu haksız fiillerin Ticaret Kanununda düzenlenmesi , veya fiilin gerek mağdur gerek fail bakımından (yani iki taraf içinde) ticari iş niteliğinde olması gerekmektedir.
(Şerh No: 102 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 18-10-2009 08:18)

Faturanın altları faturayı düzenleyen tarafından imza edilmek suretiyle kapatılmıştır. Bu şekilde düzenlenen kapalı fatura ticari örf ve adete göre bedelinin ödendiğine karinedir.
(Şerh No: 104 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 18-10-2009 08:17)

Kararın özü : Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik düzenlemeye TTK. hükümlerinde yer verilmemişse de, TTK.nun 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine olanak tanınması kaçınılmazdır ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 s...
(Şerh No: 89 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 18-10-2009 08:16)

 Bilgi  [TTK. 1] Türk Ticaret Kanununun 1. maddesine göre, ticari bir uyuşmazlığın çözümünde aşağıdaki şekilde hareket edilir: İhtilaflarda öncelikle Emredici (amir) hükümler nazara alınır. Amir hükümler, taraflarca ileri sürülmemiş bulunsa bile mahkemece HUMK.76 dairesinde re'sen tatbik edilir. İkinci olarak tarafları bağlayan bir özel hukuk sözleşmesi varsa, bu sözleşme hükümleri nazara alınır. Üçüncü olarak, Türk Ticaret Kanununda düzenlenen konu ile ilgili hükümlere bakılır. Dördüncü olarak, hakk...
(Şerh No: 91 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 16-10-2009 19:54)

 Bilgi  [TTK. 707] BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN Kanun No. 5838 Kabul Tarihi: 18/2/2009 28.02.2009 Tarihli 27155 sayılı R.G. MADDE 18- 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. “GEÇİCİ MADDE 2- 31/12/2009 tarihine kadar, üzerinde yazılı keşide tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.”
(Şerh No: 106 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-10-2009 15:11)

 Bilgi  [TTK. 589] "İmzaların bağımsızlığı" olarak anılan düzenlemeye göre varolmayan bir kişiye ait imza olması halinde dahi her imza, kendi sahibini bağlamaktadır. Çünkü senet üzerindeki her imza birbirinden bağımsız borçları ihtiva eder. Keşidecinin imzası da bu kurala dahil olmakla birlikte; senede Fatih Sultan Mehmet, Nasrettin Hoca şeklinde bir imza atılmış olması halinde bu durum, "senette asli borçlu yok" anlamına geleceğinden senet geçersiz sayılacaktır.
(Şerh No: 105 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 16-10-2009 14:37)

 Bilgi  [TTK. 2] Teamül, kavram olarak Türk Dil Kurumu Büyük Sözlüğünde aynen: teamül Ar. te¤¥mul a. (tea:mül) 1. Bir yerde öteden beri olagelen davranış:" olarak tanımlanmaktadır. Ticari Örf ve Adet ise, aynı sözlükte aynen: örf ve âdet görenek. ~ hukuku; görenek töresi." olarak açıklanmaktadır. Türk Ticaret Kanununun 2. maddesinde, aynı kanunun 1. maddesinin son fıkrasının atfına uygun olarak hakkında yazılı bir hüküm bulunmayan ticari konularda Ticari Örf ve Adetler, ticaret kanununda düzenlenmem...
(Şerh No: 103 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 16-10-2009 14:14)

 Bilgi  [TTK. 3] Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde Ticari İş'in sınırları çizilmiştir. Bunun şu önemi vardır: Mahkemeler önüne gelen ihtilafı çözerken ihtilaf konusu olaya ticari hükümlerin mi yoksa genel hükümlerin mi uygulanacağını, ihtilaf konusu olayın ticari iş olup olmamasına göre değerlendirecektir. TTK.3. maddeye göre; Türk Ticaret Kanununda düzenlenen her konu peşinen "Ticari İş" sayılır ve o konu hakkında ticari hükümler uygulanır. Mesela,TTK.583-735'de düzenlenen Kambiyo senetlerinin tanzimi...
(Şerh No: 101 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 16-10-2009 13:06)

 Bilgi  [TCK. 43] Maddenin 3. fıkrasında geçen "cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı" ibaresi, 29.06.2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 6. maddesiyle madde metninden çıkarılmıştır.
(Şerh No: 98 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 16-10-2009 07:06)

 Önerge  [TTK. 1] "Türk Ticaret Kanunu, Türk Medeni Kanununun ayrılmaz bir cüz'üdür. Bu kanundaki hükümlerle, ticari işletmeyi ilgilendiren ticari işlere dair diğer kanunlarda yazılı hususi hükümler, ticari hükümlerdir. Hakkında ticari bir hüküm bulunmıyan ticari işlerde mahkeme, ticari örf ve adete, bu dahi yoksa umumi hükümlere göre karar verir."
(Şerh No: 97 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-10-2009 16:05)

 Bilgi  [TTK. 6] TTK m.25/4 te olduğu gibi Kanunun izin verdiği haller dışında zamanaşımı sürelerinde değişiklik yapılması yasaklanmıştır. Fakat sözleşme taraflarının "alacağın muaccel olacağı tarihi" serbestçe kararlaştırmasına ve/veya "muaccel olmuş bir alacağın muacceliyet tarihini daha sonraya erteleme konusunda anlaşmaları"na engel bulunmamaktadır.
(Şerh No: 96 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-10-2009 15:54)

 Bilgi  [TTK. 8] Maddedeki istisnalar dışında "bileşik faiz (faize faiz yürütülmesi)" yasaktır. Bu durum 818 Sayılı Borçlar Kanunu madde 104/3 ün emredici hükmü (Geçmiş günler faizinin tediyesinde temerrüt sebebi ile faiz yürütülemez) ile paraleldir. Ancak TTK da özellikli bir istisna daha mevcuttur. TTK m. 637/1 gereği poliçe veya bono; TTK 722-730 gereği de çek hamili, müracaat borçlusundan talepte bulunurken, vadenin gelmesinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizini de talep eder. Bu durumda "hamil" e öd...
(Şerh No: 94 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 15-10-2009 15:41)

Borçlar Kanununun 486.maddesi ticari olmayan kefaletlerde caridir. Ticari kefalette (Bu konuda ticaret kanununda bir hüküm olmadığı halde)asil ve kefilin mutlak iştiraki mesuliyeti hakkında memlekette umumi bir teamül cari olduğundan kefil ve asilin aynı zamanda mutalep olmaları icap eder.
(Şerh No: 93 - Ekleyen: Av.Mehmet Saim DİKİCİ - Tarih : 15-10-2009 15:34)

 Bilgi  [TCK. 13] Maddenin şu anki (3) numaralı fıkrasının numarası (2) iken, maddeye 29/6/2005 tarihli ve 5377 sayılı Kanunun 3. maddesiyle, birinci fıkradan sonra gelmek üzere ikinci fıkra eklendiği için, (3) olarak teselsül ettirilmiştir.
(Şerh No: 88 - Ekleyen: Av.Cengiz ALADAĞ - Tarih : 15-10-2009 13:47)

 Bilgi  [TTK. 667] Karşılaştırma: Kanunun 690. maddesi gereği bonolarda ve 730. maddesi gereği çeklerde de uygulanan 667. madde gereğince kambiyo senetlerine bağlı borç "aranılacak borçlardan" olmasına karşılık 818 Sayılı Borçlar Kanunun 73. maddesi, adi borcu "götürülecek borçlar" olarak düzenlemiştir.
(Şerh No: 76 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 14-10-2009 23:39)

 Bilgi  [MK. 178] Buradaki zamanaşımı hakdüşürücü süre olmayıp, ilk itirazlarla birlikte ileri sürüldüğü taktirde değerlendirilecek olan def'idir. Karşı tarafça süresinde ileri sürülmesi gerekir, re'sen nazara alınamaz.
(Şerh No: 79 - Ekleyen: Av.Ufuk BOZOĞLU - Tarih : 14-10-2009 23:26)

 Bilgi  [TTK. 644] Madde gereği; Kambiyo senetlerinde "zamanaşımı def'i" nin ileri sürülmesi halinde "alacaklı"; "temel ilişkiye" veya "sebepsiz zenginleşme" ye dayalı olarak talepte bulunabilmesine rağmen; adi senetlerde "zamanaşımı def'i"nin ileri sürülmesi halinde (818 S.K. m.140)"alacaklı"nın istemi zamanaşımı nedeniyle reddedilir ve söz konusu borç bu halde "tabii borç" haline gelir.
(Şerh No: 77 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 14-10-2009 22:23)

 Bilgi  [TTK. 621] Karşılaştırma: Kanunun 690. maddesi atfıyla bonolarda ve 730. maddesi atfıyla çeklerde de uygulanan maddenin 2. fıkrası uyarınca "kısmi ödeme" halinde "hamil" bu ödemeyi reddedemeyecektir; oysa 818 Sayılı Borçlar Kanununun 68. maddesi uyarınca "borcun miktarı belli ve istenebilir nitelikte" ise "Alacaklı" kısmi ödemeyi reddetme hakkını haizdir; Borçlar Kanununda alacaklıya "kısmi ödeme hali için" -red veya kabul konusunda- seçimlik hak tanınmıştır.
(Şerh No: 75 - Ekleyen: Av.Nevra ÖKSÜZ - Tarih : 14-10-2009 21:58)

 Bilgi  [AATHK. 1] T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı (Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü) Sayı : B.07.1.GİB.4.99.16.01/01/MUK-41 03.10.2007/19435 Konu: Davası henüz derdest olan idari para cezasının 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilip edilemeyeceği ………………………………. İlgi: Gelir İdaresi Başkanlığına vermiş olduğunuz …/…/2007 tarihli dilekçeni...
(Şerh No: 74 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 14-10-2009 21:31)

 Bilgi  [AATHK. 79] T.C. GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Başkanlığı (Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü Sayı: B.07.1.GİB.4.99.16.01/01/MUK-5 25.01.2008/2280 Konu: 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 79.maddesi kapsamında düzenlenen haciz bildirilerine itirazın usul ve esasları. ……………………………………………… İlgi: ………..2007 tarihli dilekçeniz. Müv...
(Şerh No: 73 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 14-10-2009 21:27)

 Türkçe  [BasınİşK. 1] Yasanın Kapsamı Bu yasa hükümleri, Türkiye'de yayınlanan gazete ve dergilerle fotoğraf kuruluşlarında her türlü düşünce ve sanat işlerinde çalışan ve İş Yasasındaki "işçi" tanımının kapsamı dışında kalan kimseler ve onların işverenleri hakkında uygulanır. Bu yasanın kapsamına giren düşünce ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci denir.
(Şerh No: 72 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 14-10-2009 17:48)

 Bilgi  [BasınİşK. 1] Giriş maddesine 4857 sayılı İş Kanunu ile 5953 sayılı Yasa arasındaki ilişkiye dair bir bilgi eklemek gerekir: Basın İş Kanunu ile İş Kanunu arasında özel kanun - genel kanun ilişkisi olmadığı artık uygulamada genel kabul gören görüştür. Her ne kadar Yargıtay'ın 1967 tarihli bir kararında iki kanun arasında özel kanun - genel kanun ilişkisi olduğu anlamına gelecek şekilde karar verilmiş ise de bizce de hatalı olan bu yorum daha sonra terk edilmiştir. Artık Yargıtay tarafından da kabul edildiğ...
(Şerh No: 71 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 14-10-2009 17:09)

 Bilgi  [BasınİşK. 1] 5953 sayılı Yasa'yla igili bir bilgiyi paylaşmak Kanun'un ruhunu anlamak bakımından yararlı olabilir: 1961 darbesi sonrasında gazeteciler tarafından subaylara verilen desteğin bir ödülü olarak gazetecilerin çalışma hukukunu düzenleyen 5953 sayılı Yasa'da birçok değişiklik yapılmıştır. Bugün 5953 sayılı Yasa'nın avantajlı noktalarını oluşturan bu değişiklikleri yapan yasa 212 sayılı Yasa'dır. Öylesine çok ve köklü değişiklik yapılmıştır ki günümüzde Basın İş Kanunu'na, uygulayıcılar arasında 2...
(Şerh No: 70 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 14-10-2009 16:35)

 Bilgi  [İşK. 120] 1475 Sayılı İş Kanunu'nun Yürürlükte Olan 14. Maddesi: KIDEM TAZMİNATI (Değişik fıkra: 29/07/1983 - 2869/3 md.) Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin: 1. İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı bendinde gösterilen sebepler dışında, 2. İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca, 3. Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyle, 4. Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut to...
(Şerh No: 66 - Ekleyen: Av.Engin ÖZOĞUL - Tarih : 14-10-2009 10:25)

 Türkçe  [EskiBK. 1] Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması açık ya da örtülü olabilir.
(Şerh No: 63 - Türkçeleştiren: Özge YÜCEL - Tarih : 14-10-2009 08:32)

 Bilgi  [GelirVK. 1] 193 sayılı gelir vergisi kanununun 1'inci maddesinde, kanunun konusu tanımlanmış olup, sadece gerçek kişiler tarafından elde edilen kazanç ve iratlar bu kanun kapsamında vergilendirilecektir. gerşek kişilerin elde edecekleri kazanç ve iratlar dönemsellik ilkesine, vergi kanunlarının konuluş ve uygulanma amacına uygunluk sağlanması bakımından bir takvim yılı içinde elde edilmiş olmalıdır, bir diğer husus ise, gelirin safilik ilkesi benimsenmiştir, gelirin safiliği ilkesinden kasıt, bu kanun hüküm...
(Şerh No: 62 - Ekleyen: Muhsin KOÇAK - Tarih : 14-10-2009 00:15)

 
THS Sunucusu bu sayfayı 0,37848306 saniyede 10 sorgu ile oluşturdu.

Türk Hukuk Sitesi (1997 - 2016) © Sitenin Tüm Hakları Saklıdır. Kurallar, yararlanma şartları, site sözleşmesi ve çekinceler için buraya tıklayınız. Site içeriği izinsiz başka site ya da medyalarda yayınlanamaz. Türk Hukuk Sitesi, ağır çalışma şartları içinde büyük bir mesleki mücadele veren ve en zor koşullar altında dahi "Adalet" savaşından yılmayan Türk Hukukçuları ile Hukukun üstünlüğü ilkesine inanan tüm Hukukseverlere adanmıştır. Sitemiz ticari kaygılardan uzak, ücretsiz bir sitedir ve her meslekten hukukçular tarafından hazırlanmakta ve yönetilmektedir.